DÜNYA - 01 Ekim 2024 Salı 13:41 | Son Güncelleme : 01 Ekim 2024 Salı 13:43

Lübnan ve BM’den 426 milyon dolarlık acil yardım çağrısı

A
A
A
Lübnan ve BM’den 426 milyon dolarlık acil yardım çağrısı

 Lübnan hükümeti ve Birleşmiş Milletler (BM), insani ihtiyaçları karşılamak amacıyla yaklaşık 426 milyon dolarlık acil yardım çağrısında bulundu. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL), İsrail'in kara harekatına rağmen pozisyonunu korumaya devam ettiğini belirtti.

İsrail ordusunun 2006'dan bu yana ilk kez Lübnan sınırındaki köylere başlattığı kara harekatı devam ediyor. Lübnan Başbakanı Necip Mikati Birleşmiş Milletler (BM) temsilcileriyle yaptığı görüşmede, Lübnan’ın "tarihinin en tehlikeli dönemlerinden biriyle karşı karşıya” olduğunu ifade etti. Mikati, İsrail’in saldırıları nedeniyle 1 milyon kişinin yerinden edildiğini belirterek, “Yerinden edilen sivillere destek sağlama yönündeki devam eden çabalarımızı güçlendirmek için acilen daha fazla yardım çağrısında bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.

Lübnan için yaklaşık 426 milyon dolarlık yardım çağrısı
BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından yapılan yazılı açıklamada ise İsrail’in saldırıları nedeniyle artan ihtiyaçlar için 426 milyon dolarlık yardım çağrısında bulunuldu. Açıklamada, “BM ve Lübnan'daki insani yardım ortakları, 3 ay boyunca ilkeli ve etkili insani için acil yardım çağrısı yapıyor. Lübnan'daki 1 milyon kişiye hayat kurtarıcı yardım ve koruma sağlamak için 425 milyon 745 bin dolar talep ediliyor. Artan çatışmaların ortasında kalan insanların mevcut ve yeni insani ihtiyaçlarını karşılamak için ek fonların derhal sağlanması hayati önem taşıyor” ifadeleri kullanıldı.

“BM gücü pozisyonunu korumaya devam ediyor”
Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) tarafından yapılan yazılı açıklamada, “İsrail Savunma Kuvvetleri dün UNIFIL'e Lübnan'a sınırlı kara harekatı düzenleme niyetini bildirdi. Bu tehlikeli gelişmeye rağmen görev gücü, pozisyonunu korumaya devam ediyor. Pozisyonumuzu ve faaliyetlerimizi düzenli olarak ayarlıyoruz ve kesinlikle gerek duyulması halinde devreye sokmak üzere hazır acil durum planlarımız var. Görev gücünün güvenliği en önemli unsurdur ve tüm taraflara buna saygı gösterme yükümlülüğü hatırlatılmaktadır. Lübnan'a yapılan her türlü geçiş, Lübnan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olup 1701 sayılı kararın ihlali anlamına gelmektedir. Tüm aktörleri, daha fazla şiddete ve daha fazla kan dökülmesine yol açacak bu tür gerilimi arttırıcı eylemlerden geri adım atmaya çağırıyoruz. Mevcut gidişata devam etmenin bedeli çok ağır. Sivillerin korunması, sivil altyapının hedef alınmaması ve uluslararası hukuka saygı gösterilmesi gerekiyor. Tarafları, bu bölgede istikrarı yeniden sağlayacak tek uygulanabilir çözüm olarak BM Güvenlik Konseyi kararlarına ve 1701 (2006) sayılı karara yeniden bağlı kalmaya çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

“Kara saldırısı sınırdaki Hizbullah kalelerini hedef alacak”
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari ise yaptığı açıklamada, İsrail'in Güney Lübnan'a yönelik kara harekatının “İsrail'i tehdit eden sınırdaki Hizbullah üslerini” hedef alacağını ve Lübnan halkına karşı bir savaş olmadığını belirtti. Hagari, "Bu kara saldırıları, sınırımızdaki İsrail yerleşim yerlerini tehdit eden Hizbullah kalelerini hedef alacak. Hizbullah, İsrail köylerinin yanındaki Lübnan köylerini, İsrail'e saldırıya hazır askeri üslere dönüştürdü. Lübnan devleti ve dünya Hizbullah’ı sınırımızdan uzaklaştıramıyorsa bunu kendimizin yapmasından başka çaremiz yok” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.