POLİTİKA - 16 Mart 2025 Pazar 16:48 | Son Güncelleme : 16 Mart 2025 Pazar 17:44

MHP lideri Bahçeli: "Teröristbaşı Abdullah Öcalan, aynı zamanda örgütün kurucu önderidir"

A
A
A
MHP lideri Bahçeli: "Teröristbaşı Abdullah Öcalan, aynı zamanda örgütün kurucu önderidir"

 Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Teröristbaşı Abdullah Öcalan, aynı zamanda örgütün kurucu önderidir. Kim ne derse desin aleni ve aşikâr gerçek budur" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti heyetinin TBMM’de partisine yapacağı 2. ziyaret öncesinde yazılı açıklama yaptı. Suriye’deki son gelişmeler ve yeni süreç hakkında değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, "Ortak aklın etkin ve etkili işletilmesine eşanlı şekilde milli değer ve emanetlere dürüstçe bağlılık elbette geniş çaplı uzlaşmanın ve buruk gönüllere ulaşmanın altın formülüdür. Sıkılmış yumrukların açılması, gerilmiş yüz hatlarının yumuşaması, sırt dönmek yerine sırt sırta verilmesi, bunun yanı sıra iyimser, iyiliksever ve iyi niyetli ilişki ve irtibat ağlarının tesis edilmesi kilitli kapıları açabilecek en makul anahtardır. Sabır, sağgörü ve sağduyu mihverinde atılacak güven veren adımların boşa çıkması asla düşünülemeyecektir. Daha fazla kaynaşarak, daha çok konuşarak, daha yürekten kucaklaşarak milli ve manevi temelde müessir, müteselsil ve müşterek bir geleceğin inşası mümkün, hatta muhakkaktır. Önyargıların markaj ve mahkumiyetinden mutlaka kurtulmak lazımdır. Üzerimize serpilen ölü toprağını kaldırıp atmanın yanında ilkel dürtülerin, illegal düzeneklerin, sanal ve sipariş provokasyonların zehirli sarmalından inanç ve irade birliğiyle sıyrılmak hem zorunlu bir ihtiyaç hem de tarihi, coğrafi ve kültürel bir mecburiyettir" dedi.

Ahlaklı, sorumlu, etik ve milli hassasiyetlere tam sadakat duyan bir siyaset pratiğinin kronik sorunlar karşısında acze düşmesi, çaresizliğin fanusuna kısılıp kalmasının mümkün olmadığını belirten Bahçeli, "Türk milletinin siyasetten ve siyasi partilerden yegane beklentisi haklı ve meşru taleplerine kulak verilmesi, hayatın ve hadiselerin doğal akışından kaynaklanan zincirleme sorunların aşama aşana dengeli ve demokratik müdahalelerle çözüme kavuşturulmasıdır. Türk ve Türkiye Yüzyılı aynı zamanda huzur ve refahın yüzyılı olacaktır. Fırtınalı bölgesel ve küresel sisteme karşı esnek, enerjik, erdemli, muhkem, müteyakkız ve stratejik direnç göstermek kadar iç cepheyi sağlam, sağlıklı ve zinde tutmak da beka düzeyinde önceliğimiz olmalıdır. Bu konuda herkes peşin hükümlere aldırmadan titizlik göstermelidir" ifadelerine yer verdi.

Terörle varılacak hiçbir yerin erişilecek hiçbir menzilin olmadığını kaydeden Bahçeli, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Terörü kalıcı olarak hayatımızdan çıkarmanın zamanı gelip çatmıştır. Kaldı ki geride kalan 41 yıllık zamanda bölücü terör örgütü sadece yakmış, yıkmış, katletmiş, kirletmiş, isyan ve şiddet eylemlerinde sürekli çıta yükseltmiştir. 27 Şubat 2025 tarihinde, terör örgütünün kurucu önderi tarafından yapılan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ kapsamında PKK’nın silah bırakmasıyla birlikte örgütsel varlığının feshedilmesi istenmiştir. Bu çağrı esas itibariyle talimatla bezenmiş ve belgelenmiş bir çağrıdır. Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile PYD/YPG elebaşının 10 Mart tarihinde Şam’da imzaladıkları 8 maddelik anlaşma metiniyle mühim bir eşik aşılmış, komşu ülke Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğü tescillenmiştir. Ülkemiz aleyhine beşinci kol faaliyeti yapan ücretsiz ajan provokatörlerin saptırmaları ve suyu bulandırma çabaları devamlı ilerleyiş halinde olsa da, malum ve vaki gerçek YPG/PYD/(SDG)’nin kendini feshederek silah bırakmış olmasıdır. Suriye’nin kuzeydoğusundaki sivil ve askeri kurumların, sınır kapılarının, havaalanlarının, petrol ve doğal gaz sahalarının Suriye Arap Cumhuriyeti’ne entegre edilecek olması, Kürt toplumunun Suriye devletinin ayrılmaz bir parçası olarak tanınması ve geçici anayasanın kabul edilmesi inkarı ve ihmali olmayacak ciddi gelişmelerden bazılarıdır. PKK’nın ise derhal ve hiçbir şart ileri sürmeksizin 27 Şubat çağrısı doğrultusunda kongresini toplayarak feshini kararlaştırması, kanlı silahların teslimini bir an evvel yapması ertelenemez ve geciktirilemez bir gündem konusudur."

