GÜNDEM - 24 Mart 2018 Cumartesi 18:11

Muhsin Yazıcıoğlu Kimdir, Nasıl Öldü? (Muhsin Yazıcıoğlu Helikopter Kazası)

A
A
A
Muhsin Yazıcıoğlu Kimdir, Nasıl Öldü? (Muhsin Yazıcıoğlu Helikopter Kazası)

Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümünün ardından 9 sene geride kaldı. Peki Muhsin Yazıcıoğlu kimdir, Muhsin Yazıcıoğlu nasıl vefat etti? İşte Muhsin Yazıcıoğlu ile ilgili aradıklarınızı bu haberimizde kapsamlı bir şekilde bulabilirsiniz...

Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun,İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabiri İsmail Güneş ve beraberindeki 4 kişiyle birlikte helikopterle mitinge giderken Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesi yakınlarında meydana gelen kazanın ardından aradan geçen 9 yılın ardından her sene olduğu gibi bu 25 Mart'ta da Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve helikopter kazasında hayatını kaybeden şehitleri hasretle yâd ediyor. O dönemleri hatırlamayanlar ya da olayları bir kez daha gözden geçirmek isteyenler ise Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopter kazası, Muhsin Yazıcıoğlu nasıl vefat etti, Muhsin Yazıcıoğlu kimdir? gibi soruların cevaplarını arıyor. Haberimizden Muhsin Yazıcıoğlu helikopter kazası ile ilgili detaylara ulaşabilirsiniz...

Muhsin Yazıcıoğlu Kimdir, Nasıl Öldü? (Muhsin Yazıcıoğlu Helikopter Kazası)

MUHSİN YAZICIOĞLU KİMDİR?

Seçim çalışmaları sırasında helikopter kazası geçiren Muhsin Yazıcıoğlu fırtınalarla dolu bir hayat sürdü. Genç yaşta Ülkü Ocakları Genel Başkanı oldu. 12 Eylül döneminde idamdan hakkında şahitlik yapan kişinin olay olduğunda cezaevinde olması sayesinde kurtuldu. Yıllarca cezaevinde kaldıktan sonra Türk siyasetinin önemli liderleri arasına girdi.

Muhsin Yazıcıoğlu, 1954 yılında Sivas'ın Sarkışla ilçesi Elmalı köyünde bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğdu. İlk ve orta öğrenimini Şarkışla'da yaptı.

Yüksek öğrenimini yapmak üzere 1972'de Ankara'ya geldi. Üniversite tahsilini, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde tamamladı.

1968'de cemiyet (dernek) çalışmalarına başladı. Şarkışla'da Genç Ülkücüler Hareketi'ne katıldı. Ankara'ya geldikten sonra ise Ülkü Ocakları Genel Merkezi'nde görev yapmaya başladı. Sırasıyla, Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptı. (1977-78).

1978'de faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneği'nin kurucu Genel Başkanı oldu. 1980 yılına kadar MHP'de Genel Başkan Müşavirliği görevinde bulundu.12 Eylül 1980'de yapılan askeri darbenin ardından, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası sanığı olarak cezaevine konuldu. 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl Mamak Cezaevi'nde kalan Muhsin Yazıcıoğlu, 7,5 yıl cezaevinde kaldığı bu davadan herhangi bir ceza almadı.
Cezaevinden çıktıktan sonra, mağdur olmuş ülkücülere ve onların ailelerine yardim amacıyla kurulan Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı'nın başkanlığını yaptı.1987'de arkadaşları ile birlikte MÇP'de siyasete girdi. MÇP'de Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu.1991 genel seçimlerinde üç partinin oluşturduğu ittifak bünyesinde, milletvekili adayı oldu. "O, inançlarınızı Meclis'e taşıyacak" sloganıyla, Sivas'tan milletvekili seçildi.1992 yılı Temmuz ayında, "içinde bulunduğu partinin siyasi anlayışıyla  uyuşamadığı için" bir grup arkadaşı ile birlikte MÇP'den ayrıldı. 29 Ocak 1993 tarihinde Büyük Birlik Partisi kuruldu ve bu partinin Genel Başkanlığına seçildi.24 Aralık 1995'te yapılan erken genel seçimlerde ANAP-BBP ittifakından 20. Dönem Sivas milletvekili olarak, yeniden meclise girdi. 28.02.1996 tarihinde ANAP'tan istifa ederek, BBP'ye döndü.26 Nisan 1998'de yapılan 3. Büyük Kurultay'da, 8 Ekim 2000 tarihinde yapılan 4. Büyük Kurultay'da, 2 Haziran 2002 tarihinde yapılan 1. Olağanüstü Büyük Kurultay'da, 20 Temmuz 2003 tarihinde yapılan 5. Olağan Büyük Kurultay'da, 30 Nisan 2006 tarihinde yapılan 6. Olağan Büyük Kurultay'ta ve 15 Nisan 2007 2.Olağanüstü Büyük Kurultayda tekrar BBP Genel Başkanlığına seçildi.

