MAGAZİN - 09 Ocak 2018 Salı 15:19

Mehmet Ali Erbil’den 11880 reklamına tazminat davası

A
A
A
Mehmet Ali Erbil’den 11880 reklamına tazminat davası

Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil, sözleşmesi bitmesine rağmen 11880 reklamının yayınlanmaya devam edildiği gerekçesiyle haberleşme şirketine tazminat davası açtı.

Davanın bugünkü duruşmasında tanık olarak dinlenen firmanın reklam işleri sorumlusu, “İyi niyetten dolayı böyle bir şeyin olabileceği aklımızın ucundan geçmedi. Reklamı durdurun şeklinde herhangi bir uyarı olmadı” dedi. 

Ünlü şovmen ve sunucu Mehmet Ali Erbil rol aldığı ‘Bilinmeyen numaralar 11880’ reklamının sözleşme süresi bitmesine rağmen kanallarda dönmesi nedeniyle BN Telekom Haberleşme Tic. A.Ş.’ye dava açtı.
Erbil’in avukatları, İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde dilekçe sunarak, sözleşme tarihinin geçmesine rağmen Erbil’in ses, görüntü ve isminin reklam şirketi tarafından haksız ve kötü niyetli bir şekilde kullanıldığı gerekçesiyle Haberleşme Şirketinin 390 Bin TL ve mahkemenin belirlediği tutarda zararın tazminat olarak ödemesi istendi.

İstanbul 2’inci Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruşmaya davacı Mehmet Ali Erbil ile firma yöneticileri katılmadı. Tarafları avukatları temsil ederken, duruşmada tanıklar dinlendi.

Davacı Erbil’in tanık olarak ifade veren asistanı Şule Perim Özgeldi, dava konusu sözleşmenin 29 Aralık 2015’de imzalandığını, sözleşme süresi bittikten sonra reklam filminin yayınlanmaya devam ettiğini söyledi. Tanık Özgeldi, “Karşı tarafa yayını durdurmalarını söylememe rağmen yayın devam etti. Sözleşmenin uzatılmasına yönelik şirket yetkilileriyle görüşmemiz olmadı” dedi.

Davalı firmanın reklam işleriyle ilgilendiğini kaydeden tanık Levent Havuzlu ise “Sözleşmenin bitmesine 2 ay kala reklamın yayınlanmasının uzatılması konusunda yeni bir sözleşme imzalanması için maddelerin derlenip toparlanması konusunda onaylaşıldı. Bu arada süreç de geçti. Biz süre az kaldığı için imzaları atalım dedik. En son aşamada anlaştık, hukuka devrettik. Hukukun karşılıklı imzalanmasını beklerken, mahkeme çağrısı geldi. Sürecin geçtiğinin farkındaydık. Bu ilişki ve iyi niyetten dolayı böyle bir şeyin olabileceği aklımızın ucundan geçmedi. Reklamı durdurun şeklinde herhangi bir uyarı olmadı” diye konuştu.

Mahkeme, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı Nisan ayına erteledi. 

