DİĞER SPORLAR - 18 Kasım 2016 Cuma 11:17

Musa Aydın: ‘Hedefimiz Tokyo Olimpiyatları’

A
A
A
Musa Aydın: ‘Hedefimiz Tokyo Olimpiyatları’

Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Musa Aydın, “Disiplinli bir şekilde hazırlanarak Tokyo Olimpiyatları’nda İstiklal Marşımızı okutacağız” dedi.

Seçimli Genel Kurul’a tek aday olarak girerek tekrar başkanlığa seçilen Musa Aydın, Türkiye Güreş Federasyonu olarak gelecek hedeflerini anlattı. İhlas Haber Ajansı'nı ziyaret eden Aydın, güreşte beklenen başarıyı yakalayacaklarını ve üzerine ekleyerek devam edeceklerini söyledi. 

"8 madalyanın 5'ini güreşte kazandık"
Musa Aydın, kamplarda yaptıkları bilimsel çalışmaların kazandıkları şampiyonluklara büyük katkı sağladığını söyleyerek, “Biz seçildiğimizde çok kriz olan bir süreçti. Fakat biz bu süreçte milli takım kamplarımızda bilimsel çalışmaya başladık. Diyetisyen, kondisyoner, psikolog, fizyoterapist ve doktorlar gibi yardımcı unsurlar oluşturduk. Bunlarla birlikte 25 kişilik bir olimpik kurul oluşturduk. Bu kurulla sporcularımızın performans testlerini yapıp takip ettik. Dolayısıyla bu çalışmalardan sonra geçen sene Las Vegas’ta 18 yıl aradan sonra üç dünya şampiyonluğu kazandık. Rio Olimpiyatları'nda da 52 yıl aradan sonra 1 altın, 2 gümüş, 2 bronz olmak üzere 5 madalya kazandık. Olimpiyatlarda kazanmış olduğumuz 8 madalyanın 5'ini güreşte kazandık. Bu madalyalarda emeği olan Spor Bakanımıza, müdürümüze, antrenörlerimize çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. 