Muhsin Yazıcıoğlu Kimdir, Nasıl Öldü? (Muhsin Yazıcıoğlu Helikopter Kazası)

22 Temmuz Erken Genel seçimlerinde BBP'nin seçimi protesto etmesi sebebiyle partisinden istifa ederek Sivas'tan bağımsız milletvekili adayı olup 23. dönem milletvekiliğine seçildi. Daha sonra BBP'ye katılarak TBMM'de Büyük Birlik Partisi Sivas Milletvekili olarak BBP'yi Meclis'te temsil ettti. 19 Ağustos'ta yapılmış olan BBP'nin 3. Olağanüstü Büyük kurultayında tekrar Genel Başkan oldu. 

ÇOCUKLUĞUNA AİT HİÇ FOTOĞRAFI YOK

Yazıcıoğlu kendisiyle yapılan görüşmede, çocukluğuna ait hiç fotoğrafı olmadığını söylemişti. Yazıcıoğlu, bir arkadaşanın 15 yaşında çektirdiği bir fotoğrafı kendisine hediye ettiğini anlatmıştı. Nüfus kayıtlarına göre Yazıcıoğlu, 31 Aralık 1954'te dünyaya geldiğini söyleyen Yazıcoğlu, görüşmede kendisinin bunun tam tarih olup olmadığını bilmediğini anlatmıştı.

(Muhsin Yazıcıoğlu Helikopter Kazası)

Muhsin Yazıcıoğlu, yerel seçimler öncesi partisinin Kahramanmaraş mitinginin ardından Yozgat'a gitmek üzere bindiği helikopterin 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş Keş Dağı'na düşmesi sonucu 5 kişiyle birlikte hayatını kaybetti.Helikopterin enkazı ile Muhsin Yazıcıoğlu, BBP Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ, İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya, pilot Kaya İstektepe ve gazeteci İsmail Güneş'in cenazesi, kazadan 48 saat sonra köylüler tarafından Keş Dağı Kuru Dere Kanlıçukur mevkisinde bulundu.Yazıcıoğlu'nun cenazesi, ölümünden 6 gün sonra 31 Mart 2009'da Kocatepe Camisi'nden son yolculuğuna uğurlandı. TBMM'de yapılan törene, binlerce kişi katıldı. Yazıcıoğlu'nun naaşı, vasiyeti üzerine Taceddin Dergahı'na defnedildi.Vefatının 9. yılında çeşitli etkinliklerle anılacak Muhsin Yazıcıoğlu'nun ismi, başta memleketi Sivas olmak üzere Türkiye'nin birçok şehrinde cadde, park, okul, dernek ve vakıflar gibi çeşitli yerlerde yaşatılıyor

İHLAS HABER AJANSI SİVAS MUHABİRİ İSMAİL GÜNEŞ'İN ÖZGEÇMİŞİ

Muhsin Yazıcıoğlu Kimdir, Nasıl Öldü? (Muhsin Yazıcıoğlu Helikopter Kazası)

15 Şubat 1975 tarihinde Sivas'ta dünyaya gelen İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabiri İsmail Güneş, 1994 yılında Sivas Hacı Mehmet Sabancı Lisesi'nden mezun oldu.

9 yıldır İhlas Haber Ajansı'nda Sivas muhabiri olarak görev yapan ve Yasemin Güneş ile 7 yıldır evli olan İsmail Güneş'in 5 yaşında Tuluğhan ve 3 yaşında Çağan adlı 2 oğlu bulunuyor. Meslek hayatı boyunca sayısız başarılı habere imza atan İsmail Güneş, Sarı Basın Kartı sahibiydi.

