DÜNYA - 13 Haziran 2025 Cuma 00:13 | Son Güncelleme : 13 Haziran 2025 Cuma 00:21

Madleen Gemisi'nde alıkonulan Şuayb Ordu ve Yasemin Acar Berlin'e geldi

A
A
A

İsrail'in Gazze Şeridi'ne insani yardım götürdüğü sırada uluslararası sularda el koyduğu Madleen gemisindeki 12 aktivist arasında bulunan Türk aktivistler Yasemin Acar ve Şuayb Ordu, İsrail'den sınır dışı edilmelerinin ardından Almanya'nın başkenti Berlin'e geldi.

Yasemin Acar ve Şuayb Ordu, çoğunluğu Filistinlilerden oluşan yaklaşık 150 kişi tarafından Berlin Brandenburg Havalimanı'nda karşılandı. Havaalanında açıklama yapan Ordu, amaçlarının bu kanın durmasına katkıda bulunmak olduğunu söyleyerek, "Karadan denizden bu ablukanın kalkması gerekir. İnsanlar hala bombalanarak ölüyor. Bizim tek amacımız bu savaşın durması, bu katliamın, soykırımın durması. Canlarımız da feda olsun, hayatlarımız da feda olsun, ama yeter ki bu soykırım dursun" dedi.

Kendi başına gelenlerin önemli olmadığının altını çizen Ordu, "Dünyada ne olup bittiğinden haberimiz yok. Abluka kırıldı mı onu da bilmiyoruz. Belki kırılmadı ama ilk fırsatta geri dönüp ablukayı kırmaya çalışacağım" ifadelerini kullandı. İstiklal Marşı'ndan bazı kıtaları okuyan Ordu, ayrıca İsrailli makamlar tarafından Filistin'e giriş yasağı aldığını belirtti.

"Açlığı bir silah olarak kullanıyorlar"

Acar ise, "Bütün dünyanın Madleen'deki 12 kişi, İsrail'in 10 yıldan uzun süren kuşatmasını kırmayı hedefleyen bir insani görev amacıyla yola çıktığını bilmesini isterim. Şimdi bir de soykırım var. İsrail bir kuşatma üzerine başka bir kuşatma getirdi. Açlığı bir silah olarak kullanıyorlar. Yüzlerce, binlerce çocuğu açlıktan öldürüyorlar. Bizim görevimiz de buna karşı çıkmaktı. Biz barışçıl bir görevdeydik, üzerimizde silah yoktu. İsrail bizi uluslararası sularda kaçırdı. Bizim olduğumuz yerde yargı hakları yoktu. Gazze Şeridi'nden 100 deniz mili uzakta, Filistin bölgesindeydik. Bizi alıkoydular, isteğimiz dışında İsrail'e götürerek neredeyse 4 gün boyunca hapse tıktılar. Yasadışı bir şey yaptılar. Gazze'yi işgal ederek uluslararası hukuka karşı geliyorlar" ifadelerini kullandı.

"Almanya çocukları aç bırakmayı, bombalamayı, anne ve babaları öldürmeyi tercih ediyor"

Almanya'nın İsrail ile ilişkilerini eleştiren Acar, "Uluslararası toplumun suç ortaklığını sonlandırması gerekiyor. Silah göndermeyi durdurmaları gerekiyor. Almanya, yardım yerine silah gönderiyor. Ben bir Alman vatandaşıyım. Ülkem geçtiğimiz hafta silah göndermeye devam edeceklerini söyledi. Ben ülkemin yapamadığı şeyi, hükümetimin yapması gereken şeyi yapıyorum ama Almanya çocukları aç bırakmayı tercih ediyor. Almanya çocukları bombalamayı, anne ve babaları öldürmeyi tercih ediyor. Dört aydır Gazze'de su yok. Gazze'ye bir şişe su ne de bir parça ekmek geldi. Neden biz 12 kişi, uluslararası toplumun yapamadığı şeyi yapıyoruz, neden hayatımızı riske atıyoruz? Bizim hayatlarımız Gazze'dekilerden daha değerli değil. Biz, dünyaya birlik ve beraberlik içinde olduğumuz mesajını vermek istiyoruz. Bizim oraya götürdüğümüz yardım, okyanusta bir damlaydı. Ama bu damla, 20 aydır sessiz kalan hükümetler ve onların suç ortaklıklarına ilişkin çok büyük mesajlar taşıyor" dedi.