“Dünyanın en iyi güreş takımını oluşturacağız”
Önümüzdeki dönem içerisinde yapacakları projelerden de bahseden Aydın, “Her olimpiyat sonrası 3 ay içinde federasyon seçimleri yapılıyor. Bizim de seçimlerimiz sıkıntılı geçti ama her şeyde hayır var dedik ve sonu da hayırlı bir şekilde oldu. Hedefimiz Tokyo Olimpiyatları. Önümüzde 4 yıllık bir süreç var. İnşallah bu 4 yıl içinde disiplinli bir şekilde hazırlanarak, dünyanın en iyi güreş takımını oluşturup Tokyo’ya katılarak orada İstiklal Marşımızı okutmak istiyoruz. Bizim altyapıda bir Yatılı İlköğretim Bölge Okulları (YİBO) projemiz vardı. 12 ili pilot il olarak seçmiştik. 12 il ve 17 ilçede yetenek tespitiyle sporcuların tespitini yaptık. Bu çocuklarımız hem normal eğitimlerine devam edecekler hem de güreş eğitimlerini alacaklar. Her yıl bu seçmelerimiz devam edecek. Bundan 4 yıl sonra da YİBO’lar güreşin ortaokulu haline gelecekler. Biz bu projeyi Türkiye geneline yayarak büyük bir güreşçi ordusu oluşturmak istiyoruz. Bu projeyi tamamladığımızda alternatif olarak 3-4 tane daha Rıza ve Taha olacak. Bir siklette bu kadar alternatif olması demek rekabet ortamının da artması demek. Rekabet de bize başarıyı getirecektir” şeklinde konuştu. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Koca Ragıp Paşa’nın çok yönlü düşünce dünyası çalıştayda değerlendirildi Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından Edebiyat Fakültesi Konferans Salonunda "Edebiyat-Siyaset-Felsefe İlişkisi Kapsamında Koca Ragıp Paşa Çalıştayı"nın ilk oturumu gerçekleştirildi. 7-8 Mayıs tarihlerinde düzenlenen çalıştayın yürütücülüğünü Dr. Öğr. Üyesi Emrah Gülüm üstlenirken açılış konuşmasını Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fuat Güllüpınar yaptı. Çalıştaya konuşmacı olarak Prof. Dr. Mehmet Mahur Tulum, Prof. Dr. Abdülkadir Erkal, Prof. Dr. Şevkiye Kazan Nas ve Prof. Dr. Kamil Sarıtaş katılırken, akademik personel, öğretim elemanları ve çok sayıda öğrenci takip etti. Osmanlı düşünce ve edebiyat dünyasının önemli isimlerinden Koca Ragıp Paşa’nın edebi kişiliği, siyasal kimliği ve düşünce dünyasının disiplinler arası bir yaklaşımla değerlendirildiği çalıştayda, farklı akademik alanlardan isimler sunum gerçekleştirdi. "Marifet iltifata tabidir" Açılış konuşmasını yapan Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fuat Güllüpınar, Koca Ragıp Paşa’nın devlet adamlığı ve edebi yönüne dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı: "Bugün Koca Ragıp Paşa’yı konuşmak için bir araya geldik. Konuşmama Koca Ragıp Paşa’ya ait olduğunu düşündüğüm bir söz ile başlamak istiyorum: ‘Marifet iltifata tabidir.’ Emeğin, bilginin ve liyakatin değerini belki de bundan güzel anlatan bir söz yoktur. Bu sebeple bugün bu salonda olmamızı sağlayan, bu işte emeği geçen Emrah hocaya çok teşekkür ediyorum. Koca Ragıp Paşa bir sadrazam, bir diplomat, aynı zamanda hem devlet adamı hem sanatçı, şair ve önemli bir edebiyatçı olarak karşımızda duruyor." "Her işini usul ve suhuletle yapmıştır" Çalıştayın ilk konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Mehmet Mahur Tulum, Koca Ragıp Paşa’nın siyasi yönlerini ele aldı. Tulum, Paşa’nın siyasi hayatına çocukluk yıllarında başladığını belirterek, "Böyle bir alim üzerine konuşmak elbette çok zor. O, siyasi hayatına babasının yanında çocukluk yıllarında başlamış ve sadrazamlık mertebesine kadar yükselmiş önemli bir isimdir. Siyasi mizacını tanımlayacak olursak şunu görüyoruz; usul ve suhulet onun mizacında temayüz ediyor. Yani her işini usul ve suhuletle yapmıştır" dedi. "Devlet adamlığı ile şairliğini bir arada taşımıştır" Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden Prof. Dr. Şevkiye Kazan Nas ise, Koca Ragıp Paşa’nın edebi kişiliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kazan Nas, paşanın şiirlerinde toplum düzeni, ahlak ve devlet düşüncesinin önemli yer tuttuğunu belirterek, "Koca Ragıp Paşa’nın sanatını özgün kılan en önemli unsurlardan birisi onun devlet adamlığı ile şairliğini bir arada taşıyabilmesidir. Onun dizelerinde sadece bireysel duygular değil, toplum düzeni, ahlak ve devlet düşüncesi de yer bulur" diye konuştu. "Kapıkulundan felsefeci olmaz anlayışı doğru değildir" Çalıştayda konuşan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kamil Sarıtaş, "Kapıkulundan felsefeci olmaz" anlayışını eleştirerek, Koca Ragıp Paşa’nın çok yönlü düşünce yapısına dikkat çekti. Sarıtaş, paşanın felsefe, tasavvuf ve kelamı birlikte ele alan bir yaklaşım benimsediğini ifade etti. "Hamilik sistemi edebiyatın gelişiminde önemli rol oynadı" Açılış oturumunun son konuşmasını gerçekleştiren Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Erkal ise, Koca Ragıp Paşa’nın sanat hamiliği ve kültürel çevresine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erkal, 18. yüzyılda yetişen çok sayıdaki şairin arkasında hamilik sisteminin önemli bir etkisi olduğunu vurguladı. Çalıştayın öğleden sonraki oturumu edebiyat ve dil söyleşisiyle devam etti. Söyleşide gazeller, tematik şiir mecmuaları ve şiirlerdeki eleştiri unsurları üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Çalıştay, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.