DÜNYA - 03 Şubat 2026 Salı 22:19 | Son Güncelleme : 03 Şubat 2026 Salı 22:24

Türkiye ve Suudi Arabistan’dan ortak bildiri

A
A
A
Türkiye ve Suudi Arabistan’dan ortak bildiri

Türkiye ve Suudi Arabistan yayınladıkları ortak bildiride, Yemen, Sudan, Somali ve Suriye’nin istikrarını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan’a yaptığı resmi ziyareti ardından Türkiye ve Suudi Arabistan tarafından ortak bildiri yayınlandı. İki ülke tarafından ortak yayımlanan 31 maddelik ortak bildiri şöyle:

"1) Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti ile Suudi Arabistan Krallığı liderlerini ve kardeş halklarını bir araya getiren kardeşçe bağlara, seçkin ilişkilere ve köklü tarihi bağlara dayanarak, Miladi 3/02/2026 tarihine tekabül eden Hicri 15/08/1447 tarihinde Suudi Arabistan Krallığı’na resmi bir ziyarette bulunmuştur.

2) Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Altesleri Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman bin Abdulaziz El Suud ile bir toplantı yapmıştır. Altesleri, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a Haremeyn-i Şerifeyn’in Hadimi Kral Salman bin Abdulaziz El Suud'un selamlarını ve Ekselanslarının sağlığı ve esenliğinin devamına ve Türkiye Cumhuriyeti ve kardeş halkının daha da ilerlemesi ve refahına yönelik dileklerini iletmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Haremeyn-i Şerifeyn’in Hadimi Kral Salman bin Abdulaziz El Suud'a, selamlarını ve sağlığının ve esenliğinin devamı için içten dileklerini iletmesini Alteslerinden rica etmiştir. İki kardeş ülke arasındaki tarihi ilişkileri ve bu ilişkileri her alanda geliştirmenin yollarını ele aldıkları resmî görüşmelerde bulunmuşlardır.
3) Toplantının başında Türk tarafı, Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen hacılar, umreciler ve ziyaretçilerin rahatını sağlamak için iki ülke arasındaki eş güdüm seviyesinden övgüyle bahsederek, Suudi Arabistan Krallığı hükümetinin Haremeyn-i Şerifeyn’e ve ziyaretçilerine hizmet etmek için gösterdiği çabaları takdir etmiştir.

4) Her iki taraf da iki ülke arasında tüm alanlarda iş birliğinin kapsamının genişlemesine katkıda bulunan, Altesleri Veliaht Prens ve Başbakan’ın Miladi 22/06/2022 tarihine tekabül eden Hicri 23/11/1443 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’ne yaptığı ziyaretin ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Recep Tayyip Erdoğan’ın Miladi 17/07/2023 tarihine tekabül eden Hicri 29/12/1444 tarihinde Suudi Arabistan Krallığı’na yaptığı ziyaretin olumlu sonuçlarından övgüyle bahsetmiştir.

Ekonomi, Ticaret ve Yatırımlar

5) Her iki Taraf, ekonomi, ticaret ve yatırım sektörlerinde iki ülke arasındaki ekonomik bağların gücünden övgüyle bahsetmiş ve özellikle karşılıklı önceliği olan sektörlerde bu bağların güçlendirilmesinin önemi konusunda mutabık kalmışlardır. Ayrıca, her iki ekonominin karşılıklı yararı için (Suudi 2030 Vizyonu) ve (Türkiye Yüzyılı Vizyonu) ile sunulan yatırım fırsatlarından faydalanılması konusunda mutabık kalmışlardır. Ticaret hacminin düzeyinden övgüyle bahsetmiş ve petrol dışı ticaret hacmini geliştirmek, kamu ve özel sektör yetkilileri arasında karşılıklı ziyaretleri yoğunlaştırmak ve (Türkiye-Suudi Arabistan İş Konseyi) aracılığıyla her iki ülkede ticaret etkinlikleri düzenlemek için ortak çabaların sürdürülmesinin önemini vurgulamışlardır. Türkiye Cumhuriyeti ile Körfez Arap Ülkeleri İş birliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasında Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinin sonuçlandırılmasının önemini vurgulamışlardır.

