KENT HABERLERİ - 31 Ocak 2014 Cuma 10:21

Sultangazi’ye 3. kültür merkezi

A
A
A
Sultangazi’ye 3. kültür merkezi

Sultangazi’nin dört bir yanında vizyon projelerin yapımı sürerken Yunus Emre Mahallesi'nde kültür merkezinin de inşaat çalışmalarına başlandı.

Sultangazi Belediyesi tarafından ilçeye kazandırılan 50. Yıl Kültür Merkezi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yapımını üstlendiği Hoca Ahmet Yesevi Caddesi üzerindeki kültür merkezinin ardından Yunus Emre Mahallesi'nde üçüncü kültür merkezinin de inşaat çalışmalarına başlandı. Mülkiyeti Sultangazi Belediyesi’ne ait 4 bin 931 metrekare yüzölçümlü alanda yapılan merkezin mimari, statik ve tesisat uygulama projeleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Proje Müdürlüğü tarafından hazırlandı.

İl Özel İdaresi tarafından yapılan merkezde, 177 kişilik çok amaçlı salon, sergi salonu, kütüphane, hizmet birimleri, derslikler, atölyeler ve kafeterya bulunacak. Sosyal ve kültürel faaliyetlerin yapılacağı kültür merkezinde otopark da yer alacak.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Prof. Dr. Arslan: "Veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen konferansta, 5G ve ötesi teknolojilerin ulusal güvenlik üzerindeki etkileri ile dijitalleşen dünyanın yeni riskleri ve fırsatları uzman isimler tarafından değerlendirildi. Prof. Dr. Hüseyin Arslan, "Akıllı şebekeler, şehirler ve sağlık sistemleri, düşük gecikmeli haberleşme altyapısıyla hayatın her alanını dijitalleştirmektedir. 5G ve 6G teknolojileri; uzaktan ameliyatlardan yapay zeka destekli teşhis sistemlerine, kampüs sınırlarını aşan dijital eğitim modellerinden enerji verimliliği sağlayan mobil depolama ünitelerine kadar geniş bir yelpazede kritik rol oynamaktadır" dedi. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından yürütülen "Üniversite Konferansları Programı" kapsamında; "Dijitalleşme Çağında Ulusal Güvenlik: Yeni Cepheler, Yeni Riskler ve 5G Ötesi Gerçeği" başlıklı konferans, Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendi. Etkinliğe; EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aydoğan Savran, Prof. Dr. Musa Boyacı, senato üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Biyomühendislik Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe TÜBA Asli Üyesi ve İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan konuşmacı olarak katıldı. Programda, geleceğin teknolojileri ve güvenlik stratejileri tüm boyutlarıyla ele alındı. Programın açılışında konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, dijitalleşme çağında üniversitelerin disiplinlerarası yaklaşımlarla güvenlik, teknoloji ve toplum ilişkisini değerlendiren güçlü merkezler olması gerektiğini vurguladı. Ege Üniversitesi olarak dijital dönüşüm, yapay zekâ ve ileri iletişim teknolojileri alanlarında nitelikli katkılar sunmayı hedeflediğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Alcı, "Ege Üniversitesi olarak, bilim dünyasının öncü isimlerini öğrencilerimiz ve akademisyenlerimizle buluşturmaya devam ediyoruz. Bugün burada kıymetli hocamız Prof. Dr. Hüseyin Arslan’ı, günümüzün en stratejik konularından biri olan 5G ve siber güvenlik üzerine dinleyeceğiz. Türkiye Bilimler Akademisi’ne (TÜBA) bu nitelikli programları üniversitemiz çatısı altında düzenledikleri için teşekkürlerimi sunuyorum. Teknolojik dönüşümün ulusal güvenlik bağlamında değerlendirilmesi, geleceğin vizyonunu çizmek adına büyük önem taşıyor. Değerli hocamızın sunumunun tüm katılımcılarımız için son derece verimli geçeceğine inanıyorum" dedi. Endüstri 4.0 ve siber-fiziksel sistemler çağı Konferansta "Endüstri 4.0" kavramının tarihsel gelişimine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, buharlı makinelerle başlayan sürecin bugün siber-fiziksel sistemlere evrildiğini belirtti. Prof. Dr. Arslan, "Buharlı makinelerin icadıyla başlayan Endüstri 1.0 süreci, her yüzyılda bir evrim geçirerek bugünkü noktaya ulaştı. Elektrik enerjisi, bilgisayarlar ve internetin icadı bu gelişimi tetikleyen ana unsurlar oldu. Bugün içinde bulunduğumuz Endüstri 4.0’ı siber-fiziksel sistemler olarak tanımlıyoruz. Artık hem fiziksel hem de siber bir dünyamız var. Bu iki dünyayı iyi anlayan ve entegre eden yapılar, geleceğin endüstrisini oluşturuyor. Nesnelerin İnterneti (IoT) bu sürecin en önemli bileşenidir ve 5G teknolojisi burada kritik bir rol oynuyor. 