GÜNDEM - 17 Haziran 2022 Cuma 15:33

'Pelemir' bitkisi için alınan patent, üretim için devredildi

A
A
A
'Pelemir' bitkisi için alınan patent, üretim için devredildi

Anadolu topraklarında uzun yıllar önce buğday kadar kıymetli olan pelemir bitkisini tekrar üretim hayatına geçirmek için girişimcilik ve ar-ge çalışmalarına destek veren Yıldız Teknik Üniversitesi, pelemir yağından üretilen kozmetik kompozisyon için alınan patent hakkını Ziya Organik’e devretti. Etkinliğe katılan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, pelemir bitkisi ile ilgili yapılan çalışmaları “İnsanlığa hizmet edecek bir katma değer” olarak nitelendirdi.

Eski Anadolu mutfağının vazgeçilmezlerinden biri olan ve günümüzde neredeyse unutulmak üzere olan pelemir bitkisi bir girişimcilik hikayesi ile adını yeniden duyurdu. Bitki üzerinde, TÜBİTAK Üniversite - Sanayi iş birliği ile yapılan araştırmalar sonucunda pelemirin özellikle ekmek yapımında kullanılması durumunda gliserin endeksini düşürdüğü, unlu mamullerin raf ömrünü uzattığı ortaya çıktı.

Ayrıca pelemir bitkisinden elde edilen yağın kozmetik sektöründe kullanılması durumunda anti aging (gençleştirme) ve hücre yenileme özelliğinin çok yüksek olduğu anlaşıldı. Ziya Organik A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Hava Demir’in keşfi ve merakı sonucu ortaya çıkan pelemir bitkisi çalışmalarına Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Gıda Mühendisliği Bölümü akademisyenleri tarafından bilimsel araştırmalar ve projeler eklenerek patent başvurusu yapıldı. Sürecin devamında olumlu sonuçlar elde eden üniversite, YTÜ Yıldız Teknopark Patent Birimi’nin desteğiyle alınan patenti, düzenlenen lansman töreniyle Ziya Organik A.Ş.’ye devretti.

YTÜ Davutpaşa Kampüsü Tarihi Hamam binasında düzenlenen etkinliğe Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, YTÜ Rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz, YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdürü Orhan Tanışman, Fırat Plastik ve Ziya Organik A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Nevzat Demir, Ziya Organik A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Hava Demir, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkan Vekili Cemil Başpınar başta olmak üzere akademisyenler, öğrenciler ve Teknopark firmalarının temsilcileri katılım sağladı.

'Pelemir' bitkisi için alınan patent, üretim için devredildi

“20 yıl önce 5 olan teknopark sayımız bugün 92’ye yükseldi”

Patent töreninde konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, ar-ge çalışmaları sonucunda patent başvurularının yıldan yıla artarak devam ettiğini söyleyerek, bakanlık adına her zaman böyle çalışmaların arkasında durduklarını vurguladı. Mehmet Fatih Kacır, “Türkiye son 20 yılda adeta sıfırdan bir ar-ge ve inovasyon ekosistemi kurdu. 20 yıl önce Türkiye’de sadece 5 tane teknopark vardı, bugün ise teknoloji geliştirme bölgelerinin sayısı 92’ye erişti. Bu 92 teknoparkta 7 binden fazla ar-ge ve inovasyon odaklı çalışan şirketimiz var. Türkiye’de 2000’li yılların başında ar-ge yapan insan kaynağımız yaklaşık 30 binlerdeyken şimdi bu sayı 200 binleri aşmış durumda. Bu çok büyük bir kapasitenin inşa edildiğini gösteriyor. Özellikle özel sektörde ar-ge merkezlerimizin sayısı bin 500’ü aşmış durumda. Türkiye bugün, bu büyük kapasiteden somut sonuçlar ve katma değer üretme yolunda bir atılımın eşiğinde” diye konuştu.

“Patent başvuruları 250 katına çıktı”

Ar-ge insan kaynağının 30 binlerden 200 binlere çıktığını, yıllık patent başvuru sayısının ise 2002’de 414’den 2021’de 8 bin 439’a ulaştığını belirten Kacır,” Yine üniversitelerimizin bu süreçteki rolü çok farklı bir noktaya geldi. Üniversitelerimiz tarafından 2002 yılında Türk patentine yapılan patent başvurusu sayısı bütün bir sene içerinde sadece 4 adet iken şu anda bu sayı yaklaşık 250 katına çıktı ve 987 oldu. 2002’de Türk üniversitelerinin yaptıkları patent başvuruları arasında bir yıl boyunca patent kurumu tarafından tescil edilen sadece 1 patent olmuş. Şimdi bu sayı 366’ya erişmiş durumda. Biliyoruz ki daha ilerleyecek çok mesafemiz var, alacak daha çok yolumuz var. Fakat bu gibi girişimler bu patentlerin sadece dokümanlarda kalmaması ve sizin gibi girişimcilerin katkısıyla somut ürünlere, katma değere dönüşmesi insanlık yararına kullanımlarının yaygınlaşması yıldan yıla bu sayıları çok daha ileri noktalara taşımamıza vesile olacaktır.”

