DÜNYA - 03 Aralık 2025 Çarşamba 21:11 | Son Güncelleme : 03 Aralık 2025 Çarşamba 21:27

NATO Genel Sekreteri Rutte, Türk savunma sanayisini örnek gösterdi

A
A
A

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Türk savunma sanayisini örnek vererek, "Türkiye'de, savunma sanayii eko sisteminin parçası olan 3 binden fazla şirket bulunuyor. Üretim kabiliyeti, caydırıcılık ve savunmanın sürdürülebilmesi için kritik" dedi.

"Lahey'deki zirve ile bir sonraki Ankara zirvesi arasındaki NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı'nı az önce tamamladık" ifadeleriyle söz başlayan Rutte, "Gerçek ve kalıcı tehlikelerle karşı karşıyayız. Rusya, Ukrayna'ya karşı acımasız savaşını sürdürüyor. Kışa yaklaşırken Rusya, giderek daha fazla şekilde halkı ve kritik altyapıyı hedef alıyor. Rusya, NATO'ya karşı da giderek daha pervasız bir tutum sergiliyor. Hava sahamızı ihlal ediyor, siber saldırılar düzenliyor ve müttefiklerin denizaltı altyapısını haritalamak için casus gemiler konuşlandırıyor. Bu olaylar, bir teyakkuz halinin gerekliliğini ortaya koyuyor" dedi.
Bugünkü toplantının odak noktalarından birinin savunma yatırımları olduğunu ifade eden Rutte, Avrupalı müttefikler ve Kanada'nın artan yatırımlarının memnuniyet verici olduğunu fakat daha fazlasının yapılması gerektiğini söyledi. Rutte, "Müttefiklerin, hazırlıklı olmamızı sağlamak için kendi paylarına düşeni yerine getirmeleri şart. Sorumluluğun adil biçimde paylaşılması gerekiyor" dedi.

Rutte, toplantıda müttefik ülkelerin artan savunma harcamaların somut neticelerine işaret eden ulusal planlar hakkında güncellemeler paylaştığını duyurdu. Rusya'nın uzun vadede kendilerini alt edebileceğine inandığını söyleyen Rutte, "Ukrayna'ya desteğimizi güçlendiriyor ve Rusya üzerindeki baskıyı artırıyoruz" dedi.

Rutte, "Ankara Zirvesi'ni beklerken önceliklerimiz net. Güvenliğimize yatırım yapmak, sanayimizi güçlendirmek ve Ukrayna'ya desteğimizi sürdürerek zorlu kışı ve sonrasını atlatacak imkanlara sahip olmasını sağlamak" ifadelerini kullandı.

"Rusya halen en önemli tehdit"

Rusya'nın NATO müttefikleri açısından halen ittifaka yönelik en önemli tehdit olarak görülüp görülmediği yönünde bir soru alan Rutte, "Bu stratejik konsept, geçerliliğini koruyor. Tüm müttefiklerden duyduğum şey, bu düşünceye tamamen bağlı oldukları" dedi.

ABD'nin Ukrayna'ya yönelik barış girişimin Rusya tarafından yaptırımlar ve dondurulmuş Rus varlıklarının kullanılmasını engellemek için istismar edildiği iddialarına yönelik bir soru üzerine Rutte, "Hep söylediğim gibi, Ukrayna konusundaki çıkmazı aşmayı başarabilecek tek kişi vardı ve o da ABD Başkanı Donald Trump idi. Kendisi bunu yaptı, şubat ayında sürece dahil olmayı başardı ve bugün de dahil olmaya devam ediyor. Ekibi de sürecin içinde ve Steve Witkoff, Marco Rubio ve ABD tarafındaki tüm kilit aktörler buna dahil. Bu çok kritik çünkü nihayetinde ABD, NATO'da açık arayla en büyük müttefik ve yeryüzündeki en güçlü ülke. Önce çıkmazı aşmak ve ardından diğerlerinin peşlerinden gelmesini sağlamak öncelikle onlara düşüyor. Ama barışı sağlamak, ABD Başkanı'nın söylediği gibi tek seferde ve düz ilerleyen bir süreç değil. Masada bir teklif olması gerekiyor, müzakereler yürütmeniz gerekiyor. Cenevre'de ve Miami'de gördük. Dün de Moskova'da gördük. Bu adım adım ilerleyen bir yaklaşım olacak" dedi.