5G, sadece haberleşmeyi değil, tarımdan bankacılığa kadar tüm sektörlerin verimliliğini artırıyor" diye konuştu. "Gelecek hayallerimizin ötesinde olacak" Haberleşme teknolojilerindeki dijitalleşme hızına dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, 1990’lı yıllardan bugüne yaşanan değişimi örneklerle anlattı. 2034 yılı hedeflerine vurgu yapan Prof. Dr. Arslan, "1994’ten 2014’e kadar geçen 20 yılda haberleşme sistemleri tamamen dijitalleşti. 1G analogken, bugün 5G ile bambaşka bir noktadayız. Şu an 2026 yılındayız ve önümüzde 2034 hedefi var. 6G ve dijitalleşmenin geleceği noktayı tahmin etmekte zorlanıyorum; çünkü teknoloji bazen hayallerimizin bile katbekat ötesine geçiyor. Fiziksel dünyadan toplanan veriler, yapay zeka ile bilgiye dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde ’Dijital İkiz’ (Digital Twin) kavramıyla çok daha içli dışlı olacağız. Fiziksel dünyanın bir benzerini siber dünyada kurmak, üretimden sağlığa kadar her alanda devrim niteliğinde avantajlar sağlıyor" dedi. Veri güvenliği ve ulusal savunma stratejileri Dijitalleşmenin güvenlik boyutuna ve veri kontrolünün önemine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, küresel ölçekteki teknolojik rekabete dikkat çekti. Verinin yeni dünyanın en büyük gücü olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, "Çin, veri toplama mekanizmalarıyla kendisine devasa bir dijital ikiz oluşturdu ve olası savaş senaryolarını bu simülasyonlar üzerinden kurguluyor. Benzer şekilde, bugün kullandığımız akıllı araçların verileri aslında üretici ülkelerin veri merkezlerinde toplanıyor. Örneğin Tesla, aslında ağa bağlı bir araçtır ve tüm verileri Amerika’daki merkezlere akmaktadır. 5G ile birlikte bu teknolojik güç ve veri kontrolü daha da kritik bir hale gelecektir. Veri güvenliği konusundaki endişeler, bu teknolojilerin kullanımında en önemli belirleyici unsur olmaya devam edecektir" dedi. Sağlık, tarım ve eğitimde yeni nesil çözümler 5G teknolojisinin hayatın her alanına dokunduğunu ifade eden Prof. Dr. Arslan, akıllı şebekelerden uzaktan ameliyatlara kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin sağlık verilerini toplama konusundaki başarısına değinen Prof. Dr. Arslan, "5G’nin en kritik uygulamalarından biri olan uzaktan ameliyatlar, düşük gecikme sayesinde doktorların farklı ülkelerdeki hastaları tedavi etmesine olanak tanıyor. Tarımda ise ’Dijital Çoban’ gibi teknolojilerle verimlilik maksimum seviyeye çıkarılıyor. Akıllı su ve elektrik şebekeleriyle enerji kayıpları minimize ediliyor. Eğitimde ise sadece uzaktan eğitim değil, tıp ve diş hekimliği gibi alanlarda siber dünya ile entegre, o tecrübeyi hissettiren modeller ön plana çıkacak. Tüm bu dijital dönüşümün merkezinde yer alan 5G ve ağ teknolojileri; mühendislerin doktorlar, veterinerler ve eğitimcilerle entegre bir şekilde çalışmasını zorunlu kılıyor. Bugünün mesajını verecek olursak veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" diye konuştu. Etkinlik katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından son buldu. Programın sonunda EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı Prof. Dr. Hüseyin Arslan’a teşekkür belgesi takdim etti. Konferansın ardından Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü laboratuvarlarında öğrencilerle bir araya gelen Prof. Dr. Arslan, sürdürülen projeleri inceleyerek, yeni nesil teknolojilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Gaziantep Türkiye’de doğan ilk zürafaya ‘Çınar’ ismi verildi Gaziantep Doğal Yaşam Parkı’nda dünyaya gelen ve Türkiye’de doğan ilk zürafa yavrusu olan zürafanın ismi anketle belirlendi. Yaklaşık 15 ay süren hamilelik döneminde hayatını kaybeden Şakir isimli erkek zürafanın yavrusu, geçtiğimiz şubat ayında dünyaya geldi. Yetim olarak dünyaya gelen yavru zürafa, kısa sürede parkın maskotu haline geldi. Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ikinci, dünyanın ise dördüncü büyük doğal yaşam alanlarından biri olan Gaziantep Doğal Yaşam Parkı’nda dünyaya gelen erkek zürafa yavrusunun isminin belirlenmesi için sosyal medya üzerinden anket başlatıldı. Geçtiğimiz hafta ilk kez ziyaretçilerinin karşısına çıkan ve parkın maskotu haline gelen zürafa Şakir ile Selvi çiftinin erkek yavrusunun ismi Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan anketle belirlendi. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şakir ve Selvi isimi zürafaların erkek yavrusu olan zürafaya isim vermek için sosyal medya hesaplarından başlatılan anketin çalışmasını duyurdu. 50 binin üzerinde kişinin oylama yaptığı anket sonucu yeni doğan erkek zürafaya oy çokluğu ile ‘Çınar’ isminin verildiğini bildiren Şahin, "Son günlerde enteresan ve bir o kadar da kulağa garip gelen bir tabloya şahit oluyoruz. Türkiye’de doğan ilk zürafayı görmek için şehrimize gelen misafirlerle birlikte kısa sürede dikkat çeken bir hareketlilik, adeta küçük bir ‘zürafa ekonomisi’ oluştu. Bu süreçte sizlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirdiğimiz bir de anket yaptık ve miniğin adı ‘Çınar’ oldu. Adı gibi güçlü, uzun ömürlü ve şehrimize değer katan bir simge olmasını diliyorum" dedi.
Malatya Rektör Akpolat, dijital çağda üniversitelerin geleceğini anlattı İhtisas Akademi programı kapsamında öğrencilerle buluşan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, "Dijital Çağda Yükseköğretimin Geleceği" başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen söyleşide, Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat, hem dijital çağa dair tespitler yaptı hem de üniversitelerin geleceğine yönelik önemli mesajlar verdi. "Dijital dönüşüm kaçırılırsa risk büyük" Konuşmasına dijital çağın hızına dikkat çekerek başlayan Prof. Dr. Nusret Akpolat, bu dönüşümün yalnızca teknolojik değil aynı zamanda zihinsel bir değişimi de zorunlu kıldığını söyledi. Üniversitelerin dijital çağa ayak uydurmasının önemli olduğunu belirten Akpolat, "Bugün dijital çağ gerçekten baş döndürücü bir hızla ilerliyor ve bu hıza ayak uydurmak oldukça zor. Eğer üniversiteler olarak bu değişimi doğru okuyamazsak ve kendimizi buna göre konumlandıramazsak, geçmişte sanayi devrimini ıskaladığımız gibi bu dönüşümü de kaçırma riskiyle karşı karşıya kalırız. Bu da bizi yöneten değil, yönetilen bir konuma sürükler." dedi. Dijital çağın en belirleyici unsurlarından birinin veri olduğunu ifade eden Akpolat, "Bu çağın en değerli unsuru veridir. Ne kadar çok ve doğru veriye sahipseniz, o kadar sağlıklı karar alabilirsiniz. Bugün birçok dijital platformun temel amacı da veri üretmek ve toplamaktır. Bu nedenle veri temelli karar alma süreçlerini yükseköğretime entegre etmek zorundayız" dedi. "Dijital dönüşüm için somut adımlar şart" Üniversitelerin atması gereken somut adımlara da değinen Rektör Akpolat, dijital dönüşümün kurumsal bir stratejiyle yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. Akpolat, "Öncelikle teknolojik altyapılarımızı güçlendirmeliyiz. Dijital dönüşüm ofisleri kurarak kendi yazılımlarımızı üretmeli ve sistemlerimizi entegre hale getirmeliyiz. Aynı zamanda akademik personelin dijital yetkinliklerini artırmak zorundayız. Artık ‘defteri açın, yazdırıyorum’ anlayışıyla eğitim verilemez. Öğretim üyeleri bilgi aktaran değil, rehberlik eden bir role evrilmelidir" şeklinde konuştu. Akpolat, konuşmasının son bölümünde ise bireysel yetkinliklerin önemine dikkat çekti ve diplomaların tek başına yeterli olmadığını vurguladı. Konuşmasında Akpolat, "Artık sadece diploma sahibi olmak yeterli değil. İş dünyası sizin yetkinliklerinize bakıyor. Google gibi şirketler diploma yerine beceriye odaklanıyor. Biz de bu nedenle öğrencilerimizin sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerini belgeleyen ‘sosyal transkript’ uygulamasını hayata geçirdik çünkü artık bireyin çok yönlü gelişimi ön planda" ifadelerini kullandı. Programın sonunda Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat, öğrencilerden gelen soruları yanıtladı.
