EKONOMİ - 01 Şubat 2022 Salı 10:59

Nazarköy’ün kadınlarına nazar değmesin

A
A
A
Nazarköy’ün kadınlarına nazar değmesin

Türkiye’de el emeği nazar boncuğu üretiminin yapıldığı tek yer olan İzmir Nazarköy’de, kadınlar da atağa geçti. Köyün erkekleri ocaklarda nazar boncuğu üretirken, kadınlar da Orman Genel Müdürlüğünün desteği sonrası işleri büyüterek bu boncukları tasarlayıp pazarlamaya başladı. Nazarköy’ün kadınları, “Bu köyde çok nazar boncuğu var. Nazarköy’ün kadınlarına nazar değmez” dedi.

“Türkiye” denince akla ilk gelen simgelerden biri olan nazar boncuğu, İzmir’in Kemalpaşa ilçesine bağlı Nazarköy’de üretilerek ülkenin dört bir yanına yollanıyor. Köyde bulunan 6 adet ocakta bin 200 derece sıcaklıkta eritilen camlar, 75 erkek ustanın dönüşümlü olarak çalışması ile nazar boncuğu haline geliyor.

Yıllarca eşlerinin ürettiği boncukları evde ipe dizerek toptancılara yollayan Nazarköy’ün kadınları ise 2004 yılında Kemalpaşa Kaymakamlığının desteği ile atağa geçti. Belediyenin takı tasarım kurslarına giderek önce kaymakamlığın yarı bedelini hibe ettiği 20 stantta boncuk satışı yapan kadınlar, 2015 yılında Orman ve Köy İlişkileri (ORKÖY) Genel Müdürlüğünün destekleri ile işleri büyüttü. Birkaç kadınla başlayan serüven, bugün 140 kadına ulaştı. ORKÖY desteği ile işlerini büyüttüklerini ve para kazandıklarını belirten kadınlar, diğer köy kadınlarına da örnek olmak istiyor. Nazaköy kadınlarının nazardan korunmak için kullandığı en büyük silah ise el emeği nazar boncukları oluyor.

Nazarköy’ün kadınlarına nazar değmesin

Kadınlara özel mikro kredi

ORKÖY’ün destekleri hakkında bilgi veren İzmir Orman Bölge Müdürü Zafer Derince, “Orman Genel Müdürlüğünün, 1957’den beri orman köylerin kalkınması ve desteklenmesi için çeşitli birimleri bulunuyordu. 1970’e kadar bu böyle devam etti. Şu anda da ORKÖY olarak orman köylerinin desteklenmesi ve kalkınması ile ilgili çalışmalar yapılıyor. Nazarköy’de, 2015 yılında nazar boncuğu ve cam işlemeciliği ile ilgili fırınlar incelendi ve sadece kadınlara verilen mikro kredi uygulaması burada başladı. Birkaç kişi ile 2015 yılında başlayan uygulama, talebin çoğalmasıyla büyüdü. Geçen sene de dahil olmak üzere toplam 145 kadın, 2 milyon 164 bin lira değerinde kredi aldı. Orman Genel Müdürlüğünün ORKÖY ile ilgili kredileri, ferdi ve kooperatif kredileri olmak üzere ayrılıyor. Mikro krediler de ferdi kredi kapsamında sadece kadınlara veriliyor. Mikro kedilerin yüzde 20’si hibe ediliyor, yüzde 80’i de faizsiz 3 yıl geri ödemeli olarak veriliyor. Bunu bir banka kredisi olarak düşünmemek gerekiyor. Bu sadece köylünün kalkınması adına proje bazlı bir kredidir. Dolayısıyla talep edilen her yerde Orman Genel Müdürlüğümüz tarafından bu krediler veriliyor” diye konuştu.

Erkekler üretiyor, kadınlar satıyor

Nazarköy’de üretilen boncukların erkeklerin elinden çıktığını, satışı da kadınların yaptığını ifade eden Derince, şunları söyledi: “Kadınlar burada daha çok tasarım ve pazarlama konusunda etkinler. Ocaklarda erkekler çalışıyor, kadınlar ise üretilen boncukları tasarlayıp pazarlıyor. Bu konuda daha başarılılar. Nazarköy, aynı zamanda eko-turizm yolu üzerinde yer alıyor. Çok hareketli bir köy. Yerli ve yabancı turistlerden de güzel dönüşler alıyoruz. Projemiz çok faydalı oldu. Bölge halkı da çok memnun kaldı. Biz mikro kredi açısından farklı projelere açığız. Vatandaşlar, değişik projelerini bize aktarsın, biz de Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü olarak her zaman olduğu gibi köylümüzün yanında olalım.”

