TEKNOLOJİ - 28 Haziran 2016 Salı 17:49

Kurtulmuş: 'PKK uyuşturucu pazarının en önemli alıcı ve satıcısıdır'

A
A
A
Kurtulmuş: 'PKK uyuşturucu pazarının en önemli alıcı ve satıcısıdır'

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Bugün terör örgütleri maalesef narko-terör icra etmektedir. PKK’nın üst düzey yöneticilerinin uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı içerisinde yer aldığını gösteren uluslararası raporlar mevcut. Uluslararası alanda bu çerçevede yılda narkotikten elde edilen gelirin 1.3 trilyon dolarlık büyük bir pazara sahip" dedi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) tarafından düzenlenen “Medya Okulu Sertifika Töreni”ne katıldı. Meyra Palace Otel’de düzenlenen sertifika törenine Kurtulmuş’un yanı sıra Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kurtulmuş, yeni Türkiye yürüyüşünde bir yeni medyaya ihtiyaç olduğunu belirterek, “Medya bir ülkenin en önemli göstergelerinden biridir. O ülkenin ne kadar gelişmiş olduğunu sadece yolları, köprüleri, gayri safi milli hasılası gibi kriterler ile ölçemeyiz. Bunun yanında bir ülkenin ne kadar geliştiği o ülkenin medyasının gücü ve medyasının niteliğiyle de ölçülür. Dolayısıyla yeniden güçlü Türkiye istikametinde yol alacaksak Türkiye’de güçlü bir medyanın varlığı, gelişmesi ve bu medyanın halk üzerinde ortaya koyduğu etkilerdir” diye konuştu.

Kurtulmuş, medyanın sahip çıkmak durumunda olduğu en önemli meselelerden birisinin demokrasinin standartlarının yükseltilmesi, çoğulculuğun bütün prensipleriyle Türkiye’de etkin kılınması olduğunu ifade ederek, “Çok şükür 5 tane büyük darbeyi geçirmiş olmasına rağmen bu millet halen yeni Türkiye istikametinde yürüyebilecek gücü buluyorsa bunun en temel nedenlerinden birisi ortada her şeye rağmen sandığın olması, Türkiye’de milli iradenin etkin ve söz sahibi olmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNİN SIRTLARINI SIVAZLAYANLAR OLMASA TERÖRİSTLERİN BİR GÜN BİLE AYAKTA KALMASI MÜMKÜN DEĞİL”

“Yeni Türkiye yürüyüşünün önüne geçmek isteyen bir takım unsurlar olduğunu biliyoruz” diyen kurtulmuş şunları söyledi:

“Türkiye’de 27 Mayıs’ta darağaçlarını ortaya koyanlarla, 12 Eylül’de partileri kapatıp parlamentoyu lav edenlerle mantık olarak Türkiye’nin önüne terörü çıkararak vakit kaybettirenler arasında hiçbir fark yoktur. Bugün hendekler kazarak, çukurlar kazarak Türkiye’ye vakit kaybettiren terör örgütlerinin zihniyetleri arasında hiçbir fark yoktur. Her ikisinin de ortak noktası, milletin iradesini örtmek, milletin iradesini geçersiz kılmaktır. Her ikisinin ortak tarafı da milli irade üzerinde yükselen güçlü Türkiye’nin önüne geçmektir. Hep beraber terör örgütlerinin yapmış olduğu bütün bu faaliyetlere karşı ortak bir zemin oluşturacağız. Terör örgütlerinin dünyada zarar veremeyeceği hiçbir ülke yoktur. Türkiye olarak 40 yıldır PKK terör örgütüne, son dönemde de eş zamanlı olarak DAEŞ, DHKPC gibi terör örgütüne birlikte verdiğimiz mücadelelerde çoğu zaman yalnız bırakıldığımızı üzülerek söylüyorum. Terör örgütlerinin sırtlarını sıvazlayanlar olmasa teröristlerin bir gün bile ayakta kalması mümkün değil. Terörle mücadelede sadece askeri ve güvenlik açısından değil çok taraflı mücadele veriyoruz. Medya alanında da, kamu diplomasisi alanında da çok taraflı uluslararası mücadele veriyoruz.”

