EKONOMİ - 23 Ağustos 2021 Pazartesi 12:43

'Türk İHA’ları harp tarihini değiştirdi'

A
A
A
'Türk İHA’ları harp tarihini değiştirdi'

Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, “Türk İHA’ları harp tarihini ve güç dengelerini değiştirerek hava savunma alanında yeni bir dönemi başlattı” dedi.

Son yıllarda önemli yükseliş trendine giren Türkiye’nin savunma sanayi hamlelerinde en fazla öne çıkan insansız hava araçları (İHA) ve silahlı versiyonu olan SİHA’lar sahada dengeleri değiştirdi. Özellikle Suriye, Libya ve Azerbaycan’da sıcak çatışma sahalarında sergiledikleri performanslar, Türk yapımı SİHA’ların başarısını gözler önüne serdi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, “Alanında ve emsallerine göre en iyileri arasında olan Türk İHA’ları harp tarihini ve güç dengelerini değiştirerek hava savunma alanında yeni bir dönemi başlattı” dedi.

“Türkiye İHA teknolojisinde liderler arasında”

Türkiye’nin İHA teknolojisinde dünyadaki lider dört ülkeden biri olduğunu ifade eden Doç. Dr. Tanrıkulu, “Tarihin farklı dönemlerinde teknolojik gelişmeler yeni dönemin işaretini verir. Bu yenilikleri getiren ülkeler ekonomi kazanç elde etmenin yanında siyasi ve askeri olarak da üstünlük elde ederler. 21'inci yüzyıl savunma ve istihbarat alanlarında İHA ve SİHA’lar belirleyici rol oynuyor. Uzun süre hava gücü açısından başka ülkelere ihtiyaç duyan Türkiye, insansız hava sistemleri çalışmalarına önemli yatırımlar yapıyor. Türk İHA’ları harp tarihini ve güç dengelerini değiştirerek savunma alanında yeni bir dönemi başlattı. Her ne kadar konvansiyonel savunma sistemi olarak kabul edilen tanklar ve ağır silahlar bugünden yarına kısa süre de ortadan kaybolmasa da uzun vadede insansız hava araçları daha aktif olacaktır. Bu araçlarla birlikte havada, savunma ve saldırı konseptinde yeni bir süreç başlayacağı büyük ihtimal. İHA’ların sahadaki başarıları Türkiye’ye yeni fırsatlar sunarken dış politika da elini güçlendirmekte ve siyasetini daha bağımsız sürdürmesini sağlayacak” şeklinde konuştu.

“İHA’lar Türkiye’nin gökyüzündeki başarı hikayesi”

