EKONOMİ - 31 Temmuz 2022 Pazar 12:31

Nazilli’den dünyaya doğal lezzet: Kurutulmuş patlıcan

A
A
A
Nazilli’den dünyaya doğal lezzet: Kurutulmuş patlıcan

Aydın’ın Nazilli ilçesinde 65 yıl önce patlıcan oyarak kurutan ve iç pazarların ardından 3. kuşaktan itibaren 7 kıtaya ihracata başlayan Karaefe ailesi, ‘güneşten gelen doğal lezzet’ sloganı ile sofraları lezzetlendirmeye devam ediyor.

Nazilli'nin Yıldıztepe Mahallesi'nde doğal hava sirkülasyonu sayesinde doğal kurutmanın gerçekleştirebildiği sadece 400 metre genişlik ve 5 kilometrelik uzunluktaki alanda sebzeleri kurutarak binden fazla aileye iş imkanı sağlayan Karaefe ailesi, her geçen yıl ihracat yaptığı ülke sayısını artırıyor. Ailenin ihracat kapısını aralayan 3. kuşaktan Abdullah ve Turgay Karaefe kardeşler, büyüklerinin kuru patlıcanla başlattığı işi daha da büyüterek dolmalık biber, kızartmalık biber, domates, fasulye, bamya gibi çeşitlerle zenginleştirdi. Tüm dünyanın beğenerek sofralarına dahil ettiği bu lezzet sayesinde Nazilli’ye de büyük ekonomik katkı sağlayan Karaefe ailesi, “Nazilli’mizin doğal lezzetleri kutuplar hariç dünyanın her ülkesindeki sofralara giriyor” dedi.

Nazilli’den dünyaya doğal lezzet: Kurutulmuş patlıcan

“Amerika’nın Silikon Vadisi varsa Türkiye’nin de patlıcan vadisi var”

Dedeleri Abdullah Gandak’ın 1958 yılında patlıcan kurutma işine başladığını ifade eden Turgay Karaefe, “Rahmetli dedemiz Abdullah Gandak, ürettiği patlıcanları pazarlara götürüp satamadığında kurutma yöntemini bulmuş. Babam Turgut Karaefe patlıcan kurutma işini büyütmüş. Bizler de ağabeyim Abdullah Karaefe ile ilk olarak Almanya ile başladığımız ihracat işini hem kurutulmuş ürün çeşitliliğini artırarak hem de üretimi artırarak her geçen yılda dünyanın 7 kıtasına ulaştırdık. Deyim yerindeyse Amerika’nın dünyaca ünlü Silikon Vadisi varsa Türkiye’nin de patlıcan vadisi var artık" dedi.

Turgay Karaefe, kurutma işinin sırrından da söz ederek, “Burada 5-6 kilometrelik patlıcan kurutma alanımız var. Sadece 400 metre genişlik ve 5 kilometre uzunluktaki bu alanda doğal kurutma işlemi yapılabiliyor. Burada hafif esinti ve nemin olmamasından dolayı daha kaliteli bir kuruma yöntemi oluşuyor” dedi.

Nazilli’den dünyaya doğal lezzet: Kurutulmuş patlıcan

Kuru patlıcanla başladı, çeşitler arttı

65 yıl önce sadece kuru patlıcan işi yaptıklarını ancak son 20 yılda bu çeşitliliğin arttığını ifade eden Karaefe, “Kurutmalık olarak bizim ağırlıklı olarak patlıcan kurumuz var. Onun dışında dolmalık biber, kızartmalık biber, domates, fasulye, bamya gibi çeşitlerimiz mevcut. Bu ürünlerin tercih edilmesinin sırrı tamamen her şeyin doğal olması. Hiçbir katkı maddesi yoktur. Evde kullandığımız içme suyundan ürünlerimizi yıkarız. Sonrasında suyun içinde 45 dakika bekletiriz. Beklettikten sonra da güneşe serilir. 1-2 gün sonra da güneşin durumuna göre kaldırılıp paketlenir” dedi.

Nazilli’den dünyaya doğal lezzet: Kurutulmuş patlıcan

Karaefe son olarak, “Binden fazla aileye ekmek kapısı olan bizim bu kurutma yöntemimiz tamamen eskilere dayanıyor ve ürünlerimizde hiçbir katkı maddesi bulunmuyor. Doğal yiyin sağlıklı kalın” mesajını verdi.
İlerlemiş yaşına rağmen yevmiyeci olarak çalışmaya devam eden 4 çocuk, 6 torun sahibi 77 yaşındaki Hatice Derkan, “Çok uzun yıllar oldu. Ben yevmiyeci değilim, istediğim zaman geliyorum, istediğim zaman gidiyorum. Burada patlıcanları kesip, oyup, iplere diziyoruz. Biz hep çalıştık. Gençler de çalışmak isterlerse çalışsınlar, çalışmak ayıp bir şey değil. Herkes ekmeğini çıkarsın, parasını kazansın. Hazıra konmasınlar. Yaş 77, iş bitmedi. Halen çalışıyoruz. Herkese Allah çalışma gücü versin” dedi.