Başak Akbulut

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bilecik Yanan ormanlık alanda doğanın cömertliği köylüleri sevindirdi: Fiyatı gram altında yarışıyor Bilecik’te geçtiğimiz sene çıkan yangınla birlikte heba olan 140 bin hektarlık orman bölgesi yeniden yeşermeye başlarken, köylülere ek gelir kaynağı olan ve tazesinin kilogram fiyatı bin lira, kurusu 7 bin 500 TL’ye kadar yükselen kuzugöbeği mantarı yüzleri güldürdü. Geçtiğimiz 2025 yılının Temmuz ayında Sakarya’nın Geyve ilçesinde başlayan ve Bilecik’in Osmaneli ilçesine sıçrayan orman yangını 5 günün ardından sabaha karşı kontrol altına alındı. Meydana gelen yangında 140 bin hektarlık orman alan kül olurken, 1 mahalle komple yanmış, 14 köy hasar görmüştü. Kilosu bin liradan satılıyor Son zamanlarda kuraklık nedeniyle nadir görülen, tazesinin kilogramı bin liradan, kurutulmuşu 7 bin 500 TL’den satılan kuzugöbeği mantarı bu hafta etkili olan yağışların ardından yangının yaşandığı Osmaneli’ne bağlı ve yangından etkilenen Borcak, Büyükyenice ve Kızılöz köylerindeki ormanlık alanda yeniden kendini gösterdi. Köylüler ellerinde sopalarla her taşın altında ekonomik ve besin değeri yüksek olan ve yurt dışına ihraç edilen kuzugöbeği mantarını toplamak için mesaiye başladı. "Bazen bir günde 6-7 kasa mantar topladım" Kuzugöbeği mantarı arayan yöre sakinlerinden Recep Apak, orman yangınları sonrası kuzugöbeği mantarının ormandan fışkırdığını anlatarak, "Bu mantar 10 Mart’ta başlar, Mayıs 25’ine kadar devam der. Hava şartları rutubetli giderse, yağış yağarsa bunun arkası kesilmez bu süre daha da devam eder. Bir gün araziye gittim, Büyükyenice’nin Kızılöz mezarlıklar tarafına. Mübarek sanki elinle ekmişsin gibi, yani ekilmiş gibi. O gün aşağı yukarı 6-7 kasa mantar topladım ve tamamı 30 kiloydu. En çok topladığım o gündü. Şimdi burada neden çok mantar olmaya başladı" dedi. "Yangın sonrası adeta mantar fışkırdı" Recep Apak konuşmasının devamında, "Yangın zamanı büyük iş makineleri yol açarken, toprağı kabarttığı yerlerde çok mantar oluyor. Atıyorum, bu arkamız yeşillik. Bu yeşilliklerde arasan bile bulamazsın. İklim orası değil. Yangının külünün doğaya dağılmasından sonra oluşan bir etkileşim sonrası mantar fışkırdı. Yani yanık yerlerde daha çok çıkıyor" dedi. "Ben soğanlı kavurmasını çok sevdim" Recep Apak mantardan yaptıkları yemekler hakkında bilgi vererek, "Vallahi ben soğanlı kavurmasını çok sevdim. Hanım dolmasını yaptı, bulgurla; o daha başka oldu. Ondan sonra kaşarlısını yaptık, fırına sürdük. Yumurtalısını yaptık. Yani her türlü bunun yemeği olabiliyor" dedi.
Burdur Geçtiğimiz hafta duraktan taksiyi çalmaya çalışıp yakalandı, bu sefer evini yaktı Burdur’da geçtiğimiz günlerde taksi durağı önünde kontak anahtarı üzerinde bırakılan taksiye binen ve kendi aracı gibi sürmeye başlayan şüpheli, bu sefer kendi evini yaktı. Polis ekipleri tarafından kısa sürede yakalanarak gözaltına alınan şahıs, hastanede sağlık kontrolüne getirildiği esnada gazetecilerin neden evini yaktın sorusuna cevapsız bıraktı. Olay, 11 Mayıs günü Konak Mahallesi’nde bulunan bir taksi durağında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, H.H.K. taksi durağı önünde park halinde bulunan ve üzerinde kontak anahtarı bırakılan M.Ö.’ye ait 15 T 0061 plakalı taksiye binerek uzaklaşmak istedi. Durumu fark eden taksi sahibi M.