DİĞER SPORLAR - 18 Nisan 2019 Perşembe 16:59

TUR 2019'da Çanakkale-Edremit etabının galibi Fabio Jakobsen

A
A
A
TUR 2019'da Çanakkale-Edremit etabının galibi Fabio Jakobsen

55. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu'nun 122.6 kilometrelik Çanakkale-Edremit etabını Quick Step Takımı’ndan Fabio Jakobsen 2 saat 50 dakika 12 saniye ile kazandı.

Günün ilk atak yapan sporcusu Ahmet Örken oldu. Türk Milli Takımı’nda pedal çeviren Ahmet’e daha sonra beş sporcu daha katıldı ve ilk kaçış grubu oluştu. BBH-Burgos Bh Takımı’ndan Victor Langellotti, EUS-Euskadi Basque Country-Murias Takımı’ndan Urkol Berrade Fernandez, NSK-Neri Sottoli Selle Italia Ktm Takımı’ndan Umberto Marengo, SVB-Sport Vlaanderan Takımı’ndan Lindsay De Vylder, Türk Milli Takımı’ndan Feritcan Şamlı da ilk prim kapısına doğru pedal basmaya başladı. Fark bu esnada önce 3 dakika 10 saniyeye çıktıysa da daha sonra 2 dakika sularına indi. 

20.9’uncu kilometrede etabın ilk prim kapısı geçildi. Altılı grup içinde iyi yer tutan Ahmet Örken ve Feritcan Şamlı ilk iki sırayı alırken, üçüncülüğü bu mayoyu Tur’un başından beri kovalayıp ortak olmaya çalışan SVB-Sport Vlaanderan Takımı’ndan Lindsay De Vylder üçüncülüğü elde etti. Bu sonuca göre Türk Milli Takımı’ndan Feritcan Şamlı yarın koşulacak Balıkesir-Bursa etabında da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sponsorluğundaki Beyaz Mayo'yu taşımaya hak kazandı. Prim kapısından sonra Ana Grup (Peloton) ile kaçış gurubu arasındaki yeni zaman farkı 2 dakika 25 saniye olarak verildi. Grup ikinci prim olan Sprint kapısına doğru pedal basmaya başladı.

Etabın 42.8’inci kilometresinde gerçekleşen sprint primini SVB- Sport Vlaanderan Takımı’ndan Lindsay De Vylder kazandı. İkinci sırayı NSK-Neri Sottoli Selle Italia Ktm Takımın’dan Umberto Marengo, üçüncülüğü BBH-Burgos Bh Takımı’ndan Victor Langelotti elde etti. 

55. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu yarın 194.3 kilometrelik Balıkesir-Bursa etabı ile devam edecek. Genel Ferdi Klasmanda birinciliğini koruyan Sam Bennett yarın koşulacak etapta Turkuaz Mayo'yu giyecek.  

Emrah Elmas

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.