ERHAN ÜSTÜNDÜĞ'IN ÖZGEÇMİŞİ

9 Ekim 1972 tarihinde Sivas'ta dünyaya gelen Erhan Üstündağ, ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra Cumhuriyet Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldu. 1994- 2002 yılları arasında yerel televizyon kanalarının reklam ve idari bölümlerinde görev aldı. Bir medikal şirketinin ortağı olan Üstündağ 28 Aralık 2008 tarihinde yapılan kongrede tek liste olarak girdiği seçimde BBP İl Başkanı seçildi. Meryem Üstündağ ile 7 yıldır evli olan Erhağdur olmuş ülkücülere ve onların ailelerine yan
Üstündağ'ın, Senanur Azra adında 4 yaşında bir kızı bulunuyor.

YÜKSEL YANCI'NIN GÖZGEÇMİŞİ

12 Nisan 1959'da Sivas'ın Hüklüyurt köyünde dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra kentteki Türkiye Demiryolu Makineleri Sanayi A.Ş.'de (TÜDEMSAŞ) 25 yıl işçi olarak çalıştıktan sonra emekli oldu. Pakize Yancı 24 yıldır evli olan Yüksel Yancı'nın 23 yaşında Selcan, 22 yaşında Mehmet Alper ve 14 yaşında Samet Furkan adında 3 çocuğu var. Yancı, 28 Aralık 2008 tarihinde yapılan kongre yönetime geldi.

MURAT ÇETİNKAYA'NIN ÖZGEÇMİŞİ

21 Temmuz 1968 tarihinde Sivas'ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini Sivas'ta tamamlayan Çetinkaya, TCDD'de çalıştı, asansör teknisyenliği yaptı. Kübra Çetinkaya ile 15 yıldır evli olan Murat Çetinkaya'nın 14 yaşında Abdullah Alperen, 9 yaşında Hilal ve 2 yaşında Şevval adında 3 çocuğu var. Murat Çetinkaya, yapılacak yerel seçimlerde BBP'den Sivas Belediye Meclis üyeliğine aday gösterildi.

