TEKNOLOJİ - 02 Nisan 2017 Pazar 11:23

Tavuk tüyünden petrol temizleme aracı

A
A
A
Tavuk tüyünden petrol temizleme aracı

TÜBİTAK’ın düzenlediği 48. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri İstanbul Asya Bölge Yarışmasında liseli öğrenciler birbirinden değerli buluşlarla görenleri hayrete düşürdü.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı tarafından düzenlenen uygulamalı bilim alanlarında öğrencileri araştırmaya teşvik etmek ve proje kültürünü kazanmalarını amaçlayan 48. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri İstanbul Asya Bölge Yarışması Gebze Teknik Üniversitesinde başladı. 12 ayrı bölgede tüm yurt çapında aynı anda düzenlenen proje yarışmaları 12 alanda yapılıyor. Yarışmaya İstanbul Asya Bölgesi, Kocaeli, Sakarya ve Düzce’den bu sene toplam 600 proje sunuldu.

600 proje arasında yapılan değerlendirmeler sonucunda 100 proje ise İstanbul Asya Bölge Yarışmasında yarışma hakkı kazandı.

İstanbul Asya Bölge Yarışmasında yarışma hakkı kazanan 100 proje arasında ise liseli öğrencilerin yapmış olduğu birbirinden değerli buluşlar var. Yarışmanın en dikkat çekici projeleri ise “Deniz Yüzeyine Dökülen Petrolün Emilimini ve Geri Dönüşümünü Sağlayan Mekanik Sistem”, “Kalp Krizini Bildiren Bileklik", “Akıllı Kemer” ve “Deprem Enkazlarında Arama Kurtarma Ekiplerine Yardımcı Tam Otonom Örümcek Robot” projeleri bulunmakta. Bu dört projeye, yarışmanın yapıldığı alanı ziyaret etmeye gelen vatandaşlar yoğun ilgi gösteriyor.

“Tavuk tüyünün yüzde 81 oranında petrolü emdiğini gördük”

“Deniz Yüzeyine Dökülen Petrolün Emilimini ve Geri Dönüşümünü Sağlayan Mekanik Sistem” projesini geliştiren Bahçeşehir Koleji öğrencisi Ahmet Turan Karakoç, “Proje hayata geçirildiğinde, rafineri üretimi ya da tanker kazaları sonucu denize dökülen petrolü temizlemeyi sağlayacak. Bu tip kazalar sonucunda oluşan kirliliklerin nasıl temizleriz diye düşündük. Bu yolda çıktığımız araştırmalarda doğal atık olan maddelere araştırmalarımızda yer verdik. İnsan saçı, tavuk tüyü ve mısır koçanının emme özelliklerini araştırdık. Emici özelliklerde baktığımız nokta sadece petrolün emilmesiydi. Araştırmalarımız sonucunda tavuk tüyünün yüzde 81 oranında petrolü emdiğini, suyu emmediğini gördük. Bir şerit elde ettik ve bu şeridi de 'ostrea' isimli merdanemizde kullandık. Merdaneli bir sistem ostrea. 3 merdane bulunuyor. Tavuk tüyünden elde ettiğimiz kumaşımızı, petrolü emdikten sonra, belirli düzeylerde merdanelerde sıkımı gerçekleştikten sonra geri dönüşümünü sağlıyoruz” dedi.

“Bizim sitemimizde yapılan hileler algılanıyor”

Bir başka ilgi çeken proje ise “Akıllı Kemer” projesi oldu. Bu proje hayata geçirildiğinde emniyet kemeri kullanımı zorunlu olacak ve sahte kemer tokaları tarih olacak. Emniyet kemeri üzerinde yapılan hileler tamamen yok olacak. Akıllı Kemer projesini geliştiren Sakarya Geyve Meslek Lisesi Elektrik Elektronik sınıfı öğrencileri Ahmet Bulut ve Hüseyin Arıcı, “Projemizdeki temel amaç emniyet kemerini insanlara zorunlu hale getirmek. Bu sayede alışkanlık kazandırmak ve bunun sonucunda kazalarda yaralanma ve ölüm oranını en aza indirmek. Son zamanlarda kullanılan emniyet kemer sistemlerinde ne yazık ki hileler yapılabiliyor. Bizim sistemimiz sayesinde emniyet kemeri takmak zorunlu hale gelecek. Bizim sistemimiz yapılan hileleri algılıyor ve kemer takma ikazına devam ediyor. Araçlarda sistem kemer soketinde biz bu sistemi kemer makarasına yerleştirdik” şeklinde konuştu.

“Robot, üzerindeki bulunan sensör ve kamera ile yön buluyor”

Yarışmanın en ilgi çekici buluşu ise Kadıköy Anadolu Lisesi öğrencilerinin geliştirdiği “Deprem Enkazlarında Arama Kurtarma Ekiplerine Yardımcı Tam Otonom Örümcek Robot” projesi oldu. Bu proje kapsamında yapılan robot sayesinde deprem sonrasında arama kurtarma çalışmaları hız kazanacak. Proje hakkında bilgiler veren Kerem Zaman ve Özgür Kara, “Depremler Türkiye’nin kanayan yarası. Bu yüzden buna bir çözüm bulmak istedik ve bu robotu geliştirdik. Robotumuzda örümcekten ilham aldık. Bu sayede deprem sahasında daha iyi hareket etmesini sağladık. Üzerinde bulunan sensör ve kamera ile yön buluyor. Çevresindeki ses sensörleri sayesinde sesleri algılıyor. Üzerindeki karbondioksit sensörü ile çevresinde canlı varsa onu tespit ediyor. Örümcek şeklinde yapmamızın sebebi yapısal olmayan alanlarda kullanılacak” ifadelerini kullandı.