6) Her iki taraf, finans, sigortacılık, gayrimenkul, imalat ve hizmet alanlarındaki Suudi yatırımları da dahil olmak üzere karşılıklı yatırımların seviyesini takdir etmiştir. Aynı zamanda her iki taraf; mühendislik, inşaat, gayrimenkul geliştirme ile imalat sanayi gibi çeşitli alanlarda faaliyet gösteren Türk şirketlerinin oynadığı hayati rolü memnuniyetle karşılamışlardır. Suudi tarafı, Türk inşaat ve danışmanlık firmalarının Suudi Arabistan’da gerçekleştirdiği projeleri takdir etmiş, her iki taraf da Krallığın 2030 Vizyonu çerçevesinde daha fazla altyapı ve üstyapı projelerinin hayata geçirilmesi için iş birliğini geliştirmeye hazır olduklarını ifade etmiştir.

7) Her iki taraf ayrıca, 3 Şubat 2026 tarihinde Riyad’da düzenlenen Türk-Suudi Yatırım Forumu’nun olumlu sonuçlarını takdir etmiştir. Forum, her iki ülkeden büyük şirketlerin geniş katılımına sahne olmuş; turizm ve konaklama, inşaat, iletişim ve bilgi teknolojileri ile yaşam bilimleri ve sağlık alanlarında umut vadeden yatırım fırsatlarını ve uzmanlık paylaşımını ortaya koymuştur.

Enerji, iklim değişikliği

8) Her iki Taraf, enerji sektöründe, bölgelerinin ve küresel pazarların enerji arzına önemli ölçüde katkı sağlanmasında rollerinin önemini vurgulamıştır. Türk Tarafı, Suudi Arabistan Krallığı’nın küresel petrol piyasalarının güvenilirliğini ve istikrarını, üreticilerin ve tüketicilerin çıkarlarına hizmet edecek ve küresel ekonomik büyümeyi destekleyecek bir şekilde artırmadaki öncü rolünü vurgulamıştır. Her iki Taraf da petrol, petrol türevleri ve petrokimya tedariki alanlarında iş birliğini güçlendirme, petrokimya ve tarımsal besin maddeleri sektörlerindeki yatırım fırsatlarını değerlendirmek için birlikte çalışma ve hidrokarbonların yenilikçi kullanımları konusunda iş birliği yapma konusunda anlaşmışlardır.

9) Her iki Taraf, iki ülkenin yenilenebilir enerji entegrasyonu alanındaki geniş deneyiminden ve Suudi Arabistan'ın büyük ölçekli enerji yatırımlarından yararlanarak, elektrik ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğini güçlendirme arzularını teyit etmiştir. İki ülke arasındaki elektrik bağlantısı için fizibilite çalışmalarını hızlandırmayı, elektrik ve yenilenebilir enerji teknolojileri ve şebeke otomasyonu, elektrik şebekesi güvenliği ve dayanıklılığı, yenilenebilir enerji projeleri, şebeke bağlantısı, enerji depolama teknolojileri alanlarında uzmanlık teatisinde bulunmayı ve bu projelerin uygulanmasında her iki tarafın şirketlerinin katılımını teşvik etmeyi taahhüt etmişlerdir. Ayrıca, enerji verimliliği ve tasarrufu alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesinin, bu konunun önemine ilişkin farkındalığın artırılmasının ve enerji hizmetleri sektöründe uzmanlık alışverişinin ve bu alanda kapasite geliştirmenin önemini vurgulamışlardır.

10) Taraflar, temiz hidrojen alanında iş birliği fırsatlarını araştırmayı, hidrojenin taşınması ve depolanmasıyla ilgili teknolojiler geliştirmeyi ve temiz hidrojen alanında en iyi uygulamaları hayata geçirmek için uzmanlık ve deneyim alışverişinde bulunmayı memnuniyetle karşılamışlardır. Enerji tedarik zincirlerinin geliştirilmesi ve sürdürülmesi konusunda iş birliğini güçlendirmenin ve her iki ülkedeki şirketler arasında iş birliğini mümkün kılarak yerel kaynaklardan yararlanmanın, böylelikle de daha esnek ve verimli enerji tedarikine katkıda bulunmanın gerekliliği konusunda mutabık kalmışlardır.

