MAGAZİN - 05 Ekim 2020 Pazartesi 12:46

Rolleri başlarına bela oluyor

A
A
A
Rolleri başlarına bela oluyor

Gaziantep’te çekimleri süren ve izlenme rekorları kıran Benim Adım Melek dizisi oyuncularının başarılı bir şekilde sergiledikleri roller başlarına bela oluyor. Her hafta yayınlanan dizide kötü adamı canlandıran oyuncular, hayranlarının ilginç diyalog, talep ve tepkileri ile karşılaşıyor.

TRT 1 ekranlarında yayınlanan ve yönetmenliğini Cem Akyoldaş’ın yaptığı Benim Adım Melek dizisinin oyuncuları, fimin çekimlerinin sürdüğü Gaziantep’te dizinin etkisinde kalan hayranları nedeniyle ilginç anlar yaşıyor. Dizide kötü adam rolünü oynayan Kaan Çakır, canlandırdığı Alpay karakteri nedeniyle herkesin kendisini kolaylıkla tanıdığı ve ilginç anılar yaşadıklarını anlattı. Çakır, insanların kızdıran sahnelerin yayınlanmasının ardından kendisini gören hayranlarının ilginç tepkileri olduğunu belirterek, "Tabiki insanlar, sürekliliği olan bir dizide oynadığı zaman çok daha tanıyorlar. Selam veriyorlar, fotoğraf çektirmek istiyorlar. Gurur verici insanın ruhunu okşayan şeyler. İnsanlar eskisi gibi değil, rahat ayırt edebiliyorlar. İnternet, iletişim çağında olduğunu için kimin ne olduğunu iyi biliyorlar. Eski zamanlarda bahtsız olaylar yaşanmış olabiliyor. Çok sevilen sinema oyuncuları bile bir takım istenmeyen şeyler yaşabiliyor. Özellikle Erol Taş örneği veriyorlar. İnsanlar soruyorlar tabi, niçin böyle yapıyorsun, yapmasana falan diye. Bunların hepsi gülerek hicivle söylenen şeyler. Öyle tehditvari bir şeş olmuyor. İnsanlar neyin ne olduğunu daha iyi biliyor. Çok kötü olumsuz bir örnek ile karşılaşmadım" dedi.

Kötü adam esprisi
Kaan Çakır, kötü adam rolünü sahnelerken zorlanmadığını yaptığı espri ile anlattı. Çakır, "Hiç zorlanmıyorum. Ben gerçek hayatta da çok kötü bir insan olduğum için, şu anda rol yapıyorum. İyiyi oynuyorum şu anda. Sıkıntı olmuyor benim için. Bayağı kötüyüm. Alpay’dan daha kötüyüm. Hepsi var bende para için her şey yapıyorum. Bir oyucu için kötüyü oynamak ve iyiyi oynamak arasında çok büyük bir fark yoktur. Tekniğiniz vardır, cebinize attığınız duygularınız vardır. Yeri geldiği zaman çıkartmanız gerekir. Çok da zorluk çektiğim bir yeş değil" şeklinde konuştu.

"Hayranların bize bağırmalarından anlıyoruz"
Diziye yeni transfer olan ve sinsi planları ile hafızalarda yer etmeye başlayan Kenan rolündeki Kadim Yaşam ise, diğer meslektaşları gibi kendisinin de bir takım tepkiler aldığını anlatarak, "Seyirciler zaten heyecanlı. Bize ne yapıyorsunuz, niye yapıyorsun demelerinden, bağırmalarından, çağırmalarından anlıyoruz. İnsanlar, artık bizim rol yaptığımızı bildiği için aşırı olumsuz tepki göstermiyor. ’Ya artık bu kadar kötülük yapmasanız, ya bir rahat bırakın’ şeklinde sitemler var. Sert tepkiler olmadı henüz. Geleceğini zannetmiyorum ama büyük konuşmamak lazım. Ummadık taş, baş yarar. Aslında bu tepkiler, izleyicilerimizin bizi izlerken keyif aldıklarını gösteriyor. Keyif alıyorsalar da biz işimizi iyi yapıyoruz" demektir. Herkes, bütün oyuncu arkadaşlarım için söylüyorum. Zaten onun da karşılığı geliyor. Seyirci izlemek istiyor, görmek istiyor" ifadelerini kullandı.

