DÜNYA - 03 Aralık 2025 Çarşamba 21:11 | Son Güncelleme : 03 Aralık 2025 Çarşamba 21:27

NATO Genel Sekreteri Rutte, Türk savunma sanayisini örnek gösterdi

A
A
A

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Türk savunma sanayisini örnek vererek, "Türkiye'de, savunma sanayii eko sisteminin parçası olan 3 binden fazla şirket bulunuyor. Üretim kabiliyeti, caydırıcılık ve savunmanın sürdürülebilmesi için kritik" dedi.

"Lahey'deki zirve ile bir sonraki Ankara zirvesi arasındaki NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı'nı az önce tamamladık" ifadeleriyle söz başlayan Rutte, "Gerçek ve kalıcı tehlikelerle karşı karşıyayız. Rusya, Ukrayna'ya karşı acımasız savaşını sürdürüyor. Kışa yaklaşırken Rusya, giderek daha fazla şekilde halkı ve kritik altyapıyı hedef alıyor. Rusya, NATO'ya karşı da giderek daha pervasız bir tutum sergiliyor. Hava sahamızı ihlal ediyor, siber saldırılar düzenliyor ve müttefiklerin denizaltı altyapısını haritalamak için casus gemiler konuşlandırıyor. Bu olaylar, bir teyakkuz halinin gerekliliğini ortaya koyuyor" dedi.
Bugünkü toplantının odak noktalarından birinin savunma yatırımları olduğunu ifade eden Rutte, Avrupalı müttefikler ve Kanada'nın artan yatırımlarının memnuniyet verici olduğunu fakat daha fazlasının yapılması gerektiğini söyledi. Rutte, "Müttefiklerin, hazırlıklı olmamızı sağlamak için kendi paylarına düşeni yerine getirmeleri şart. Sorumluluğun adil biçimde paylaşılması gerekiyor" dedi.

Rutte, toplantıda müttefik ülkelerin artan savunma harcamaların somut neticelerine işaret eden ulusal planlar hakkında güncellemeler paylaştığını duyurdu. Rusya'nın uzun vadede kendilerini alt edebileceğine inandığını söyleyen Rutte, "Ukrayna'ya desteğimizi güçlendiriyor ve Rusya üzerindeki baskıyı artırıyoruz" dedi.

Rutte, "Ankara Zirvesi'ni beklerken önceliklerimiz net. Güvenliğimize yatırım yapmak, sanayimizi güçlendirmek ve Ukrayna'ya desteğimizi sürdürerek zorlu kışı ve sonrasını atlatacak imkanlara sahip olmasını sağlamak" ifadelerini kullandı.

"Rusya halen en önemli tehdit"

Rusya'nın NATO müttefikleri açısından halen ittifaka yönelik en önemli tehdit olarak görülüp görülmediği yönünde bir soru alan Rutte, "Bu stratejik konsept, geçerliliğini koruyor. Tüm müttefiklerden duyduğum şey, bu düşünceye tamamen bağlı oldukları" dedi.

ABD'nin Ukrayna'ya yönelik barış girişimin Rusya tarafından yaptırımlar ve dondurulmuş Rus varlıklarının kullanılmasını engellemek için istismar edildiği iddialarına yönelik bir soru üzerine Rutte, "Hep söylediğim gibi, Ukrayna konusundaki çıkmazı aşmayı başarabilecek tek kişi vardı ve o da ABD Başkanı Donald Trump idi. Kendisi bunu yaptı, şubat ayında sürece dahil olmayı başardı ve bugün de dahil olmaya devam ediyor. Ekibi de sürecin içinde ve Steve Witkoff, Marco Rubio ve ABD tarafındaki tüm kilit aktörler buna dahil. Bu çok kritik çünkü nihayetinde ABD, NATO'da açık arayla en büyük müttefik ve yeryüzündeki en güçlü ülke. Önce çıkmazı aşmak ve ardından diğerlerinin peşlerinden gelmesini sağlamak öncelikle onlara düşüyor. Ama barışı sağlamak, ABD Başkanı'nın söylediği gibi tek seferde ve düz ilerleyen bir süreç değil. Masada bir teklif olması gerekiyor, müzakereler yürütmeniz gerekiyor. Cenevre'de ve Miami'de gördük. Dün de Moskova'da gördük. Bu adım adım ilerleyen bir yaklaşım olacak" dedi.