Ö. şahsı sokaktan çıkamadan koşarak yakaladı. Taksicinin ihbarı üzerine adrese polis ekipleri sevk edildi. Ekipler tarafından H.H.K. gözaltına alındı. Olay anı ise saniye saniye güvenlik kamerasına yansırken şahıs aklı dengesinin yerinde olup olmadığının belirlenmesi için serbest bırakıldı. Bu sefer de evini yaktı H.H.K isimli şahıs dün ise Menderens Mahallesinde bulunan ikametinde yangın çıkardı. Dumanları fark eden çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine adrese itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri tarafından yangına müdahale edilirken olayı gerçekleştirdikten sonra kaçan H.H.K. polis ekipleri tarafından kısa sürede gözaltına alındı. H.H.K. sağlık kontrolü için getirildiği Burdur Devlet Hastanesine ise kendisini görüntüleyen gazetecilerin ’evini neden yaktın’ sorusu cevapsız bıraktı.
Samsun Kurban etindeki "koyu kan" ve "kötü koku" hastalık habercisi olabilir Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Veteriner Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Gücükoğlu, kurban etinde koyu renkli pıhtılaşmayan kan, pirinç tanesi görünümünde oluşumlar ve kötü kokulu iç organların ciddi hastalık belirtisi olabileceğini belirterek, bu durumlarda etin kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Veteriner Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Veteriner Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Gücükoğlu, Kurban Bayramı öncesi vatandaşlara kurbanlık seçimi, kesim hijyeni ve et muhafazası konusunda önemli uyarılarda bulundu. Kurban Bayramı döneminde yaklaşık 1 milyon büyükbaş ve 3 milyon küçükbaş hayvanın nakli ve kesiminin yapıldığını belirten Gücükoğlu, bu yoğunluğun hayvan sağlığı ve gıda güvenliği açısından dikkatli yönetilmesi gerektiğini ifade etti. "Kesilen hayvan sayısı ülkemizde yüzde 15’ine tekabül ediyor" Kurban Bayramı’nın manevi yönünün yanı sıra toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini belirten Gücükoğlu, "Son yılların verilerine göre ülkemizde Kurban Bayramı’nda yaklaşık 1 milyon büyükbaş ve 3 milyon küçükbaş hayvanın nakli ve kesimi yapılmaktadır. Bu miktar, yıllık kesilen hayvan sayısının yaklaşık yüzde 15’ine tekabül etmektedir. Kısa sürede bu kadar fazla hayvanın nakli, kesimi ve atık materyallerin çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesi için yeterli tedbir ve uygun altyapı şarttır. Özellikle veteriner hekim kontrolü dışında yetiştirilen ve kesilen hayvanlar, bulaşıcı ve salgın hastalık riskini artırmaktadır" dedi. "Kurban alırken bu özelliklere dikkat edilmeli" Kurbanlık hayvanların mutlaka sağlıklı görünmesi gerektiğini vurgulayan Gücükoğlu, vatandaşların Tarım ve Orman Bakanlığı ile yerel yönetimler tarafından belirlenen denetimli hayvan pazarlarını tercih etmesi gerektiğini kaydetti. Veteriner hekim kontrolünden geçmiş, sağlıklı ve gebe olmayan hayvanların seçilmesi gerektiğini ifade eden Gücükoğlu, "Hayvanların gözünün kör olmaması, kulağında parça kopukluğu, boynuz kökünde kırık, kuyruk ve meme başlarında eksiklik, diş kaybı ve topallık bulunmaması gerekir. Çok zayıf, gebe, yeni doğum yapmış, yüksek ateşli, aşırı öksüren, ishalli, kılları mat ve karışık, bakışları cansız hayvanlar tercih edilmemelidir. Eklem ve göbekte şişlik, çenede büyüme, dik yürüyüş hali ve başı sürekli bir tarafa eğik tutma gibi durumlar da dikkatle gözlemlenmelidir" diye konuştu. "Kestikten sonra bu belirtiler varsa dikkat" Kesim sonrasında et ve organlarda görülebilecek bazı belirtilerin ciddi hastalıklara işaret edebileceğini kaydeden Gücükoğlu, "Pıhtılaşmayan koyu renkli kan, deri üzerinde çiçek benzeri kabarcıklar, ağız boşluğu ve