Kızı istemeye gönüllü çok çıktı
Dizide baharatçı Zeynel’i oynayan Halil İbrahim Yılmaz ise sürekli kendisine dizideki Kenan karakterine aldanmaması için mesajlar aldığını belirterek, çarşıda kendisini durduran bir şahsın ise kız istemeye kendisinin gidebileceğini söylediğini anlattı. Yılmaz, "Sürekli ilginç mesajlar alıyorum. ’Yeter artık, bu kadar saf olma, kanma, arkadandan işler çeviriliyor. Kenan masum biri değil, seni kandırıyorlar’ gibi mesajlar alıyorum. Bir gün Gaziantep’teki Bakırcılar Çarşısında yürürken, dayının biri beni durdurdu. Tam Antepli bir abi, yaşı da var. ’Sen ne ediyorsun, burada’ dedi. Ben de ’Yemek yemeye çıktım’ dedim. Ardından ise ’Şu kızı isteyelim sana. Kimin kimsen olmayabilir ama ben gelirim ha. Kenan’ı falan boşver sen’ dedi. Ben de ’Olur amca’ dedim. Beni Zeynel zannediyor. Böyle ilginç anılarımız oluyor. Gelen mesajlar var. Ne mutlu ki biz bu şekilde yansıtıyoruz ki, insanlar da yaşayabiliyor. Sıcacık çaylarını içerken bizleri de evlerine misafir ediyorlar. Ne mutlu bize bu misafirliğe dahil olabiliyorsak" ifadelerine yer verdi.

"Mithat’a bağırırsan kalbini kırarım"
Dizideki Mithat ve Melek karakterlerinin kardeşi olan Kebapçı Mahmut’u oynayan Muharrem Türkseven de, kendisine hayranlarından "Mithat’a bağırma", "Melek’e iyi davran" gibi telkinlerin geldiğini söyleyerek, yaşadğı ilginç anılarını şöyle anlattı:

"Geçen sokakta yürürken biri önümü çevirdi. Bana, ’Mithat’a bir daha bağırırsan, gerçekten söylüyorum kalbini kırarım’ dedi. Hiç görmediğim, tanımadığım bilmediğim biri. Ben de, ’Peki abi, bir daha bağırmayacağım, söz veriyorum’ dedim. Keza Melek ile ilgili ise ’Melek’e iyi davran. Kardeşin hasta, bilmiyorsun” diyorlar. Ben de, ’Gerçekten bilmiyorum, bilsem davranır mıyım” diyorum. Ama o kadar içselleştirmemek lazım."
Kendisinin daha sert tepkilerini dizideki enteresan gülmeleri nedeniyle kurtulduğunu da belirten Türkseven, "Benim ara ara gülmelerim var, o beni kurtarıyor. Mahmut enteresan gülüyor. O anı dolu dolu yaşıyor ya, o gülmelerimden kurtarıyorum. ’Güzel gülüyorsun’ diyorlar, ellemiyorlar. Ama belli de olmaz döve de bilirler" dedi.

Alpay esprisi
Sevilen oyuncu Muharrem Türkseven, esprili bir şekilde kendisinin de diziyi izlerken Alpay’ı canlandıran oyuncu arkadaşı Kaan Çakır’ı dövmeyi düşündüğünü belirterek, "Alpay’ı biz olabildiğince zaten otelden çzıkartmıyoruz. Ne olacağı belli değil. Biz de kendi içimizde ara ara böyle ’acaba dövsek mi’ diye gaza geldiğimiz oluyor. O yüzden sokağa çıkarmıyoruz. Bunların hepsi latife" şeklinde konuştu.

