EKONOMİ - 18 Şubat 2022 Cuma 13:19

TOKİ’den İzmir’de üst gelir grubu için konut üretileceği iddialarına ilişkin açıklama

A
A
A
TOKİ’den İzmir’de üst gelir grubu için konut üretileceği iddialarına ilişkin açıklama

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan’ın İzmir Karaburun’da üst gelir grubu için konut üretileceği iddialarına ilişkin açıklama yaptı.

Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan’ın son günlerde bazı basın yayın organlarında yer alan İzmir Karaburun’da TOKİ tarafından üst gelir grubu için konut üretileceği iddialarına ilişkin TOKİ tarafından yazılı bir açıklama yapıldı.

Açıklamada, “İzmir ili Karaburun ilçesi İskele ve Merkez mahallelerinde toplam 216 bin 540 metrekare yüzölçümlü taşınmaz idaremiz mülkiyetindedir. 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmeliklerinde imar planlarının hazırlanması ve yürürlüğe konulması ile ilgili ilkeler belirlenmiştir. Bu kapsamda söz konusu taşınmazlar için ilgili tüm kurum ve kuruluşlardan görüşler talep edilmiş, görüşler henüz tamamlanmamış, dolayısıyla herhangi bir planlama ve projelendirme süreci başlatılmamıştır. İdaremizce Türkiye genelinde yürütülen bütün çalışmalarda olduğu gibi Karaburun’da mülkiyetimizde bulunan taşınmazda da yatay mimari esas alınarak, kurumlardan gelecek görüşler, çevre yapılanma koşulları, planlama yapılırken uyulması gereken standartlar göz önünde bulundurularak çalışmalar yürütülecektir” denildi.

“Kurumsal amaçlarımızdan biri de konut sektörünü örnek uygulamalarımızla disipline etmektir”

TOKİ’nin öncelikle dar ve orta gelirli vatandaşların sosyal konut ihtiyaçlarının karşılanması ile deprem bölgelerindeki konutların yapımı çalışmaları hedefinin bir motivasyon kaynağı olduğu belirtilen açıklamada, “Kurum olarak 2985 sayılı Kanun'un verdiği yetki ve sorumluluk, kalkınma ve eylem planlarının öngördüğü çerçevede öncelikle dar ve orta gelirli vatandaşlarımızın sosyal konut ihtiyaçlarının karşılanması ile deprem bölgelerindeki konutların yapımı yönündeki bu çalışmalarımızı sürdürme hedefi, idaremizin önemli bir motivasyon kaynağıdır.

Ayrıca Türkiye genelinde konut üretiminde az katlı, yatay mimariyi esas alan, güvenli, sağlıklı ve çevresiyle bütünleşen projeler geliştirilmesindeki hassasiyetimiz de devam etmektedir. Kurumsal amaçlarımızdan biri de konut sektörünü örnek uygulamalarımızla disipline etmektir. Bu amaçla son yıllarda üretim payımızı yüzde 8’lerden yüzde 14’lere yükselttik. Konuta erişmekte zorluk çeken vatandaşlarımızı ev sahibi yapabilmek amacıyla bir görev bilinciyle hareket ettik.

Altyapısıyla, üstyapısıyla İzmir’imize yakışır, depreme dayanıklı, güvenli, kaliteli olarak Salhane, Manavkuyu, Mansuroğlu ve Bayraklı’da yerinde dönüşüm projeleri gerçekleştirmekteyiz. Gerek Bayraklı rezerv konut alanında yaptığımız kalıcı konutlar, gerekse İzmir Çeşme Reisdere’de, Muğla’da, Manavgat’ta olmak üzere ülkemiz genelindeki yatay mimari anlayışına uygun olarak yapılan konutlar vatandaşlarımızın takdir ve teveccühünü kazanmıştır” ifadelerine yer verildi.

“Halkımıza hizmet edermiş gibi görünmek isteyenler projelerimize destek vermek yerine baltalamaya çalışmaktadırlar”

Açıklama şöyle devam etti:

“Ancak kendi ilçe vatandaşlarına barınma dahil her türlü belediye hizmeti sunmak yerine yapay gündemler oluşturarak halkımıza hizmet edermiş gibi görünmek isteyenler, konuşulacak herhangi bir hizmeti bulunmasa gerek ki uygulamalarıyla vatandaşlarımızın takdirini kazanmış olan sdaremiz çalışmalarında projelerimize destek vermek yerine baltalamaya çalışmaktadırlar.

