TEKNOLOJİ - 19 Eylül 2018 Çarşamba 11:32

Nesnelerin internetine yönelik zararlı yazılımların sayısı 2018’in ilk yarısında üç kat arttı

A
A
A
Nesnelerin internetine yönelik zararlı yazılımların sayısı 2018’in ilk yarısında üç kat arttı

Kaspersky Lab IoT raporuna göre, 2018’in ilk yarısında IoT cihazları 120 binden fazla zararlı yazılım sürümüyle saldırıya uğradı. Bu sayı, 2017’nin tamamında görülen IoT zararlı yazılımlarının üç katından daha fazla. 2017’de de akıllı cihazları hedef alan zararlı yazılım sürümlerinin sayısı 2016’ya kıyasla 10 kat artmıştı.

Akıllı cihazlar olarak da bilinen IoT (Internet of Things (Nesnelerin İnterneti)) cihazları pazarı ve bu cihazların günlük yaşantımızdaki yeri büyük bir hızla büyüyor. Siber suçlular da bu alandaki finansal fırsatları görüyor ve saldırılarını artırıp farklılaştırıyorlar. IoT cihazlarını seven tüketiciler için asıl tehlike, hiç beklenmeyen anlarda çıkan tehditlerin zararsız görünen bu cihazları yasa dışı faaliyetler için güçlü makinelere dönüştürebilmesi. Bunlara zararlı kripto para madenciliği, DDoS saldırıları veya cihazların gizlice botnet faaliyetlerine katılması örnek gösterilebilir. 

Kaspersky Lab uzmanları, konu ile ilgili farklı kaynaklardan topladıkları verileri düzenli olarak incelerken; bu kaynaklar arasında, siber suçluların dikkatini çekip faaliyetlerini analiz etmek için kullanılan bilgi toplama cihazları da yer alıyor Bu kaynaklardan elde edilen en güncel veriler tehlike uyandırıcı. 2018’in ilk yarısında, IoT cihazlarını hedef alan ve araştırmacıların tespit ettiği zararlı yazılım sürümlerinin sayısı 2017’nin tamamında görülenden üç kat daha fazla oldu.

En sık kullandığı yöntem kaba kuvvet uygulama 

İstatistikler, IoT zararlı yazılımlarının yayılmak için en sık kullandığı yöntemin hala parolalara kaba kuvvet uygulanması, yani çeşitli parola kombinasyonlarının art arda denenmesi, olduğunu gösteriyor. Tespit edilen saldırıların yüzde 93’ünde bu yöntemin kullanıldığı görüldü. Kalan vakaların çoğunda ise IoT cihazlarına erişim, bilinen açıklardan yararlanılarak elde edildi. Kaspersky Lab’in bilgi toplama cihazlarına açık ara en fazla saldırıda bulunan cihazlar 'router'lar oldu. Sanal cihazlarımıza yönelik kaydedilen saldırı denemelerinin yüzde 60’ı router’lar üzerinden geldi. Geri kalan ele geçirilmiş IoT cihazları arasında DVR cihazlarından yazıcılara kadar birçok farklı teknoloji yer alıyor. Bilgi toplama cihazları, 33 adet saldırının çamaşır makinelerinden geldiğini tespit etti.

Farklı siber suçluların IoT açıklarından yararlanmak için farklı nedenleri olsa da en popüler amaç botnet oluşturarak DDoS saldırıları düzenlemek. Bazı zararlı yazılım sürümleri ise rakip zararlı yazılımları devre dışı bırakmak, kendi açıklarını düzeltip cihazdaki saldırıya açık hizmetleri kapatmak için tasarlanmış.

Kaspersky Lab Güvenlik Araştırmacısı Mikhail Kuzin, "Kişisel bilgisayarlara ve akıllı telefonlara kıyasla IoT cihazları, siber suçluların dikkatini çekip yasa dışı faaliyetlerinde kullanmasına yetecek kadar güçlü görünmeyebilir. Ancak, bu cihazların sayısı performans eksikliklerinin önüne geçiyor. Bazı akıllı cihaz üreticilerinin, ürünlerinin güvenliğine yeterli özeni halen göstermemesi de siber suçluların ilgisini çekiyor. Markalar cihazları için daha iyi güvenlik sunmaya başlasa bile, saldırılara açık eski cihazların kullanımdan kalkmasına daha uzun bir zaman var. Buna ek olarak, IoT zararlı yazılımı aileleri hızla özelleşip gelişiyor. Önceden yararlanılan açıklar kapatılmadığı gibi suçlular yeni açıklar bulmaya da devam ediyor. Bu nedenle IoT ürünleri siber suçlular için kolay hedefler haline geldi. Bu basit makineleri, casusluk, hırsızlık ve şantaj gibi yasa dışı faaliyetler için kullanılacak güçlü cihazlara dönüştürebiliyorlar" dedi.

Uzmanlar, zararlı yazılım bulaşması riskini azaltmak için kullanıcılara şu tavsiyelerde bulundu: 

"Kullandığınız aygıt yazılımlarının güncellemelerini ilk fırsatta kurun. Bir açık bulunduğunda güncellemelerde yer alan yamalarla onarılabilir. 

Ön yüklü gelen parolaları her zaman değiştirin. Büyük ve küçük harf, rakam ve semboller içeren karmaşık parolalar kullanın. 

Değişik davranışlar sergilediğini düşündüğünüz cihazları yeniden başlatın. Bu, mevcut zararlı yazılımlardan kurtulmanıza yardımcı olabilir fakat yeniden bulaşma riskini azaltmaz".  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."