"ABD tarafı ile yakın koordinasyon içindeyiz"

Rutte, "NATO Karargah'ında ben ve ekibim Beyaz Saray ile Dışişleri Bakanlığı ve ABD tarafındaki tüm aktörlerle barış sürecine azami yardım sağlayabilmek için çok yakın koordinasyon içindeyiz. Çünkü bunu hayati görüyoruz" dedi.

"Müttefiklerin üçte ikisinden fazlası taahhütte bulundu"

Avrupalı müttefiklerin Ukrayna için ABD'den silah alımlarını finanse eden "Ukrayna'nın Öncelikli İhtiyaçlar Listesi" (PURL) programına şimdiye kadar hiç katkıda bulunmayan NATO müttefiklerine ilişkin bir soruya Rutte, "PURL için henüz hiç taahhütte bulunmamış ülkelerin sayısı gerçekten çok sınırlı. Müttefiklerin üçte ikisinden fazlası taahhütte bulundu. Bir ya da iki ülkenin ise hükümet çevrelerinde bunu görüştüğünü biliyoruz ve olumlu sonuç çıkacağına inanmak için nedenlerimiz var" dedi.

"Yük paylaşımı çok daha iyi bir noktada"

Yük paylaşımında adaletsizliğe ilişkin tepkileri de anladığını ifade eden Rutte, bugün çok sayıda ülkenin PURL programında yeni taahhütlerde bulunduğuna dikkat çekti. Rutte, "Yük paylaşımı, sadece altı hafta öncesine kıyasla artık çok daha iyi bir noktada" dedi.

"Ukrayna için para bulunmasını sağlamak zorundayız"

Toplantıda Ukrayna'nın finansmanı için dondurulmuş Rus varlıklarının kullanıma ilişkin tartışmalardan detay vermesi istenen Rutte, "Bu konu esas olarak AB düzeyinde ele alınıyor. AB, İngiltere, ABD ve diğerleriyle eşgüdüm içinde ilerliyor. Dolayısıyla bu konu, bugün masada dolaylı olarak yer aldı diyebiliriz. Çünkü Ukrayna'nın gelecek yılına baktığınızda buna ister tazminat kredisi deyin, ister dondurulmuş Rus varlıklarının kullanımı deyin, eğer bu gerçekleşmezse, parayı başka bir şekilde bulmamız gerektiği tamamen açıktır" dedi.
NATO dışişleri bakanlarının bu konunun AB tarafında çözülmesi gereken bir konu olduğunun farkında olduklarını ifade eden Rutte, "Antonio Costa ve Ursula von der Leyen de dahil olmak üzere, AB'nin üst düzey liderlerinin bu tartışmayı yönetebileceklerine dair güvenim tam. Ayrıca şu konuda net bir anlayış söz konusu; Eğer bu süreç işlemeyecek olursa, Ukrayna'nın yalnız başına bırakılması söz konusu olamaz. Paranın bulunmasını sağlamak zorundayız. Son birkaç yıldır bunu yaptık ve dondurulmuş varlıklar olmadan da Ukrayna için gereken finansmanı sağladık. Ancak yine de görelim, ne kadar ilerleyebileceğiz. Elbette, bu varlıkların kullanımı işleri çok daha kolaylaştıracaktır" dedi.

