SAĞLIK - 19 Ekim 2015 Pazartesi 13:40

Sıcak kemoterapi kanser hastalarına umut veriyor

A
A
A
Sıcak kemoterapi kanser hastalarına umut veriyor

Sıklıkla karın zarını tutan mide, kalınbağırsak, yumurtalık ve karın zarı bölgesinde ortaya çıkan kanser türlerinde son aşamada uygulanan sıcak kemoterapi (HİPEK) tedavisi, hastaların yaşam süresini 2 ila 5 yıl arası uzatıyor.

Medical Park Hastaneler Grubu ve Kemerburgaz Üniversitesi’nin ortaklaşa düzenlediği HİPEK Güncelleme Toplantısı, 17 Ekim’de İstanbul Ortaköy'de Princess Otel'de gerçekleşti.

Genellikle karaciğer ve ince bağırsak dışında kalan karın içinde oluşan bütün yaygın kanserlerde uygulanabilen bir yöntem olan sıcak kemoterapi/HİPEK tedavisi hakkında bilgi veren İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Turgut İpek, HİPEK Tedavisi’ni tanımladı: “HİPEK, hipertermik kemoterapi anlamını taşıyor. Kemoterapik ilaçlar karın içine 41-43 derece bir sıcaklıkta veriliyor. Sıklıkla karın zarını tutan mide, kalın bağırsak, yumurtalık ve karın zarının bulunduğu bölgede oluşan son aşama kanser tedavisinde uyguluyoruz".

“ISININ ANTİ TÜMÖR ÖZELLİĞİ VAR”
Tedavinin detaylarını aktaran Prof. Dr. Turgut İpek, “Isı kemoterapik ilacın etkisini daha fazla artırır. Isının kendisine ait anti tümör etkisi vardır.
Kemoterapinin yan etkilerine değinen Dr.İpek, “Bu yöntemi biz ameliyat esnasında uyguladığımız için genel anestezi altında uyuyan hasta bulantı kusma gibi yan etkilere maruz kalmıyor. Aynı zamanda kemoterapik ilaçların böbreklere kötü etkileri vardır. Anestezi altında bu etkileri ortadan kaldırma şansımız oluyor. Kısaca sıcak kemoterapi ile hem kemoterapinin hastaya olan yan etkilerini kontrol altına alabiliyor hem de verdiğimiz ilaçların etkilerini artırabiliyoruz. Bu kanserde bir son aşama tedavisidir ama bu tedaviden sonra normal sistemik kemoterapi tedavisi ile süreç devam ediyor.” diye konuştu.

TÜRKİYE’DE HİPEK TEDAVİSİ
HİPEK tedavisinin yaygınlığından ve Türkiye’deki uygulama koşullarından söz eden Dr. İpek, “Yaklaşık 20-30 yıldır dünyada ve Amerika'da uygulanan bir yöntem. Kendi ülkemizde de bunu 10 yıldır uygulamaktayız. Bu uygulamayı devlet de SUT kodunda tanımlamıştır. Özel bir uygulama olduğu için belli masrafları var ama bu devletin de kabul ettiği bir uygulama şekli” ifadelerine yer verdi.

“ESKİDEN EVİNE GİT DENİRDİ”
İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, HİPEK tedavisinin hastadaki etkilerini, psikolojik boyutlarını da aktardı: “HİPEK ile artık çaresiz denilen hastaları daha iyi bir konuma getiren bir tedavi biçiminden bahsediyoruz.
Gerçekten de bundan yıllar önce kanserde son aşamadaki bir hastaya artık yapacak birşey yok denirdi ve evine gitmesi söylenirdi. Ama bu sitoredüktif cerrahi ve HİPEK uygulaması artık bu hastalar için de bir umut ışığı oldu..Ömrünün sona geldiği ifade edilen bir hastanın ömrünü uzatma şansının olması psikolojik anlamda da hastayı hayata devam aşamasında olumlu etkiliyor..