“YTÜ Yıldız Teknopark üç senedir birinci sırada"

Yıldız Teknik Üniversitesi istatistiklerinin de oldukça önemli olduğunu ifade eden Mehmet Fatih Kacır, “Ben buraya gelmişken bu istatistiklere de bir göz atmak istedim. Bugüne dek 2002’den 2021’e kadar Yıldız Teknik Üniversitesi’nde yapılan 157 patent başvurusunun 47’si geçen yıl yapılmış. Yani büyük bir ivme var. Son üç yıldır teknoloji geliştirme bölgeleri endeksinde Yıldız Teknik Üniversitesi'nin Teknoparkı birinci sırada” diyerek sözlerini sonlandırdı.

“Akademisyenler artık kendi girişimcilik maceralarını üretiyorlar”

YTÜ Rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz bu çalışma için özellikle gıda mühendisliği bölümüne teşekkür ederek akademisyenlerin girişimcilik adına adımlar atmasının çok önemli olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tamer Yılmaz, “Üniversite olarak ar-ge’de, eğitimde, teknolojide, patent alımında ve girişimcilikte lider olma iddialarımız var. Bunun için de ciddi mücadele veriyoruz. Gıda mühendisliğinden Zeki Hoca’ma çok teşekkür ediyorum. Çünkü bir akademisyen bilimsel yayın yapar, proje üretir ama aynı zamanda kendi girişimcilik maceralarını ve şirketlerini de kurar, patent üretir. Bu çalışmalar sonucunda böyle güzel örnekler karşımıza çıkıyor. Ayrıca bizimle iş birliği yapıp üniversitenin, bilimin, teknolojinin gücüne inandığınız için Ziya Organik’e de teşekkür ederiz” dedi.

'Pelemir' bitkisi için alınan patent, üretim için devredildi

“Pelemir ürünlerini ihraç eden ülke konumuna gelinecektir”

Projenin en başından beri tüm çalışmalara öncülük eden YTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammed Zeki Durak ise yaptığı konuşmada pelemir bitkisi ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu.

Hem gıda hem de kozmetik sektörü ürünlerinin içeriklerine milli bir bitki olan pelemir bitkisinin de eklenmesiyle ihracata destek olunabileceğini dile getiren Doç. Dr. Muhammed Zeki Durak, “Pelemirin hikâyesi 2014 yılında bir TÜBİTAK projesi olarak başladı. Ekmek üretiminde nasıl kullanabiliriz, glüten ilavesi ve ithal ürün ikamesi yerine doğal ve milli bir ürün olan pelemiri tarihte kullanıldığı gibi modern versiyonu ile yani günümüz koşullarına nasıl adapte ederiz diye düşünerek yola çıktığımız bir projeydi. Bu çalışmayla bir patent alındı. Bir diğer konu olarak da pelemir ürününün yağını ne yapacağımızı düşündük. Bu yağı incelerken çok farklı özelliklere sahip olduğunu gördük. Özellikle güneş koruma özelliği ve hücre yenilemenin çok güçlü olduğunu gördük. Fakat kozmetik sektöründe bilinen bir ürün değildi. Ama ümit ediyoruz ki pelemir yağını kozmetik sektöründe daha fazla kullanan ve bu ürünleri ihraç eden bir ülke konumuna geliriz. Ziya Organik ile çıktığımız bu yolda yaptığımız çalışmalar neticesinde böyle kıymetli bir ürünü ülkemize kazandırmak ve dünyaya tanıtmak konusunda attığımız adımdan dolayı çok mutluyum” diye konuştu.

Törende yaptığı konuşmasında pelemir bitkisinin değerinin bilim insanları sayesinde yeniden ortaya çıktığını ifade eden Fırat Plastik ve Ziya Organik A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Nevzat Demir, çalışmada emeği geçen herkes teşekkürlerini iletti. Tören, patent devrinin yapılması için atılan imzalarla son buldu.