"Kendi seçtiğimiz şekilde karşılık vereceğiz ve bunu hissedecekler"

Hibrit saldırılara misillemelere ilişkin bir soru alan Rutte, "Her şeyden önce, Polonya Dışişleri Bakanı Radoslav Sikorski'nin yaptığı şeye temas etmek istiyorum. Yaptığı, Polonya'nın PURL programına verdiği destek ile bu demiryolu hattında yaşanan saldırı arasında doğrudan bağlantı kurmak oldu ve ‘Bu tekrar olursa biz de daha fazlasını yapacağız. Rusya bilsin ki biz de asimetrik tepkiler oluşturacağız. Rusya'daki demiryolu hattını havaya uçurmayacağız ama böyle şeyler yaparsanız sonucunu hissedeceksiniz. Çünkü bu son derece pervasız ve kabul edilemez' demişti" şeklinde cevap verdi.
Rutte, "Bu tam olarak bizim hibrit stratejimizdir. Rusya veya Belarus kasıtlı olsun ya da olmasın, ne yaparsa yapsın, biz kendi seçtiğimiz şekilde karşılık vereceğiz ve onlar da bunu hissedecekler" dedi.

"Rusya'nın savaşa devam etmesini sağlayan en önemli odak Çin"

Çin'e ilişkin yıllık rapor ve burada gündeme getirilen endişelere ilişkin bir soru alan Rutte, "Çin'in Rusya'nın Ukrayna'daki savaş çabalarını mümkün kılma konusunda Kuzey Kore ve İran ile birlikte Rusya ile yakın bir şekilde çalıştığını görüyoruz. Yaptırımların delinmesi, çift kullanımlı ürünlerin sevkiyatı ve diğer bazı yollarla Rusya'nın savaşa devam edebilmesini sağlayan kolaylaştırıcılardan biri, hatta bu konudaki en önemli odak olarak görülebilirler" dedi.

"Çin, on yılın sonuna kadar bin nükleer savaş başlığına ulaşacak"

Çin'in aynı zamanda kendi silahlı kuvvetlerini de hızla büyüttüğüne dikkat çeken Rutte, "On yılın sonuna kadar bin nükleer savaş başlığına ulaşacaklar. Şu anda ABD'den daha fazla donanma gemisine sahipler. Zaten büyük bir gemi inşa sanayileri var. Bunun yanı sıra büyük ve gelişmiş bir savunma sanayi altyapısına sahipler. Dünyanın en büyük savunma şirketlerinden bazıları artık Çin'den çıkıyor. Beş-on yıl öncesine kadar listede hiçbiri yokken, şimdi ilk on içinde birkaç şirketleri var" dedi.

Rutte, "Tüm bunlar saf olmamamız gerektiğinin kanıtı. Çin'in Tayvan hakkındaki düşüncelerini biliyoruz ve şu konuda kesin bir kanaate sahibiz. Eğer Çin Tayvan'a karşı harekete geçerse, Xi Jinping öncelikle Vladimir Putin'i arayacak ve dünyanın bu bölümünü meşgul etmesini isteyecek" ifadelerini kullandı.

Savunma sanayisinde ilerleme konusunda Türkiye'yi örnek gösterdi

Bir Türk gazeteci, Rutte'ye Ukrayna'daki savaşın ardından pek çok ülkenin ordusunu güçlendirme ve asker sayısını artırma yoluna gittiğini hatırlatarak bu konudaki yorumunu sordu. Cevabında Türk savunma sanayisinden örnek veren Rutte, "Rusya'nın silahlı kuvvetlerini hızla büyütmesi, bizim de buna karşılık vermemizi gerektiriyor. Bu yalnızca asker sayısıyla değil aynı zamanda savunma sanayimizin gerekli üretimi sağlayabilmesiyle ilgili. Örneğin ülkeniz Türkiye'de savunma sanayii eko sisteminin parçası olan 3 binden fazla şirket bulunması gibi. Üretim kabiliyeti, caydırıcılık ve savunmanın sürdürülebilmesi için kritik" dedi.