Nazarköy’ün kadınlarına nazar değmesin

1996 yılında Nazarköy’e gelin gelen 42 yaşındaki Esma Özşahin, “Nazar boncuğu zaten uzun yıllar burada vardı. Biz de kadınlar olarak sadece eşlerimizin yaptığı boncukları evde ipe dizip toptancılara yolluyorduk. 2004 yılında kadınlar olarak belediyenin takı tasarım kurslarına katıldık. Ardından Kemalpaşa Kaymakamlığı tarafından 20 stant kuruldu. Biz bu şekilde kadınlar olarak bu işe adım atmış olduk. 2015 yılında Orman Genel Müdürlüğünün verdiği hibe ve kredi, elimizi çok rahatlattı. 10 tane mal alabiliyorken hibe sayesinde 100 tane mal alabilmeye başladık. Daha çok malzeme aldıkça daha çok büyüdük. Faiz olmadığı için o parayı kredi gibi düşünmedik. 3 sene boyunca az miktar ödediğimiz için bizi zorlamadı. Ben aynı zamanda cam işleme ustasıyım. Bu konuda sertifikam var. İnşallah makinemi alarak burada şaloma boncuk yapmak istiyorum. Burada tasarladığı ürünleri stantta sata kadınlar var, evlerinde tasarlayıp bize satış yapan kadınlar var, kafe işleten kadınlar var. Çalışan kimseye nazar değmez. Biz sabah ‘Bismillah’ diyerek dükkanlarımızı açıyoruz. Mavi boncuğun özelliği nedeniyle bize nazar değmez” sözlerine yer verdi.

“Eskiden evdeydik, şimdi eve biz para getiriyoruz”

52 yaşındaki Fatma Yıldırım da “Biz daha önce küçük ölçekli satışlar yapıyorduk ama bu proje sayesinde işimizi büyüttük. Birkaç kadınla başladık, şimdi 100 kadını geçtik. Eskiden boncuk üreten eşlerimize yardım ederdik, kiraz toplardık, ev işleri yapardık, kadınlar günü düzenlerdik. Şimdi çalışıyoruz. Stantta sattığım ürünleri kendim tasarlıyorum. Eskiden evdeydik, şimdi eve biz para getiriyoruz. Burada çok nazar boncuğu var. Kadınlara nazar değmez. İnşallah bizim bu gelişmemiz diğer köy kadınlarına da örnek olur” ifadelerini kullandı.

Nazarköy’ün kadınlarına nazar değmesin

“Köyümüzün çehresi değişti”

Nazarköy Muhtarı Mehmet Yiğit ise şunları söyledi: “Nazar boncuğunun bu köye gelişi çok eskilere dayanıyor. 1947’den beri burada boncuk üretimi vardı. Ardından burada göz boncuğu üretmeye başladık. Kadınlar da bu işe heves etti ve takı tasarım kurslarına gitti. Kurslardan sonra eşlerinin ürettiği boncukları, evlerinde tasarlayıp sattılar. Önce birkaç kadın iş yapmaya başlamıştı. Şu anda köyümüzün yüzde 80’i nazar boncuğundan geçimini sağlıyor. Kadınların bazıları takı tasarlıyor, bazıları hem tasarlayıp hem satıyor. Özellikle 2015 yılından sonra ORKÖY kapsamında kadınlar desteklendi. Destekler sayesinde pandemiyi çok daha rahat atlatmış olduk. Köyümüzün çehresi değişti. Kadınlar çarşımızda güzel stantlarda satış yapıyor. Boncuk satışının yanı sıra köye kafeler de açıldı. Onları da kadınlar işletiyor. Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli’nin, İzmir Orman Bölge Müdürlüğü, Kemalpaşa Kaymakamlığı ve belediyenin destekleri büyük. Türkiye’nin hiçbir yerinde bizden başka el emeği nazar boncuğu yapılmaz. Her yere Nazarköy’den göz boncuğu gider. Nazarköy’deki erkekler tarafından üretim yapılır, kadınlar da ocaklardan boncukları alır. Sonra da tasarlayıp pazarlarlar.”