11) Her iki Taraf, maden kaynaklarının keşfi, çıkarılması ve işlenmesinde iş birliğini güçlendirme konusunda mutabık kalmışlardır. Ayrıca, küresel enerji dönüşümü için hayati önem taşıyan tedarik zincirlerinin güvenliğini sağlamak amacıyla ve kritik mineraller alanında uluslararası iş birliği ve ortak girişimlerin önemini vurgulamışlardır.

12) Her iki Taraf, iklim değişikliği konularına ilişkin olarak, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) ve Paris Anlaşması ilkelerine bağlı kalmanın önemini ve kaynaklardan ziyade emisyonlara odaklanan iklim anlaşmaları geliştirilmesinin ve uygulamaya geçirilmesinin gerekliliğini vurgulamıştır. Suudi Arabistan Krallığı, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik uluslararası çabalar çerçevesinde Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) başkanlığını ve 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapmasını memnuniyetle karşılamıştır. Türk Tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim değişikliği alanındaki tutum ve çabalarından övgüyle bahsetmiştir. Ayrıca, emisyonları yönetmek ve iklim değişikliği hedeflerine ulaşmak için diğer azaltım yaklaşımlarının yanı sıra, döngüsel karbon ekonomisini bir araç olarak kullanan politikaları teşvik ederek, döngüsel karbon ekonomisi uygulamalarının geliştirilmesinde ortak iş birliğinin önemini vurgulamışlardır.

Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi, diğer iş birliği alanları

13) Her iki Taraf, ortak menfaatlerin elde edilmesi ve tüm sektörlerde yeni ufuklara taşınması amacıyla (Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi) çerçevesindeki koordinasyon ve iş birliği düzeyini takdir etmişlerdir. Aşağıdaki alanlarda iş birliği ve ortaklığın güçlendirilmesinin önemini vurgulamışlardır: (1) dijital ekonomi, yapay zeka, yeni teknolojiler ve uzay teknolojileri; (2) ulaştırma, lojistik ve sivil havacılık; (3) hukuk ve adalet; (4) kültür; (5) turizm; (6) spor ve gençlik; (7) bilim ve eğitim alanında iş birliği; (8) medya; (9) çevre, su, tarım ve gıda güvenliği; (10) gümrük; (11) savunma sanayileri, (12) sağlık.

Savunma ve güvenlik

14) Savunma ve güvenlik alanında, her iki Taraf, iki ülke arasında savunma iş birliği alanlarında imzalanan anlaşmaların harekete geçirilmesi gerektiği konusunda mutabık kalmışlardır. Taraflar, her iki ülkenin menfaatlerine hizmet edecek ve bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacak şekilde, çok taraflı iş birliği platformları aracılığıyla da dahil olmak üzere, savunma ilişkilerini güçlendirme ve geliştirme konusundaki arzularını teyit etmişlerdir. Her türlü suçla mücadele, aşırılıkçılık ve terörizm ile bunların finansmanına karşı mücadele, uzmanlık ve eğitim teatisi dahil olmak üzere ortak menfaatlerinin olduğu alanlarında mevcut güvenlik iş birliği ve eş güdümünün artırılmasının ve her iki ülkenin çıkarlarına ve ulusal güvenliğine hizmet edecek şekilde siber güvenlik alanında iş birliğinin güçlendirilmesinin önemini vurgulamışlardır.

Uluslararası iş birliği

15) Her iki Taraf, uluslararası forum ve örgütler ile çok taraflı mali ve ekonomik kuruluşlarda süregelen iş birliğinin sürdürülmesinin önemini vurgulamış ve Türk tarafı, Suudi Arabistan’ın 2030 yılında (G20 Zirvesi’ne) ev sahipliği yapma isteğine desteğini ifade etmiştir.
Anlaşmalar, Mutabakat Zabıtları:

16) İki Taraf, bu ziyaret sırasında adalet, yenilenebilir enerji, uzayın barışçıl amaçlarla kullanımı ile AR-GE ve inovasyon iş birliği dahil olmak üzere çeşitli alanlarda 4 anlaşma imzalanmasını memnuniyetle karşılamıştır.