"Çocukları aç bırakmayı seçtiklerinde biz de kalkıp buna hayır demeliyiz"

Uluslararası topluma harekete geçmesi çağrısında bulunan Acar, "Bizim hayatlarımız Gazze'deki kardeşlerimizin hayatlarından daha değerli değil. Dünya'nın buna uyanması lazım. Gazze'de yaşanan şeyler normal değil. Yirmi aydır bunları görüyoruz. Çocuklar açlıktan ölüyor. Sizin de çocuğunuz varsa, sizin de kalbiniz varsa, vicdanınız varsa, uyanın. Bunu birlikte başarabiliriz. Hükümetler bizim adımıza seçimler yapmıyor, biz onlara Madleen ile bunu gösterdik. Ne zaman evet veya hayır diyeceğimizi seçmiyorlar, bu seçimi biz yapıyoruz. Hükümetleri oldukları yerlere biz getiriyoruz, onları seçiyoruz. Onlar ise çocukları aç bırakmayı seçtiklerinde biz de kalkıp buna hayır demeliyiz. Biz bu güce sahibiz. Korku tanımamalısınız, zulme karşı durduğunuzda gelecek olan baskıdan korkmamalısınız. Yalvarıyorum, uyanın ki durmayalım" dedi.

"Netanyahu, Ben-Gvir, sizden korkmuyoruz, geri geleceğiz"

Madleen gemisindeki aktivistlerin yılmayacağını vurgulayan Acar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'e seslenerek, "Netanyahu, Ben-Gvir, sizden korkmuyoruz. Gözünüzün içine bakarak geri geleceğiz. Ablukanızı kırana kadar tekrar tekrar geleceğiz" ifadelerini kullandı.

"Seksen yıldır süregelen bir etnik temizlemeden bahsediyoruz"

Sınır dışı edilirken kendisine verilen kıyafetlere ve terliklere dikkatleri çeken Acar, "Bizi bilerek bu şekilde gönderdiler. Bize kıyafetlerimizi vermediler. On bin üzerindeki siyasi tutukluya da böyle muamele gösteriyorlar. Onları da özgür bırakmaları gerekiyor. Tutuklular arasında 400 çocuk var, yaşları 9'dan başlıyor. Bizim yaşadıklarımız, oradaki mahkumların yaşadığının yanında hiçbir şey. Oradaki erkeklerin vücutlarında böcek ısırıkları izleri vardı. Bütün vücutları izlerle kaplıydı. Filistinlileri kasıtlı olarak oraya kilitleyerek yıllardır böyle davranıyorlar. Seksen yıldır süregelen bir etnik temizlemeden bahsediyoruz" dedi.

"İnsanları öldürüyorlar ve açlık olmadığını söylüyorlar"

Acar, gözaltına alındığı süre içerisinde bir İsrailli işgalci ile yüz yüze geldiğini söyleyerek, "Bana orada açlık olmadığını söyledi. İnsanları öldürüyorlar ve açlık olmadığını söylüyorlar. Tek suçlunun Hamas olduğunu söylüyorlar. Utanç verici. Bütün dünyanın utanması lazım" dedi.

"Almanya, geçmişte Yahudilere yaptıklarını, burada da Filistinlilere yapıyor"

Almanya'nın İsrail'e silah yardımlarına değinen Acar, "Hükümetler, İsrail'e silah gönderdikleri için utanmalı. Almanya'yı suçlu buluyorum. Daha önce Holokost'a sebep oldular. Şimdi de kendilerini iyi göstermek için Filistinlileri öldürüyorlar. Bunu yurt dışındaki Filistinlilere de yapıyorlar. Geçmişte Yahudilere yaptıklarını, burada da Filistinlilere yapıyorlar. Hatalarından böyle ders çıkarılacağını düşünüyorlar, tarihinizden böyle ders alamazsınız. Gösterilerde tutuklanan insanların yüzde 30'u Yahudi iken antiseminizm nasıl büyük bir sorun olabilir? Almanya kendisinden utanmalıdır" ifadelerini kullandı.