İddiaya girenler var
Ünlü oyuncu, kendisinin başarılı bir şekilde konuştuğu şive nedeniyle Gaziantepli olduğunu düşünenlerin ve Gaziantepli olduğu yönünde iddiaya girenlerin bulunduğunu belirterek, "Çok enteresan ama beni Antepli zannediyorlarmış. İddiaya giriyorlarmış, ’kimisi Oğuzeli’nden’ diyormuş, kimisi ’yok Nizip’ten’ diyormuş. Alakası yok tabi, ben Çanakkaleliyim. Demek ki Antep ağzını, bu yörenin şivesini iyi yapıyorum galiba. Tabi bu da çalışınca oluyor. Kimse kusura bakmasın. Antep’e geldik ama 10-15 günümüz gözlemle geçti. Kebap nasıl yapılır, kömür nasıl karıştırılır, müşteriye nasıl hitap edilir gibi, gibi gözlemlerimiz oldu. Ha deyince olan bir şey değil. Baharatçı Zeynel’i oynayan Halil İbrahim ile sokak sokak gezdik. Buranın ’ağzı otursun, melodisi otursun’ diye. İyi gezmişiz, güzel gezmişiz. Artık biz de Antepli olduk. Şu anda da iddiaya giriyorlarmış" ifadelerini kullandı.

Teknik ekip de benzer tepkiler alıyor
Dizinin yönetmeni Cem Akyoldaş ise benzer tepkileri dizinin teknik kadrosunda yer alan çalışanların da aldığını ve bu çalışanlar üzerinden oyunculara mesaj göndermek isteyenlerin bile olduğunu kaydetti. Akyoldaş, benzeri tepki ve mesajların sebebinin, insanların dizi karakterlerinde kendilerinden bir şeyler bulmalarından kaynaklanabileceğini kaydetti. Yönetmen Akyolda, "Bu tür hikayeler, projeler gerçek hayattan, yaşanmış hikayelerden derleniyor, toparlanıyor. Yola çıkarken yaşanmış hikayeleri derleyerek, ama kendi kurduğumuz senaryo ve karakter üzerine çalışma yapmıştık. Benim Adım Melek dizisinin hikayesi, hayatın tam içerisinden, herkesin kendinden bir şey bulabileceği, bu da benim hikayem diyebileceği karakterlerden kuruldu" diye konuştu.