“PKK VE DAEŞ GİBİ TERÖR MAŞALARIYLA TÜRKİYE’NİN YOLUNUN KESİLMEK İSTENMESİ ASLA VE ASLA BAŞARACAKLARI BİR İŞ DEĞİLDİR”

Terörün bölgesel olarak da devam ettiğine dikkat çeken Kurtulmuş, “Adına da estetik bir laf söylediler ‘vekalet savaşları’ çok estetik bir söz. Açık söyleyeyim kalleşçe, iblisçe terör örgütlerini destekleme savaşı demektir bunun adı. Savaşların en alçakçasıdır, en aşağılığıdır. Bu vekalet savaşları dediğiniz şey Suriye’de 450 bin insanın ölmesine 3 milyon Suriyelinin Türkiye’de muhacir olmasına neden oldu. Bu vekalet savaşlarının arkasındaki bütün güçleri şiddetle lanetliyor, en büyük insanlık düşmanlığı içerisinde olduğunu bir kere daha ifade etmek istiyorum. Türkiye’nin vekalet savaşları yoluyla bir köşeye sıkıştırılmak istenmesi, bunun bir uzantısı olarak PKK ve DAEŞ gibi terör maşalarıyla Türkiye’nin yolunun kesilmek istenmesi asla ve asla başaracakları bir iş değildir. Bu millet elinde sonunda terör örgütü ve terör örgütünün sırtını sıvazlayanlara rağmen millet kazanacak, terör mağlup olacak” dedi.

Terör örgütünün en büyük finans kaynağı olan uyuşturucu trafiğine de değinen Kurtulmuş, “Bugün terör örgütleri maalesef narko-terör icra etmektedir. PKK’nın üst düzey yöneticilerinin uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı içerisinde yer aldığını gösteren uluslararası raporlar mevcut. Uluslararası alanda bu çerçevede yılda narkotikten elde edilen gerilin 1.3 trilyon dolarlık büyük bir pazara sahip. Terör örgütleri bu pazarın en önemli alıcı ve satıcılarıdır. Böylesine büyük bir pazara sahip olan diğer uyuşturucu tüccarları ve baronları bu kadar büyük karı elde etmek için neler yapmazlar ki? Suikastlar yaparlar, istedikleri örgütlere silah verirler, şirketler kurarlar. Bu çerçevede narko-teröre karşı mücadele etmek uluslararası camianın büyük sorumluluklarından birisidir” eleştirisinde bulundu.

“HAKİKATİ SÖYLEYEN GAZETECİLERE İHTİYAÇ VARDIR”

UMED’in haber alma özgürlüğünün sağlanması, haberlerin gerçek ve doğru verilmesinde önemli bir rolü olduğunu belirten Memur-Sen Başkanı Yalçın ise, “UMED önemli bir eksikliği tamamlayacak diye düşünüyorum. Medya faaliyetinin değerler üzerinden yükseleceği, gazetecilik etik ilkelerinin ihlal edilmeyeceği, millete yaslanan bu tip yaklaşımlara Türkiye’nin her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır. Çünkü geçmişte yaşadığımız birçok travmanın, ülkedeki demokrasinin türbülansa çekilmesi süreçlerinde en fazla ihtiyaç duyulan şey hakikati söyleyen gazetecilere ihtiyaç vardır. Bu ülkede yaşanan sıkıntılar sadece siyasetçilerin dirayetsiz olmasından kaynaklanmıyor, topyekün olarak toplumda bir dejenerasyon vardı, bütün sosyal oluşumlar bu anlamda bundan payını aldılar” diye konuştu.

Darbe dönemlerinde medyanın en kötü sınav veren sektörlerin başında geldiğini vurgulayan Yalçın, “Türkiye’nin bölgesinde güçlü bir ülke olarak üzerinde tanıştığı kadim medeniyetin yükünü taşıyan ve misyonunu yerine getiren, 2023-2071 gibi geleceğe hedef koyan bir ülkenin geleceği ihya etmesinde herkese sorumluluk düşüyor. Medya’da dilini buna göre inşa etmek zorunda. Dünyayı okurken dış güçlerin diliyle okuyan medya değil Türkiye’den dünyayı okuyan ve buradan mesaj veren bilinçli bir medya ve medya mensuplarına ihtiyaç var. Bu anlamda UMED’i son derece kıymetli çalışmalar içerisinde görüyorum” ifadelerini kullandı.