İsrail gemiye uluslararası sularda el koymuştu

İsrail'in ablukasını kırmayı hedefleyen ve adını Gazze'nin ilk ve tek kadın balıkçısı Madleen Kulab'dan alan gemi, İsrail ordusu tarafından 9 Haziran'da gece saatlerinde uluslararası sularda durdurularak, İsrail'in Aşdod Limanı'na çekilmişti. İsrail, aralarında 2 Türk'ün de bulunduğu 12 kişilik aktivist grubunu gözaltına almıştı. İsrail, ilk olarak aralarında ünlü İsveçli çevre ve insan hakları aktivisti Greta Thunberg'in de bulunduğu 4 aktivisti sınır dışı etmiş, kalan 8 kişiyi ise hakim karşısına çıkardıktan sonra ülkelerine göndermişti.

Mahmut Tosun

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Milli Savunma Bakanlığı: "NATO Irak Misyonu’nun çekilmesi kararlaştırılmıştır" Milli Savunma Bakanlığı, "NATO Irak Misyonu’nun çekilmesi kararlaştırılmıştır. Bu karar doğrultusunda Irak’ın başkenti Bağdat’ta görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri personelimizin ülkemize tahliyesi başarıyla gerçekleştirilmiştir. NATO tarafından yürütülen çekilme planı kapsamında Müttefik ülke personelinin tahliye faaliyetlerine de ülkemiz tarafından destek sağlanmıştır" açıklamasını yaptı. Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu. Tuğamiral Aktürk, konuşmasında Katar’da eğitim faaliyetleri yürüten helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin’e, ASELSAN teknisyenlerimiz Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can ile Katar Silahlı Kuvvetleri personeline ve Ağrı’da meydana gelen askeri araç kazasında şehit olan Piyade Uzman Çavuş Yusuf Açay ile Ulaştırma Uzman Çavuş Selman Akarsel’e Allah’tan rahmet diledi. "Son bir hafta içerisinde 2 PKK’lı terörist daha teslim oldu" Türkiye’nin beka ve güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye Türkiye’nin sınırlarında ve ötesinde kesintisiz ve kararlı şekilde sürdürdüklerini kaydeden Aktürk, "Kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla yürütülen operasyon, arama-tarama ve hudut güvenliği faaliyetleri kapsamında son bir hafta içerisinde 2 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, harekat bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. Hudutlarımızda ise yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere 107 şahıs yakalanmış, 950 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece 1 Ocak’tan bugüne kadar, sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı bin 524, engellenen kişi sayısı da 16 bin 929 olmuştur" açıklamasında bulundu. "NATO Irak Misyonu"nun çekilmesi kararlaştırıldı" Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin uluslararası görevler ve ikili ilişkiler kapsamında, geniş bir coğrafyada barışın tesisi ve istikrarın sürdürülmesine katkı sunmaya devam ettiğini kaydederek, "NATO makamları tarafından bölgemizde son dönemde meydana gelen gelişmeler kapsamında, ’NATO Irak Misyonu’nun çekilmesi kararlaştırılmıştır. Bu karar doğrultusunda Irak’ın başkenti Bağdat’ta görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri personelimizin ülkemize tahliyesi başarıyla gerçekleştirilmiştir. NATO tarafından yürütülen çekilme planı kapsamında Müttefik ülke personelinin tahliye faaliyetlerine de ülkemiz tarafından destek sağlanmıştır" diye konuştu. ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaların ve İsrail’in devam eden saldırganlığının Orta Doğu’daki barış ve istikrarı tehdit ettiğini söyleyen Aktürk, Türkiye’nin tüm tarafların itidal göstermesi ve ihtilafların uluslararası hukuk temelinde, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği yönündeki kararlı tutumunu sürdürdüğünü ifade etti. "İsrail’in, Suriye’nin güneyinde sürdürdüğü faaliyetler, ülkenin egemenliği ihlal etmekte" İsrail’in bölgedeki saldırılarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aktürk, sözlerine şu şekilde devam etti: "İsrail’in, Lübnan’da altyapı, sivil tesisler ve yerleşim