Son olarak da Karaburun’da henüz herhangi bir planlama ve projelendirme süreci başlatılmamış, idaremiz mülkiyetindeki taşınmazla ilgili olarak ilgili kurumlardan gelecek görüşler, çevre yapılanma koşulları, planlama yapılırken uyulması gereken standartlar göz önünde bulundurularak ve yatay mimari esas alınarak yürütülecek çalışmalarımıza yönelik olarak şimdiden yapılan algı operasyonlarıyla çeşitli olumsuz açıklamalarda bulunmak suretiyle tek derdi vatandaşının sıcak bir yuvaya kavuşmasına imkan sağlamak olan sdaremizin gerçekleştireceği uygulamaları engellemeye çalışmaktadırlar.

Süreç bu durumdayken belediye başkanı tarafından yapılan açıklamayla kamuoyunun gerçek dışı bilgilerle yanlış düşüncelere sevk edilmesinin doğru olmadığı, spekülatif amaçlı, kurumu yıpratmayı hedefleyen haberlere itibar edilmemesi hususu kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Huzeyfe Tarık Yaman
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Palandöken: "Esnaf ve sanatkârlar yeni yıldan ümitli" Esnaf ve sanatkârların mali zor bir yılı geride bıraktığını söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 2026 yılına girerken esnaf, hem ekonomik gelişmeler hem de yapılması beklenen düzenlemeler nedeniyle daha umutlu bir beklenti içerisindedir. Enflasyonun düşmesi yönündeki beklentiler ve bugüne kadar kadük kalan bazı kanunların hayata geçirilmesiyle esnafı rahatlatacak adımların atılması, 2026 yılının daha olumlu geçeceğine dair umudu artırmaktadır" dedi. "7 bin 200 prim günü sözü artık hayata geçirilmeli" 2026 yılına girdiğimiz bu günlerde esnafın en büyük beklentilerinden birinin sosyal güvenlik alanında verilen sözlerin yerine getirilmesi olduğunu vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Özellikle norm birliği sağlanması beklenen sektörlerde ve sosyal güvenlik alanında önemli sorunlar devam etmektedir. Esnafın uzun süredir yaşadığı 7200 prim günü mağduriyeti hâlen giderilememiştir. Aynı şekilde perakende sektöründe haksız rekabetin önlenmesi ve tüketicinin korunmasına yönelik düzenlemeler de bu yıl içinde sonuçlandırılamamıştır. Esnafın temel beklentileri açıktır. Sosyal güvenlikte 7200 prim gününün 9 bin günle eşitlenmesi ve perakende sektörünü düzenleyen yasa tasarısındaki eksikliklerin giderilmesi öncelikli talepler arasındadır" şeklinde konuştu. Yıllardır dile getirdikleri Perakende Yasası’nın güncellenmesi talebinin de artık ertelenmemesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, "En azından haftada bir gün zincir marketlerin kapatılması, esnafla doğrudan rekabet eden sigara ve ekmek gibi belirli ürün gruplarının satışına ilişkin sınırlamaların, yasal düzenleme çıkıncaya kadar tebliğlerle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu adımlar, esnafın ayakta kalabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bir diğer önemli sorun ise kira stopajı uygulamasının devam etmesidir. Bu uygulama hem devlet açısından vergi kaybına yol açmakta hem de esnafın çifte vergi ödemesine neden olmaktadır. Gayrimenkul sahibi kira geliri üzerinden vergi öderken, esnaf da yüzde 20 oranında stopaj yüküyle karşı karşıya kalmaktadır. Ortalama 20 bin liralık bir kira bedeli düşünüldüğünde, esnafın aylık 4 bin lira ek vergi ödemesi gerekmekte, bu durum, zaten yüksek olan giderleri daha da artırmaktadır" ifadelerini kullandı. "Esnaf aylık binlerce lirayı çifte vergiye ödüyor" Enerji maliyetlerinin esnafın en büyük yüklerinden biri olduğuna dikkat çeken Palandöken, "Doğal gaz ve elektrik kullanımında bugüne kadar uygulanan devlet destekleri ve kilovat başına sağlanan indirimlerin kaldırılması, belirli tüketim miktarlarını aşan esnaf için ciddi maliyet artışlarına neden olmuştur. Bugün birçok esnaf, dükkân kirasını aşan elektrik ve doğal gaz faturalarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Kira stopajı, enerji giderleri ve diğer