“Türkiye ayağa kalkması istenmeyen bir ülke, ayağa kalktığında bunun ne anlama geldiğini kapitalistler çok net bir şekilde biliyorlar ve görüyorlar” diyen Yalçın şunları kaydetti:

“Onun için 17-25 Aralık, gezi olayları yaşadık ve Danıştay saldırısı gibi bu ülkede çok enteresan toplum mühendislikleriyle karşı karşıya kaldık. Çünkü 10 yılda bir yaptıkları düzeneği aynı şekilde devam ettirelim ve sıfır noktasından başlayacak bir Türkiye’yi yeniden kurgulayalım istiyorlar. Ama bunun karşısında şapkasını alıp kaçan siyasetçiler değil, muhtıra geldiğinde kürsüye geçen ve muhtıraya karşı muhtıra veren siyasetçiler var. Türkiye’de darbe dönemlerinde ırgatlık yapan, uşaklık yapan emek örgütlenmeleri değil, bu süreçlere ilişkin seslerini ve sözünü yükselten, millet iradesinin yanında duran emek örgütleri var. 1 milyon sayısına ulaşmış Memur-Sen var. Tetikçilik yapan karargah medyacılığının bu ülkede medyacılık olarak baz alan, topuk selamıyla gazetecilik yapanlara inat yeni kuşaklar olaylar görüyor, arka planları görüyoruz diyen yeni genç gazeteciler var. Bu yürüyüş bu anlamda son derece önemli. Onun için UMED’in yaptığı çalışmalara psikolojik destek vermekten Memur-Sen ailesi olarak mutlu olduğumuzu ifade etmek istiyorum.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Kayserispor Başkanı Açıkalın: "Taraftarımızdan özür diliyoruz" Kayserispor Başkanı Nurettin Açıkalın, sarı-kırmızılı takımın küme düşmesinin ardından yaptığı yazılı açıklamada, "Taraftarımızdan özür diliyoruz" dedi. Kayserispor, Süper Lig’in bitimine 1 hafta kala Alanyaspor deplasmanın da aldığı 3-1’lik mağlubiyetle bir alt lige düşmeyi garantiledi. Sarı-kırmızılı takımın bir alt lige düşmesinin ardından sosyal medyadan açıklama yapan Kayserispor Başkanı Nurettin Açıkalın, "Yaklaşık 1,5 yıldır büyük fedakârlıklar ve zor şartlar altında, kulübümüz için maddi ve manevi anlamda çok ciddi emek verdiğimiz bir sürecin sonunda, ne yazık ki takımımız Süper Lig’e veda etmiştir. Sizler gibi bizler de derin bir üzüntü içerisindeyiz. Göreve geldiğimiz dönemde, 15 puanla umutsuz bir tablo devralmıştık. Ancak şehrimizin kenetlenmesi, taraftarımızın eşsiz desteği ve yönetim olarak ortaya koyduğumuz büyük mücadeleyle geçtiğimiz sezon Kayserispor’umuzu ligde tutmayı başardık" dedi. "Temlikler ve yeterli desteğin olmaması transfer tahtamızı açmamızı son güne bıraktı" Temlikler ve yeterli desteğin sağlanamaması nedeniyle transfer tahtasını, transfer döneminin son gününde, kendi imkânlarıyla açtırabildiklerini ifade eden Açıkalın, "Yeni sezona girerken de tek hedefimiz; bu büyük camiayı hem sportif hem de ekonomik anlamda yıllardır içinde bulunduğu zorlu süreçten çıkararak, hak ettiği güçlü yapıya yeniden ulaştırmaktı. Sezonun bitiminin hemen ardından, 2 Haziran tarihinde; daha önce bu ligde önemli başarılar yaşamış, birçok Süper Lig kulübünün ve büyük camiaların da gündeminde yer alan değerli bir teknik direktör ile anlaşarak yeni yapılanmanın temellerini atmak istedik. Ancak kulübümüzün içinde bulunduğu ağır ekonomik şartlar, gelirler üzerindeki temlikler ve yeterli desteğin sağlanamaması nedeniyle transfer tahtasını ancak transfer döneminin son gününde, kendi imkânlarımızla açabildik. Bu süreçte teknik heyetimizin talepleri ile mevcut bütçe gerçekleri arasında denge kurmaya çalışırken, arzu ettiğimiz kadro planlamasını tam anlamıyla gerçekleştiremedik. Alınan sonuçlar sonrasında, taraftarımızın haklı tepkilerini