“Sağlıklı bir şekilde üretim yapıyoruz”

Mustafa Karaefe de, “Turgay’ın amcasıyım. Uzun yıllardır bu işi yapıyoruz. Rahmetli kardeşimin çocukları bu işi meslek haline getirdi. Bunları dünyanın her tarafına gönderiyorlar. Bizler de onlara yardımcı oluyoruz. Bunun saati olmuyor, sabahtan akşama kadar yapıyoruz. Sadece patlıcan değil, kabak, fasulye ve biberin çeşitlerini güneşte kurutarak sağlıklı bir şekilde üretimini yapıyoruz” dedi.

Ali Soydemir
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Palandöken: "Esnaf ve sanatkârlar yeni yıldan ümitli" Esnaf ve sanatkârların mali zor bir yılı geride bıraktığını söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 2026 yılına girerken esnaf, hem ekonomik gelişmeler hem de yapılması beklenen düzenlemeler nedeniyle daha umutlu bir beklenti içerisindedir. Enflasyonun düşmesi yönündeki beklentiler ve bugüne kadar kadük kalan bazı kanunların hayata geçirilmesiyle esnafı rahatlatacak adımların atılması, 2026 yılının daha olumlu geçeceğine dair umudu artırmaktadır" dedi. "7 bin 200 prim günü sözü artık hayata geçirilmeli" 2026 yılına girdiğimiz bu günlerde esnafın en büyük beklentilerinden birinin sosyal güvenlik alanında verilen sözlerin yerine getirilmesi olduğunu vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Özellikle norm birliği sağlanması beklenen sektörlerde ve sosyal güvenlik alanında önemli sorunlar devam etmektedir. Esnafın uzun süredir yaşadığı 7200 prim günü mağduriyeti hâlen giderilememiştir. Aynı şekilde perakende sektöründe haksız rekabetin önlenmesi ve tüketicinin korunmasına yönelik düzenlemeler de bu yıl içinde sonuçlandırılamamıştır. Esnafın temel beklentileri açıktır. Sosyal güvenlikte 7200 prim gününün 9 bin günle eşitlenmesi ve perakende sektörünü düzenleyen yasa tasarısındaki eksikliklerin giderilmesi öncelikli talepler arasındadır" şeklinde konuştu. Yıllardır dile getirdikleri Perakende Yasası’nın güncellenmesi talebinin de artık ertelenmemesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, "En azından haftada bir gün zincir marketlerin kapatılması, esnafla doğrudan rekabet eden sigara ve ekmek gibi belirli ürün gruplarının satışına ilişkin sınırlamaların, yasal düzenleme çıkıncaya kadar tebliğlerle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu adımlar, esnafın ayakta kalabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bir diğer önemli sorun ise kira stopajı uygulamasının devam etmesidir. Bu uygulama hem devlet açısından vergi kaybına yol açmakta hem de esnafın çifte vergi ödemesine neden olmaktadır. Gayrimenkul sahibi kira geliri üzerinden vergi öderken, esnaf da yüzde 20 oranında stopaj yüküyle karşı karşıya kalmaktadır. Ortalama 20 bin liralık bir kira bedeli düşünüldüğünde, esnafın aylık 4 bin lira ek vergi ödemesi gerekmekte, bu durum, zaten yüksek olan giderleri daha da artırmaktadır" ifadelerini kullandı. "Esnaf aylık binlerce lirayı çifte vergiye ödüyor" Enerji maliyetlerinin esnafın en büyük yüklerinden biri olduğuna dikkat çeken Palandöken, "Doğal gaz ve elektrik kullanımında bugüne kadar uygulanan devlet destekleri ve kilovat başına sağlanan indirimlerin kaldırılması, belirli tüketim miktarlarını aşan esnaf için ciddi maliyet artışlarına neden olmuştur. Bugün birçok esnaf, dükkân kirasını aşan elektrik ve doğal gaz faturalarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Kira stopajı, enerji giderleri ve diğer girdi maliyetleri bir arada değerlendirildiğinde, esnafın mali yükü sürdürülemez bir noktaya gelmektedir" diye konuştu. "Esnafı güçlendirmek türkiye ekonomisini güçlendirmektir" Esnafın korunmasına yönelik Anayasa’nın 