girdi maliyetleri bir arada değerlendirildiğinde, esnafın mali yükü sürdürülemez bir noktaya gelmektedir" diye konuştu. "Esnafı güçlendirmek türkiye ekonomisini güçlendirmektir" Esnafın korunmasına yönelik Anayasa’nın 173’üncü maddesi kapsamında esnafa sağlanan kredilerin, piyasa faizlerine kıyasla düşük görünse de esnaf için hâlen yüksek kaldığını belirten Palandöken, "Bunun temel nedeni, esnafın müşterileriyle yıllardır sürdürdüğü faizsiz deftere yazma usulüyle çalışması ve bu kültürün devam etmesidir. Bu nedenle ortaya çıkan kredi modeli, piyasaya göre ucuz ancak esnaf açısından pahalı bir yapı oluşturmaktadır. Ayrıca KDV oranlarında da adil ve sürdürülebilir bir birlikteliğin sağlanması gerekmektedir. Esnafı en çok mağdur eden uygulamalardan biri, yüzde 1 oranıyla alımı yapılan bir ürünün satışta yüzde 10 KDV oranına tabi tutulmasıdır. Yüzde 1’le giriş yapan bir ürünün yüzde 1’le çıkmasının sağlanması, esnafın mağduriyetinin giderilmesi açısından vazgeçilmez bir düzenleme olacaktır. Ekonomik istikrarın sağlanması, esnafın rahatlaması ve güçlenmesi adına gerekli düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi zorunludur. Çünkü esnaf güçlendiğinde ülke ekonomisi de güçlenecek, esnafın ayakta kalmasıyla birlikte rekabet gücü korunacaktır" şeklinde konuştu.
Hatay Dünyanın en iyi tatlısı seçilen ‘Antakya Künefesi’ down sendromlu Mehmet’in ellerinde tat buluyor HATAY (İHA) – Hatay’da yaşayan down sendromlu Mehmet Doğru, 6 ay önce çırak olarak başladığı künefecide kendini geliştirerek künefe yapmayı öğrendi. Ustası Müslüm Günal’ın öğrettikleriyle dünyanın en iyi tatlısı olan Antakya künefesini yapmayı başaran Doğru’nun kendine özel müşterileri bulunuyor. Türkiye’nin medeniyet şehri olan Hatay, yöresel yemekleri ve tatlılarıyla gastronomi şehir olarak öne çıkıyor. Bölgeye özgü lezzetlerden olan Antakya künefesi, 2008 yılında tescillenerek kayıtlara girdi. Gıda sektörü hakkında araştırma yapıp bilgi sunan ‘TasteAtlas’ dergisi tarafından yapılan çalışmalarda Antakya künefesi dünyanın en iyi tatlısı seçildi. Dünya’da bulunan 2 bin 274 tatlının yarıştığı ‘Dünyanın En İyi 100 Tatlısı’ listesinde, 97 bin 422 değerlendirme sonucunda 4,51’lik puan ortalamasıyla en iyi tatlı seçildi. Tuzsuz peynir, kadayıf ve tereyağının bir araya gelmesiyle oluşan künefe, şehrin simgesi haline geldi. Antakya ilçesi Kisecik Mahallesi’nde yaşayan Müslüm Günal, 20 yıldır dünyanın en iyi tatlısı olan künefe yaparak vatandaşların damaklarında tat bırakıyor. Künefe yemek için Müslüm Usta’yı tercih eden 21 yaşındaki down sendromlu Mehmet Doğru, her gün künefe yediği işyerine 6 ay önce çırak olarak başladı. Müslüm Usta’nın künefe yapmanın inceliklerini anlattığı Doğru, kısa sürede künefe yapmayı öğrendi ve kendine özel müşteri kitlesi oluşturdu. "Bütün insanları Hatay’a künefe yemeye davet ederek, down sendromlu Mehmet ustanın ellerinden dünyanın en iyi tatlısını tatmalarını istiyoruz" Down sendromlu Mehmet’in yaklaşık 6 aydır yanında çıraklık yaptığını söyleyen künefe ustası Müslüm Günal, "Ben yaklaşık 20 yıldır künefe ustasıyım ve 15 yıldır ise işletme sahibiyim. Künefe yapmayı aileden öğrendim. Künefenin içinde; kadayıf, yöreye ait tuzsuz peynir ve tereyağı kullanılır. Künefe, dünyanın en iyi tatlısı seçildi. Bu da bizim için gurur vericiydi, dünyanın en iyi tatlısı künefedir. Mehmet 21 yaşında down sendromludur ve aynı zamanda benim köylümdür. Her gün künefe yemeye yanıma gelirdi. Mehmet’i işe alarak künefe ustası yapmaya karar verdik. Mehmet, yaklaşık 6 aydır künefe yapmayı öğreniyor ve kendisinin özel müşterileri var. Hatay, gastronomi şehridir. Künefemiz zaten coğrafi tescil aldı. Künefe, 2025 yılının en iyi tatlısı seçildi. Bütün insanları Hatay’a gelip künefe yemeye davet ediyoruz. Mehmet ustanın ellerinden dünyanın en iyi tatlısını tatmalarını istiyoruz" ifadelerini kullandı.