DÜNYA - 11 Temmuz 2025 Cuma 16:32 | Son Güncelleme : 11 Temmuz 2025 Cuma 16:34

Srebrenitsa soykırımının 7 şehidi daha toprağa verildi

A
A
A
Srebrenitsa soykırımının 7 şehidi daha toprağa verildi

Bosna Hersek’te 1995’te Müslüman Boşnaklara karşı gerçekleştirilen Srebrenitsa soykırımında katledilen ve kimlik tespitleri yapılan 7 şehidin kalıntıları, soykırımın 30. yıl dönümünde Potoçari Anıt Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Bosna Hersek’in Yugoslavya’dan kopuş sürecindeki savaşta Sırp güçleri tarafından en az 8 bin 372 Müslüman sivilin katledildiği Srebrenitsa soykırımının 7 kurbanı daha, kimlik tespitlerinin tamamlanması ve ailelerinin müsaadesinin alınmasının ardından bugün Srebrenitsa’daki Potoçari Anıt Mezarlığı’nda gözyaşları eşliğinde toprağa verildi. Uluslararası mahkeme kararları ile soykırım olarak tanınan Srebrenitsa soykırımının 30. yıl dönümü vesilesiyle gerçekleştirilen törene Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi üyeleri Denis Becirovic ile Zeljko Komsic, Karadağ Cumhurbaşkanı Jakov Milatovic, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı (TBMM) Numan Kurtulmuş, Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenkovic, Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi Christian Schmidt, Bosna Hersek İslam Birliği Reisü’l-uleması Husein Efendi Kavazovic, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve Karadağ Ortodoks Kilisesi Patriği Mihailo’nun da aralarında yer aldığı çok sayıda lider, din adamı, sivil toplum temsilcisi ve vatandaş katıldı.

Soykırımın 30. yıl dönümü vesilesiyle, katliamın gerçekleştirildiği yerlerden eski akümülatör fabrikasında bir anma töreni düzenlendi.

Becirovic: "Soykırımın kapsamlı ve planlı hazırlıkları yıllar sürdü"
Anma töreninde konuşan Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Üyesi Denis Becirovic, "Bosna Hersek Cumhuriyeti’ne yönelik barbarca saldırının doruk noktası olan ve uluslararası olarak tanınan Srebrenitsa soykırımının üzerinden 30 yıl geçti" dedi. Sırbistan’ın eski Cumhurbaşkanı Slobodan Milosevic’in soykırımdaki rolüne dikkat çeken Becirovic, "Boşnaklara yönelik soykırımın kapsamlı ve planlı hazırlıkları yıllar sürdü. Sırp rejim medyası, soykırımdan yıllar önce Boşnakları köktendinci, radikal, terörist, hain ve diğer aşağılayıcı ifadelerle anıyordu. Miloşeviç rejimi, kitle iletişim araçlarıyla zehirli içerikler yaydı. Beyin yıkama öyle bir seviyeye ulaştı ki, Sırbistan Parlamentosu’nda bir milletvekili kamuoyuna, ‘Her bir Sırp için 100 Müslüman öldürmek gerekir’ diyebildi" ifadelerini kullandı.

Macron: "Avrupa Birliği’nin parçası olmak isteyen topraklarda inkarcılığa yer yok"
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise gönderdiği mesajda, "Srebrenitsa Avrupa’nın ve tüm dünyanın kolektif hafızasında kalıcı bir leke olarak durmaktadır. Bu bizi gerçeğe ve adalete mecbur kılar" dedi. Fransa'nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Benjamin Haddad tarafından okunan mesajında Macron, Srebrenitsa’da suçun boyutlarının tamamen kabul edilmesi ve uluslararası toplumun 1995 yılı temmuz ayında sivilleri koruyamadığının da itiraf edilmesi gerektiğini vurguladı. Macron, mahkeme kararlarına saygı gösterilmesi gerektiğini ve "Avrupa Birliği’nin parçası olmak isteyen topraklarda inkarcılığa yer olmadığını" ifade etti.

Rutte: "O günlerin dehşetini asla unutmayacağız"
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise anma törenine gönderdiği görüntülü mesajda, "Bu, dünyayı şoke eden ve ülkemi (Hollanda) sonsuza dek sizin ülkenizle bağlayan bir trajedi" diye konuştu. Hollanda Başbakanı olarak görev yaptığı süreçte Srebrenitsa’yı ziyaret ettiğini ifade eden Rutte, "O günlerin dehşetini asla unutmayacağız. Düşüncelerimiz, bu acıdan etkilenen herkesle birlikte. Geçmişi hatırlama görevimizin yanında, daha parlak bir gelecek inşa etme sorumluluğumuz da var" dedi.

Yedi şehit daha toprağa verildi
Anma töreninin ardından, kimlik tespitleri tamamlanan ve yakınlarının bu yılki anma törenlerinde definlerine onay verdiği yedi şehit için toplu cenaze namazı kılındı. Şehitler, Reisü’l-ulema Husein Efendi Kavazoviç’in kıldırdığı cenaze namazının ardından toprağa verildi. Soykırımın 30. yıl dönümünde toprağa verilen şehitlerin isimleri Senajid Avdic (1976),Hariz Mujic (1976), Fata Bektic (1928), Hasib Omerovi (1961), Sejdalija Alic (1961), Rifet Gabeljic (1964) ve Amir Muji (1964) olarak açıklandı.

