KENT HABERLERİ - 01 Şubat 2014 Cumartesi 14:27

Prof. Dr. Teoman Duralı insanlık tarihini anlattı

A
A
A
Prof. Dr. Teoman Duralı insanlık tarihini anlattı

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Teoman Duralı, Küçükçekmece Belediyesi’nin düzenlediği 'Kültür ve Medeniyet' söyleşilerinde insanlık tarihini anlattı.

Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen söyleşide konuşan Duralı, Kültür ve Medeniyet kavramlarını insanlık tarihi üzerinden kendine has üslubuyla ele aldı.

‘HER ŞEY ATEŞLE BAŞLADI’
Konuşmasında her şeyin ateşle başladığının altını çizen Duralı, “En önemli merkezi kelimemiz Od’dur yani ateş. Oda, Otağ, Ordu gibi diğer kelimeler ise bundan türemiştir.”dedi. İnsanlık tarihinde ateşin bulunmasından sonra ise avlanma ile karşılaşıldığını kaydeden Duralı, insanların avlanabilmek için aletler ürettiğini ve tarih öncesinin bu aletlere göre dönemlere ayrıldığını söyledi.

‘AVLANMA İLE İNSANIN UFKU GENİŞLEDİ’
Duralı; avlanma ile insanlığın ufkunun genişlediğini de şu sözlerle ifade etti: “Avlanma ile insan bedenine protein gitmiştir. Sadece beden değil, beyin de gelişmiştir. Avcılık yün, deri gibi ihtiyaçları da karşılamıştır. Çadırlarla bile olsa insanlar ilk defa konuta sahip olmuştur. Bazı hayvanlar ehilleştirilmiştir. Öyle ki avlanma ve savaş sanatının inceliklerini kurtları izleyerek öğreniyor insanlar.”

Prof. Dr. Teoman Duralı; insanların korunma silahı olarak ilk önce taş ve sopa kullandıklarını da belirterek, “Tüm canlı varlıkların ilk korunma güdüsü kaçmaktır. İnsanlar da böyledir. Önce kaçıyor; sonra kaçarken kendini kovalayana eline geçenleri fırlatıyor. Daha sonra bunu tekrarlayarak tecrübe ediniyor” dedi. Ünlü felsefeci söyleşi sonunda katılımcıların sorularını yanıtladı.