Açıklamasında PKK’nın geçmişte kuruluş manifestosundaki hedefinin "Bağımsız Birleşik Kürdistan"a ulaşmak olduğunu aktaran Bahçeli, "Federasyon, otonomi, özerklik, demokratik Cumhuriyete katılım gibi seçenekler o dönemde yoktur. Bunlar müteakip yıllarda Türkiye düşmanlarının dayatma ve telkinleriyle alternatif seçenekler olarak tezahür etmiştir. Bu karanlık ve hain hedeflere ulaşmak için yürütülecek strateji 'uzun süreli halk savaşı', buna ulaşmanın mekanizmaları 'parti-cephe-ordu' yapılanması, hedefe ulaşmanın silahlı yöntemi ise sırasıyla 'silahlı propaganda' ve sözde 'gerilla savaşı'dır. 27 Şubat İmralı açıklamasıyla PKK’nin anlam yoksunluğu, aşırı tekrara yol açması, dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamladığı ve feshinin gerekli olduğu netleşmiştir" değerlendirmesinde bulundu.

"Nitekim PKK’yı kuran ve kumanda eden teröristbaşı Abdullah Öcalan, aynı zamanda örgütün kurucu önderidir"

Açıklamasında dil ve üslup çoraklığıyla birlikte fikri ve siyasi çarpıklığın CHP’yi Türkiye’nin karşısında sivrilen bozguncu bir odağa dönüştürmüş olduğunu kaydeden Bahçeli, "Kurucu önder ifadesinden rahatsız olan, bu tanımlamayı istismar eden, üstelik Milliyetçi Hareket Partisi’ne haksız ve hayasız şekilde saldırıya geçenler evvelemirde bu sıfatın bize ait olmadığını, patentinin bizde bulunmadığını, örgütsel ve ideolojik bir adlandırmadan başka da bir manaya gelmediğini biliyor olsalar bile bilmezliğe yatan ucuzlaşmış ve koflaşmış şarlatan tiplerdir. PKK’yı kuran ve kumanda eden teröristbaşı Abdullah Öcalan, aynı zamanda örgütün kurucu önderidir. Kim ne derse desin aleni ve aşikâr gerçek budur. CHP’nin ve yandaş televizyon kanallarının terörsüz Türkiye hedefini sabote etme gayesi, diyalog kanallarını baltalama gayreti maalesef gözle görülecek kadar açıktır ve açıktadır" ifadelerine yer verdi.

CHP Genel Başkanı ve çıkarcı yönetiminin baltayı taşa vurduğunu belirten Bahçeli, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"CHP yönetimi aklıselim çizgiye gelmedikçe, maşeri vicdanın kabulleneceği makul ve muhterem bir siyaset ahlakına sahip olmadıkça Milliyetçi Hareket Partisi tarafından dikkate ve itibara alınması söz konusu olmayacaktır. Demokrasi devriminden bahsedenler, icazetli tek kişinin oylanacağı, tek kişinin katılacağı karikatür mahiyetli bir önseçimi demokrasinin ilkeleriyle nasıl bağdaştırdıklarını, bunun neresinin demokrasi devrimi olduğunu izah etmeleri tutarlılık gereğidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın tarihindeki en göz alıcı yüksek demokrasi örneği bir yanda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin milli irade marifetince tescili, diğer yanda da Sayın Cumhurbaşkanımızın aldığı oy seviyesidir. Ne yapsalar beyhudedir, terörsüz Türkiye’nin doğuş müjdesini karartamayacaklardır."