Şehirlerde sirenler çaldı
Srebrenitsa soykırımının yıldönümü vesilesiyle başkent Saraybosna’nın yanı sıra Tuzla, Zenitsa ve Srebrenik gibi şehirlerde sirenler çaldı. Birçok sürücü, saat 12.00’de çalan siren sesleriyle birlikte araçlarından inerek saygı duruşunda bulundu. Tuzla şehrinde ise sirenler, 11 Temmuz tarihine atıfla 11:07’de çalındı.

Mostar Köprüsü’nden "alkışsız atlayış"
Srebrenitsa soykırımını anma etkinlikleri kapsamında Bosna Hersek’in güneyindeki Mostar şehirdeki tarihi köprüden "alkışsız atlayış" gerçekleştirildi. Geleneksel atlayış performansının yanı sıra, bölgedeki vatandaşlar ve turistler, soykırım kurbanları anısına Mostar Köprüsü’nden Neretva nehrine Bosna’nın sembolü olarak bilinen zambak çiçekleri bıraktı.

İbrahim Aydoğan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Kurtlar Vadisi" ile hafızalara kazınan yalı satışta İstanbul Boğazı’nda yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla gündeme geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çeken tarihi yapı dron ile görüntülendi. İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Kandilli sahilinde yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla tekrar gündem geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Tarihi yapı, Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çekti. Boğaz yalıları arasında özgün mimarisiyle öne çıkan yapı, 1835 ile 1855 yılları arasında Osmanlı saray mimarisinin önemli isimlerinden Garabet Balyan tarafından inşa edildi. Boğaz’ın seçkin yalıları arasında gösterilen yapı, iki katlı ahşap mimarisi, beyaz cephe kaplaması ve kırmızı kiremitli çatısıyla dikkat çekiyor. Yalı, 1900 yılında Mehmet Abud Efendi tarafından satın alınarak Abud Ailesi’nin ikameti olarak 1981 yılına kadar kullanıldı. Yaklaşık 1 bin 500 metrekarelik arsa üzerinde bulunan yapı, 270 metrekare taban alanına ve toplam 540 metrekare kullanım alanına sahip. Kâgir olarak inşa edilen alt katta iki ayrı kayıkhane yer alırken, üst kat yarı dikdörtgen formda bir sofa etrafında şekilleniyor. Dronla havadan çekilen görüntülerde yalının denize sıfır konumu ve geniş rıhtımı net şekilde görüldü. Üst açıdan yapılan çekimlerde simetrik pencere düzeni, cumbalı bölümleri ve Boğaz’a açılan geniş terası dikkat çekti. Yalının hemen yanında bulunan müştemilat ve arka bahçedeki ağaçlık alan da görüntülere yansıdı. Sahil hattı boyunca uzanan iskele ve mermer rıhtım bölümü ise yapının tarihi kimliğini gözler önüne serdi. Dizilerle özdeşleşen yalı Yalı, özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde geçen sahnelerle geniş kitleler tarafından tanındı. Dizide güç ve otoriteyi simgeleyen konsey sahnelerine ev sahipliği yapan yapı, yıllar içinde televizyon tarihinin simge mekanlarından biri haline geldi. Hisselerinin satışa çıkarılmasıyla yeniden gündeme gelen yalıda yüzde 15,23’lük payın 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz hattındaki tarihi yapıların yatırım değeri her geçen gün artarken, söz konusu yalının hem tarihi geçmişi hem de televizyon hafızasındaki yeri nedeniyle farklı bir konumda bulunduğu belirtiliyor. Havadan çekilen görüntülerde Boğaz’daki dalga hareketleriyle birlikte yalının suya yansıyan silueti dikkat çekerken, çevresindeki tarihi ağaç dokusu ve sahil şeridi de kadraja yansıdı.
Erzurum Azerbaycan Tıp Üniversitesi ile akademik iş birliği görüşmesi gerçekleştirildi Atatürk Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu ve küresel akademik iş birliklerini güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir akademik temasa daha ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda, Azerbaycan Tıp Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Doç. Dr. Kamandar Yaqubov, Doç. Dr. Gülbeniz Hüseynova ve Doç. Dr. Aydın Aliyev ile Pato-Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sevinç Hacıyeva, Atatürk Üniversitesini ziyaret ederek bir dizi görüşmede bulundu. Ziyaret programı çerçevesinde konuk akademisyenler, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede; iki üniversite arasında bilimsel iş birliğinin geliştirilmesi, ortak araştırma projelerinin hayata geçirilmesi, akademik personel ve öğrenci değişim programlarının artırılması ile disiplinler arası çalışmaların teşvik edilmesi gibi başlıklar ele alındı. Oldukça verimli bir atmosferde gerçekleşen toplantıda, özellikle farmakoloji ve patofizyoloji alanlarında yürütülebilecek ortak bilimsel çalışmaların stratejik önemi vurgulandı. Taraflar, bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, uluslararası fon kaynaklarına yönelik projelerde birlikte yer alınması ve sürdürülebilir akademik iş birliklerinin tesis edilmesi konusunda karşılıklı mutabakat sağladı. Rektör Hacımüftüoğlu, nazik ziyaretlerinden dolayı Azerbaycan Tıp Üniversitesi heyetine teşekkür ederek, iki köklü kurum arasında tesis edilen bu temasların, önümüzdeki süreçte somut iş birliklerine dönüşeceğine olan inancını ifade etti. Ziyaret, iyi niyet temennilerinin ardından sona erdi.