alanlarını hedef alan saldırıları, siviller üzerinde ağır sonuçlar doğurmakta olup uluslararası insancıl hukukun ihlali niteliği taşımakta, Litani Nehri güneyine yaptığı kara harekatı ve nehir üzerindeki köprüleri imha etmesi, önümüzdeki dönemde Lübnan’a yönelik yürüteceği işgal politikasını da göstermektedir. Ayrıca İsrail’in, Suriye’nin güneyinde sürdürdüğü faaliyetler, ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünü ihlal etmekte; Batı Şeria’da artan yasa dışı yerleşim faaliyetleri ve şiddet olayları bölgedeki kırılganlığı daha da artırmaktadır. Kalıcı barışın tesisi için iki devletli çözümün hayata geçirilmesi ve Filistinlilerin temel haklarının korunması elzemdir. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplumu, bölgede artan ihlallerin önlenmesi ve uluslararası hukukun etkin şekilde uygulanması için sorumluluk almaya davet ediyoruz." "Eurofighter Typhoon uçağı tedariki kapsamında teknik ve lojistik destek sözleşmesini imzalandı" Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in 24 Mart’ta Birleşik Krallık Savunma Bakanı’nın resmi davetlisi olarak İngiltere’ye gittiğini hatırlatarak, "Bakanımız, mevkidaşıyla baş başa ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirmiş, Eurofighter Typhoon uçağı tedariki kapsamında uçakların idame ve işletmesine yönelik teknik ve lojistik destek sözleşmesini imzalamıştır" dedi. Eğitim ve tatbikatlara yönelik bilgilendirmelerde de bulunan Tuğamiral Aktürk, 29 Mart-10 Nisan tarihleri arasında Isparta ve Ankara’da Türkiye-Pakistan Ortak Komando ve Özel Kuvvet, 2-22 Nisan tarihleri arasında ise Kars’ta Türkiye ve Azerbaycan arasında Haydar Aliyev Fiili Atışlı Müşterek Tabur Görev Kuvveti tatbikatlarının icra edilmesinin planlandığını aktardı. Aktürk, Türkiye öncülüğünde Karadeniz’deki mayın tehlikesine karşı oluşturulan Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz (MCM BLACK SEA) Görev Grubunun 9’uncu aktivasyon faaliyetinin TCG Ütğm. Arif Ekmekçi, TCG Ayvalık gemilerimiz ile Bulgaristan Deniz Kuvvetleri unsuru Priboy ve Romanya Deniz Kuvvetlerine ait Gikulesku’nun katılımıyla 24 Mart-4 Nisan tarihleri arasında Karadeniz’de icra edildiğini ifade etti. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin modern ve caydırıcı yapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların yerli ve milli savunma sanayii imkanlarıyla kararlılıkla sürdürüldüğüne dikkati çeken Aktürk, bu kapsamda Bir Orta Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi SİPER-1 Bataryası’nın daha envantere alındığını ve Muhtelif miktarda Aksungur İHA ile CATS Elektro-Optik/Kızılötesi Kamera Sistemi’nin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlandığını bildirdi. "Eurofighter Typhoon uçağı teknik ve lojistik destek sözleşmesi yedek parça, simülatörler, test ekipmanlarını kapsamaktadır" Eurofighter Typhoon uçağı tedariki kapsamında uçakların idame ve işletmesine yönelik teknik ve lojistik destek sözleşmesinin detaylarını paylaşan Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, "Sözleşme; pilot ve öğretmen pilot, uçak bakım teknisyeni, elektronik harp ve sistem yöneticisi eğitimleri ile yedek parça, simülatörler, test ekipmanları ve yer destek cihazlarını kapsamaktadır. Üretici firma tarafından ayrıca, uçakların hizmete girmesinden itibaren ilk üç yıllık süre boyunca teknik destek hizmetleri sağlanacaktır" açıklamasında bulundu. "İDA ve İHA’ların Karadeniz’de oluşturduğu riskler yakından takip edilmektedir" Ordu’nun Ünye ilçesi açıklarında tespit edilen insansız deniz aracına ilişkin bilgilendirmelerde bulunan Milli Savunma Bakanlığı, "Ordu’nun Ünye ilçesi açıklarında, motorunun arızalanması sonucu akıntıyla kıyıya sürüklendiği değerlendirilen ABD menşeli bir İnsansız Deniz Aracı (İDA), SAS Komutanlığı ekiplerince güvenli şekilde imha edilmiştir. Rusya Ukrayna arasında devam eden savaşta yoğun olarak