İSTANBUL

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Manisa Laleleri Mayıs karına yakalandı Manisa’da baharın simgesi olan ve yılda sadece birkaç gün açan Manisa laleleri, uzun yıllar sonra yağan mayıs karının altında kaldı. Beyaz örtüyle buluşan kırmızı laleler, doğada nadir görülen bir manzara oluşturdu. Spil Dağı Milli Parkı’nda yetişen ve baharın müjdecisi olarak bilinen Manisa laleleri, bu yıl beklenmedik bir doğa olayıyla karşılaştı. Nisan ayı sonunda çiçek açmaya başlayan ve yılda sadece bir kez, yaklaşık 10 gün canlı kalabilen endemik tür Tulipa Orphanidea, mayıs ayında yağan karın altında kaldı. Manisa’daki 1517 metre rakıma sahip Spil Dağı’nda uzun yıllar sonra görülen mayıs karı, doğayı beyaza bürürken, yeni açan lalelerin büyük bölümü kar örtüsü altında kaldı. Boyu daha uzun olan laleler ise karın üzerinde kırmızı renkleriyle eşsiz görüntüler oluşturdu. Erik, kiraz, lale ve kar aynı karede Spil Dağı’na çıkan yol üzerindeki Turgutalp Mahallesi’nden itibaren etkili olan kar yağışı, baharın tüm renklerini aynı karede buluşturdu. Erik ve kiraz ağaçlarının ardından açan lalelerin karla kaplanması, bölgeye gelen ziyaretçilere eşsiz bir görsel şölen sundu. Hafta sonu boyunca Manisa ve İzmir’den çok sayıda doğasever bölgeye akın etti. "Lalelerin kar altında kalmasına alışkın değiliz" Spil Dağı Milli Parkı Şefi Şeref Aydınyüz, mayıs ayında gerçekleşen kar yağışının nadir görüldüğünü belirterek, "En son bu şekilde bir kar yağışı yaklaşık 16 yıl önce yaşanmıştı. Kardelenlerin karda kalmasına alışkınız ancak Manisa lalelerinin kar altında kalması bizi de şaşırttı" dedi. Aydınyüz, kar örtüsü arasından çıkan lalelerin her zaman görüntülenemeyeceğini vurgulayarak, bu anların fotoğraflandığını ifade etti. Koparmanın cezası 699 bin TL Yetkililer, endemik tür olan Manisa lalelerinin koparılmaması konusunda vatandaşları uyardı. Doğadan koparılan lalelerin biyolojik çeşitliliğe zarar verdiğini belirten ekipler, 2025 yılında 557 bin 212 TL olan cezanın 2026 yılı itibarıyla 699 bin 245 TL’ye yükseldiğini açıkladı. Baharın simgesi lalelerin karla buluştuğu bu nadir doğa olayı, fotoğraf tutkunlarına unutulmaz kareler sundu.
Manisa Bursa Ulu Cami’nin halıları Demirci’de dokunuyor Manisa’nın dünyaca ünlü el halısı ve yün cami halıcılığı merkezi Demirci ilçesi, dev bir projeye daha ev sahipliği yapıyor. Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid tarafından inşa ettirilen tarihi Bursa Ulu Camii’nin 3 bin 200 metrekarelik yeni halıları, Demirci’de özel olarak dokunmaya başlarken, yeni halıların Kurban Bayramına yetiştirilmesi hedefleniyor. Manisa’nın Demirci ilçesinde faaliyet gösteren Özkul Halı, tarihi mekanların ruhuna uygun özel tasarımlarıyla Türkiye’nin sembol camilerini süslemeye devam ediyor. Son olarak Bursa’nın simgesi Ulu Camii için düğmeye basan firma, Emevi ve Abbasi dönemlerinden esinlenen tarihi motifleri modern dokuma teknolojisiyle buluşturuyor. Tarihi desenler yeniden canlanıyor Dokunan halı hakkında teknik bilgiler veren firma yöneticisi Ali Rıza Özkul, kullanılan desenin tarihi bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Özkul, "Bursa Ulu Camii, Osmanlı eserleri arasında çok müstesna bir yere sahip. Halımızda Emevi döneminin son yılları ile Abbasi döneminin ilk yıllarına denk gelen tarihi eserlerden alınmış özel bir desen uygulandı. Gerekli revizeler yapıldıktan sonra caminin ruhuna uygun hale getirildi" dedi. Yeni Zelanda yünüyle 20 yıllık dayanıklılık Halının kalitesi ve kullanım ömrüyle ilgili detayları paylaşan Özkul, şu bilgileri verdi: "Halımız yüzde yüz saf Yeni Zelanda yününden üretiliyor. Boyasında en sağlıklı yöntem olan reaktif boya kullanıyoruz. 3 bin 200 metrekarelik bu devasa halının her bir metrekaresi tam 5 kilogram ağırlığında. Halılarımızı, camilerimize en az 20 yıl hizmet verebilecek kalitede hazırlıyoruz. Yün olması sebebiyle yanmaz ve alev almaz özelliğe sahip olan bu halılar, kullandıkça güzelleşen bir yapıdadır." ’Alın lekesi’ ve ’Keçeleşmeye’ özel önlem Namaz kılan vatandaşların konforunun ön planda tutulduğunu belirten Ali Rıza Özkul, "Diz yerlerinin bozulmaması ve alın bölgesinde oluşabilecek lekelenmelerin önüne geçmek için özel işlemler uyguluyoruz. Ayrıca yünün keçeleşmemesi için de çeşitli apre işlemlerinden geçiriyoruz" ifadelerini kullandı. Demirci ilçesinin yün cami halısında bir dünya markası olduğunu hatırlatan Özkul, Bursa Ulu Camii’ndeki dokuma ve hazırlık süreçlerinin tüm hızıyla sürdüğünü belirterek, "Hedefimiz, bu muazzam eseri Kurban Bayramı’ndan önce camimize döşeyerek halkımızın hizmetine sunmaktır" dedi.