SAĞLIK - 01 Eylül 2020 Salı 19:47

Koronavirüs salgınıyla mücadelede kritik öneme sahip '3CLpro' enzimi üretildi

A
A
A
Koronavirüs salgınıyla mücadelede kritik öneme sahip '3CLpro' enzimi üretildi

Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı 2020 yılı Covid-19 ile Mücadele ve Dayanıklılık Programı kapsamında 21 Nisan 2020 tarihinde sözleşmesi imzalanan, Bartın Üniversitesi’nin yararlanıcı olduğu “In-Vitro Ilaç Tarama Sisteminin Oluşturulmasına Yönelik Main Proteaz Enziminin Rekombinant Olarak Üretilmesi” projesi başarıyla tamamlandı.

Bartın Üniversitesi laboratuvarlarında 3 ay süren çalışmaların ardından Koronavirüs (Covid-19) tedavisinde kullanılacak önleyici ve tedavi edici ilaçların testleri için gereken kritik öneme sahip “3CLpro” adlı enzim rekombinant DNA teknolojisi yöntemleriyle yerli olarak üretildi.

Salgınla mücadeleye katkı sağlayabilecek önemli bir adım

Bartın Üniversitesi Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Dursun Kısa gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgiler vererek, “İn-Vitro İlaç Tarama Sistemlerinin Oluşturulmasına Yönelik Main Proteaz Enziminin Rekombinant Olarak Üretilmesi projesi kapsamında önemli bir başarı elde ettik. Covid-19 salgınıyla mücadelede kullanılacak ilaçların in-vitro inhibisyon çalışmalarında kullanılacak enzimlerden biri olan main proteaz enzimi (3CLpro), rekombinant DNA teknolojisi yöntemleriyle yerli imkânlar kullanarak üretimini gerçekleştirdik. Virüsün replikasyon sistemi ile ilişkili önemli bir enzim olan ve ilaç çalışmalarında inhibisyon denemelerinde kullanılan 3CLpro enzimi, anti-viral ilaçların hedeflerinden biri olduğundan salgınla mücadelede önemli bir yer teşkil etmektedir” dedi.

Proje kapsamında yerli imkânlarla üretilen main proteaz enzimi ile salgınla mücadelede tedavi ve önleyici ilaçların üretiminin daha da hızlanması öngörülmektedir. Haftalık 100 rxn üretimi gerçekleştirilebilen 3CLpro enzimi ile birlikte diğer çalışmaların da ara verilmeden devam ettiği görülen laboratuvarda, ayrıca akademisyenler tarafından virüsün replikasyonunda rol alan ve anti-viral ilaç hedeflerine yönelik bir diğer enzim üretim çalışmalarına da başlandığı ve kısa süre içerisinde bu enzimin üretiminin hedeflendiği beyan edildi. Farklı enzimlerin üretiminde ihtiyaç duyulan altyapılar büyük oranda benzerlik gösterdiğinden, çeşitli sektörlerde ithalat yoluyla temin edilen enzimlerin sağlık, gıda, farmasötik, kozmetik, deterjan, tekstil, hayvan besleme, deri ve yem sanayi gibi uzun vadede yerli üretimine katkı sağlama potansiyeli bulunuyor.

Projenin başta farmakolojik çalışmalar olmak üzere kozmetik, deri, tekstil ve veterinerlik alanlarında yapılacak diğer çalışmalara da altlık oluşturacağı öngörülüyor.