Akın Küçükkurt - Ceren Atmaca
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Metin Öztürk: "Çirkinlik yakışmadı" Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk, iki üç gündür Trabzon yönetiminin anlamsız şekilde başlattığı bir kara propagandayla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, bu çirkinliğin yakışmadığını söyledi. Galatasaray Kulübü İkinci Başkanı Metin Öztürk, Trabzonspor’a 2-1 mağlup oldukları maçın ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, sözlerine hayatını kaybeden Orhan Kaynak için başsağlığı dileyerek başladı. Öztürk, "Futbol takımımızın taşıdığı pankartla başlıyorum. Orhan Kaynak hocamızın vefatı sebebiyle Trabzon camiasına başsağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Çok kıymetli bir spor adamıydı, çok sayıda futbolcu yetiştirdi. Camianın üzüntüsünü paylaşıyoruz" ifadelerini kullandı. "Yönetimler gelir geçer, camialar kalır" Trabzon camiasıyla ilişkilerinin her zaman iyi olduğunu vurgulayan Öztürk, "Bizim Trabzon camiası ile ilişkimiz her zaman böyledir, farklı olması da düşünülemez. Yönetimler gelir geçer, camialar kalır. Trabzon camiası hem futbol kenti olmasıyla hem de değerleriyle hep gönlümüzde yer almıştır" dedi. Son günlerde yaşanan gelişmelere değinen Öztürk, "İki üç gündür Trabzon yönetiminin anlamsız şekilde başlattığı bir kara propagandayla karşı karşıyayız. İki ay önce alınmış bir futbolcu ile ilgili kendileriyle hiç alakası olmayan bir süreç üzerinden inanılmaz bir kara propaganda yapıldı" diye konuştu. "Uğurcan Çakır olmasaydı milli takımımız Amerika’ya gidemezdi" Uğurcan Çakır ile ilgili yaşananlara da değinen Öztürk, "Bugün tamamen yönetimin provokasyonlarıyla, Trabzon taraftarıyla alakası olmayan bir şekilde Uğurcan Çakır provoke edildi. Uğurcan Çakır olmasaydı milli takımımız Amerika’ya gidemezdi. Bunu kimse unutmasın. Uğurcan Çakır’ı yetiştiren Trabzon’dur, kendilerine şükran borçluyuz" ifadelerini kullandı. Transfer sürecine de değinen Öztürk, "Kendileriyle oturduk, bir transfer pazarlığı yaptık. Beklentilerinin çok üzerinde bir ücret aldılar. Bununla ilgili de teşekkür ettiler ancak bugün yönetim eliyle Uğurcan Çakır’ın psikolojik olarak yıpratılmaya çalışıldığını gördük" şeklinde konuştu. Yaşananlara tepki gösteren Öztürk, "Biz bundan sonra da hem kazanacağız hem kaybedeceğiz ama şunu bilin ki çirkinlik bu Trabzon yönetimine yakışmadı. Biz sadece Trabzon’u değil tüm takımları en iyi şekilde karşılıyoruz. Burada ise ne karşılama ne uğurlama oldu, yakıştıramadık" dedi. Statta yaşananlara ilişkin de konuşan Öztürk, "Geldiğimizden beri bize küfür ediliyor. Hala içeride, seyirci yokken bile bizimle ilgili küfür içerikli müzikler çalınıyor. Yayıncı kuruluşa da yazıklar olsun. Söyleyeceklerim bu kadar, teşekkür ediyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
Kastamonu Binlerce yıllık tarihe yapay zekayla ışık tutulan filmin galasına yoğun ilgi Türkiye’de bir ilçe için yapay zeka desteğiyle hazırlanan ilk eser olma özelliğine sahip "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" filmi, düzenlenen galada izleyiciyle buluştu. 14 dakikalık film, izleyicilerden büyük beğeni topladı. Türkiye’de bir ilçe için yapay zeka desteğiyle hazırlanan ilk eser olma özelliğine sahip "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" filmi, Kastamonu Taşköprü ilçesinin binlerce yıllık tarihini özetliyor. Roma döneminde Paflagonya’ya başkentlik yapmış "Pompeiopolis" adıyla yerleşimden, ilçenin simge eseri Yedi Kemerli Taşköprü’ye uzanan tarihi bir yolculuğu konu alan 14 dakikalık kısa film, birbirini takip eden yedi dönemi birleştiriyor. Geçmişin izlerini günümüzün dijital