Bölgesel ve uluslararası konular

17) Taraflar, uluslararası barış ve güvenliği korumak için eş güdümü sürdürme ve çabaları yoğunlaştırma taahhütlerini yeniden teyit etmişlerdir. Bölgesel ve uluslararası düzeyde, karşılıklı ilgi alanlarına giren konularda görüş alışverişinde bulunmuş ve bu konularda iş birliğini ve ortak koordinasyonu güçlendirme konusundaki kararlılıklarını vurgulamışlardır. Ayrıca, bölgede ve dünyada barış ve istikrarın tesis edilmesine yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceklerini belirtmişlerdir.

18) Taraflar, bölgesel gelişmeler hakkında kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunmuş; bölgedeki çatışmalar, gerilimler ve tırmanma riskinin artmasıyla ilgili endişelerini dile getirmiş ve bölgesel iş birliğinin önemini vurgulamışlardır. Bu bağlamda, bölgesel istikrar, barış ve refahı sağlamayı amaçlayan kolektif girişimlere destek verdiklerini teyit etmişlerdir.

Filistin

19) Filistin’deki son gelişmelere ilişkin olarak, her iki Taraf, Gazze Şeridi’nde kötüleşen insani durum, devam eden İsrail saldırıları ve insani yardımların ve sınır geçişlerinin engellenmesi konusunda derin endişelerini dile getirmiştir. Gazze’de yardım çabalarının yoğunlaştırılması ve çok ihtiyaç duyulan insani yardımın ulaştırılmasını sağlamak için Şerit boyunca tüm geçişlerin engelsiz bir şekilde açılmasının sağlanmasının önemini vurgulamışlardır. Ayrıca, uluslararası toplumun sivillerin korunmasının garanti altına alınması, hayati altyapıyı hedef almaktan kaçınması ve uluslararası hukuka ve uluslararası insani hukuka uymasını sağlamak için İsrail işgal makamlarına baskı uygulaması gerektiğini vurgulamışlardır. Ayrıca, ateşkesin pekiştirilmesi, Gazze’nin işgalinin sona erdirilmesi ve Filistin Ulusal Yönetimi’nin Gazze Şeridine ilişkin sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin önünün açılması, en nihayetinde ise işgalin sona erdirilmesi ve uluslararası hukuk ve 2002 Arap Barış Girişimi uyarınca, başkenti Doğu Kudüs olan 1967 sınırları içinde bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının sağlanmasının gerekliliğini vurgulamışlardır.

20) Her iki Taraf, ülkelerinin, ABD Başkanı Donald Trump’ın önderlik ettiği barış çabalarını desteklemek üzere (Barış Kurulu’na) katılmasını memnuniyetle karşılamıştır. Gazze’de kapsamlı barış planının ikinci aşamasının başlatılmasını ve Gazze Şeridi’nin Yönetimi için Bağımsız Ulusal Komite’nin çalışmalarına başlamasını memnuniyetle karşılamış ve bu konuda gösterilen uluslararası çabaları takdir etmişlerdir. Suudi Tarafı, kardeş Türkiye Cumhuriyeti’nin barış anlaşmasının garantör devletleriyle birlikte yürüttüğü ara buluculuk çabalarını ve elde edilen kazanımları takdir etmiştir. Türk Tarafı, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler Filistin Sorununun Barışçıl Çözümü ve İki Devletli Çözümün Uygulanmasına İlişkin Yüksek Düzeyli Konferansı'ndaki eş başkanlık rolünü ve bunun sonucunda Filistin Devleti’nin birbiri ardına uluslararası tanınma elde etmesini takdir etmiştir.