PİLOT KAYA İSTEKTEPE'NİN ÖZGEÇMİŞİ

Helikopterin pilotu Kaya İstektepe, 1975 yılında Kara Harp Okulu'ndan mezun oldu. Kara kuvvetlerinden öğretmen helikopter pilotu olarak binbaşı rütbesiyle emekli olan İstektepe, emekliliğinden sonra Zorlu Holding'e ait helikopterlerle uçmaya başladı. İstektepe, son olarak Med Air'de çalışıyordu.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Dr. Özge Çelik Büyükceran: "Otizim spektrum bozukluğu her 31 çocuktan 1’inde görülmektedir" Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Çelik Büyükceran, Otizm Spektrum Bozukluğu’nun (OSB) erken çocukluk döneminde ortaya çıktığını söyleyerek, "Centers for Disease Control and Prevention tarafından 2025 yılında yayımlanan izlem verilerine göre, OSB, her 31 çocuktan 1’inde görülmektedir. Erken çocukluk, beyin gelişiminin en yüksek olduğu dönem olup bu süreçte başlanan müdahaleler, çocuğun iletişim, sosyal etkileşim ve uyum becerilerinde belirgin gelişim sağlar" dedi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Çelik Büyükceran, "OSB, erken çocukluk döneminde ortaya çıkan ve yaşam boyu sürebilen nörogelişimsel bir durumdur. Güncel epidemiyolojik veriler, OSB’nin çocukluk çağında giderek daha sık tanındığını göstermektedir. Nitekim Centers for Disease Control and Prevention tarafından 2025 yılında yayımlanan izlem verilerine göre, otizm spektrum bozukluğu her 31 çocuktan 1’inde görülmektedir. Bu artışın farkındalığın artması, erken değerlendirme imkanlarının gelişmesiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir" diye konuştu. "Erken teşhis tanı sürecini hızlandırır" Uzm. Dr. Özge Çelik Büyükceran, OSB’nin temel olarak sosyal iletişim alanında güçlükler ve sınırlı, tekrarlayıcı davranış örüntüleri ile karakterize olduğunu vurguladı. OSB’nin her çocukta farklı klinik görünümlerle ortaya çıkabildiğini belirten Büyükceran, erken belirtilerin dikkatle izlenmesi gerektiğini ifade etti. Büyükceran, "Özellikle erken çocukluk döneminde isme tepki vermeme, göz teması kurmada zorluk, işaret edilen nesneye bakmama ve dil gelişiminde gecikme gibi bulgular önemli uyarı işaretleri arasında yer alıyor. Bu belirtilerin erken fark edilmesi tanı sürecini hızlandırıyor" ifadelerini kullandı. "Tanılama süreci multidisipliner bir yaklaşımla yürütülür" Otizm tanısının çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından konulmasının ardından, tedavi ve izlem sürecinin dil ve konuşma terapistleri, özel eğitim uzmanları ve diğer ilgili disiplinlerin katılımıyla multidisipliner bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Büyükceran, "Tanılama süreci yalnızca tek bir görüşmeyle sınırlı değil. Tanı, ayrıntılı gelişim öyküsünün alınması, çocuğun doğal ve/veya yapılandırılmış ortamlarda klinik gözlemi ve gerektiğinde standardize değerlendirme araçlarının kullanılması ile konulmaktadır. Bu süreçte aileden alınan bilgilerle, çocuğun sosyal iletişim becerileri, oyun davranışı ve tekrarlayıcı örüntüleri ayrıntılı biçimde değerlendirilir" diye konuştu. "Müdahale planları bireye özgü yapılandırılır" Büyükceran, tanı sürecinde yaşanan gecikmelerin müdahale sürecini doğrudan etkilediğini vurgulayarak, "Erken çocukluk dönemi, beyin gelişimi açısından en yüksek nöroplastisite dönemidir. Bu dönemde başlanan müdahaleler, çocuğun iletişim becerileri, sosyal etkileşimi ve uyumsal işlevselliği üzerinde belirgin kazanımlar sağlar. Tanının gecikmesi ise bu kritik gelişimsel pencerenin kaçırılmasına ve müdahale etkinliğinin azalmasına neden olabilir. Erken dönemde başlanan müdahalelerin uzun vadeli işlevsellik üzerinde belirgin etkileri var. Erken çocukluk döneminde aile katılımını içeren, sözel olmayan iletişim becerileri, dil ve konuşma terapileri içeren bireyselleştirilmiş eğitim programları ön plandadır. Okul çağında sosyal beceri eğitimleri önem kazanırken, ergenlik ve yetişkinlik döneminde bağımsız yaşam ve mesleki becerilerin geliştirilmesine odaklanılmaktadır. Bireye özgü yapılandırılmış müdahale programları; iletişim, sosyal uyum ve günlük yaşam becerilerinde anlamlı ilerlemeler sağlayabilmektedir" dedi. "İlaç tedavileri de gündeme gelebilir" Psikofarmakolojik tedavilere de değinen Büyükceran, bu yaklaşımların otizmin çekirdek belirtilerine yönelik olmadığını, daha çok eşlik eden klinik durumların yönetiminde kullanıldığını belirtti. Uzm. Dr. Büyükceran, şöyle devam etti: "Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, kaygı bozuklukları, depresyon, uyku sorunları ya da şiddetli davranış problemleri varlığında ilaç tedavileri gündeme gelebilir. Ancak bu tedaviler her zaman eğitsel ve psiko-sosyal müdahalelerle birlikte, destekleyici nitelikte uygulanmalıdır."
