ASAYİŞ - 22 Ocak 2019 Salı 15:06

Suriyelilerin ‘kemerden kılıçla’ kavgası güvenlik kamerasında

A
A
A
Suriyelilerin ‘kemerden kılıçla’ kavgası güvenlik kamerasında

Bursa’da Suriyeli iki grup arasında çıkan boşanma kavgasında kan aktı. İki grup birbirlerine kemer şeklindeki kılıçlarla saldırdı. Olaya kadınlar da karışınca ortalık savaş alanına döndü. O anlar ise güvenlik kamerasına anbean yansıdı.

Olay, geçen cumartesi akşamı Yıldırım Anadolu Mahallesi'nde meydana geldi. Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, sokağın girişinde bulunan üç katlı evde ikamet eden Suriyeli aileyle boşanma aşamasında olduğu öğrenilen eşinin akrabaları karşılaştı. Daha sonra iki grup araçlardan inerek birbirlerine bellerinde takılı olan kemer şeklindeki esnek kılıçlarla saldırmaya başladı. Damadın annesi elindeki sopayla araçların camlarına vurarak kırmaya başladı. Kavgaya iki tarafın yakınları da müdahil olunca ortalık savaş alanına dönüştü. Yaklaşık beş dakika süren kavgada dört kişinin vücudunda derin yarıklar oluştu. Polis ekiplerinin sirenlerini duyan iki grup kaçarak ara sokaklarda izlerini kaybettirdi. Kavga esnasında çevredeki işyerlerine ait araçlar da zarar gördü. 

Kavgaya şahit olan bir vatandaş, "Anladığımız kadarıyla olay kız meselesi yüzünden olmuş. Aralarında bir iki tanesi Türkçe biliyordu. Yenge, teyze ve enişte dediklerini duydum. Biz o sırada üst kattaydık, sonra aşağı indik. Araçlarımızı korumak istedik. Arkamda duran duvarın önünde iki araç durdu ve aşağı inerek birbirlerini sıkıştırdılar. Orada çok kavga ettiler. Bir kadın onları kışkırttı. Anneleriydi galiba. Elindeki sopayla araçlara ilk saldıran o oldu. Daha sonra diğerleri birbirine girdi. Belindeki kemerlerin kılıca dönüşmesi bizi çok korkuttu. Şaşırdık. Böyle bir şeyi daha önce hiç görmemiştik’’ dedi. 

Polis ekipleri olayla ilgili tahkikat başlattı.  

Hakan Gönül - Fatih Çapkın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Binlerce kilometre mesafe kateden leylekler yuvalarını Diyarbakır’da kuruyor Diyarbakır’ın Bismil ilçesinden geçen Dicle Nehri, yaklaşık 5 bin kilometre yol katederek Nil Vadisi, Etiyopya, Somali ve Afrika’dan gelen leyleklere ev sahipliği yapıyor. Bismil ilçesinden geçen Dicle Nehri, yıllardır leyleklere ev sahipliği yapıyor. Nil Vadisi, Etiyopya, Somali ve Afrika gibi yerlerden yaklaşık 5 bin kilometre katederek gelen leylekler, ata yurtlarında varlıklarını sürdürüyor. Hatay üzerinden gelen leyleklerin bir kısmı Avrupa popülasyonuna katkı sağlarken, bir kısmı ise ata yurdu olan Diyarbakır’a gelip, yıllardır kullandıkları yuvalarına yerleşiyor. Öncü olarak gelen erkek leylek, daha sonra gelen dişi leylek ile kuluçka ve yavrulama dönemini burada geçiriyor. Prof. Dr. Ahmet Kılıç, ülkede yüzlerce kuş türü olduğunu, bunlardan birinin de leylek ya da beyaz leylek olduğunu söyledi. Göçmen olarak bilinmekte olan leyleklerin yurda şubat ayı ortasından itibaren girmeye başladıklarını belirten Prof. Dr. Kılıç, genel olarak ilk gelenlerin yuva sahibi erkekler olduğunu, önceki yıllarda kullandıkları yuvalara yerleşerek yuvayı korumaya aldıklarını ifade etti. Kılıç, yuva kurmanın bazen bir ayı bulduğunu söyleyerek, "Yuva sahipleri önceki yıldan yuvalarını kurmaya başlıyorlar. Dişiler bunlardan sonra geliyor. Mart başına doğru göç olayı tamamlandığında yuvalarda genel olarak çiftler bulunuyor ve eşler birlikte yuva materyali taşımaya başlıyor. Yaklaşık bir ay içinde yuva tamamlanıyor. Nisan ayı başından itibaren kuluçkaya yatarlar. Kuluçka yaklaşık 1 ay sürmekte ve yavrular mayıs ayı başından itibaren görülmeye başlanır. Yavrular yaklaşık 2 ay boyunca yuvada beslenir" dedi. "Leylekler besin zincirinde önemli bir işlevi yerine getirirler" Diyarbakır’da pek çok leylek yuvası olduğunu aktaran Prof. Dr. Kılıç, şöyle devam etti: "Özelikle Bismil leylekleri yoğun popülasyon olarak karşımıza çıkıyor. Burada yuva başarısı oldukça yüksek. Yuvadaki bütün yumurtalardan yavrular çıkar. 5 yavru. Bu 5 yavrunun tamamı da uçmaya katılır ve sağlıklı büyür. Leylekler, besin zincirinde önemli bir işlevi yerine getirirler. Besin zinciri için ya da besin ağacı için önemli bir türdür. İnsanlar tarafından da kimi bölgelerde koruma altında tutulur, kutsal kabul edilir. Bu yüzden insanlarla ilişkileri çok iyi. İnsanlara çok yakın olan yerlerde rahatlıkla yuva kuruyorlar. Çünkü insanlar bunlara herhangi bir zarar vermiyor." "Bu bölgede önceki yıllarda yüzden fazla leyleğin artık göç etmediğini biliyoruz" Son yıllarda iklim krizine bağlı olarak leyleklerin davranışlarında da farklılıklar olduğunu gördüklerini dile getiren Prof. Dr. Kılıç, "Bu bölgede önceki yıllarda yüzden fazla leyleğin artık göç etmediğini biliyoruz. Bu şunu gösterir; kışlar aşırı sert değil ve leylekler yiyecek bulabiliyor. Bundan dolayı bazı bireyler göç etmeyerek burada kalabiliyorlar. Bu yüzden leylekleri önümüzdeki yıllarda daha fazla bireyle göçe gitmeyen tür olarak görme imkanımız var. Her bir kuş türü bulunduğu bölgede çok değerlidir, önemli bir işlevi yerine getirmektedir. Aynı işi leyleklerde yerine getirmekte. Bizim de biyoçeşitliliği korumamızla hem tarımda hem de doğada bir dengeye katkımız olmalıdır. Bu konuda vatandaşlarımızın duyarlılığı önem arz eder" ifadelerini kullandı.