Mersin Tarsus’ta er meydanı doldu: 455 güreşçi kıyasıya mücadele etti Mersin’in Tarsus ilçesinde bu yıl ikinci kez düzenlenen Karakucak Güreşleri, 455 sporcunun katılımıyla büyük ilgi görürken, başpehlivanlıkta Feyzullah Aktürk zirvede yer aldı. Tarsus Belediyesi tarafından bu yıl ikinci kez düzenlenen Geleneksel Karakucak Güreşleri kapsamında, 2026 sezonunun ilk güreş organizasyonu yoğun katılım ve büyük ilgiyle gerçekleştirildi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen 455 güreşçinin mücadele ettiği organizasyonda, müsabakalar minikler, yıldızlar ve büyükler olmak üzere üç ayrı kategoride gerçekleştirildi. Sporcular, 10 farklı ağırlık klasmanında gün boyu kıyasıya mücadele etti. Karşılaşmaların ardından toplam 120 sporcu madalya ve para ödülü almaya hak kazandı. Başpehlivanlık kategorisinde Feyzullah Aktürk birinciliği elde ederken, Doğan Uzun ikinci oldu. Ali Bönceoğlu ile İsa Göçen ise üçüncülüğü paylaştı. Dereceye giren sporcuların ödülleri, Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç adına takdim edildi. "Tarsus’ta gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz" Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, etkinlikte yaptığı konuşmada organizasyonun önemine dikkat çekti. Boltaç, "2026 sezonunun ilk Karakucak Güreşlerini Tarsus’ta gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Bugün burada yalnızca bir spor organizasyonu değil, ata sporumuzun köklü geleneğini ve er meydanının ruhunu yaşatıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanından gelen sporcularımızın ortaya koyduğu mücadele, bu geleneğin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gösterdi. Tarsus’ta ilk kez aynı meydanda buluşan önemli başpehlivanlar, organizasyonu güreşseverler açısından unutulmaz bir noktaya taşıdı"dedi.
Malatya "Küresel Kırılmalar ve Yerel Dayanıklılık" sempozyumu gerçekleştirildi İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde, Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Turgut Özal Üniversitesi paydaşlığında düzenlenen "Küresel Kırılmalar ve Yerel Dayanıklılık" sempozyumu yoğun katılımla gerçekleştirildi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyuma, Malatya Valisi Seddar Yavuz, AK Parti Malatya Milletvekili Prof. Dr. Abdurrahman Babacan, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, OSTİM Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Yülek, İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Sağlam ile Prof. Dr. Ali Özer, Turgut Özal Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Erdem, siyasi parti başkanları, il müdürleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı. Programın açılışında konuşan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Tuncel, sempozyuma ilişkin bilgiler verdi. Tuncel, "Bugün, sizlerle küresel ölçekten yerel ölçeğe sosyoekonomik olarak yaşanan değişim ve dönüşümü; özellikle krizleri ve bu krizlerin ne anlama geldiğini tartışacağız. Dört farklı oturumda küresel, ulusal ve yerel bazda, özellikle Malatya ölçeğinde, bu sürecin nasıl yönetildiğini; eksikliklerin neler olduğunu ve daha iyiye gidebilmek için yapılması gerekenleri ele alacağız. Birbirinden değerli 16 akademisyenimiz katkı sunacak. Katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum" dedi. İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat kurumlar arasında yapılan işbirliğine dikkat çekerek, "Küresel kırılmalar ve sınanmalar sürecinde Malatya’mızın da sınandığı bir dönemden geçtik. Bugün şu salona baktığımızda çok güzel bir iş birliğinin resmini görüyoruz. Büyükşehir belediye başkanımız, ilçe belediye başkanlarımız, siyasi partilerin temsilcileri, milletvekilimiz ve valimiz aramızda. Bu birlik ve beraberlik ruhunun devam etmesini temenni ediyorum. Aramızda OSTİM Teknik Üniversitesinin rektörü var; akademik ve kurumsal