Şeyda Ceylan Görgenç
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Bulanık’ta masa tenisi turnuvası coşkuyla başladı Muş’un Bulanık ilçesinde gençleri spora teşvik etmek ve sosyal dayanışmayı artırmak amacıyla düzenlenen masa tenisi turnuvası, yoğun katılımla başladı. Bulanık Kaymakamlığı ile İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü iş birliğinde organize edilen turnuva, ilçe genelinden büyük ilgi gördü. Bulanık Gençlik ve Spor Müdürlüğü salonunda gerçekleştirilen ve farklı yaş gruplarından toplam 100 sporcu katıldığı turnuvanın açılışı Bulanık Gençlik ve Spor Müdürü Serhat Akkaya’nın ilk servisi atmasıyla yapıldı. Gençlerin yanı sıra yetişkinlerin de ilgi gösterdiği organizasyon, ilçede spor kültürünün gelişmesine katkı sunmayı hedefliyor. Katılımcılar, turnuva boyunca hem rekabetin hem de dostluğun ön planda olacağı müsabakalarda mücadele edecek. Açılış programında konuşan Bulanık Gençlik ve Spor Müdürü Serhat Akkaya, sporun bireylerin fiziksel ve ruhsal gelişimi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Akkaya, "Bu tür organizasyonlar gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutmak, onları spora yönlendirmek ve sosyal açıdan gelişimlerine katkı sağlamak adına büyük önem taşıyor. Turnuvaya katılan tüm sporcularımıza başarılar diliyorum" dedi. Öte yandan turnuvaya katılan sporcular, böyle etkinliklerin ilçede daha sık düzenlenmesini istediklerini ifade ederek, kendilerine bu imkânı sunan yetkililere teşekkür etti. Turnuva boyunca yaşanan heyecan dolu karşılaşmalar, izleyicilere keyifli anlar yaşatmaya devam ediyor.
Düzce Düzce Üniversitesi’nde Dünya Otizm Farkındalığı DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Engelsiz Üniversite Koordinatörlüğü ile Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğiyle, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen "Otizmle Yaşamın İçinden: Bir Annenin Deneyimleri" adlı söyleşi gerçekleştirildi. Sağlık Bilimleri Konferans Salonu’nda ki etkinliğe Düzce Üniversitesi akademisyenleri ve çok sayıda öğrenci katılarak otizm konusundaki farkındalık çalışmalarına destek verdi. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Düzce Üniversitesi Engelsiz Üniversite Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Hakan Özak, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nün Birleşmiş Milletler tarafından otizme dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla ilan edildiğini hatırlattı. Otizmin bir eksiklik değil, farklı bir gelişimsel yolculuk olduğunu vurgulayan Özak, her bireyin kendine özgü güçlü yönleri olduğunu belirtti. Özellikle Özel Eğitim Bölümü öğrencilerine ve öğretmen adaylarına seslenen Özak, bu farkındalığın meslek yaşamlarında çok kıymetli bir karşılığı olacağını ifade ederek, daha kapsayıcı bir toplum için empati kurmanın ve bilimle alakalı bilgiyle donanmanın önemine değindi. Programın davetli konuşmacısı Tuğba Topal, "Otizmle Yaşamın İçinden: Bir Annenin Deneyimleri" başlıklı konuşmasında, iki çocuk annesi ve bir Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak yaşadığı 20 yılı aşkın deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Çocuklarının tanı alma süreçlerinden eğitim aşamalarına kadar karşılaştığı zorlukları samimiyetle anlatan Topal, otizmin çok geniş bir yelpaze olduğunu ve bu yelpazenin farklı noktalarında yer aldıklarını belirtti. Ailelerin en çok "yargılanma" ve "yalnızlık" duygularıyla mücadele ettiğini vurgulayan Topal, toplumun ve eğitimcilerin bu süreçte sergileyeceği şefkat ve merhametin aileler için en büyük destek olduğunu ifade etti. Söyleşisinin devamında eğitimcilere ve öğrenci adaylarına önemli tavsiyelerde bulunan Tuğba Topal, çocukları sadece masa başında değil, hayata hazırlayacak şekilde eğitmenin gerekliliğine dikkat çekti. "Siz bu mesleği tercih ettiniz, lütfen işinizi kalbimize dokunarak ve şefkatle yapın." diyen Topal, otizmli bireylerin sosyal hayata adaptasyonu için market alışverişinden para hesabına kadar günlük becerilerin öğretilmesinin hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi. Kendi çocuklarıyla olan iletişiminden örnekler vererek duygusal anlar yaşatan Topal, her bir farklılığın bir zenginlik olduğunu ve anlayışla karşılanmayı beklediklerini dile getirdi. Program, teşekkür belgesi takdimi ve günün anısına hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.