"DEM Parti heyetinin terörsüz Türkiye mücadelesine destekleri takdire şayandır"

DEM Parti heyetinin Milliyetçi Hareket Partisi’ne yarın gerçekleştireceği ikinci ziyaretinde de olmayı ve karşılıklı görüş alışverişinde bulunmayı arzu eder olduğunu aktaran Bahçeli, açıklamasını şöyle tamamladı:

"DEM Parti heyetinin siyasi partilerle bir program çerçevesinde görüşmesi, terörsüz Türkiye mücadelesine destekleri takdire şayandır. Hiç kuşkusuz DEM Parti heyetinin Milliyetçi Hareket Partisi’ne yarın gerçekleştireceği ikinci ziyaretinde de olmayı ve karşılık görüş alışverişinde bulunmayı arzu ederdim. Fakat partimizi temsilen görevlendirilen arkadaşlarım inanıyorum ki şahsımı aratmayacaklar, düşüncelerimizi berrak ve temiz bir mizaçla muhataplarına anlatacaklardır. Bu vesileyle değerli dava arkadaşlarımı ve DEM Parti heyetini selamlıyor, terörsüz Türkiye seferberliğimiz kutlu olsun diyorum. Yanlış anlamaları tetikleyecek, kırılgan ortamı hırpalayıp sarsacak her türlü açıklamadan özenle kaçınılması gerektiğini düşünüyorum. Gideceğimiz daha uzun bir yol vardır. Denizi geçip de derede çırpınmanın bir manası yoktur. Birbirimize Çanakkale ruhuyla sarılmamız milli varlığımızın topluca muhafazası ve müdafaası adına manevi bir vecibedir, milli bir görevdir. Önümüzdeki günlerde bir yanda Nevruz Bayramı, diğer yanda Ramazan Bayramı kutlanacaktır. Allah’tan dileğim her günümüzün bayram olması, ülkemizin bayram yerine dönmesidir. Kalpleri pırıl pırıl, adeta dalgasız deniz olan aziz millet evlatları yeni emperyalizmin kalleş pusularına ve kanlı tuzaklarına düşmeyecek, Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti milli birlik ruhuyla ve bin yıllık kardeşlik şuuruyla sonsuza kadar var olacaktır."