ABD'nin Ukrayna'ya silah tedarikini sonlandırma senaryosuna ret

Bir gazetecinin barış görüşmelerinin çökmesi halinde ABD'nin Avrupa'nın finansmanıyla dahi olsa Ukrayna'ya silah tedarikine son vermesi halinde NATO'nun bir "B planı" olup olmadığı yönündeki sorusuna Rutte, "Hayır, bence B planını düşünmeye gerek yok. Çünkü, tıpkı diğer tüm NATO müttefikleri gibi ABD'nin Ukrayna'ya desteği son derece tutarlı" dedi.
Rutte, "PURL programı büyük bir program. Temmuz ayında başladı ve şimdiden dört milyar, yıl bitmeden de beş milyar dolar tutarında kritik malzemenin Ukrayna'ya teslim edilmiş olacağını düşünüyorum. Böylesi ihtimaller için hazırlanmamızı gerektirecek hiçbir neden görmüyorum" ifadelerini kullandı.

"Hiçbir yere gitmiyoruz ve kararlıyız"

Barışın tesisi için Rusya'ya nasıl baskı yapılabileceği yönünde bir soru alan Rutte, bu soruya bunun Ukrayna'ya ihtiyaç duyduğu silahların tedariki, Rus ekonomisine baskı yapılması ve gölge filo konusunda daha ileri adımlar atılması gerektiği şeklinde cevap verdi. Rutte, "Hiçbir yere gitmiyoruz, kararlıyız ve Ukrayna'nın savaşı sürdürebilmesi için ihtiyaç duyduğu her şeyi sağlamaya devam edeceğiz" dedi.
Rutte, "Silah akışının devam etmesi ve ekonomik baskının sürmesi, Başkan Putin'in hesaplarının değişmesi anlamına geliyor. Putin'in bir çıkış yolu olmadığını ve eninde sonunda taviz vermek zorunda kalacağını anlaması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