"ABD tarafı ile yakın koordinasyon içindeyiz"

Rutte, "NATO Karargah'ında ben ve ekibim Beyaz Saray ile Dışişleri Bakanlığı ve ABD tarafındaki tüm aktörlerle barış sürecine azami yardım sağlayabilmek için çok yakın koordinasyon içindeyiz. Çünkü bunu hayati görüyoruz" dedi.

"Müttefiklerin üçte ikisinden fazlası taahhütte bulundu"

Avrupalı müttefiklerin Ukrayna için ABD'den silah alımlarını finanse eden "Ukrayna'nın Öncelikli İhtiyaçlar Listesi" (PURL) programına şimdiye kadar hiç katkıda bulunmayan NATO müttefiklerine ilişkin bir soruya Rutte, "PURL için henüz hiç taahhütte bulunmamış ülkelerin sayısı gerçekten çok sınırlı. Müttefiklerin üçte ikisinden fazlası taahhütte bulundu. Bir ya da iki ülkenin ise hükümet çevrelerinde bunu görüştüğünü biliyoruz ve olumlu sonuç çıkacağına inanmak için nedenlerimiz var" dedi.

"Yük paylaşımı çok daha iyi bir noktada"

Yük paylaşımında adaletsizliğe ilişkin tepkileri de anladığını ifade eden Rutte, bugün çok sayıda ülkenin PURL programında yeni taahhütlerde bulunduğuna dikkat çekti. Rutte, "Yük paylaşımı, sadece altı hafta öncesine kıyasla artık çok daha iyi bir noktada" dedi.

"Ukrayna için para bulunmasını sağlamak zorundayız"

Toplantıda Ukrayna'nın finansmanı için dondurulmuş Rus varlıklarının kullanıma ilişkin tartışmalardan detay vermesi istenen Rutte, "Bu konu esas olarak AB düzeyinde ele alınıyor. AB, İngiltere, ABD ve diğerleriyle eşgüdüm içinde ilerliyor. Dolayısıyla bu konu, bugün masada dolaylı olarak yer aldı diyebiliriz. Çünkü Ukrayna'nın gelecek yılına baktığınızda buna ister tazminat kredisi deyin, ister dondurulmuş Rus varlıklarının kullanımı deyin, eğer bu gerçekleşmezse, parayı başka bir şekilde bulmamız gerektiği tamamen açıktır" dedi.
NATO dışişleri bakanlarının bu konunun AB tarafında çözülmesi gereken bir konu olduğunun farkında olduklarını ifade eden Rutte, "Antonio Costa ve Ursula von der Leyen de dahil olmak üzere, AB'nin üst düzey liderlerinin bu tartışmayı yönetebileceklerine dair güvenim tam. Ayrıca şu konuda net bir anlayış söz konusu; Eğer bu süreç işlemeyecek olursa, Ukrayna'nın yalnız başına bırakılması söz konusu olamaz. Paranın bulunmasını sağlamak zorundayız. Son birkaç yıldır bunu yaptık ve dondurulmuş varlıklar olmadan da Ukrayna için gereken finansmanı sağladık. Ancak yine de görelim, ne kadar ilerleyebileceğiz. Elbette, bu varlıkların kullanımı işleri çok daha kolaylaştıracaktır" dedi.

