EKONOMİ - 24 Haziran 2021 Perşembe 11:54

Küresel markaların pazarlama iletişimi stratejisi ve uygulamalarını ele aldılar

A
A
A
Küresel markaların pazarlama iletişimi stratejisi ve uygulamalarını ele aldılar

Pazarlama iletişiminin temel bileşenlerinin küresel markalarca nasıl kullanıldığının örneklendirilerek aktarıldığı, iki yüz kadar ülkeye yayılmış bir küresel markanın nasıl bir iletişim stratejisi kurduğunun anlatıldığı "Küresel Markalar Bağlamında Bütünleşik Pazarlama İletişimi” adlı kitap okuyucusuyla buluştu.

İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Sarp Bağcan’ın editörlüğünde hazırlanan "Küresel Markalar Bağlamında Bütünleşik Pazarlama İletişimi” adlı kitap raflarda yerini aldı. Dr. Öğr. Üyesi Sarp Bağcan, kitabın ön sözünde şu ifadelere yer veriyor:

“Pazarlama iletişimi ve onun daha sistematik halde tanımlanmasını, uygulanmasını kolaylaştıran bütünleşik pazarlama iletişimi ise oldukça önemli bir kavram. Zira ya bir markanın yıllardır popüler olduğunu biliyoruz ya da birdenbire hayatımıza bir markanın girdiğini görüyoruz; zihnimizde farklı raflarda farklı markalar, ürün ve hizmetler var. İstek ve ihtiyaç halinde onları raflardan indiriyoruz. Üstelik yalnız da değiliz; en yakın çevremizden dünyanın hiç bilmediğimiz ücra noktalarına kadar milyonlarca hatta birkaç milyar insan bu durumu yaşıyor. Onların da zihin raflarında benzer şeyler var, tabii farklı olanlar da. Bunları dünya çapında zihin raflarına kim koyuyor? İşte bu kitap da bunları bir çeşit anlamaya çalışma yolculuğu. Küresel markalar dünyanın dört köşesinde milyarlarca insana kendilerini nasıl aktarıyorlar anlatmaya çalıştık.”

Bu bağlamda kitapta Interbrand, BrandZ, Deloitte gibi markalar üzerine küresel ölçekte çalışmalarda bulunan yapıların küresel marka listelerinden önemli örnekler inceleniyor.

İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Adnan Duygun, Dr. Öğr. Üyesi Gülsüm Vezir Oğuz, Dr. Öğr. Üyesi Emel Tozlu Öztay, Dr. Öğr. Üyesi Ebru Nergiz ve Dr. Öğr. Üyesi Sezgin Savaş’ın, diğer üniversitelerden Dr. Öğr. Üyesi İpek Okkay ve Dr. Öğr. Üyesi Saadet Uğurlu’nun katkıda bulunduğu, editör Dr. Öğr. Üyesi Sarp Bağcan’ın da yazar olarak katkı sağladığı kitapta yer alanlar bölümler ise şu şekilde sıralanıyor:

Küresel Markaların Glokal İletişim Stratejisi Ve Reklamlar Bağlamında İncelenmesi: Coca-Cola ve Çin Örneği

Halkla İlişkilerde Etkinlik Yönetimi Bileşenlerinin Küresel Markalar Bağlamında Lüks Tüketime Yönelik Öneminin İncelenmesi: Kalitatif Bir Araştırma Örneği

E-Perakende Sektöründeki Küresel Markaların Satış Geliştirme Faaliyetlerinin İncelenmesi: Amazon ve Alibaba Örnekleri