destekleri için teşekkür ediyorum. Bu etkinliğin gerçekleşmesinde emeği geçen tüm paydaş kurumlara, üniversitelerimize ve özellikle katkı sunan hocalarımıza teşekkür ediyorum. Katılımlarınızla bizleri onurlandırdığınız için hepinize şükranlarımı sunuyorum" şeklinde konuştu. AK Parti Malatya Milletvekili Prof. Dr. Abdurrahman Babacan da konuşmasında, "Bu program planlandığı günden itibaren şehrimizin bütün paydaşlarının bir araya gelmesini özellikle arzu ettik. Yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, akademi dünyası ve siyasetçiler olarak Malatya’nın hem ulusal hem de küresel ölçekte önemli meselelerini birlikte tartışmak istiyoruz. Bundan sonra da bu birlikteliği sürdürmeyi, sürecin tamamını birlikte yönetmeyi umuyoruz. Bugün burada bulunan tüm katılımcılara, emeği geçen üniversitelerimize, belediyelerimize ve akademisyenlerimize teşekkür ediyorum. Umuyoruz ki bu toplantı çok verimli olur. Bundan sonrasına dair güçlü bir perspektif sunar ve şehrimizin geleceğini hep birlikte inşa ederiz. Hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Malatya Valisi Seddar Yavuz ise konuşmasında memnuniyetini dile getirdi. Yavuz, "Böylesi bir çalışmanın Malatya’da yapılmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum çünkü biz çok büyük bir sınamadan geçtik. Sadece deprem bölgesi olarak değil; ülke olarak da geleceğimizi tehdit edebilecek büyük bir afetle yüzleştik. Bunun sosyal, ekonomik ve psikolojik sonuçlarını hep birlikte yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Biz de bu süreçte önemli bir dayanıklılık gösterdik. Biz yalnızca deprem konutları yapmadık, yeni bir Malatya inşa ettik. Şehrin merkezinde on binlerce bağımsız bölüm inşa ettik, altyapısıyla, üstyapısıyla geleceğin dirençli şehrini kurduk. 124 bin bağımsız bölümle aslında yeniden bir şehir inşa ettik. Bu, gurur duyulacak bir başarı hikâyesidir. Elbette eksiklerimiz olabilir ancak ortaya konulan gayret çok büyüktür. Bu sempozyumdan çıkacak sonuçların da bizlere yol göstereceğine inanıyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından sempozyum, OSTİM Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Yülek tarafından verilen "Kriz Sarmalında Dünya: Sanayileşme, Kaynak Dağılımı ve Bölüşümün Geleceği" başlıklı açılış konferansı ile devam etti. Sempozyum kapsamında düzenlenen ilk oturumda "Küresel ve Bölgesel Ekonomi Politik: Enerji, Ticaret, Finans ve Güvenlik" konusu ele alındı. Moderatörlüğünü Marmara Üniversitesinden Prof. Dr. Mehmet Babacan’ın yaptığı oturumda, Dr. Osman Zeki Gökçe, İnönü Üniversitesinden Prof. Dr. Ali Koçyiğit, Milli İstihbarat Akademisinden Prof. Dr. Mevlüt Tatlıyer ve Marmara Üniversitesinden Prof. Dr. Nurullah Gür, küresel ekonomi, enerji güvenliği, ticaretin jeoekonomisi ve finansal dönüşüm konularında değerlendirmelerde bulundu. İkinci oturumda ise "Afet Sonrası Kalkınma: Türkiye Örneği (Malatya ve Deprem Bölgesi Perspektifi)" başlığı altında afet sonrası ekonomik ve toplumsal toparlanma süreçleri ele alındı. Moderatörlüğünü İnönü Üniversitesinden Prof. Dr. Recep Karabulut’un üstlendiği oturumda; İnönü Üniversitesinden Prof. Dr. Tayfur Bayat, İstanbul Ticaret Odası Genel Sekreteri Prof. Dr. Nihat Alayoğlu, İnönü Üniversitesinden Prof. Dr. Gökhan Tuncel ve Prof. Dr. Murat Sezik sunumlarıyla katkı sağladı. Programın kapanış bölümünde gerçekleştirilen "Malatya İçin Bütüncül Kalkınmanın Yol Haritası" başlıklı özel oturumda ise bölgesel kalkınma perspektifleri masaya yatırıldı. Oturum, Turgut Özal Üniversitesinden Prof. Dr. Oğuzhan Göktolga moderatörlüğünde; Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak, İnönü Üniversitesinden Prof. Dr. Ahmet Uğur ve Turgut Özal Üniversitesinden Doç. Dr. Ahmet Şit’in katılımıyla gerçekleştirildi. Sempozyum, gün boyunca gerçekleştirilen oturumların ardından tamamlandı.