İbrahim Aydoğan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla ‘Kadıncıklar’ oyunu büyük ilgi gördü Muğla Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü tarafından, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında sahnelenen ‘Kadıncıklar’ adlı tiyatro oyunu sanatseverlerle buluştu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezinde sahnelenen oyun, farklı kadın karakterlerin yaşam öyküleri üzerinden kadınların toplumsal hayatta karşılaştığı sorunları ve erkek egemen toplum yapısının oluşturduğu eşitsizlikleri sahneye taşıdı. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği ‘Kadıncıklar’, izleyicilere hem düşündüren hem de duygulandıran güçlü bir anlatı sundu. 1983 yılında Tuncer Cücenoğlu tarafından kaleme alınan ve ‘coşku kıpırtılarıyla dolu bir oyun’ olarak nitelendirilen ‘Kadıncıklar’, oyununda imam nikâhı, berdel, töre ve namus cinayetleri, genel kadın, evlilik dışı birliktelik gibi kavramlar; farklı kadın karakterlerin yaşam öyküleri üzerinden ele alınıyor. Eser, farklı zihniyetler nedeniyle hayatını kaybeden kadınlara adanmış güçlü bir anlatı sunuyor. Oyunun yönetmenliğini Utkan Özüpak üstlenirken, dramaturgluğunu Nazan Kıdıl yaptı. Sahne amirliğini Mehmet Telli’nin yürüttüğü oyunun ses ve ışık tasarımı ise Muzaffer Makas tarafından gerçekleştirildi. ‘Kadıncıklar’ oyunu ilk olarak Levent Kırca tarafından Ankara Devlet Tiyatrosunda sahnelenmiş olup, Türkiye’nin birçok ilinde ve yurt dışında tiyatroseverlerle buluştu. Erkek egemen toplumda kadının metalaştırılmasını konu alan eser, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nün yanı sıra Sadri Alışık Kültür Merkezi tarafından da sahnelendi. Muğlalı sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği oyun sonunda oyuncular uzun süre ayakta alkışlandı. Başkan Aras: "Bu oyun kadınların sesi olan güçlü bir anlatı sunuyor" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında sahnelenen oyunun kadınların yaşadığı toplumsal sorunlara dikkat çektiğini belirterek şunları söyledi: "Sanat, toplumun aynasıdır. Kadınların yaşadığı eşitsizlikleri, acıları ve mücadeleyi anlatan bu tür eserler toplumsal farkındalığın artmasına büyük katkı sağlıyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde sahnelenen ‘Kadıncıklar’ oyunu da kadınların sesi olan güçlü bir anlatı sunuyor. Kadınların yaşamın her alanında eşit, özgür ve güçlü olduğu bir toplum için çalışmaya devam edeceğiz"
Siirt Siirt’te 4 çocuk annesinden 2 yıldır haber alınamıyor Siirt’te 2 yıldır kayıp 4 çocuk annesi Mekiye Akyel’e ait henüz bir ize rastlanmazken, olaya ilişkin yürütülen soruşturmada eşi, kayınbiraderi ve kayınbabasının tutukluluk hali devam ediyor. Siirt’in Baykan ilçesinde 2024 yılında kaybolan 30 yaşındaki 4 çocuk annesi Mekiye Akyel’e ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor. Akyel’den kaybolduktan bugüne kadar haber alınamadı. Yürütülen soruşturma kapsamında Akyel’in eşi İ.G. kayınbirader H.G. ve şüphelilerin babası İ.G. gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Mekiye Akyel’in ablası Halime Pilgir, katıldığı bir televizyon programında kardeşinin tandırda yakıldığını ileri sürmüş, gizli tanıklar olduğunu, yeğenlerinin aileden alınmasını istediklerini söylemişti. Avukat Gurbet Bilbay ise Mekiye Akyel için Siirt’te olduklarını belirterek, olayın iki gün sonra unutulmasını istemediklerini, sıradan bir cinayet olmadığını söyledi. Avukat Bilbay, "Genelde de müvekkilim bununla ilgili mesajlar alıyor tandırda yakıldığına dair. Hep buna yönelik iddialar var. İnsanlar konuşmaya korkuyor bununla ilgili gizli tanık dinlettireceğiz. Çocukların onlardan alınmasını için elimizden geleni yapacağız. Lütfen buradan sesleniyorum bu cinayet unutulmasın Mekiye Akyel için elimizden geleni yapalım" dedi. Avukat Sevginur Uzunhasan ise 4 çocuk annesi Mekiye Akyel için Siirt’te olduklarını dile getirdi. Uzunhasan, "Halime hanımın bu dosyanın buralara gelmesinde büyük cabası vardır. Savcılık makamı şüphelileri tutuklamış durumdadır. Bugün çocuklarını görmeye gittik. Durumun unutulmasını istemiyoruz’’ diye konuştu. Mekiye Akyel’in ablası Halime Pilgir de savcıyla görüşüp ifade verdiklerini belirterek, "Bu dosyanın peşini bırakmayacağız. Avukatlarımla birlikte buradaydık. Çocukları görmek istiyorum. Oradan alınmalarını istiyorum. Gizli tanıklar var, bana mesajlar geliyor. Gizli tanık olarak dosyaya alınmasını istiyorum. Bu davanın peşini bırakmayacağım" şeklinde konuştu.