dilde erozyonlar, etlerde pirinç tanesi görünümünde oluşumlar, büyük, kötü kokulu, iltihaplı ve şişkin iç organlar, çamur kıvamında dalak, göğüs kafesinde yapışmalar ve su toplanmaları görülmesi halinde kurbanın derisi dahil tüm parçaları serin ortamda muhafaza edilmelidir. Kesimde kullanılan bıçak, masat ve kesme tahtaları sıcak ve sabunlu suyla temizlenmeli, başka gıdalara temas ettirilmemelidir. Bu belirtiler varsa veteriner hekime başvurulmalı, et ve organlar veteriner hekimin değerlendirmesine göre kullanılmalıdır" ifadelerini kullandı. "Kamuya açık alanlarda kesim yapılmamalı" Hayvan kesimlerinin ruhsatlı mezbaha, kombina veya geçici kesim alanlarında yapılması gerektiğini belirten Gücükoğlu, uygun alanı olmayan vatandaşların ise çevreye zarar vermeden kesim yapması gerektiğini söyledi. Cadde, sokak ve park gibi alanlarda kesim yapılmaması gerektiğini vurgulayan Gücükoğlu, "Hayvanlar temiz ve yeterli su bulunan alanlarda, deneyimli kişiler tarafından kesilmelidir. Kesim sırasında hayvanın strese girmemesi sağlanmalı, kullanılacak bıçak hayvanın boyun genişliğinin 1,5-2 katı uzunlukta ve tek seferde kesim yapabilecek keskinlikte olmalıdır. Bıçaklar sık sık temizlenmeli, hayvanlardan biri diğerinin gözü önünde kesilmemelidir. Hayvanın canı çıkmadan boynunu kırmak, derisini yüzmek veya uzuvlarını koparmak gibi acıyı artıracak davranışlardan kaçınılmalıdır" şeklinde konuştu. Şap hastalığına karşı da uyarılarda bulunan Gücükoğlu, geçen yıl Kurban Bayramı sonrasında ülkede şap hastalığı vakalarının görüldüğünü hatırlatarak, "Şap hastalığı ciddi ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Özellikle hayvan hareketliliğinin yoğun olduğu bu dönemde vatandaşlarımızın dikkatli olması gerekiyor. Hayvanların ağızlarından akıntı gelmesi gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden veteriner hekime başvurulmalıdır" açıklamasında bulundu.
Mersin Çakır: "Irak-Suriye-Türkiye hattı dünya lojistiği ve ekonomisinin yeni koridoru olacak" Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Suriye’nin Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını belirterek, Irak-Suriye-Türkiye hattının gelecekte Körfez’in önemli lojistik merkezlerinden biri haline gelebileceğini söyledi. MTSO Mayıs Ayı Meclis Toplantısında, Suriye’nin Lazkiye kentinde gerçekleştirilen temaslar gündeme damga vurdu. Toplantıda inşaat, lojistik, turizm, gıda ve tekstil sektörlerinde oluşabilecek yatırım fırsatları değerlendirilirken, Irak-Suriye-Türkiye hattının gelecekte Körfez’in önemli lojistik merkezlerinden biri olabileceği vurgulandı. MTSO Mayıs Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkan Yardımcısı Mutlu Koyuncuoğlu başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda, Meclis Başkanı Hamit İzol öncülüğünde Suriye’nin Lazkiye kentine gerçekleştirilen temaslar ele alındı. "Suriye stratejik önem taşıyor" Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mustafa Özdamar ile programa katılan meclis üyeleri, Suriye’deki yatırım fırsatlarına ilişkin gözlem ve değerlendirmelerini paylaştı. Özellikle inşaat, lojistik, turizm, gıda ve tekstil sektörlerinde önemli fırsatlar bulunduğuna dikkat çekilirken, düşük iş gücü maliyetlerinin yatırımcılar açısından avantaj oluşturabileceği ifade edildi. Toplantıda konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Suriye’nin Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını belirterek, Irak-Suriye-Türkiye hattının gelecekte Körfez’in önemli lojistik merkezlerinden