Hidayet Türkyılmaz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Yenipazar’da minik zihinler yarıştı, şampiyonlar belli oldu Yenipazar’da düzenlenen 8. Akıl ve Zeka Oyunları İlkokul Turnuvası’nda öğrenciler, farklı kategorilerde sergiledikleri üstün performanslarla dereceye girerken, başarılı isimler ödüllerini düzenlenen törenle aldı. Aydın’ın Yenipazar ilçesinde düzenlenen 8. Akıl ve Zeka Oyunları İlkokul Turnuvası’nın sonuçları açıklandı. Turnuvada ilkokul öğrencileri, strateji, sabır ve dikkat becerilerini ortaya koyarak kıyasıya mücadele etti. Farklı kategorilerde düzenlenen oyunlarda öğrenciler hem eğlendi hem de zihinsel becerilerini sergileme fırsatı buldu. Abluka kategorisinde Hamzabali İlkokulu’ndan Eymen Çobanoğlu birinci olurken, Küre oyununda Cumhuriyet İlkokulu’ndan Buğra Kumaşdere zirvede yer aldı. Pentago kategorisinde Merkez İlkokulu’ndan Uysal Kaan Arslan birinciliği elde ederken, Motif oyununda Hamzabali İlkokulu’ndan Fatih Ceylan, Equilibrio kategorisinde ise Merkez İlkokulu’ndan Bilge Karataş birinci oldu. Turnuva sonunda dereceye giren öğrencilere madalyaları protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Birincilere madalyaları Yenipazar İlçe Milli Eğitim Müdür Vekili Yalçın Özen, ikincilere Yenipazar İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Dursun Durmaz, üçüncülere ise İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Emrullah Çolak verdi. Turnuvaya katılan tüm öğrencilere ayrıca katılım belgeleri sunuldu. Organizasyonun ardından öğretmenlere teşekkür edilirken, öğrencilerin elde ettiği başarıların artarak devam etmesi temennisinde bulunuldu.
İzmir Ege Üniversitesi 6 alanda dünyanın en iyileri arasında İngiltere merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Quacquarelli Symonds (QS) tarafından hazırlanan "QS 2026 Dünya Üniversiteleri Alan Sıralaması" açıklandı. 1 ana kategori ve 5 alanda sıralamaya girmeye hak kazanan Ege Üniversitesi, özellikle "Tarım ve Ormancılık" alanında dünyada 101-150 bandında, Türkiye’de ise devlet üniversiteleri arasında birinci sırada yer alarak önemli bir başarıya imza attı. Quacquarelli Symonds’un yaptığı sıralamada Ege Üniversitesi, "Yaşam Bilimleri ve Tıp" ana kategorisi ile "Tarım ve Ormancılık", "Tıp", "Kimya", "Biyolojik Bilimler" ve "Hemşirelik" alanlarında sıralamaya girmeyi başardı. "Başarılarımızı sürdürülebilir kılmayı hedefliyoruz" Sıralamayı değerlendiren Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, "Köklü bir geçmişe sahip olan üniversitemiz, uluslararası alanda yükselişini sürdürüyor. QS Dünya Üniversiteleri Alan Sıralamasında toplam 6 alanda dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer aldık. Bu tür başarıları sürdürülebilir kılmayı hedefliyoruz. Emeği geçen tüm çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. "Tarım ve Ormancılık alanında dünyada 101-150 bandında yer aldı" Ege Üniversitesi; "Tarım ve Ormancılık " alanında dünyada101-150 bandında, Türkiye’de birinci; Hemşirelik alanında dünya sıralamasında 151-225 bandında Türkiye’de ikinci; Biyolojik Bilimler alanında dünya sıralamasında 501-550 bandında Türkiye’de dördüncü, Tıp alanında dünya sıralamasında 451-500 bandında, Türkiye’de beşinci, Kimya alanında dünya sıralamasında 601-700 bandında, Türkiye’de sekizinci oldu. Yaşam Bilimleri ve Tıp ana kategorisinde ise dünya sıralamasında 601-700 bandında, Türkiye’de ise dördüncü sırada yer aldı. Quacquarelli Symonds, şimdiye kadar yapılan alan sıralamalarındaki en kapsamlı çalışmasını bu yıl gerçekleştirdi. Bin 900’den fazla üniversitenin değerlendirildiği sıralamaya 2026 değerlendirmesinde 300 yeni kurum dahil oldu.
Tunceli Otizmli Arda, origamiyle hayatına yön veriyor Tunceli’de yaşayan otizmli Arda Katırcı, origamiye olan ilgisini zamanla profesyonelliğe dönüştürdü. Tunceli’de yaşayan 16 yaşındaki Arda Katırcı, otizmli olmasına rağmen sanata olan ilgisiyle örnek oluyor. Küçük yaşlarda kağıt katlayarak başladığı origami yolculuğunu zamanla geliştirerek profesyonel seviyeye taşıyan Arda, özellikle 3 boyutlu origami çalışmalarıyla öne çıkıyor. Üç yıldır düzenli olarak origami yapan ve eserlerini belirli dönemlerde sergileyen Arda’nın en büyük motivasyon kaynağını ise ailesinin desteği oluşturuyor. Öte yandan 12 yaşındaki kardeşi de otizmli olan Arda, boş zamanlarının büyük bir kısmını üretim yaparak geçiriyor. Arda’nın annesi Diren Katırcı ise "Arda otizmli bir çocuk. Origamiye karşı bir zaafı vardı. İlk zamanlarda küçük küçük kağıtları katlamayla başladı. Sonra bunları zamanla çoğaltarak profesyonel bir şekilde yapmaya başladı. 3D origami yapıyor artık. Bunları belirli zamanlarda sergiliyor. Origamiyi çok seviyor, bulduğu her fırsatta yapıyor. Hayatımızda sürekli var Arda ile beraber. O seviyor, biz de kendisine destek oluyoruz. Her istediği oluyor. Anne babası olarak her şekilde destek oluyoruz. Özel bir çocuk, şanslı bir çocuk. Güzel bir ailesi var, güzel bir kardeş, var. Kardeşi de aynı zamanda otizmli. Sürekli bir şeyler yapmak istiyorlar, sürekli bir uğraş peşindeler. Biz de yetemiyoruz bazen, o mutluysa biz de mutluyuz" diye konuştu.