"Kendi seçtiğimiz şekilde karşılık vereceğiz ve bunu hissedecekler"

Hibrit saldırılara misillemelere ilişkin bir soru alan Rutte, "Her şeyden önce, Polonya Dışişleri Bakanı Radoslav Sikorski'nin yaptığı şeye temas etmek istiyorum. Yaptığı, Polonya'nın PURL programına verdiği destek ile bu demiryolu hattında yaşanan saldırı arasında doğrudan bağlantı kurmak oldu ve ‘Bu tekrar olursa biz de daha fazlasını yapacağız. Rusya bilsin ki biz de asimetrik tepkiler oluşturacağız. Rusya'daki demiryolu hattını havaya uçurmayacağız ama böyle şeyler yaparsanız sonucunu hissedeceksiniz. Çünkü bu son derece pervasız ve kabul edilemez' demişti" şeklinde cevap verdi.
Rutte, "Bu tam olarak bizim hibrit stratejimizdir. Rusya veya Belarus kasıtlı olsun ya da olmasın, ne yaparsa yapsın, biz kendi seçtiğimiz şekilde karşılık vereceğiz ve onlar da bunu hissedecekler" dedi.

"Rusya'nın savaşa devam etmesini sağlayan en önemli odak Çin"

Çin'e ilişkin yıllık rapor ve burada gündeme getirilen endişelere ilişkin bir soru alan Rutte, "Çin'in Rusya'nın Ukrayna'daki savaş çabalarını mümkün kılma konusunda Kuzey Kore ve İran ile birlikte Rusya ile yakın bir şekilde çalıştığını görüyoruz. Yaptırımların delinmesi, çift kullanımlı ürünlerin sevkiyatı ve diğer bazı yollarla Rusya'nın savaşa devam edebilmesini sağlayan kolaylaştırıcılardan biri, hatta bu konudaki en önemli odak olarak görülebilirler" dedi.

"Çin, on yılın sonuna kadar bin nükleer savaş başlığına ulaşacak"

Çin'in aynı zamanda kendi silahlı kuvvetlerini de hızla büyüttüğüne dikkat çeken Rutte, "On yılın sonuna kadar bin nükleer savaş başlığına ulaşacaklar. Şu anda ABD'den daha fazla donanma gemisine sahipler. Zaten büyük bir gemi inşa sanayileri var. Bunun yanı sıra büyük ve gelişmiş bir savunma sanayi altyapısına sahipler. Dünyanın en büyük savunma şirketlerinden bazıları artık Çin'den çıkıyor. Beş-on yıl öncesine kadar listede hiçbiri yokken, şimdi ilk on içinde birkaç şirketleri var" dedi.

Rutte, "Tüm bunlar saf olmamamız gerektiğinin kanıtı. Çin'in Tayvan hakkındaki düşüncelerini biliyoruz ve şu konuda kesin bir kanaate sahibiz. Eğer Çin Tayvan'a karşı harekete geçerse, Xi Jinping öncelikle Vladimir Putin'i arayacak ve dünyanın bu bölümünü meşgul etmesini isteyecek" ifadelerini kullandı.

Savunma sanayisinde ilerleme konusunda Türkiye'yi örnek gösterdi

Bir Türk gazeteci, Rutte'ye Ukrayna'daki savaşın ardından pek çok ülkenin ordusunu güçlendirme ve asker sayısını artırma yoluna gittiğini hatırlatarak bu konudaki yorumunu sordu. Cevabında Türk savunma sanayisinden örnek veren Rutte, "Rusya'nın silahlı kuvvetlerini hızla büyütmesi, bizim de buna karşılık vermemizi gerektiriyor. Bu yalnızca asker sayısıyla değil aynı zamanda savunma sanayimizin gerekli üretimi sağlayabilmesiyle ilgili. Örneğin ülkeniz Türkiye'de savunma sanayii eko sisteminin parçası olan 3 binden fazla şirket bulunması gibi. Üretim kabiliyeti, caydırıcılık ve savunmanın sürdürülebilmesi için kritik" dedi.