21) Her iki Taraf, Filistin halkına temel hizmetlerin sağlanmasında Birleşmiş Milletler Filistin Mülteciler Yardım ve Çalışma Ajansı’nın (UNRWA) oynadığı önemli ve hayati rolü yeniden teyit etmiştir. İsrail güçlerinin İşgal altındaki Kudüs’te UNRWA binalarını yıkmasını en şiddetli şekilde kınamış ve İsrail işgal makamlarının uluslararası norm ve yasaları ihlal etmesini tamamen reddetmişlerdir. Uluslararası topluma, uluslararası yardım kuruluşlarına yönelik bu uygulamalarla ve suçlarla mücadele çağrısında bulunmuşlardır.

22) Her iki Taraf, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Filistin davasının savunulmasındaki hayati rolünü tekrar vurgulamış ve Arap-İslam Gazze Temas Grubu'nun yaptığı çalışmaları takdir etmiştir. Her iki Taraf, Türkiye ile Arap Devletleri Ligi arasındaki diyalog ve iş birliğinin geliştirilmesini teşvik etme konusunda mutabık kalmıştır.

Yemen

23)Taraflar, Yemen meselesinde, Yemen Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı ve hükümeti tarafından temsil edilen meşru Yemen hükümetine desteklerini teyit etmişlerdir. Yemen’in egemenliğinin, birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasının önemini vurgulamışlardır. Yemen’i bölmeye veya ülkedeki güvenlik ve istikrarı bozmaya çalışan iç güçleri desteklemeye yönelik her türlü girişime karşı çıkılmasının gerekliliğini vurgulamışlardır. Türk Tarafı, Suudi Arabistan Krallığı’nın Yemen’de oynadığı önemli role ve Yemen Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı’nın krizin çözülmesi ve Yemen’de ulusal uzlaşmanın güçlendirilmesi için tüm güney grupların katılımıyla Riyad’da kapsamlı bir konferans düzenlenmesi talebine yanıt verilmesi de dahil olmak üzere Yemen krizini sona erdirmek için gösterdiği çabalara destek verdiğini ifade etmiştir.

Somali

24) Taraflar, Somali meselesine ilişkin olarak, Somali Federal Cumhuriyeti’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve birliğine olan sarsılmaz desteklerini ve Somali’nin istikrarını, halkının refahını ve kalkınmasını muhafaza etmeye olan bağlılıklarını teyit etmişlerdir. İsrail işgal makamları ile Somali Federal Cumhuriyeti’nin bir parçası olarak gördükleri sözde "Somaliland" bölgesi arasında karşılıklı tanıma beyanını, uluslararası hukuku ihlal eden ve bölgedeki gerilimi tırmandıran tek taraflı ayrılıkçı eylemleri pekiştirdiği için reddetmişlerdir. Ayrıca, Somali’nin birliğini zedeleyen paralel yapıları dayatma girişimlerini de reddettiklerini ifade etmişlerdir.

Sudan

25) Taraflar, Sudan meselesine ilişkin olarak, Sudan’ın birliğini ve güvenliğini, istikrarını ve egemenliğini korumaya yönelik kararlı tutumlarını teyit etmişlerdir. Meşru Sudan devlet kurumları kapsamı dışında kalan herhangi bir gayrimeşru veya paralel yapı oluşumunu reddetmişlerdir. Ayrıca, Sudan’ın ihtilafların ve yasa dışı faaliyetlerin sahnesi haline gelmesinin ve ülkeye yabancı menşeli silahların yasa dışı şekilde girişinin önlenmesinin önemini vurgulamışlardır. (Uluslararası İnsani Hukuk) ve 11 Mayıs 2023 tarihinde imzalanan (Cidde Deklarasyonu) uyarınca, sivillerin korunmasına uyulmasının yanı sıra, Sudan’ın tüm bölgelerine insani yardım ve yardım malzemelerinin ulaştırılmasının kolaylaştırılmasının gerekliliğini de vurgulamışlardır. Sudan devlet kurumlarının korunmasının ve Sudan halkına karşı suç işleyen aşırılıkçı gruplar ve oluşumları içermeyen bir sivil hükümetin kurulması yoluyla Sudanlıların önderliğinde bir siyasi sürecin başlatılmasının önemini vurgulamışlardır.