Ankara Memur-Sen Başkanı Yalçın: "Ara tatil modelinin korunması ve kaldırılmaması konusunda ortak kanaat mevcuttur" Eğitim Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Uluslararası eğilimlere uyumlu olması nedeniyle ara tatil modelinin korunması ve kaldırılmaması konusunda ortak kanaat mevcuttur" dedi. Memur-Sen Konfederasyonu ve Eğitim Bir-Sen Sendikası Genel Başkanı Ali Yalçın, 81 ilde 120 bin okul yöneticisi, öğretmen veli ile yaptıkları ara tatillere yönelik saha araştırmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Yalçın, İstanbul’da öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik’e baş sağlığı diledi. Eğitimde çözüm odaklı araştırmalarla ve raporlarla çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Yalçın, ara tatil modeline ilişkin de öğretmenlerin, öğrenciler ve velilerin görüşlerini almak amacıyla da saha çalışması yaptıklarını ifade etti. Yalçın, "Toplamda 119 bin 709 okul yöneticisi, öğretmen, öğrenci ve velinin katılımıyla araştırmayı gerçekleştirdik. Araştırma sadece devlet okullarında görev yapan öğretmen ve okul yöneticilerini ortaokul ve orta öğretim öğrencilerini ve temel eğitim ile ortaöğretimde çocuğu olan velileri kapsamaktadır. Araştırmaya 55 bin 126 öğretmen, 7 bin 792 yönetici, 20 bin 675 öğrenci, 36 bin 116 veli katılmıştır" diye konuştu. "Öğretmen, yönetici, veli mevcut modelin eğitim takvimini daha dengeli ve verimli bir şekle kavuşturduğu yönündedir" Yapılan saha çalışmalarının sonuçlarını paylaşan Yalçın, sözlerine şöyle devam etti: "Olası bir kaldırma kararına yönelik katılmama oranı açısından öğretmenlerin yüzde 88,2’si, okul yöneticilerinin yüzde 72,1’i ve velilerin 70,5’i bu kaldırma kararına katılmamaktadır. Özellikle öğrencilerin lisede yüzde 85,7 ortaokulda yüzde 78,4 uygulamayı devam ettirme yönünde bir iradesi ve isteği vardır. Bakanlığın ara tatili kaldırma yönündeki olası bir kararını desteklerim diyen velilerde oran erkek velilerde yüzde 18,3 kadın velilerde yüzde 23,6. İkimiz de çalışıyoruz diyen velilerin yüzde 76,2’si, sadece ben çalışıyorum diyen velilerin yüzde 71,2’si, ikimiz de çalışmıyoruz diyen velilerin yüzde 67,9’u sadece eşim çalışıyor diyen velilerin de yüzde 64,3’ü bakanlığın ara tatili kaldırma yönündeki olası bir kararını desteklememektedir. Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu öğretmen, yönetici, veli mevcut modelin eğitim takvimini daha dengeli ve verimli bir şekle kavuşturduğu yönündedir." Velilerin genel olarak ara tatillerin çocuğun kişisel gelişiminde önemli rol oynadığına dikkati çektiklerini söyleyen Yalçın, öğretmenlerin de bu dönemlerin bilişsel ve duygusal tazelenme sağladığını söylediklerini ifade etti. "Ara tatil modelinin korunması ve kaldırılmaması konusunda ortak kanaat mevcuttur" Yalçın, yapılan araştırmalarda ara tatilin kaldırılmasına karşı olunduğunu aktaran, "Ara tatil uygulamasının bir defa devamlılığı sağlanmalıdır. Saha araştırması; öğretmenlerin, yöneticilerin, velilerin ve öğrencilerin büyük bir çoğunluğu ara tatillerin kaldırılmasına karşı olduklarını ifade etmişlerdir. Bu güçlü toplumsal destek ve uygulamanın OECD standartları ve uluslararası eğilimlere uyumlu olması nedeniyle ara tatil modelinin korunması ve kaldırılmaması konusunda ortak kanaat mevcuttur" açıklamasında bulundu. Ödev ve proje yükünün dengelenmesi gerektiğine dikkati çeken Yalçın, "Ara