Bülent Bostanci
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana "IBAN" mağduru Özlem’in babası: "Kimse, kimseye IBAN’ını vermesin" Adana’da arkadaşına IBAN’ını kullandırdığı için hakkında 20 dava açılan ve en sonunda cezaevine giren genç kızın babası Ahmet Develi, "Kızımın IBAN kullandırması doğru değil ancak bu mağduriyetin bir an önce giderilmesini istiyoruz. Yeni düzenlemeler yapılacağı söyleniyor, bekliyoruz. Bu dolandırıcılığı asıl yapanlar belli, onların ceza almasını istiyoruz. Cezaevinde bile Özlem gibi mağdur çokmuş" dedi. Adana’da yaşayan 23 yaşındaki Özlem Develi, iddiaya göre 2023 yılında dershaneden arkadaşı M.D.’ye özel bir bankadan hesap açıp kullanması için verdi. Bu süreçte M.D.’nin dershaneye gelmemesinden şüphelenen Develi, 15 gün sonra karakoldan çağrılarak, hakkında dolandırıcılıktan işlem yapılıp dava açıldı. Genç kız durumu polis ekiplerine anlatıp M.D. hakkında şikayetçi oldu ve ardından bankadaki hesabını kapattırdı. M.D.’nin hesap kapatılmadan önce sosyal medya platformlarından çekiliş düzenleyip kazanan kişilerden para talep ettiği ortaya çıktı. Parayı ödeyen ancak çekilişten kazandığı ürünleri alamayan kişiler ise IBAN sahibi hakkında şikayetçi oldu. Bunun üzerine Özlem Develi, geçtiğimiz haziran ayında cezaevine girdi. Bir süre cezaevinde kaldıktan sonra çıkan genç kız, geçtiğimiz hafta Burdur 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen bir dava sonucu 4 yıl 5 ay hapis cezası ve 149 bin 960 TL idari para cezası aldı. Genç kız hakkında açılan 20 davadan 11’inin ise ülke genelindeki çeşitli mahkemelerde sürdüğü öğrenildi. 22 Ocak’ta aranması varken röportaj veren ve gözyaşlarıyla tüm Türkiye’yi ağlatan Özlem, 4 Şubat’ta ise merkez Yüreğir ilçesindeki evinde polis ekiplerine teslim oldu. Genç kız, anne ve babasıyla vedalaşıp Mersin Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na götürüldü. "IBAN" mağdurları gündem oluşturdu İHA muhabirleri tarafından yapılan Özlem Develi’nin haberinin tüm Türkiye’de geniş yankı uyandırmasının ardından IBAN mağdurları sosyal medya üzerinden gündem oluşturdu. Yurt genelinde cumhuriyet başsavcılıklarından güvenlik güçlerine kadar birçok kurum ’IBAN’ını Paylaşma, Hayatını Harcatma’ gibi duyurularla farkındalık bilgilendirmesi yaptı. Geçtiğimiz günlerde ise Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Kartal İmam Hatip Lisesi Meclis Simülasyonu programında IBAN dolandırıcılığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tunç, "IBAN hesap numaranızı bir başkasına para karşılığında veremezsiniz. Neden veriyorsunuz? Verdiğinizde o paranın nereden geldiğini sorgulamak zorundasınız. Sebepsiz yere hesabınıza para geliyorsa ve siz hesap numaranızı paylaşıyorsanız, dolandırıcılığa maruz kalabileceğinizi düşünmeniz gerekir" diye konuştu. "Cezaevinde Özlem gibi mağdur çokmuş" Kızının tutuklanmasının ardından İHA’ya açıklamalarda bulunan baba Ahmet Develi, "Kızım böyle bir hata yaptı, menfaat ve çıkar ilişkisi yoktu, kızım iyi niyetinin kurbanı oldu. Biz zor durumda bu süreci atlatmaya çalışıyoruz. Kimse, kimseye IBAN’ını kullandırmasın. Kızım için ve diğer mağdurlar için inşallah iyi bir sonuç bekliyoruz. Düzenleme yapılacak deniyor, bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Haberlere çıkmalarının ardından kendilerine birçok mağdurun ulaştığını da anlatan baba Develi, "Kızım gibi mağdur çok fazla. Haberlerden sonra ulaşanlar oldu, 14 ay hapis yatan birisi de ulaştı, zor durumda. Kızım gibi mağdur çok. Özlem şu anda cezaevinde ve 4 ay orada kalması bekleniyor. Tek sevindiğimiz 4 ayda kızımızın çıkacak olması. Bu dolandırıcılığı asıl yapanlar belli, onların ceza almasını istiyoruz. Cezaevinde bile Özlem gibi mağdur çokmuş" diye konuştu.