Küresel Markalarda Doğrudan Pazarlama: Instagram ve Facebook Örneği

Post Korona Döneminde Küresel Markalar ve Trendler

Veri Tabanlı Bütünleşik Pazarlama İletişiminde Yapay Zeka Kullanımı ve Dijital İş Gücü Yönetimi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya’da üretici don nöbetinde Antalya’da hava sıcaklıklarının gece saatlerinde düşmesiyle birlikte üreticiler, ürünlerini dondan koruyabilmek için seralarında sabaha kadar nöbet tuttu. Üreticiler, sobaları yakarak gece boyunca seraları ısıttı, ürünlerinin zarar görmemesi için gözlerini kırpmadan mücadele etti. Aksu İlçesi Yeşilkaraman Mahallesi’nde yaklaşık 13-14 yıldır kapya biber üretimi yapan Hasan Arslan, don tehlikesine karşı ilk nöbeti 5 dekarlık serasında başlattığını söyledi. Toplamda 10 dekar serası bulunduğunu belirten Arslan, "İlk don nöbetini buradan başlattım. Allah’ın izniyle diğer seralarımı da sırayla yakacağım. Sabah 07.30’a kadar seranın içindeyiz, bitkilerimiz üşümesin diye nöbet tutuyoruz" dedi. Soğuk havanın etkisini erken saatlerde hissettirdiğini ifade eden Arslan, "Dün gece sobaları 23.30-00.00 civarında yaktık. Bugün ise hava daha erken soğuduğu için 20.00- 20.30 gibi sobaları faaliyete geçirdik. Sabaha kadar don nöbetimiz devam edecek" diye konuştu. Don nöbetinin ailece tutulduğunu dile getiren Arslan, üretimin büyük bir özveri gerektirdiğini vurguladı. "Eşim ve çocuklarım da burada. Odun taşımada, sobaların kontrolünde bana yardımcı oluyorlar. Bu serada 9 soba yakıyoruz. Sabaha kadar sürekli kontrol etmek zorundayız" ifadelerini kullandı. Akdeniz bölgesinde olunmasına rağmen üreticinin soğukla mücadele ettiğini belirten Arslan, "Doğuda insanlar karda kışta yollarla mücadele ediyor. Biz de Antalya’da, sahil kesiminde ürettiğimiz ürünü dondan koruyabilmek için sabaha kadar serada bekliyoruz. Bitkiler üşümesin diye gözümüzü kırpmıyoruz" dedi. Don nöbetinin üreticiye ciddi bir yük getirdiğini belirten Arslan, maliyetlerin her geçen yıl arttığına dikkat çekti. Bir sobaya sabaha kadar defalarca odun atıldığını ifade eden Arslan, "Her sobaya gecede yaklaşık 150 kilo odun yakıyoruz. Odunun tonu 7 bin lira. Geçen yıl 19 ton odun aldım. Bu şartlarda üretim yapmak giderek zorlaşıyor" sözleriyle yaşadıkları zorluğu dile getirdi. "Yazın sıcağa karşı, kışın dona karşı mücadele ediyoruz" Kurşunlu Mahallesi’nde domates üreticisi Songül Çimen’de dondan korunmak için gece boyunca serasını terk etmeyen üreticiler arasında yer aldı. 5,5 dekarlık alanda domates üretimi yaptığını belirten Çimen, sobaları akşam saatlerinden itibaren yakmaya başladıklarını söyledi. Çimen, "Saat 20.30 gibi sobalarımızı yaktık. Sabaha kadar, saat 07.00’ye kadar don nöbeti bekliyoruz. Dün de sabaha kadar buradaydık" dedi. Don nöbetinin uykusuz ve yoğun bir çalışma gerektirdiğini ifade eden Çimen, "Bugün hiç yatmadık desek yeridir. Odunlarımızı, kömürlerimizi taşıdık, sobaların başında bekledik. Çalışmasak olmuyor. Bu iş kolaylıkla olmuyor" diye konuştu. Domates üretiminin hem yazın sıcakla hem de kışın soğukla mücadele gerektirdiğini vurgulayan Çimen, "Yazın sıcağa karşı, kışın dona karşı mücadele ediyoruz. Domates zor ama biz seve seve yapıyoruz. Zorluklarla yetiştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Üretici kadın olarak devletimize çok teşekkür ediyorum" Serasındaki domateslerin henüz bir kez hasat edildiğini belirten Çimen, "Domatesimiz bir sefer toplandı, geri kalanı duruyor. Bugün piyasa 45 lira olarak okunmuş. İnşallah umduğumuz gibi olur, yüzümüz güler" dedi. Çiftçinin ayakta kalmasının herkes için önemli olduğunu vurgulayan Çimen, "Çiftçinin yüzü gülerse Türkiye’nin yüzü güler. İlaççının da, komisyoncunun da yüzü güler. Hepimiz mutlu oluruz. Bütün don nöbeti bekleyen kardeşlerime kolaylıklar diliyorum. Mücadele edelim, üretmeye devam edelim. Türkiye’mizi biz doyuruyoruz" ifadelerini kullandı. Devletin verdiği desteklere de değinen Çimen, "Üretici kadın olarak devletimize çok teşekkür ediyorum. Destek oldu, yardımcı oldu. Fiyatlar yükseldi" diyerek sözlerini tamamladı.