Düzce Başkan Özlü, "Şehrimiz büyüyor, gelişiyor ve güçleniyor" Düzce Belediye Meclisi’nin mayıs ayı birleşiminde konuşan Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, hamle yılı kapsamında hayata geçirilen yatırımları ve devam eden projeleri anlattı. Ekonomik veriler ışığında kentin gelişimine dikkat çeken Özlü, "Türkiye’nin en genç ili olmamıza rağmen şehrimiz büyüyor, gelişiyor ve güçleniyor. Düzce, sessiz bir hamle sürecinden geçiyor" dedi. Başkan Faruk Özlü, belediye meclisinin mayıs ayı toplantısında son 3-4 ayda yapılan çalışmalar ile devam eden projelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2026’yı hamle yılı ilan ettiklerini hatırlatan Özlü, şehir genelinde çok sayıda projenin eş zamanlı yürütüldüğünü söyledi. Ocak ayında yenilenerek hizmete açılan Yahya Kemal Köşkü Kütüphanesi ile nisan ayında Düzce Bilim Merkezi girişinde açılan bilim merkezi kütüphanesinin yoğun ilgi gördüğünü belirten Özlü, "Kütüphaneler şehri Düzce" hedefi doğrultusunda önemli adımlar attıklarını ifade etti. 27 Nisan’da açılışı yapılan Kokoreççiler Çarşısı ile Asar Deresi çevresindeki esnafın Melensu Park bölgesinde modern bir alana taşındığını kaydeden Başkan Özlü, hem esnaf hem de vatandaşlar için daha sağlıklı ve düzenli bir ortam oluşturulduğunu söyledi. Özlü, Düzce’de Gümrük Müdürlüğü’nün hukuken kurulduğunu hatırlatan Özlü, hizmet binasının Milli Emlak Müdürlüğü’nden tahsisi alınan Gümüşova Selamlar Köyü’ndeki 200 dönümlük alana yapılacağını açıkladı. Altyapısının ve temelinin Düzce Belediyesi tarafından, çelik konstrüksiyon hizmet binasının ise TSO tarafından yapılacağını ifade etti. Tır parkı ihtiyacının da ortaya çıktığını kaydeden Özlü, aynı bölgede Düzce Lojistik Merkezi kurulacağını da açıkladı. "Bizi sürekli eleştirenlerin de takdir edeceği bir eser ortaya çıkacak" Şubat ayında temeli atılan Cedidiye Kent Meydanı 2. Etap Projesi kapsamında 51 dükkanın inşaatının sürdüğünü belirten Özlü, "Burası tamamlandığında şehrimiz çok güzel, estetik ve işlevsel bir esere daha kavuşmuş olacak. Mimarisiyle dikkat çeken, camisi, meydanı, çarşısı ve dükkânlarıyla göz dolduran bir projemizi daha tamamlamış olacağız. Cedidiye Kent Meydanı Projemiz tamamlandığında; bizi sürekli eleştirenlerin de takdir edeceği bir eser ortaya çıkacak" dedi. Tuhafiyeciler Pazarının da tamamlandığını hatırlatan Başkan Özlü, fuar alanı olarak da kullanılacak alanı ayda 3 gün kadınlara ve el emeği üreticilerine tahsis edileceğini dile getirdi. "Düzce’nin artık hiçbir şekilde içme suyu sorunu kalmayacak" Düzce tarihinin en büyük yatırımlarından biri olan içme suyu projesi kapsamında şehir şebekesi yenileme çalışmalarının da şubat ayında başlandığını açıklayan Özlü, "Bu büyük proje tamamlandığında; Düzce’nin artık hiçbir şekilde içme suyu sorunu kalmayacak. 