Adana Çekiciyle gelen doğum günü sürprizi yüzleri güldürdü Adana’da araç çekiciliği işi yapan baba, 2 yaşındaki oğlunun doğum gününe şehir dışındaki işi nedeniyle geç kalınca, gönlünü almanın farklı bir yolunu buldu. Baba oğlunun çok istediği akülü oyuncak arabayı çekiciye yükleyip gece yarısı eve getirerek sürpriz yaptı. Çekicilik yaparak geçimini sağlayan bir çocuk babası 30 yaşındaki Muhammet Ali Namlu, oğlunun doğum gününde Kayseri’de iş çıkınca gitmek zorunda kaldı. Oğlunun doğum gününe geç kaldığı için çok üzülen baba Namlu, Hüseyin’in oyuncak araçlara olan ilgisini bildiği için, dönüş yolunda onun çok sevdiği bir oyuncak araba satın aldı. Gece saat 02.00 sularında eve dönebilen baba, aldığı oyuncağı farklı bir şekilde teslim etti. Oyuncak arabayı kendi kullandığı çekicinin üzerine yükleyen baba, sürprizi bu şekilde gerçekleştirdi. Yaşadıklarını anlatan Muhammet Ali Namlu, "Kayseri’de iş çıktı, acil oraya gitmem gerekti. Çocuk, başkalarında araba görünce istiyordu. Gece iş dönüşü eve geç kaldım. Oğlumun çok sevdiği arabayı alarak ona sürpriz yapmak istedim. Arabayı çekicinin üzerine yükledim ve öyle getirdim. Bu şekilde görürse daha mutlu olur diye düşündüm. Gece yarısı getirebildim, çok mutlu oldu. Arabadan inmedi, hatta aldığımız gün içinde uyudu" dedi. Doğum gününe katılamadığı için üzgün olduğunu belirten Namlu, "Doğum gününe yetişemediğim için iş dönüşü gece 02.00’de çekiciyle getirdim arabasını. Çok mutlu olduğunu düşünüyorum. Çekici olunca nakliyeci tutmayalım dedim. O yüzden çekiciye yükleyip getirdim" diye konuştu. Gece yarısı gelen çekici üzerindeki oyuncak arabayı gören 2 yaşındaki Hüseyin’in mutluluğu ise ailesine duygusal anlar yaşattı. Baba Namlu’nun sürprizi, hem oğlunun doğum gününü unutulmaz kıldı hem de görenlerin yüzünü güldürdü. (FKE-HİV-
Gümüşhane Sadak Baraj Gölü buz tuttu Gümüşhane’nin Kelkit ilçesindeki Sadak Baraj Gölü, dondurucu soğuklarla birlikte buzla kaplandı. Kelkit ilçesi Sadak köyü sınırlarındaki Sadak Baraj Gölü, hava sıcaklıklarının sıfırın altına düşmesiyle tamamen buz tuttu. Kalınlığı yer yer 20 santimetreyi bulan buz tabakasıyla baraj gölü kış manzarasına büründü. Kar ve buzla kaplanan Sadak Barajı sakin atmosferiyle doğa tutkunlarının ilgisini çekerken, bölgeye gelen iki balıkçı da buz tutan gölde motorlu testereyle açtıkları deliklerden oltalarını suya bıraktı. "Korkutucu ama bizim için vazgeçilmez bir tutku" Baraj gölüne balık tutmanın yanında doğanın ve manzaranın keyfini çıkarmak için geldiklerini ifade eden Soner Bayram, "Boş zamanlarımızda arkadaşımla birlikte buraya gelip balık tutmaya çalışıyoruz. Balık tutmak bizim için bir keyif, bir tutku. Aynı zamanda huzur veriyor. Adrenalin sevenleri de buraya davet edebilirim. Biraz korkutucu olabilir ama bizim için vazgeçilmez bir tutku, bundan kopamıyoruz. Hava soğuk, buz kalınlığı yaklaşık 20 