Sinop Sinop’ta "İklim Dostu Balıkçılık ve Ekosistem" projesi tanıtıldı Avrupa Birliği-Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı kapsamında desteklenen "İklim Dostu Balıkçılık ve Ekosistem / Climate-Friendly Fisheries and Ecosystem (CFF) Projesi", düzenlenen açılış programıyla tanıtıldı. Karadeniz’de balıkçılığın geleceğini yeniden şekillendirmeyi hedefleyen proje; enerji, ekosistem ve üretim anlayışını eş zamanlı dönüştürerek sürdürülebilir ve yenilikçi bir model ortaya koymayı amaçlıyor. Proje hakkında detaylı sunum, Sinop Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Proje Koordinatörü Prof. Dr. Sabri Bilgin tarafından gerçekleştirildi. Sunumda; projenin ortaya çıkış süreci, ulusal ve uluslararası politika belgeleriyle uyumu ile hedef ve çıktıları katılımcılarla paylaşıldı. Proje kapsamında; elektrikli balıkçı tekneleriyle düşük karbonlu üretime geçişin Sinop’tan başlatılması, deniz çayırları gibi mavi karbon alanlarının korunması ve artırılması, yapay resiflerle desteklenen deniz koruma alanlarının oluşturulması hedefleniyor. Bu çalışmalarla hem iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlanması hem de denizel biyolojik çeşitliliğin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca proje ile; düşük karbonlu ve iklime dayanıklı bir balıkçılık sektörünün geliştirilmesi, iklim değişikliği konusunda toplumsal farkındalığın artırılması ve Türkiye ile Avrupa Birliği arasında bilgi ve deneyim paylaşımının güçlendirilmesi hedefleniyor. Konuşmaların ardından gerçekleştirilen oturumlarda alanında uzman bilim insanları tarafından proje kapsamında yürütülecek faaliyetlere ilişkin sunumlar yapıldı. Açılış kapsamında düzenlenen program üç gün boyunca devam edecek. Gerçekleştirilen programa proje ortakları, kurum ve daire amirleri, sektör ve STK temsilcileri, balıkçılar, akademik ve idari personel, öğrenciler ve davetliler katıldı.
Ankara Uzmanından uyarı: "Gözyaşının sürekli akması her zaman duygusal bir durum değildir" Toplumda sık görülen ancak çoğu zaman ihmal edilen gözyaşı kanal tıkanıklığı hakkında Medicana Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mefkure Yalçıner, "Gözyaşının sürekli akması her zaman duygusal bir durum değildir; bazen vücudun sessiz bir yardım çağrısıdır" dedi. Gözyaşı kanal tıkanıklığının, gözyaşının burun boşluğuna akmasını sağlayan sistemde oluşan bir tıkanıklık sonucu ortaya çıktığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mefkure Yalçıner, "Normalde gözyaşı, göz yüzeyini temizledikten sonra kanallar aracılığıyla burun içine aktarılır. Bu sistemde meydana gelen tıkanıklık, gözyaşının dışarı akmasına neden olur. Bu durum yalnızca estetik bir sorun değil, aynı zamanda göz sağlığını tehdit eden bir tabloya dönüşebilir. Yani gözyaşının sürekli akması her zaman duygusal bir durum değildir; bazen vücudun sessiz bir yardım çağrısıdır. Kişi istirahat halindeyken, hatta ev ortamında bile gözyaşı kontrolsüz şekilde dışarı akabilir. Gözyaşı kanal tıkanıklıkları temelde iki grupta değerlendirilir. Bunlar doğuştan (konjenital) tıkanıklıklar ve erişkin dönemde gelişen tıkanıklıklardır. Doğuştan görülen vakalarda tedavi seçenekleri farklılık gösterebilirken, erişkinlerde gözyaşı kanal tıkanıklığının kalıcı tedavisi genellikle cerrahi yöntemlerle sağlanır" açıklamasında bulundu. "Tedavi edilmediğinde tekrarlayan göz problemleri ortaya çıkabilir" Hastalığın en belirgin bulgusunun sürekli göz sulanması olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Mefkure Yalçıner, sözlerine şu şekilde devam etti: "Gözyaşı kanal tıkanıklığında hastalar genellikle sürekli yaşarma, çapaklanma, gözde kızarıklık ve zaman zaman enfeksiyon şikayetleri ile başvurur. Özellikle sabah saatlerinde belirginleşen çapaklanma ve gün boyu devam eden sulanma, hastaların sosyal yaşamını da olumsuz etkileyebilir. Tedavi edilmediğinde enfeksiyon riski artar, tekrarlayan göz problemleri ortaya çıkabilir ve bu durum zamanla yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürebilir." "Erken teşhis hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de başarı oranını artırır" Op. Dr. Mefkure Yalçıner, ileri vakalarda cerrahi tedavinin gündeme geldiğini vurgulayarak, "Gözyaşı kanal tıkanıklığında en etkili tedavi yöntemlerinden biri dakriyosistorinostomi (DSR) ameliyatıdır. Bu işlemle tıkalı kanal bypass edilerek gözyaşının yeniden doğal akışı sağlanır. Ameliyat genellikle 30-60 dakika sürer, hastalar çoğunlukla aynı gün ya da bir gün içinde taburcu edilir. Tam iyileşme süreci birkaç hafta içinde tamamlanırken, bu ameliyatların başarı oranı oldukça yüksektir. Erken teşhis hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de başarı oranını belirgin şekilde artırır" diye konuştu. "Bebeklerde uzun süren göz sulanmalarında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" Gözyaşı kanal tıkanıklığının yalnızca yetişkinlerde değil, bebeklerde de sıkça görülebildiğini ifade eden Op. Dr. Mefkure Yalçıner, "Yeni doğan bebeklerde gözyaşı kanallarının tam olarak açılmamış olması nedeniyle sulanma ve çapaklanma görülebilir. Aileler bu durumu çoğu zaman basit bir göz problemi olarak değerlendirse de doğru masaj teknikleri ve gerektiğinde yapılacak müdahalelerle erken dönemde kontrol altına alınabilir. Bu nedenle bebeklerde uzun süren göz sulanmalarında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" şeklinde konuştu.