anlatım imkanlarıyla birleştiren film, izleyiciyi antik çağın sokaklarından Osmanlı mimarisinin zarif dokusuna uzanan görsel bir zaman tüneline davet ediyor. Arkeolojinin kayıp dehlizlerinde kalan bilgiler ve kentin mimari dokusu yapay zeka teknolojisiyle harmanlanarak etkileyici bir anlatı ortaya koyuyor. Taşköprü’nün kültürel mirasını daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlayan bu çalışma, yeni nesil görsel anlatım biçimlerine ilgi duyan izleyiciler kadar yörenin insanlarına da hitap ediyor. Geçmiş ile geleceği aynı potada eriten bu kısa film, bölgenin turizm potansiyeline de önemli katkı sunmayı hedefliyor. "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" isimli kısa film Taşköprü Belediyesi için Muazzam İşler Yapım şirketinin altı aylık yoğun bir çalışmayla ortaya çıkartıldı. İstanbul’da gerçekleştirilen premier galanın ardından Kastamonu’da da gala gerçekleştirildi. Filmi izleyen vatandaşlar dakikalarca alkışlarken, gösterimin ardından gerçekleştirilen söyleşide ise film ile ilgili bilgiler verildi. Ayrıca katılımcılar filmle ilgili fikilerini dile getirme fırsatı buldu. "İlerleyen süreçte çok daha özel projelerimiz olacak" Galanın ardından açıklamalarda bulunan Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, "Filmin adı Yedi Kemerli Zaman Geçidi Taşköprü. Taşköprü’nün tarihi sürecini 14 dakikalık bir süre içerisinde ifade etmeye çalıştık. Gerek senarist, gerek yapımcının çok özel çalışmalarıyla ortaya çıkan bir film oldu. Bizim amacımız geçmiş dönemlerdeki değerlerimizin bugüne taşınması. Yeni jenerasyonun yani gençlerin özellikle dijital çağda, dijital ile yoğun ilgilerinde yapay zeka ile yapılan bu filmi çok geniş alanlara ulaştıracaklarını, izleyeceklerini ve Taşköprü’yü çok daha fazla bir tanıma imkanı doğuracağını düşünüyoruz. Filmin içeriği Taşköprü, Taşköprü’nün gelişimi ve bugüne kadarki süreç. Dolayısıyla son derece mutlu olduğumu ifade ederim. Galamızın ilkini İstanbul’da yaptık. İstanbul’daki galada oldukça ilgi görmüştü, o katılımcılara da bugün de başta Valim olmak üzere herkesin katılımını gerçekten çok kıymetli ve değerli buluyorum. Değerli sanatçılarımız var aramızda, onların katılımlarıyla da ayrıca bir anlam buldu. İnşallah başka programlarda buluşacağız. İlerleyen süreçte çok daha özel projelerimiz olacak. Süreç içerisinde açıklayacağız. Çok özel çalışmalarımız var, inşallah onları da paylaşacağız" dedi. "Bizi sevindiren bir çalışma" Filmle ilgili düşüncelerini ifade eden ünlü sanatçı Halil Ergün de, "Bir tarihi süreci, bir kültürel ve uygarlık tarihini başlardan başlayarak insan ve uygarlık ve değişik değişik kadrolar üstüne koyarak bugünkü kentimizi, Taşköprü’yü ve Kastamonu’yu dile getiren ve bir kültürün sahipliğini çeviren, bizi sevindiren bir çalışma. Onur duydum. Daha da gelişecek malzemeler var bu alanlarda, bunlar da inşallah gelişecek" şeklinde konuştu. Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Kastamonu milletvekilleri Fatma Serap Ekmekci ve Halil Uluay da galada yaptığı konuşmada, filmin binlerce yıllık mirası sinemaya yansıtması açısından çok kıymetli olduğunu ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. Pasta kesimiyle sona eren galaya Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Kastamonu milletvekilleri Halil Uluay ve Fatma Serap Ekmekci, Taşköprü Kaymakamı Abdullah Demirdağ, Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, ünlü sanatçılar Halil Ergün ve Aliye Uzunatağan, filmin yapımcısı Zeynep Kahreman, filmin senaristliğini yapan Kent Tarihi Müzesi Müdürü Arkeolog Dr. Murat Karasalihoğlu, siyasi parti ve STK temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.