Denizli Denizli en fazla kilo veren ikinci il oldu Denizli, Sağlık Bakanlığı tarafından ülke genelinde yürütülen "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyasında elde ettiği başarılı sonuçla dikkat çekti. Sağlıklı yaşam bilincinin artırılması ve obeziteyle mücadele amacıyla başlatılan kampanya kapsamında Denizli, toplamda 35 bin 113 kilogram kilo kaybı ile Türkiye genelinde en fazla kilo verilen ikinci il oldu. Sağlık Bakanlığı geçen yılın mayıs ayında başlattığı kampanya çerçevesinde Türkiye genelinde 10 ay gibi bir sürede yaklaşık 10 milyon vatandaşın boy ve kilo ölçümleri gerçekleştirildi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda fazla kilolu olduğu tespit edilen vatandaşlar, Sağlıklı Hayat Merkezleri’ne (SHM) yönlendirilerek uzman desteği almaları sağlandı. Bu süreçte ülke genelinde 211 bin kişi ideal kilosuna ulaşırken toplamda 513 bin kilogram kilo kaybı elde edildi. Denizli’de ise 7 bin 235 danışanın düzenli takibi sonucunda ulaşılan 35 bin kilogramı aşan kilo kaybı, ilin bu alandaki başarısını ortaya koydu. İstanbul’un ardından ikinci sırada yer alan Denizli’yi, Van takip etti. "Sağlıklı hayat merkezlerimizle daha bilinçli ve sağlıklı bir yaşam hedefliyoruz" Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, kampanyanın elde ettiği başarıdan duyduğu memnuniyetini dile getirerek emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etti. Sağlıklı Hayat Merkezlerinde verilen ücretsiz sağlık hizmetleri ile Denizli’de yüksek bir sağlıklı yaşam bilinci oluşturmayı hedeflediklerini vurgulayan Öztürk, "Obeziteyle mücadele ve toplumda sağlıklı yaşam farkındalığını artırmak adına Bakanlığımızın başlatmış olduğu ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyası, son derece kıymetli bir çalışmadır. Denizli olarak bu kampanyada elde ettiğimiz başarı, sağlıklı yaşam konusunda atılan adımların doğru yönde ilerlediğini gösterirken, vatandaşlarımızın sağlığına verdiği önemin de en somut göstergesidir. Her bireyin metabolizması, yaşam tarzı ve sağlık durumu farklıdır. Bu nedenle Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde kilo vermek isteyen vatandaşlarımıza standart diyet listeleri yerine kişiye özel beslenme programları hazırlanıyor. Düzenli takiplerle hem sürdürülebilir kilo kaybı sağlanıyor hem de sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılıyor. Bu Merkezlerimizde kişiye özel beslenme danışmanlığının yanı sıra fiziksel aktivite danışmanlığı, kronik hastalıklarla mücadele, psikososyal danışmanlık, kadın-çocuk sağlığı danışmanlık hizmetleri, ağız ve diş sağlığı, kanser erken teşhis tarama ve eğitim, tütün ve madde bağımlılığı danışmanlığı gibi birçok hizmetler de verilmektedir. SHM’lerde görev yapan diyetisyenlerimiz, fizyoterapistlerimiz, psikologlarımız ve diğer sağlık profesyonellerimizle birlikte vatandaşlarımıza bütüncül bir hizmet sunuyoruz. Sağlıklı Hayat Merkezlerimiz aracılığıyla yürütülen kapsamlı çalışmalar sayesinde vatandaşlarımızın yalnızca kilo vermesini değil, aynı zamanda daha bilinçli, dengeli ve sağlıklı bir yaşam sürmesini hedefliyoruz. Ancak bunu sağlayabilirsek obeziteyi ve birçok kronik hastalığı erken müdahale ile önleyebiliriz. Bu nedenle İlimizde Pamukkale 1 Nolu, Merkezefendi 1 Nolu ve Acıpayam Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde sunulan ücretsiz hizmetlerden tüm vatandaşlarımızın faydalanması büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
Kocaeli Kocaeli’de 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangını davasında üçüncü gün Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde parfüm dolum tesisinde çıkan ve 7 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin 16 sanığın yargılandığı davanın üçüncü gün oturumu başladı. Taraf sayısının fazlalığı nedeniyle Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki 250 kişi kapasiteli salonda görülen davada, önceki celsede sanık savunmalarının alınmasına başlanmıştı. Kaldığı yerden devam eden üçüncü gün oturumunda sanıkların savunmaları ile müşteki beyanlarının alınmasına devam ediliyor. Ne olmuştu Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki bir parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize edilerek kabul edilmişti. İstenen cezalar İddianamede; kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıklar İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamede ayrıca; fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B. hakkında ise ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.