1250 kilometrelik hat yenilendiğinde; şebekeden kaynaklı kirlilik, basınç, arıza, kayıp-kaçak gibi sorunlar ortadan kalkacak" dedi. "Anıt eser Düzce’yi; tarihi, kültürel, folklorik anlamda temsil edecek" Millet Bahçesi 2 ve Anıt Eser Projesi’nin de başlatıldığını ifade eden Özlü, "Düzce kimliği ile bütünleşen bir anıt eseri; sadece şehrimize değil, ülkemize ve gelecek nesillere armağan etmek durumundayız. İnşa edeceğimiz anıt eserde iki temel referans noktamız olacak. Birincisi tarihi bellek, ikincisi kentsel estetik. Çok geniş bir tarihe ve tarihi hafızaya sahip olan Düzce’yi; tarihi, kültürel, folklorik anlamda temsil edecek bir anıt eseri inşa etmeye kararlıyız" ifadelerini kullandı. Ardından devam eden projelere değinen Başkan Özlü; Düzcespor Altyapı Konaklama Tesisi, Kirazlı Atlı Spor Kompleksi, 19 Mayıs Spor Kampüsü, Zincirlikuyu İş Merkezi ve Kütüphanesi, Melen Boyu Çevre Yolu, BELTAŞ Sanayi Sitesi 2. ve 3. Etap projelerinin son durumu, otogar binası taşınma projesi, Düzce Açık Hava Tarım Müzesi, Düzce Belediyesi Yapı Laboratuarı, Hamidiye ve Tokuşlar Mahalle Konakları, Sağlık Kampüsü Projesi ve Zincir Otel Yatırımları hakkında meclis üyelerini kullandı. Başkan Özlü ayrıca satılan arazilerin 10 katı büyüklüğünde yaklaşık 500 dönüm araziyi Düzce Belediyesi’ne satın alma yolu ile kazandırdıklarını açıkladı. Siyasi parti temsilcileriyle bir araya gelerek projeleri paylaştıklarını da aktaran Özlü, "Davetimize katılarak bizleri memnun eden, öneri ve destekleriyle motivasyonumuzu artıran, Düzce ortak paydasında buluşmaktan mutluluk duyduğum tüm siyasi parti temsilcilerine yürekten teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Konuşmasında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan "Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması 2025" sonuçlarına da değinen Belediye Başkanı Özlü, "Düzce; istihdam oranında Türkiye genelinde 5. sırada bulunuyor. Sigortalı çalışanlar içinde imalat sanayinin payında 6. sıradayız. İmalat sanayi kayıtlı iş yeri oranında ise 12. sıradayız. İhracat sıralamasında 2,2 milyar dolarlık ihracatımızla 19. il konumundayız. Tüm bu olumlu veriler bize bir şey ifade ediyor; Türkiye’nin en genç ili olmamıza rağmen; şehrimiz büyüyor, gelişiyor ve güçleniyor. Yani Düzce sessiz bir devrimin ve hamle içinden geçiyor. Yıldızımız parlamaya, şehrimiz her alanda dikkat çekmeye devam ediyor" dedi. "Belediyenin gücünü kullanarak kimseyi tehdit etmem, teşvik ederim" Konuşmasının sonunda bazı eleştirilere de yanıt veren Özlü, belediyenin iş insanlarından para talep ettiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, "Sözlerimin sonunda; geçtiğimiz aylarda muhatap olduğum, birtakım haksız ve mesnetsiz iddia ve eleştirilere kısaca cevap vermek istiyorum. Şunu herkes çok iyi bilsin; ben belediyenin gücünü kullanarak kimseyi tehdit etmem, teşvik ederim. İmkânı olanları şehrimize kalıcı eserler kazandırmaya davet ederim. Valilik onayı ve katılımı ile Düzce’ye eserler kazandırırım. Varlıklı insanlara açık ve şeffaf bir şekilde ‘okul yapın, kütüphane yapın, kreş yapın’ demenin neresi yanlış? Düzce Belediyesi iş insanlarından para istiyor yönünde yapılan algılar yalandır" ifadelerini kullandı.