kullanılan İDA ve İHA’ların kontrolünü kaybetmesi veya hareket kabiliyetini yitirmesi sonucu Karadeniz’de oluşturduğu riskler yakından takip edilmektedir. Bu durum, deniz güvenliği açısından dikkat ve tedbir gerektirmektedir. Bu kapsamda, denizde faaliyet gösteren, başta balıkçılarımız ve denizcilerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızın azami dikkat göstermesi önem arz etmektedir. Şüpheli bir cisim veya sahile vurmuş bir İDA/İHA tespit edilmesi halinde, kesinlikle müdahale edilmemeli ve vakit kaybetmeden güvenlik birimlerimize bilgi verilmelidir." Milli Savunma Bakanlığı tarafnndan konu üzerine yapılan açıklamada, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı unsurların, Karadeniz’de deniz yetki alanlarının korunması amacıyla 7 gün 24 saat esasına göre keşif, gözetleme ve karakol faaliyetlerine devam ettiğini belirtti. "Katar’da ki helikopter ilk belirlemelere göre teknik bir arıza nedeniyle kaza kırıma uğramıştır" Katar Silahlı Kuvvetlerine ait helikopterin düşmesine ilişkin ayrıntılara da değinen Milli Savunma Bakanlığı, "İlk belirlemelere göre teknik bir arıza nedeniyle kaza kırıma uğramıştır. Kaza kırımın kesin nedeni Katar makamlarınca yürütülen inceleme sonucunda belirlenecektir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, üretilen yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin sahada performanslarını deneme, geliştirme ve eğitim faaliyetlerini yurtiçi ve yurtdışında mühendis ve teknisyenlerimizle omuz omuza birlikte yapmaktadır. Bu durum dünyanın hiçbir ülkesinde örneği olmayan ve yerli ve milli savunma sanayi ürünlerimizin gelişmesine çok büyük katkı sağlayan bir uygulamadır" açıklamasında bulundu. Yine Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı ve orada görev yapan Türk personellerin güvenliğinin, mevcut bölgesel gelişmeler ve artan güvenlik hassasiyeti gözetilerek, Katar makamları ile tam bir eşgüdüm içerisinde alınan ilave tedbirlerle en üst düzeyde sağlandığını belirten Milli Savunma Bakanlığı, şuana kadar olumsuz bir durum yaşanmadığının da altını çizdi. "Kurulması planlanan NATO Karargahı bölgemizde meydana gelen son gelişmelerle bir ilgisi bulunmamaktadır" Kurulması planlanan NATO Çok Uluslu Kolordu Karargahı’na ilişkin kamuoyunu bilgilendiren Milli Savunma Bakanlığı, 2023 yılında NATO Güneydoğu Bölgesel Planı kapsamında bir Kolordu Karargahı kurulmasına yönelik çalışmaların başlatılmasının emredildiğini ve bu niyetin 2024 yılında NATO’ya beyan edildiğini belirtti. Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Bu kapsamda, bir Türk general komutasında kurulması planlanan karargâhın ihtiyaçlarını karşılamak üzere 6’ncı Kolordu Komutanlığı görevlendirilmiş, millî çekirdek kadrolara gerekli atamalar yapılmıştır. Karargahın çok uluslu bir yapıya dönüştürülmesine yönelik çalışmalar NATO makamlarıyla koordineli şekilde sürdürülmekte olup NATO prosedürleri henüz tamamlanmadığından onay süreci devam etmektedir. Karargahın Onaylanmış bir logosu da bulunmamaktadır. Bahse konu Kolordu Karargâhının görevi, Bölgesel Planlar kapsamında, kendisine tahsis edilecek kuvvetlerin entegrasyonunu sağlayarak sorumluluk sahasında caydırıcılık ve savunma faaliyetlerini desteklemektir. Öte yandan, tehdit değerlendirmesi kapsamında hazırlanan NATO Güneydoğu Bölgesel Planı Müttefiklerce daha önceden onaylandığından, kurulması planlanan söz konusu Çok Uluslu Kolordu Karargâhının bölgemizde meydana gelen son gelişmelerle bir ilgisi bulunmamaktadır."