santimetre. Nasibimizi bekliyoruz. Balıkçılık gerçekten bir tutku işi. Burası yaklaşık bir ay önce buz tuttu ve bir ay kadar daha böyle devam eder. Sonrasında buzlar çözülmeye başlar. Biz yaz kış buraya geliyoruz. Kışın burada oturup çayımızı demliyor, keyif yapıyoruz. Yazın da ayrı bir güzelliği oluyor. Nasibimiz olursa balığımızı tutup gidiyoruz. Bu bizi mutlu ediyor. Aslında buraya sadece balık için değil, huzur ve keyif için geliyoruz. Biraz da heyecan arıyoruz. Düşme korkusu, balık tutup tutamama ihtimali. Ama hepsinden önemlisi buranın doğası ve manzarası bizi cezbediyor" dedi. "Buzların kırılmasından korkmuyoruz" Balık tutmanın kendisi için büyük bir zevk olduğunu ve bu nedenle buzların kırılmasından korkmadığını dile getiren Alperen Sevinç, "Sadak bizim için bir yaşam tarzı. Doğası ve muhteşem manzarasıyla gelip burada doğayla iç içe balık tutuyoruz. Balık bizim için vazgeçilmez bir zevk. Buzlar bile bizi durduramıyor. Buz ne kadar ince olursa olsun aksiyonu seviyoruz. Kırılma korkumuz yok. Gelip burada balığımızı tutuyor, stresimizi atıyoruz. Şehrin boğucu havasından uzaklaşıp doğayla buluşmak bize mutluluk veriyor. Tuttuğumuz balıkları da evde ya da köyümüzde pişirip afiyetle yiyoruz. Korkmuyoruz, çünkü doğaya alışığız. Doğaya alışık olmayan insanlar korkabilir. Kısacası aksiyonu seviyoruz, buzun kırılmasından da korkmuyoruz. Hiçbir şey bizi yıldıramaz" diye konuştu.
Samsun OMÜ’de ilk kez ameliyatsız "Mandallama" operasyonu gerçekleştirildi Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Kardiyoloji Anabilim Dalı, kalp sağlığı alanında önemli bir ilke imza attı. Üniversitenin kateter laboratuvarlarında, ileri derecede mitral kapak yetersizliği bulunan ve ameliyat riski yüksek olan hastalara yönelik ilk kez ameliyatsız "mandallama" (MitraClip) yöntemi uygulandı. Dünyada 2014 yılında onaylanan ve Türkiye’de bugüne kadar genellikle Ankara ve İstanbul gibi büyük merkezlerdeki seçilmiş hastalara uygulanan bu tedavi yöntemi, artık Samsun’da da hayata geçirildi. İşlem, açık kalp ameliyatı olamayacak kadar veya cerrahi riski çok yüksek olan hastalar için hayati bir alternatif sunuyor. Güçlü bir ekip çalışması Hastanenin Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Doç. Dr. Metin Çoksevim ve ekibinin öncülük ettiği bu zorlu operasyonlarda, İstanbul Aydın Üniversitesi ve Medical Park Florya Hastanesi’nden gelen tecrübeli isimler Prof. Dr. Hakan Uçar ve Doç. Dr. Sinem Özyılmaz da yer alarak destek verdiler. Prof. Dr. Mahmut Şahin ise bu girişimin üniversite ve hastalar için hayırlı olmasını dileyerek ekibe desteklerini sundu. Hastanın konforu ve işlemin başarısı için büyük önem taşıyan Prof. Dr. Deniz Karakaya ve Doç. Dr. Sezgin Bilgin liderliğinde anestezi ekibi de operasyon boyunca kardiyoloji ekibiyle omuz omuza çalışarak sürecin sorunsuz ilerlemesini sağladı. Yaşam kalitesini artıran teknoloji Tıbbi literatürde "Transkateter Uçtan Uca Tamir" (TEER) olarak da bilinen bu yöntem hakkında bilgi veren uzmanlar, işlemin hastaların yaşam kalitesini artırdığını, hastaneye yatış sıklığını düşürdüğünü ve ölüm oranlarını azalttığını vurguladı. İlk etapta iki vakanın alındığı laboratuuvarda, işlemlerin başarıyla sonuçlanması ve bu tedavinin bölgedeki hastalar için standart bir hizmet haline gelmesi hedefleniyor. (FAU