173’üncü maddesi kapsamında esnafa sağlanan kredilerin, piyasa faizlerine kıyasla düşük görünse de esnaf için hâlen yüksek kaldığını belirten Palandöken, "Bunun temel nedeni, esnafın müşterileriyle yıllardır sürdürdüğü faizsiz deftere yazma usulüyle çalışması ve bu kültürün devam etmesidir. Bu nedenle ortaya çıkan kredi modeli, piyasaya göre ucuz ancak esnaf açısından pahalı bir yapı oluşturmaktadır. Ayrıca KDV oranlarında da adil ve sürdürülebilir bir birlikteliğin sağlanması gerekmektedir. Esnafı en çok mağdur eden uygulamalardan biri, yüzde 1 oranıyla alımı yapılan bir ürünün satışta yüzde 10 KDV oranına tabi tutulmasıdır. Yüzde 1’le giriş yapan bir ürünün yüzde 1’le çıkmasının sağlanması, esnafın mağduriyetinin giderilmesi açısından vazgeçilmez bir düzenleme olacaktır. Ekonomik istikrarın sağlanması, esnafın rahatlaması ve güçlenmesi adına gerekli düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi zorunludur. Çünkü esnaf güçlendiğinde ülke ekonomisi de güçlenecek, esnafın ayakta kalmasıyla birlikte rekabet gücü korunacaktır" şeklinde konuştu.
Hatay Dünyanın en iyi tatlısı seçilen ‘Antakya Künefesi’ down sendromlu Mehmet’in ellerinde tat buluyor HATAY (İHA) – Hatay’da yaşayan down sendromlu Mehmet Doğru, 6 ay önce çırak olarak başladığı künefecide kendini geliştirerek künefe yapmayı öğrendi. Ustası Müslüm Günal’ın öğrettikleriyle dünyanın en iyi tatlısı olan Antakya künefesini yapmayı başaran Doğru’nun kendine özel müşterileri bulunuyor. Türkiye’nin medeniyet şehri olan Hatay, yöresel yemekleri ve tatlılarıyla gastronomi şehir olarak öne çıkıyor. Bölgeye özgü lezzetlerden olan Antakya künefesi, 2008 yılında tescillenerek kayıtlara girdi. Gıda sektörü hakkında araştırma yapıp bilgi sunan ‘TasteAtlas’ dergisi tarafından yapılan çalışmalarda Antakya künefesi dünyanın en iyi tatlısı seçildi. Dünya’da bulunan 2 bin 274 tatlının yarıştığı ‘Dünyanın En İyi 100 Tatlısı’ listesinde, 97 bin 422 değerlendirme sonucunda 4,51’lik puan ortalamasıyla en iyi tatlı seçildi. Tuzsuz peynir, kadayıf ve tereyağının bir araya gelmesiyle oluşan künefe, şehrin simgesi haline geldi. Antakya ilçesi Kisecik Mahallesi’nde yaşayan Müslüm Günal, 20 yıldır dünyanın en iyi tatlısı olan künefe yaparak vatandaşların damaklarında tat bırakıyor. Künefe yemek için Müslüm Usta’yı tercih eden 21 yaşındaki down sendromlu Mehmet Doğru, her gün künefe yediği işyerine 6 ay önce çırak olarak başladı. Müslüm Usta’nın künefe yapmanın inceliklerini anlattığı Doğru, kısa sürede künefe yapmayı öğrendi ve kendine özel müşteri kitlesi oluşturdu. "Bütün insanları Hatay’a künefe yemeye davet ederek, down sendromlu Mehmet ustanın ellerinden dünyanın en iyi tatlısını tatmalarını istiyoruz" Down sendromlu Mehmet’in yaklaşık 6 aydır yanında çıraklık yaptığını söyleyen künefe ustası Müslüm Günal, "Ben yaklaşık 20 yıldır künefe ustasıyım ve 15 yıldır ise işletme sahibiyim. Künefe yapmayı aileden öğrendim. Künefenin içinde; kadayıf, yöreye ait tuzsuz peynir ve tereyağı kullanılır. Künefe, dünyanın en iyi tatlısı seçildi. Bu da bizim için gurur vericiydi, dünyanın en iyi tatlısı künefedir. Mehmet 21 yaşında down sendromludur ve aynı zamanda benim köylümdür. Her gün künefe yemeye yanıma gelirdi. Mehmet’i işe alarak künefe ustası yapmaya karar verdik. Mehmet, yaklaşık 6 aydır künefe yapmayı öğreniyor ve kendisinin özel müşterileri var. Hatay, gastronomi şehridir. Künefemiz zaten coğrafi tescil aldı. Künefe, 2025 yılının en iyi tatlısı seçildi. Bütün insanları Hatay’a gelip künefe yemeye davet ediyoruz. Mehmet ustanın ellerinden dünyanın en iyi tatlısını tatmalarını istiyoruz" ifadelerini kullandı.