ve beklentilerini dikkate alarak teknik kadroda değişikliğe gittik. Sonrasında ise, geçmişte kulübümüzde önemli başarılar yaşamış bir futbol ekolünün temsilcisi olan ve kendi ülkesinde kupalar kazanmış değerli bir teknik adamla yeni bir başlangıç yaparak umudumuzu korumaya çalıştık. Ancak devam eden süreçte yaşananlar kamuoyunun da malumudur" ifadelerini kullandı. "Uzun süre sistematik saldırıların altında kaldık" Başkan Açıkalın, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Tüm taraftarlarımız ve kamuoyu şunu çok iyi bilmelidir ki; Bizler görev yaptığımız süre boyunca, Kayserispor’un menfaatlerini her şeyin üzerinde tuttuk. En zor dönemlerde dahi, kulübümüzün yaşadığı derin sorunları büyütüp kaos ortamı oluşturmamaya özen gösterdik. "Kol kırılır yen içinde kalır" anlayışıyla hareket ederek, birçok sıkıntıyı kamuoyu önünde dillendirmemeyi tercih ettik. Taraftarımızın üzüntüsü, tepkisi ve serzenişi sonuna kadar haklıdır ve başımızın üzerindedir. Ancak aynı zamanda; Kayserispor camiasına ve şahsımıza yönelik, uzun süredir sistematik şekilde sürdürülen haksız ve maksatlı saldırıların da farkında olduğumuzu ifade etmek isterim. Herkes şunu bilmelidir ki; takımlar düşebilir, ancak büyük camialar ayakta kalır. Kayserispor, köklü tarihi, güçlü aidiyet duygusu ve büyük taraftarıyla yeniden ayağa kalkacak güce fazlasıyla sahiptir. Yapılacak doğru planlamalar, alınacak dersler ve sağlanacak birliktelikle, Kayserispor’umuzun çok daha güçlü şekilde geri döneceğine inancımız tamdır. Bu hafta içerisinde gerçekleştirilecek istişarelerin ardından, kulübümüzün geleceğine dair alınacak kararlar ve yol haritası kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşılacaktır. Büyük Kayserispor taraftarına yaşattığımız bu derin üzüntü nedeniyle içtenlikle özür diliyoruz. Hatalardan ders çıkarmak ve yeniden ayağa kalkmak, bu camianın karakterinde vardır. Kayserispor camiası; sağduyusu, birlikteliği ve vakarından ödün vermeyen duruşuyla bu zor günleri de aşacaktır."
Samsun Samsun’da Anneler Günü’nde konser coşkusu MHP Samsun İl Başkanlığı tarafından düzenlenen Anneler Günü konseri, binlerce vatandaşın katılımıyla coşku içinde gerçekleştirildi. İlkadım ilçesi Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen konserde sanatçılar Burçe Bozkurt, Ali Kınık ve Mustafa Yıldızdoğan sahne aldı. Dillerden düşmeyen şarkılarla meydanı dolduran binlerce kişi unutulmaz anlar yaşadı. Ellerinde Türk bayraklarıyla alanı dolduran vatandaşlar, sanatçıların şarkılarına hep bir ağızdan eşlik etti. Konserde bir konuşma yapan MHP Samsun İl Başkanı Burhan Mucur, "Hayatımıza yön veren ailemizin temel direği olan annelerimizin duaları milletimizin en büyük gücü, geleceğimizin en büyük teminatıdır. Ebediyete irtihal etmiş tüm annelerimizi rahmet, minnet ve dualarla yad ediyoruz. Tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyoruz" dedi. Mucur, vatandaşları 19 Mayıs günü gerçekleşecek MHP İl Başkanlığı açılışına davet ederek, MHP’nin ilk kongresinin de aynı gün ve yerde açılışın akabinde yapılacak İlkadım İlçe Kongresi’yle başlayacağını söyledi. MHP Samsun Milletvekili İlyas Topsakal ise, "Bir davanın önemli insanları olur. Bunlardan en önemlisi bizim sanatçılarımız. Bugün burada dinleyeceğimiz Ali Kınık, Mustafa Yıldızdoğan. Onlar bizim iç nefesimiz, gönüllerimizin sultanı. Dile getiremediklerimizi dile getiren sanatçılarımız. Her davanın, her milletin sanatçısı olduğu gibi her milletin dayanak noktaları vardır. Bizim ülkemizin, Türklerin Anadolu’daki dayanak noktası, başlangıç noktası Samsun’dur. Yani sizlersiniz. Bu ateşi sizler yakıyor, sizler taşıyorsunuz" diye konuştu.