ABD'nin Ukrayna'ya silah tedarikini sonlandırma senaryosuna ret

Bir gazetecinin barış görüşmelerinin çökmesi halinde ABD'nin Avrupa'nın finansmanıyla dahi olsa Ukrayna'ya silah tedarikine son vermesi halinde NATO'nun bir "B planı" olup olmadığı yönündeki sorusuna Rutte, "Hayır, bence B planını düşünmeye gerek yok. Çünkü, tıpkı diğer tüm NATO müttefikleri gibi ABD'nin Ukrayna'ya desteği son derece tutarlı" dedi.
Rutte, "PURL programı büyük bir program. Temmuz ayında başladı ve şimdiden dört milyar, yıl bitmeden de beş milyar dolar tutarında kritik malzemenin Ukrayna'ya teslim edilmiş olacağını düşünüyorum. Böylesi ihtimaller için hazırlanmamızı gerektirecek hiçbir neden görmüyorum" ifadelerini kullandı.

"Hiçbir yere gitmiyoruz ve kararlıyız"

Barışın tesisi için Rusya'ya nasıl baskı yapılabileceği yönünde bir soru alan Rutte, bu soruya bunun Ukrayna'ya ihtiyaç duyduğu silahların tedariki, Rus ekonomisine baskı yapılması ve gölge filo konusunda daha ileri adımlar atılması gerektiği şeklinde cevap verdi. Rutte, "Hiçbir yere gitmiyoruz, kararlıyız ve Ukrayna'nın savaşı sürdürebilmesi için ihtiyaç duyduğu her şeyi sağlamaya devam edeceğiz" dedi.
Rutte, "Silah akışının devam etmesi ve ekonomik baskının sürmesi, Başkan Putin'in hesaplarının değişmesi anlamına geliyor. Putin'in bir çıkış yolu olmadığını ve eninde sonunda taviz vermek zorunda kalacağını anlaması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