Türkiye’nin gökyüzündeki başarı hikayesinin yabancı ülkeler tarafından da övgü aldığını kaydeden Doç. Dr. Tanrıkulu, “İngiliz Savunma Bakanı Ben Wallace, Türk insansız hava araçlarını oyun değiştirici olarak nitelendirdi. Almanya Savunma ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Gert Estenhofer ise Alman savunma sisteminin çağın gereklerine cevap verebilmesi için insansız hava araçlarının silahlandırılması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye bu konuda çok yüksek bir teknik düzeye ulaştı. Biz SİHA’ların gerekliliğini tartışırken, Ankara yıllardır başarılı bir teknoloji oluşturdu” dedi. SİHA’ların Ukrayna, Katar ve Polonya’ya ihraç edilmesi ise hem siyasi hem diplomatik açıdan yerli teknolojinin önemini gösterdi. Özellikle 24 adet Türk yapımı SİHA’nın NATO üyesi Polonya’ya ihraç edilmesi tarihi bir öneme haiz. İnsansız hava araçları, Türkiye’nin sadece milli ve özgün aracı değil aynı zamanda gökyüzünde sonuç alınan bir başarı öyküsüdür” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun "Dijital oyunlarda şiddet, çocuklarda saldırganlığı tetikleyebilir" Psikolog Ozan Yazıcı, dijital oyunların çocukların gelişiminde önemli bir yer tuttuğunu ancak şiddet içerikli oyunların saldırgan davranışları tetikleyebileceğini belirtti. Günümüzde çocukların yalnızca fiziksel ortamlarda değil, dijital dünyada da büyüdüğüne dikkat çeken Liv Hospital Samsun’dan Psk. Ozan Yazıcı, "Dijital oyunlar çocukların hayal gücünü geliştiren ve eğlence sunan araçlar olabilir. Ancak bu dünyanın görünmeyen bir yüzü de var. Özellikle şiddet içerikli oyunlar, çocukların davranışlarını ve algılarını etkileyebilir" dedi. "Saldırganlık tamamen anormal değildir" Saldırganlığın insan doğasının tamamen dışında olmadığını ifade eden Psk. Yazıcı, "Saldırganlık, canlıların varlığını sürdürme sürecinde ortaya çıkan temel dürtülerden biridir. Ancak bu dürtü başkalarına zarar verme niyeti taşıdığında dikkat edilmesi gereken bir davranış haline gelir. Bu zarar bazen fiziksel, bazen de sözlü ya da psikolojik şekilde ortaya çıkabilir" diye konuştu. "Şiddet daha yıkıcı bir boyuttur" Şiddetin, saldırganlığın daha yoğun ve yıkıcı hali olduğunu belirten Psk. Yazıcı, "Çocuklarda bu durum akran zorbalığı, eşyalara zarar verme ya da ilerleyen süreçte daha ciddi davranış sorunlarına dönüşebilir" dedi. "Çocuklar gördüklerini taklit eder" Çocuklarda saldırgan davranışların oluşumuna değinen Yazıcı, "Bu durumun tek bir nedeni yoktur. Ancak sosyal öğrenme kuramına göre çocuklar çevrelerinde gördüklerini taklit eder. Saldırgan davranışlara maruz kalan çocuklar, bunu kendi davranış repertuarına dahil edebilir. Ayrıca engellenmişlik duygusu da saldırganlığı artırabilir" ifadelerini kullandı. "Şiddet içerikli oyunlar tehlikeli bir algı oluşturabilir" Dijital oyunların bu süreçte önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Psk. Yazıcı, "Şiddet içerikli oyunlarda çoğu zaman zarar veren karakterlerin ödüllendirildiğini görüyoruz. Bu durum çocuk zihninde ‘şiddet eşittir başarı’ gibi tehlikeli bir eşleşmeye yol açabilir" dedi. "Duyarsızlaşma ve empati kaybı görülebilir" Sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmanın çocuklarda duyarsızlaşmaya neden olabileceğini belirten Yazıcı, "Başkalarının acısı zamanla daha az önemli algılanabilir. Empati kurma becerisi zayıflayabilir. Ayrıca çocuklar kontrol ettikleri karakterlerle özdeşim kurarak bu davranışları içselleştirebilir" dedi. "Davranış değişiklikleri dikkat çekiyor" Bu durumun çocukların sosyal ve akademik hayatını da etkileyebileceğini söyleyen Psk. Yazıcı, "Sosyal ilişkiler zayıflayabilir, yalnızlaşma görülebilir ve okul performansı düşebilir. Aynı zamanda daha kolay öfkelenen ve daha hızlı tepki veren bir davranış profili ortaya çıkabilir" ifadelerini kullandı. "Yasaklamak değil, yönetmek gerekiyor" Ailelere önemli uyarılarda bulunan Yazıcı, "Dijital oyunları tamamen yasaklamak yerine doğru şekilde yönetmek gerekir. Ailelerin çocuklarının oynadığı oyunları bilmesi, içerikleri değerlendirmesi ve sağlıklı sınırlar koyması çok önemlidir. Çünkü mesele yalnızca oyun değil, çocuğun dünyayı nasıl öğrendiğidir" şeklinde konuştu. "Ekrandaki davranışlar gerçek hayata yansıyabilir" Psk. Yazıcı, "Bazen bir ekranın içinde başlayan süreç, gerçek hayatta davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli ve dengeli bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.
Muş Muş’ta çiğ süt soğuk zincir projesi hayata geçti Muş’un Yeşilova beldesinde kurulan süt toplama merkeziyle birlikte çiğ süt, piyasanın üzerinde 24 TL’den alınmaya başlandı. Muş’un Yeşilova beldesinde süt toplama merkezinin faaliyete geçmesiyle birlikte üreticiler rahat bir nefes aldı. Muş Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği öncülüğünde yürütülen çalışma kapsamında, çiğ sütler piyasa fiyatının üzerinde değerlendirilerek çiftçiye ekonomik katkı sağlanıyor. Muş Valiliği ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA)’nın finansman desteğiyle hayata geçirilen "Çiğ Süt Soğuk Zincir Projesi" kapsamında köylerde üretilen sütler modern sistemlerle toplanarak soğuk zincirle muhafaza ediliyor. Normal şartlarda mandıralarda yaklaşık 16 TL’den alıcı bulan süt, bu proje sayesinde 24 TL’den üreticiden alınmaya başlandı. Piyasanın üzerinde belirlenen alım fiyatı, özellikle küçük ve orta ölçekli üreticilerin yüzünü güldürürken, projenin bölge genelinde yaygınlaştırılmasıyla hayvancılık sektörüne önemli katkı sunması bekleniyor. Muş Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Cemal Aral, Merkezlerde toplanan sütlerin, paydaşlar ve üreticilerle yapılan anlaşmalar doğrultusunda gerçek değeri üzerinden alındığını ifade ederek, "Bugün çiftçilerimizle birlikte kurduğumuz süt toplama merkezlerinde, Muş Valiliği ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı’nın (DAKA) katkılarıyla süt toplama merkezlerini hayata geçirdik ve sütleri burada topluyoruz. Gerek paydaşlarımızla gerek çiftçilerimizle yaptığımız anlaşmalar doğrultusunda sütün değeri ne ise o fiyattan alıyoruz. Mandıralar sütü 14-15 liradan alırken, Ulusal Süt Konseyi’nin belirlediği fiyat ne ise biz de o fiyattan alıyoruz. Bunun altında asla alım yapmıyoruz. Bu da çiftçinin kazancıdır. Çiftçi sütten para kazandıkça hayvancılığını genişletiyor ve hayvan sayısında artış yapıyor. Sütün yağ oranı ne kadar yüksek olursa fiyat da o kadar yükseliyor. Şu anda 4 yerde süt toplama merkezimiz var. Bu merkezlerin sayısını yavaş yavaş 17’ye çıkarmayı hedefliyoruz. İlerleyen süreçte daha da artırmayı ve tüm köylerde açmayı düşünüyoruz" dedi. Yeşilova Kültür Mahallesi Muhtarı Ömer Karabulut ise "Ben de daha önce sabahları, burası açılmadan önce sütümü mandıraya veriyordum. Tabii ki bu durum bizim için büyük bir memnuniyet oldu. Devletin verdiği desteklerden gayet memnunuz. Bu desteklerle birlikte hayvancılığımız artmıştır. İnşallah bu şekilde devam edeceğiz" şeklinde konuştu.