biri haline gelebileceğini söyledi. Lazkiye ile Mersin arasında planlanan Ro-Ro taşımacılığının bölge ticaretine ciddi katkı sağlayacağını kaydeden Çakır, Türk firmalarının bölgede aktif rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti. "Türk firmaları hızlı hareket etmeli" Suriye’de kurulması planlanan organize sanayi bölgeleri ile gümrük kapılarının modernizasyon çalışmalarının Türkiye’nin bölgesel ticaretteki gücünü artıracağını dile getiren Çakır, Türk firmalarının kendi markalarıyla bölgede faaliyet göstermesinin önemine dikkat çekti. Bölgede yoğun bir uluslararası rekabet yaşandığını belirten Çakır, Türk iş dünyasının süreci yakından takip ederek hızlı hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda ayrıca kamu bankalarının kredi faiz oranlarını düşürmesine yönelik çalışma başlatılması talebi de gündeme geldi. İş dünyası temsilcileri, finansmana erişimin kolaylaştırılmasının yatırım süreçlerine olumlu katkı sağlayacağını ifade etti. MTSO’nun yeni dönem projeleri anlatıldı Konuşmasında oda faaliyetlerine de değinen Çakır, sanayide dönüşüm buluşmaları, uluslararası iş gezileri, bu yıl 5’incisi düzenlenen ’Üretmezsek Tükeniriz’ tarım konferansı, Marka Rotası etkinliği, yapay zeka destekli B2B görüşmeleri ve DemoDay organizasyonlarının önemli kazanımlar sağladığını anlattı. DemoDay kapsamında girişimcilerle yatırımcıların bir araya getirildiğini belirten Çakır, dikkat çekici iş fikirlerinin ortaya çıktığını söyledi. Önümüzdeki süreçte Yeşil Dönüşüm Ödülleri ve Sanayi Zirvesi gibi organizasyonların da hayata geçirileceğini kaydeden Çakır, meclis üyeleri ile iş dünyasını düzenlenecek etkinliklere davet etti.
Muğla Muğla Olgunlaşma Enstitüsü’nde yapay zeka dönemi Muğla Olgunlaşma Enstitüsü, kurumsal vizyonunu geleceğe taşımak adına önemli bir adıma imza attı. "Kurumsal Kapasitenin Geliştirilmesi Projesi" kapsamında düzenlenen yapay zeka eğitiminin uygulama bölümü başarıyla neticelendi. Geleneksel kültür mirasını geleceğe taşıyan Muğla Olgunlaşma Enstitüsü, modern teknolojiyi kurumsal yapısına entegre etmeye devam ediyor. Enstitü bünyesinde yürütülen "Kurumsal Kapasitenin Geliştirilmesi Projesi" kapsamında personelin dijital yetkinliklerini artırmayı hedefleyen yapay zeka eğitimlerinin uygulama aşaması tamamlandı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) ile yapılan örnek bir iş birliği protokolü çerçevesinde hayata geçirilen eğitim programı, alanında uzman akademisyenler tarafından yürütüldü. Eğitim süresince, MSKÜ öğretim üyelerinden Prof. Dr. Müge Adnan ve Öğr. Gör. Dr. Nurhayat Kocatürk Kapucu’nun rehberliğinde hem teorik bilgilendirmeler yapıldı hem de uygulamalı atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Yapay zeka araçlarının kurumsal süreçlerde, tasarımda ve üretimde nasıl etkin şekilde kullanılabileceğine odaklanılan eğitimde, enstitü personeli verimli çalışmalara imza attı. Eğitim programının ardından Muğla Olgunlaşma Enstitüsü yönetiminden yapılan açıklamada, projenin kurumsal gelişime sunduğu katkı vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: "Kurumsal Kapasitenin Geliştirilmesi Projesi kapsamında gerçekleştirdiğimiz yapay zeka eğitiminin uygulama bölümünü başarıyla tamamlamanın gururunu yaşıyoruz. Eğitim sürecine vizyoner yaklaşımları ve değerli bilgileriyle katkı sunan kıymetli hocalarımız Prof. Dr. Müge Adnan ile Öğr. Gör. Dr. Nurhayat Kocatürk Kapucu’ya ve eğitimi büyük bir özveriyle takip eden tüm personelimize teşekkür ederiz"