İbrahim Aydoğan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Minik Ebrar’ın ölümüne ilişkin davada, sanıklara 5 ve 6 yıl hapis cezası İzmir’in Menderes ilçesinde nakliye asansöründen düşen koltuğun altında kalarak hayatını kaybeden 9 yaşındaki Ebrar Aktaş’ın ölümüne ilişkin davada sanıklara 5 yıl ile 6 yıl 3 ay arasında değişen hapis cezaları verildi. Mahkeme heyeti, tutuklu iki sanık ile firma sahibini suçlu bulurken bir sanığın beraatine hükmetti. Menderes ilçesi Cüneytbey Mahallesi’nde 20 Eylül 2025 tarihinde bir evin taşınması sırasında asansördeki koltuk bahçede bulunan Ebrar Aktaş’ın (9) üzerine düştü. Ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren çocuğun ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede, sanıkların şiddetli rüzgar nedeniyle koltuğun düşebileceğini öngörmelerine rağmen gerekli önlemi almadıkları ve ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçunu işledikleri belirtildi. Olaya ilişkin Menderes 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada söz verilen sanıklardan M.G., böyle bir kazanın yaşanmasını istemediğini, taşıma işlerinde araçlara bile zarar gelmemesi için önlem aldığını, kendisinin de ailesi olduğunu ve bir çocuğun zarar görmesini isteyemeyeceğini belirterek beraatini talep etti. Diğer sanıklar E.G. ile Y.G. de beraatlerini istedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, E.G.’yi ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Diğer sanıklar M.G. ve Y.G.’ye ise aynı suçtan 5’er yıl hapis cezası verildi. Tutuksuz yargılanan Suriye uyruklu A.H.M. hakkında ise beraat kararı çıktı.
Aydın ADÜ’de Girişimsel Radyoloji Ünitesi hizmete açıldı Yüksek teknolojiyle yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi’nin hizmete alınmasıyla ADÜ Hastanesi’nde tanı ve tedavi süreçlerinde hız ve etkinliğin artırılması hedefleniyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi’nde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. ADÜ Rektörü Bülent Kent’in katılımıyla gerçekleştirilen törende, yenilenen ünitenin tanı ve tedavi sürecini hızlandıracağına dikkat çekildi. Beraberindeki heyetle başhekimliği ziyaret eden Rektör Kent, hastanenin mevcut durumu ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alırken, Radyoloji Anabilim Dalı bünyesinde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi ile birlikte yeni alınan anjiyografi cihazının açılışını gerçekleştirdi. Gelişmiş teknolojiyle donatılan ünitenin, tanı ve tedavi süreçlerinde etkinliği artırarak hastalara daha hızlı ve konforlu hizmet sunulmasının hedeflendiğini ifade eden eden Rektör Bülent Kent, üniversite hastanelerinin sağlık hizmetinin yanı sıra eğitim ve araştırma alanında da önemli bir rol üstlendiğini belirtip, yapılan yatırımların da bu çok yönlü yapıyı güçlendirdiğini ifade etti. Başhekim Mücahit Avcil ise girişimsel radyolojinin modern tıptaki stratejik önemine dikkat çekerek, minimal invaziv yöntemlerin hastalara daha düşük risk, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı iyileşme imkanı sunduğunu vurguladı. Yenilenen ünitenin özellikle damar hastalıkları, onkolojik girişimler ve ileri düzey radyolojik işlemler açısından önemli bir altyapı sağlayacağını belirten Avcil, yatırımın hem hasta hizmetine hem de eğitim ve bilimsel çalışmalara katkı sunacağını kaydetti.
Balıkesir Başkan Akın: "Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir" Eskişehir’de düzenlenen "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" panelinde konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir’de ‘biz’ anlayışıyla hareket ettiklerini belirtirken "Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız" dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Eskişehir Grande Art Otelde düzenlenen Türkiye Kent Konseyleri Birliği Dönem Başkanlığı Devir Teslim Töreni ve Türkiye Kent Konseyleri Ulusal Toplantısı’na katıldı. "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" konulu panele konuşmacı olarak katılan Akın, Balıkesir’deki Kent Konseylerimizle tam bir uyum içerisinde çalışma yürüttüklerini belirtirken "Her yaş ve ilgi grubunun Balıkesir’imizin kalkınması noktasında fikir sunması için Emekli Meclisi, Çevre Meclisi ve Çocuk Meclisi gibi organları da ekleyerek Kent Konseyimizdeki meclis sayısını yediye çıkardık. Balıkesir, Kuvayımilliye’nin başşehridir. İlk kurşunun ve son kurşunun atıldığı şehirdir. Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent Konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor" diye konuştu. "Ben değil biz diyoruz" Yönetim anlayışında ben değil biz anlayışının hâkim olduğunu belirten Akın, "Balıkesir’imizde 20 büyük ilçemiz var. Sadece iki ilçemizde kent konseyi kurulmadı. Onlar da kurulduktan sonra kent konseyleri başkanlarıyla her ay toplantı yapacağım. İlçe belediye başkanlarımızı da davet edeceğiz. Başkanlarımız ve kent konseylerimiz, bizler için her zaman birer yol arkadaşıdır. Emanete sahip çıkmayı kendisine şiar edinmiş Atatürk’ün evlatları olarak Cumhuriyet’e ve Balıkesir’e sahip çıkıyoruz. Bizler, Balıkesir’de iş birlikli yönetim modeliyle Kent Konseyimizden gelen taleplerin tamamını çözüme kavuşturduk. Çünkü biz şunu biliyoruz: Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir. Kent konseyleri, belediye başkanlarının en büyük yardımcısıdır. Bu yapılar, şehirde ortak aklı güçlendiren ve yönetimi daha kapsayıcı hale getiren temel mekanizmalardır. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız. Kent Konseyimize gelen tüm taleplerin başımızın üzerinde yeri vardır. Halkın sesi, bizim yol haritamızdır. Bu sesi duymakla kalmıyor, karar süreçlerine doğrudan yansıtan bir anlayışla hareket ediyoruz. Kent konseylerimizin bu gönüllü ve özverili çalışmalarından dolayı her birine ayrı ayrı minnettarım" şeklinde konuştu.