“HİPEK TEDAVİSİ SONRASINDA HAYATA ADAPTASYONLARI ARTIYOR”
Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu uygun hastayı seçmenin önemi üzerinde de durdu: “Uygun hastayı seçmek gerekiyor. Her hasta böyle bir tedaviye tabi tutulamaz. Yarar görecek hastaların belirlenmesi gerekir. Önceden belirlenmiş hastaların ameliyat öncesi bazen ek tedavilerle hazırlanması gerekir. Böylesi hastaların bazen ameliyat sonrasında ve HİPEK uygulaması sonrasında 2 ila 5 yıl arası, belki de çok daha fazla bir ömür kazanma şansları gündeme geliyor. Birkaç yıldan beri takip ettiğimiz böylesi hastalarımız var.
Kalın bağırsak kanseri olan, mide kanseri olan ve son noktaya gelmiş olan hastaların sitoredüktif cerrahi ve HİPEK uygulaması sonrasında yaşamlarını sürdürdükleri görüyoruz. Hayat konforlarının çok daha iyi olduğu, bize geldiklerinde de yaptığımız kontrollerde şuan daha hayatla adaptasyonlarının uygun olduğunu ve aileleriyle birlikte hayatlarını sürdürdüklerini görüyoruz”.
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Cinayete kurban gittiği 10 yıl sonra itiraf edilen kadının gömüldüğü yerde arama çalışmaları sürüyor Denizli’de 2016 yılında annesinin evinden eski eşiyle birlikte çıktıktan sonra bir daha haber alınamayan Ayşen Aycan’ı öldürdüğünü itiraf eden Turgay B., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Ayşen Aycan’ın gömüldüğü alanda kazı çalışmaları sürüyor. Denizli’nin Çivril ilçesinde 2016 yılında boşandığı eşiyle annesinin evinden ayrılan Ayşen Aycan’dan bir daha haber alınamamıştı. 10 yıldır faili meçhul olarak kalan dosyayı ele alan Çivril Cumhuriyet Başsavcısı Abdullah Furkan Sünbül, koordinesinde kayıp Ayşen Aycan’a dair tüm delilleri titizlikle inceledi. Denizli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri yaptıkları çalışma kapsamında 19 Mayıs günü 8 adrese eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyon kapsamında 6 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki sorgularında eski eş Turgay B., cinayeti itiraf etti. 10 yıl sonra eski eşini öldürdüğünü itiraf eden Turgay B., Ayşen Aycan’ı gömdüğü yeri de tarif etti. İşlemlerinin ardından cinayet zanlısı Turgay B., adliyeye sevk edildi. savcılık ifadesinin ardından mahkemeye sevk edilen Turgay B., tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ayşen Aycan’ın gömüldüğü belirtilen alanda ise saat 20.00’a kadar çalışmalar sürdü. Sabah saatlerinde tekrar devam eden çalışmalar kapsamında şu ana kadar kazı çalışmasının yapıldığı alanda Ayşen Aycan’a ait herhangi bir bulguya rastlanılmadığı öğrenildi.
Tokat AFAD Başkanı Pehlivan: "Taşkın tedbiri kapsamında 464 hanede tahliye yapıldı" Tokat’ta taşkın riskine karşı yürütülen çalışmalar kapsamında kente gelen AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, yıkımı gerçekleştirilen ÇEDAŞ Köprüsü bölgesinde incelemelerde bulundu. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanı (AFAD) Ali Hamza Pehlivan, Yeşilırmak’taki su seviyesinin yükselmesi ve Almus Barajı’ndan gelebilecek suyun oluşturabileceği taşkın riskine karşı alınan tedbirleri değerlendirmek üzere kente geldi. İlk olarak taşkın tedbiri kapsamında yıkımı tamamlanan ÇEDAŞ köprüsüne gelen Pehlivan’a Tokat Belediye Başkanı Yazıcıoğlu tarafından bölgede yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verildi. "Bugün itibariyle 454 hanede tahliye çalışması yapıldı" İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, kent genelinde risk azaltmaya yönelik kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü belirterek, "DSİ ekipleri tarafından taşkın korumaya yönelik tahkimatlar yapıldı. Çok şükür bu ana kadar herhangi bir can kaybımız olmadı. Yaralanmamız olmadı. Risk azaltmanın bir boyutu da tahliyeler. Bugün itibariyle 464 hanede tahliye çalışması yapıldı. Yaklaşık 850 vatandaşımız kamu misafirhanelerinde misafir edildi" dedi. Hayvan tahliyelerine de önem verildiğini ifade eden Pehlivan, "10 bin 333 büyükbaş hayvan, yaklaşık 3 bin 500 küçükbaş hayvan ve 2 bin 500 civarında arı kovanının tahliyesi gerçekleştirildi" diye konuştu. "250 ihbarın 206’sı su baskını" 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yaklaşık 250 ihbar ulaştığını belirten Pehlivan, bunların 206’sının su baskını yaşanan evlerle ilgili olduğunu kaydederek, tüm ihbarlara ekipler tarafından müdahale edildiğini söyledi. Su baskını yaşanan evlerde AFAD, belediye ve valilik koordinasyonunda tahliyeler yapıldığını aktaran Pehlivan, 42 iş yerinde de tahkimat ve tahliye çalışması gerçekleştirildiğini ifade etti. "Su seviyesinin artmasına karşı her türlü önlemi aldık" Kentte muhtemel taşkın riskine karşı birçok noktada koruma çalışmalarının sürdüğünü dile getiren Pehlivan, "Almus Barajı’nın dolusavaktan gelmesi muhtemel, beklenenden fazla su seviyesinin artması riskine karşı her türlü önlem alındı. Bugün itibariyle bu önlemler sayesinde çok şükür herhangi bir kaybımız yok" ifadelerini kullandı.