Diyarbakır DTSO Başkanı Kaya: "Bugün bir halkın umudu kazandı’’ Amed Sportif Faaliyetler’in Süper Lig’e yükselmesinin ardından Diyarbakır’da düzenlenen kutlamalarda çok sayıda taraftar Nevruz Parkı’nı doldurdu. Kutlamalarda konuşan DTSO Başkanı Mehmet Kaya, Amed Sportif Faaliyetler’in başarısının yalnızca sportif bir başarı olmadığını belirterek, bunun Diyarbakır’ın ortak iradesini ve umudunu temsil ettiğini söyledi. Amed Sportif Faaliyetler’in elde ettiği başarının yıllardır verilen mücadelenin sonucu olduğunu ifade eden Kaya, kulübün zorlu süreçlerden geçtiğini ve büyük bedeller ödediğini söyledi. Kaya, "Çünkü Amedspor’un elde ettiği bu başarı yalnızca sportif bir başarı değildir. Bu başarı Diyarbakır’ın yeniden ayağa kalkma iradesidir. Bu başarı bir kentin umududur. Bu başarı yıllardır içinde büyüttüğü inancın zaferidir. Güçlü kulüpler tesadüfen ortaya çıkmaz. Güçlü şehirler güçlü kurumlar üretir. Güçlü kurumlar ise başarı kültürü oluşturur. Bugün sadece bir takım Süper Lige yükselmedi. Bugün bir halkın umudu kazandı. Amedspor çok büyük bir hikaye yazdı. Ve bu başarı anamızın ak sütü gibi helaldir. Genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle iş dünyasıyla, emekçisiyle herkes Amedspor’un etrafında kenetlendi. Omuz omuza verildi ve 16 yıllık hasret hep birlikte sona erdirildi. Bugün Van’da da sevinç var. Ağrı’da da sevinç var. Urfa’da, Hakkari’de, Ankara’da, Erbil’de, Süleymaniye’de aynı gurur, aynı heyecan yaşanıyor. Çünkü Amedspor artık yalnızca bir futbol kulübü değildir. Amedspor bu coğrafyanın ortak heyecanı, ortak sevinci ve ortak gururu haline gelmiştir’’ dedi. Sporun toplumları birbirine yakınlaştırdığına dikkat çeken Kaya, Diyarbakır’daki kutlamaların yalnızca futbol coşkusu olmadığını söyledi. Kaya, "Bugün Diyarbakır’da yükselen bu coşku sadece futbol coşkusu değildir. Bu aynı zamanda birlikte yaşama iradesinin, ortak geleceğe inanmanın ve toplumsal dayanışmanın coşkusudur. Çünkü insanlar bazen en güçlü bağı aynı tribünde kurar. Aynı heyecanda buluşan insanlar birbirini daha iyi anlar" diye konuştu. 2Bu kent artık başarıyla anılmak istiyor’’ Amed Sportif Faaliyetler’in artık yalnızca sahada mücadele eden bir takım olmadığını ifade eden Kaya, kulübün Diyarbakır’ın gençliğini, kültürünü ve geleceğe dair umutlarını temsil ettiğini söyledi. Kentlerin yalnızca fiziki yatırımlarla değil, güçlü kurumlar ve dayanışmayla büyüdüğünü belirten Kaya, şunları kaydetti: "Bir şehirde spor kulüpleri güçleniyorsa, üniversiteler gelişiyorsa, sivil toplum aktifleşiyorsa, iş dünyası ortak hedeflerde buluşuyorsa orada kalkınma ve gelişme vardır. Bugün elde edilen başarı bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Biz inanıyoruz ki Amedspor bundan sonra da her yıl daha ileriye gidecek, çok daha büyük başarılara imza atacaktır. Ama bunu yaparken asla özünü kaybetmeyecek kimliğini, değerlerini ve bu şehrin vicdanını taşımaya devam edecektir. Bu kent artık yalnızca acılarla ve çatışmalarla anılmak istemiyor. Bu kent, başarıyla, üretimle, kültürle, sporla ve turizmle anılmak istiyor. Ve inanıyorum ki Amedspor’un Süper Lig yolculuğu da bu dönüşümün en güçlü sembollerinden biri olacaktır. Biz Amedspor’u seviyoruz. Amedspor’u sevenleri daha çok seviyoruz.’’