Serhat Demir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara 8 ülkenin dışişleri bakanlarından ortak Mescid-i Aksa açıklaması Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanları, İsrailli yerleşimcilerin ve aşırılıkçı bakanların, İsrail polisinin koruması eşliğinde Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’e yönelik devam eden baskınları ve avlusunda İsrail bayrağı çekilmesini kınadı. Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin dışişleri bakanları tarafından Mescid-i Aksa’nın hukuki statüsüne ve İsrail’in bu konudaki politikalarına ilişkin yapılan ortak açıklamada, "Kudüs’ün Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının tarihi ve hukuki statüsüne yönelik İsrail işgal makamlarının tekrarlanan ihlallerini, özellikle İsrailli yerleşimcilerin ve aşırılıkçı bakanların, İsrail polisinin koruması eşliğinde Mescid-i Aksa / Harem-i Şerif’e yönelik devam eden baskınlarını ve avlusunda İsrail bayrağının çekilmesini kınadılar. Bakanlar, Mescid-i Aksa / Harem-i Şerif’teki bu kışkırtıcı eylemlerin uluslararası hukukun ve uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olduğunu ve dünya genelindeki Müslümanlara yönelik kabul edilemez bir provokasyon ve kutsal şehrin kutsiyetine yönelik açık bir ihlali teşkil ettiğini yinelediler" ifadelerine yer verildi. "Filistinlilere karşı devam eden şiddeti kınayarak sorumluların hesap vermesi çağrısında bulundular" Bakanların, Kudüs ile buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının tarihi ve hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik her türlü girişimi kategorik olarak reddettiklerini belirttikleri açıklamada, "Bu statünün korunması gerektiğini vurguladılar ve bu bağlamda Haşimi himayesinin tarihi özel rolünü tanıdıklarını belirttiler. Bakanlar, 144 dönümlük Mescid-i Aksa / Harem-i Şerif alanının tamamının sadece Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu, Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığı’na bağlı Kudüs Vakıfları ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesi’nin, mübarek Mescid-i Aksa / Harem-i Şerif’in işleyişini yönetmek ve buraya girişi düzenlemek konusunda münhasır yetkiye sahip yasal merci olduğunu yinelediler. Bakanlar ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve Uluslararası Adalet Divanı’nın 2024 yılındaki istişari görüşü de dahil olmak üzere uluslararası hukukun ağır bir ihlalini teşkil eden, İsrail’in 30’dan fazla yeni yerleşim birimini onaylama kararı da dahil olmak üzere hız kazanan yasa dışı yerleşim faaliyetlerini kınadılar. Bakanlar, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistin okullarına ve Filistinli çocuklara yönelik ahiren gerçekleştirilen saldırılar da dahil olmak üzere, Filistinlilere karşı devam eden ve tırmanan yerleşimci şiddetini de kınayarak sorumluların hesap vermesi çağrısında bulundular" denildi. "İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı uygulamalarına son verme çağrılarını yinelediler" İsrail’in, işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde hiçbir egemenliğinin bulunmadığını vurgulanan açıklamada şunlar kaydedildi: "İşgal altındaki Filistin topraklarının ilhak edilmesi veya Filistin halkının yerinden edilmesine matuf herhangi bir adımı kategorik olarak reddettiler. Bakanlar, bu tür eylemlerin, Filistin Devleti’nin varlığını sürdürebilmesine ve iki devletli çözümün uygulanmasına yönelik kasıtlı ve doğrudan bir saldırıyı teşkil ettiğini, gerilimi artırdığını, barış çabalarını baltaladığını ve gerilimi düşürmeyi ve istikrarı yeniden tesis etmeyi amaçlayan süregelen girişimleri engellediğini belirttiler. Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirmesi; İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı durdurmaya ve yasa dışı uygulamalarına son vermeye zorlaması yönündeki çağrılarını yinelediler. Bakanlar, uluslararası topluma sorumluluklarını üstlenme ve bu ihlallerin durdurulmasını teminen net ve kararlı tutum alma çağrısında bulundular. Bakanlar ayrıca, uluslararası topluma, iki devletli çözüm temelinde kapsamlı bir barışa ulaşılmak üzere siyasi bir çözümün ilerletilmesini teminen tüm bölgesel ve uluslararası çabaların yoğunlaştırılması çağrısında bulundular. Bakanlar, başta kendi kaderini tayin ve 4 Haziran 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti’ni hayata geçirme hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru haklarına verdikleri sarsılmaz desteği yinelediler."
Manisa Demirci’de çocuklar bayramı bilimle kutladı Manisa’nın Demirci ilçesinde faaliyet gösteren Bilim Demirci, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla kapılarını minik bilimseverlere açtı. Manisa’nın Demirci ilçesinde teknoloji ve bilimi çocuklarla buluşturan Bilim Demirci, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı coşkulu bir bilim şenliği ile kutladı. Ekim 2025’te hizmete girmesinden bu yana 6 bin öğrenciyi ağırlayan merkezde düzenlenen şenliğe, 300 öğrenci ve aileleri katıldı. Şenlik kapsamında kurulan Astronomi, Uzay ve Havacılık, Doğa Bilimleri, Tasarım, Matematik ve Teknoloji atölyelerinde gün boyu hareketlilik yaşandı. Teknoloji atölyesinde düzenlenen robot turnuvaları heyecanlı anlara sahne olurken; Doğa Bilimleri, Matematik ve Tasarım atölyelerinde öğrenciler hayal güçlerini kullanarak özgün tasarımlar gerçekleştirdi. Astronomi Uzay ve Havacılık Atölyesinde ise "Dünyamız" temalı koreografiler ve materyaller hazırlayan çocuklar, hem eğlendi hem öğrendi. Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara, Bilim Demirci’nin ilçe için stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Başkan Kara yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Bugün burada 23 Nisan coşkusunu bilimle taçlandırıyoruz. Bilim Demirci merkezimiz açıldığı günden bu yana kısa sürede 6 bin evladımıza ulaştı. Bugün de 300 öğrencimizle birlikte robotlarla, tasarımla, gökyüzüyle ilgileniyoruz. Amacımız, milli teknoloji hamlesi ışığında geleceğin Aziz Sancar’larını, Selçuk Bayraktar’larını bu topraklardan çıkarmak. Çocuklarımızın gözündeki o merak kıvılcımı, bizim en büyük motivasyon kaynağımızdır. Tüm evlatlarımızın bayramını kutluyorum"