Öğrenciler, Deprem Enkazlarında Arama Kurtarma Ekiplerine Yardımcı Tam Otonom Örümcek Robotu ile yarışmaya katılanlara ve yarışma alanını ziyaret edenlere küçük bir gösteri yaptı. 

Kaan Kızıl

Tavuk tüyünden petrol temizleme aracı
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.
İzmir Çeşme Kaymakamı Maraşlı: "Kaliteli ve sakin turizmle Çeşme kazanacak" Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, 1. Çeşme Turizm Zirvesi’nin ilçenin turizm geleceği açısından önemli bir başlangıç olduğunu belirterek, "Kaliteli ve sakin turizmle Çeşme kazanacak" dedi. "1. Çeşme Turizm Zirvesi"’nin açılış konuşmasını yapan Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, Çeşme’nin sahip olduğu doğal ve kültürel değerlerle Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri olduğunu belirterek, turizmin yalnızca yaz aylarına sıkışmasının ilçenin en temel sorunlarından biri olduğunu söyledi. Çeşme’nin geçmişte Türkiye turizminin öncü destinasyonlarından biri olduğunu ifade eden Maraşlı, artan rekabet ve değişen turizm anlayışıyla birlikte ilçenin zaman içinde yalnızca yaz sezonuna bağlı bir yapıya dönüştüğünü dile getirdi. "Çeşme’nin yüzde 95’i turizme bağlı" Turizmin Çeşme ekonomisindeki belirleyici rolüne dikkat çeken Maraşlı, "Yüzde 95’i turizme bağlı bir kentten bahsediyoruz. Ancak bugün turizm dediğimizde yalnızca iki aylık bir dönem akla geliyor. Bu ne işletmeciler için ne ilçe ekonomisi için ne de ülke turizmi için sürdürülebilir bir yapı" dedi. "12 ay turizm" söylemini gerçekçi bulmadığını ifade eden Maraşlı, Çeşme’nin 8-9 ay boyunca canlı bir turizm sezonuna sahip olabilecek potansiyeli bulunduğunu belirtti. "Yabancı turist için kaliteli ve sakin bir Çeşme sunmalıyız" Konuşmasında yabancı turistin önemine de değinen Maraşlı, özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha sakin, kaliteli ve sürdürülebilir bir turizm anlayışının benimsenmesi gerektiğini vurguladı. Aşırı yoğunluk, gürültü ve plansız eğlence anlayışının turizm kalitesini düşürdüğünü belirten Maraşlı, Alaçatı’nın sezonu uzatabilecek en önemli merkezlerden biri olduğunu söyledi. Maraşlı, "Gürültüden biz şikayet ediyorsak, gelen turist daha fazla şikayet ediyor. İnsanlar tatilde huzur arıyor. Kültürel yaşam, gastronomi ve kaliteli müzikle desteklenen daha sakin bir turizm modeli oluşturmalıyız" ifadelerini kullandı. "Turizm sadece otelcilik değildir" Turizmin yalnızca otellerden ibaret olmadığını belirten Kaymakam Maraşlı, esnafın, restoranların, ulaşım sektörünün ve ilçede yaşayan herkesin turizmin bir parçası olduğunu kaydetti. Kötü hizmet, yanlış fiyat politikaları ve kısa vadeli kazanç anlayışının Çeşme’ye zarar verdiğini ifade eden Maraşlı, kaliteli turistin ancak kaliteli hizmet anlayışıyla çekilebileceğini söyledi. Maraşlı, "Kaliteli yatırımcıyı korumamız gerekiyor. Kamu kurumları, yerel yönetimler ve Çeşmeliler olarak doğru ortamı sağladığımız ölçüde hem yatırımcı hem turist gelir, sezon uzar" dedi. "Alaçatı’nın ruhunu korumalıyız" Konuşmasında Alaçatı’nın kimliğine de dikkat çeken Maraşlı, geçmişteki sakin ve kültürel yapının korunmasının önemine vurgu yaptı. Türkiye’de kültür turizminin hâlâ büyük bir değer taşıdığını belirten Maraşlı, sürdürülebilir ve "soft turizm" olarak tanımladığı daha sakin bir turizm modelinin Çeşme için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti. Maraşlı, "Yazın eğlence elbette olsun ama her yer yüksek sesli müzikle dolmamalı. Çeşme büyük bir yer; eğlence için uygun alanlar var. Önemli olan dengeyi korumak" diye konuştu. Zirvenin, Çeşme’nin turizm geleceği açısından önemli bir başlangıç olduğunu belirten Maraşlı, ilerleyen yıllarda daha geniş katılımlı toplantılarla somut adımların konuşulacağı bir sürecin oluşmasını temenni etti.