Elazığ FÜ ile SEZA Çimento arasında protokol Fırat Üniversitesi (FÜ) ile SEZA Çimento arasında Ar-Ge iş birliği protokolü imzalandı. Fırat Üniversitesi ile SEZA Çimento arasında üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirecek önemli bir protokol imzalandı. Rektörlük makamında gerçekleştirilen imza törenine; Rektör Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, Rektör, SEZA Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, Proje Koordinasyon ve Danışmanlık Merkezi Müdürü Doç. Dr. Burak Tanyeri ve akademisyenler katıldı. İmzalanan protokol kapsamında, SEZA Çimento’ya Fırat Üniversitesi tarafından akademik destek sağlanarak Ar-Ge Merkezi kurulacak. Yazılım ve Bilişim Ar-Ge Merkezi iş birliğinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı Elazığ’ın ikinci Ar-Ge merkezinin kurulmasına da öncülük edilmiş olacak. Bu yönüyle söz konusu iş birliği, üniversitenin ilk kez bir sanayi kuruluşuna Ar-Ge merkezi kurulması desteği sunacak olması açısından da oldukça önem arz ediyor. Rektör Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, "Elbette bugün imzaladığımız bu anlamlı protokol son derece kıymetlidir. Ancak bunun öncesinde de üniversitemiz adına gurur verici önemli gelişmeler yaşandı. Mühendislik kampüsünde, Türkiye’de örnek gösterilebilecek düzeyde bir Yazılım ve Bilişim Ar-Ge Merkezini hayata geçirmiş bulunuyoruz. Bu merkezin yapım sürecinde hocamızın büyük emeği ve katkısı olmuştur. Özellikle binanın tamamlanmasına vesile olması bizler için son derece değerlidir. Üniversite senatosu olarak bu anlamlı katkıya karşılık merkezimize hocamızın ismini vererek kendisine bir vefa göstermek istedik" dedi. Törende konuşan Prof. Dr. Yasemin Açık, üniversite ile sanayinin aynı hedef doğrultusunda buluşmasının önemine dikkat çekerek kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Açık, "Bugün burada, Fırat Üniversitesi ile Seza Çimento arasında kurulacak son derece önemli bir iş birliği için bir aradayız. Bunun heyecanını bizimle paylaştığınız ve bu sürece destek verdiğiniz için her birinize teşekkür ediyorum. Üniversite ile sanayinin aynı hedef etrafında buluştuğu her adımın, bölgemiz ve ülkemiz adına çok kıymetli olduğuna inanıyorum" şeklinde konuştu. Bilgi üretimi ile üretim gücünün birleşmesinin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Açık, "Üniversiteler bilginin üretildiği yerlerdir. Sanayi ise o bilginin uygulamaya, katma değere dönüştüğü sahadır. Bu iki alan arasındaki bağ ne kadar güçlenirse, hem bilimsel çalışmalar o kadar geniş bir etki alanına ulaşır hem de sanayi daha güçlü, daha verimli ve daha yenilikçi bir yapıya kavuşur. Biz de bugün attığımız bu adımla, bu iki alan arasındaki bağı daha sağlam ve sürdürülebilir hale getiriyoruz" diye konuştu.
İstanbul Turkcell’in, 5G iletişimi kapsamındaki reklam yüzü Shaquille O’Neal oldu Turkcell, 5G sinyalinin verilmesine günler kala sürprizlerinden birini, basketbol efsanesi Shaquille O’Neal ile gerçekleştirdi. 5G iletişim kampanyasının yeni reklam filminin teaser’ı yayınlandığı andan itibaren büyük merak uyandırdı. ‘Turkcell Gücünde 5G’ söylemi ile iletişimlerini sürdüren Turkcell, teaser yayınından kısa süre sonra filmin uzun kopyasını bütün mecralarda yayınlayacak. Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketlerinden Turkcell’in, 5G iletişimi kapsamındaki reklam yüzü basketbol tarihinin en ikonik isimlerinden Shaquille O’Neal oldu. Basketbol efsanesi, 1 Nisan itibarıyla Türkiye’de kullanılmaya başlanacak olan 5G için ocak ayında Türkiye’ye gelmişti. Yayınlanan teaser filminde Shaq’ın İstanbul Havalimanı’nda yürümesi, onu görenlerin şaşkınlığı ve Shaq ile selamlaşması görülüyor. Teaser filmi, ekrana gelen ‘Turkcell Gücünde 5G GELİYOR’ yazısıyla sona eriyor. Reklam filminin dün yayına giren teaser’ı büyük heyecan uyandırdı. Teaser’ın Turkcell’in sosyal medya adreslerinden "Turkcell gücünde 5G, ‘dev’ sürprizleriyle yakında" ifadeleriyle paylaşılması, kampanyanın detaylarına da bir gönderme yapıyor. Kısa tanıtımı izleyen herkes yayına girecek olan reklam filminin uzun kopyasını merakla beklemeye başladı. Türkiye’nin farklı bölgelerinde gerçekleştirilen çekimlerin detaylarının ve filmin uzun kopyasının önümüzdeki günlerde paylaşılması bekleniyor.