tatillerde öğrencilere akademik ağırlıklı yoğun ödevler vermek yerine kitap okuma, hobilerle ilgilenme ve sosyal etkinliklere yönlendirmek gibi bu anlamda çeşitli önermeler yapılabilir ve strese sokmayacak teşvik bu anlamda devreye alınabilir" diye konuştu. "Bölgesel okul bazı, esnek takvim modelleri üzerinde durulabilir" Ara tatillerin takvimi belirlenirken de pedagojik dengeyi bozmayacak şekilde düzenlenmesi gerektiğine de değinen Yalçın, "Bölgelerin iklim şartları ve ihtiyaçları ile dini bayramlar tatillerini ile dikkate alınarak iki ara tatilden birinin geçici süre kaldırılarak yarı yıl tatilinin üç haftaya çıkarılması veya bu sürenin yaz tatili başlangıcına eklenmesi gibi genel bölgesel okul bazı, esnek takvim modelleri üzerinde durulabilir. Bu çok uzun bir süre olacak bir şey değil. Birkaç yıllık süre içerisinde bu söz konusu olabilir" ifadelerine yer verdi. Yalçın, Eğitim-Bir-Sen olarak çalışmalarını sürdüreceklerini vurguladı.
Antalya Kepez’de her gün iftar, her gün bereket Kepez’de Ramazan ayının manevi iklimi, her gün kurulan iftar sofralarıyla yaşanıyor. Ramazan’ın on dokuzuncu gününde Duraliler ve Avni Tolunay mahalle sakinleri, aynı sofrada oruçlarını açmanın mutluluğunu paylaştı. Kepez Belediyesi’nin Ramazan ayının on dokuzuncu gününde kurulan iftar sofraları Duraliler ve Avni Tolunay mahalle sakinlerini bir araya getirdi. Duraliler Mahallesi kapalı pazar alanında düzenlenen ve yoğun katılımın olduğu iftar programında vatandaşlar aynı sofrada oruçlarını açmanın heyecanını yaşadı. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de, iftar yemeğinde mahalle sakinleriyle bir araya geldi. Başkan Kocagöz, iftar öncesinde kurulan masaları tek tek dolaşarak vatandaşlarla sohbet etti. Vatandaşların Ramazan ayını tebrik ederek, hayırlı iftar dileklerini iletti. Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhuna dikkat çeken Başkan Kocagöz, aynı sofrada buluşmanın önemine vurgu yaparak Ramazan’ın toplumsal birlikteliği güçlendirdiğini ifade etti. Ramazan ayının sadece oruç tutmak olmadığını belirten Başkan Kocagöz, "Ramazan ayı sabırlı, adaletli olmak, paylaşmak, dayanışmak, birlik ve beraberlik içinde olmak demektir. İşte bizde tamda burada Kepez Belediyesi olarak sadece hizmet üretmiyoruz. Birlik ve beraberliği sağlıyoruz. Çocuklarımızın umutları, gençlerimizin hayalleri, büyüklerimizin huzur içerisinde yaşayabilecekleri bir ilçe için gecemizi gündüzümüze katıyoruz ve sizlere layık olmaya çalışıyoruz" dedi. "Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız" Kepez yolculuğuna çıkarken, "Kepez’de hiç kimse kendini yalnız hissetmeyecek" sözlerine değinen Başkan Kocagöz, " Bizim olduğumuz yerde bir çocuğumuz üşümeyecek, bir insanımız yatağa aç girmeyecek. Belediyecilik demek budur. Yol yapmak, park yapmak bizim asli görevimizdir. Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Etrafımızda yoksul insan, çaresiz insan olmamalı Bunu hep beraber sağlayacağız" diye konuştu. Dünya’daki sıcak gelişmelere de değinerek, "Elbet bir gün bu ateşi yakanlar, o ateşte yanacaklardır" diyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ sözlerine değindi. Seçim döneminde vaat edilen 105 projenin 50’sini tamamladıklarını ve 98 projenin ise ilçede işler halde olduğunu söyledi. Duraliler ve Avni Tolunay muhtarlarına da çalışmalarından dolayı teşekkür eden Başkan Kocagöz, "Onlar bizim hizmet elçimiz Biz hizmet elçilerimiz, muhtarlarımız sayesinde mahallelerimizin ihtiyaçlarını çok daha rahat gözlemliyoruz. Elimizden geleni mahallelerimiz ve vatandaşlarımız için yapmaya çalışıyoruz" dedi. Başkan Kocagöz, Ramazan ayında Kepez’de her gün iftar sofralarının kurulduğunu, Dokumapark ve Kent Meydanı’nda da Ramazan etkinliklerinin düzenlendiğini söyledi. Kepez’in ortak gelecekleri olduğunu belirten Başkan Kocagöz, "Çocuklarımız, gençlerimiz, yaşlılarımız ve engellilerimiz Kepez’de bizim baş tacımız" ifadelerini kullandı.