26) Türk Tarafı, Sudan’da barışı sağlamak, savaşı sona erdirmek, ülkenin birliğini, güvenliğini ve istikrarını korumak ile aynı zamanda Sudan halkının acılarını hafifletmek için Krallığın gösterdiği çabaları takdir etmiştir. Suudi Tarafı, Türkiye'nin Sudan'daki insani krize yanıt vermek için sürdürdüğü insani yardım faaliyetleri ve çabalarına yönelik takdirlerini dile getirmiştir.

27) Taraflar, Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin Çad ile Adré sınır kapısının daha uzun süre açık olması ve Kassala, Dongola ve El Ubeyd’deki havaalanları ile Kadugli sınır kapısını insani yardımın ulaştırılması için yeniden açma kararını memnuniyetle karşılamışlardır.

Suriye

28) Taraflar, Suriye konusunda, kardeş Suriye hükümetinin çabalarını ve Suriye’nin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü korumak için attığı sorumlu adımları ve aldığı önlemleri takdir etmişlerdir. Ayrıca, Suriye hükümetini desteklemeye ve uygulanan yaptırımları kaldırmaya yönelik olarak uluslararası toplumun çabalarını takdir etmişlerdir. 30 Ocak tarihinde açıklanan ateşkes ve entegrasyon anlaşmasının uygulanmasını desteklemiş ve Suriye Hükümeti’nin Suriye’nin ve tüm bölgenin istikrarını tehdit eden terörist örgütleri engellemek ve sivil barışı teşvik etmek için yapılan çabalarını tam olarak desteklediklerini teyit etmişlerdir. Ayrıca, Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumayı ve Suriye halkının kalkınma ve refah arzularını yerine getirmeyi onaylamışlardır. İsrail işgal makamlarının Suriye topraklarına ve egemenliğine karşı gerçekleştirdiği tekrarlı ihlalleri ve tecavüzleri kınadıklarını yinelemişlerdir. Bu ihlaller ve tecavüzler, uluslararası hukuku açıkça ihlal etmekte, bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit etmekte ve şiddet ve aşırıcılığın artmasına elverişli bir ortam oluşturmaktadır. İsrail’in İşgal altındaki tüm Suriye topraklarından derhal çekilmesi konusundaki çağrılarını yinelemişlerdir.

Rusya - Ukrayna Krizi

29) Rusya-Ukrayna krizi konusunda, her iki Taraf bölgede ve ötesinde kalıcı barış, istikrar ve refahı sağlayacak, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı’na uygun kapsamlı bir müzakereye dayalı çözüme yönelik güçlü desteklerini teyit etmişlerdir.
Sonuç

30) Ziyaretin sonunda, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Recep Tayyip Erdoğan, kendisine ve beraberindeki heyete gösterilen sıcak karşılama ve cömert misafirperverlik için Haremeyn-i Şerifeyn’in Hadimi Kral Salman bin Abdulaziz El Suud'a ve Altesleri Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Salman bin Abdulaziz El Suud’a şükran ve takdirlerini sunmuştur. Altesleri Veliaht Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz El Suud, Ekselanslarına sağlık ve esenlik, kardeş Türk halkına ise terakki ve refah dileklerini iletmiştir.

31) Ekselansları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haremeyn-i Şerifeyn’in Hadimi Kral Selman bin Abdulaziz Al Saud ve Altesleri Veliaht Prens ve B

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya BBP Genel Başkanı Destici: "İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka Trump da Netanyahu da yargılanmalıdır" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Donald Trump’ı sert sözlerle eleştirerek, "İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka hem Gazze’ki soykırım için hem de bu saldırılar için yargılanmalıdır. Yargılanmaz ve ceza almazsa bundan sonra dünyanın huzurunu, barışını Birleşmiş Milletlerde koruyamaz" dedi. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin düzenlediği iftar programına katıldı. Erenler ilçesinde bulunan bir düğün salonunda yapılan iftar sonrasında açıklamalarda bulunan Destici, İsrail-İran arasındaki savaş hakkında açıklamalarda bulundu. Destici, "İran nefsi müdafaa yaparak kendisini ve ülkesini, milletini savunmaktadır. Biz Amerikan saldırganlığını da İsrail saldırganlığını da kınıyor ve lanetliyoruz. Bombalarla tam 168 kız çocuğunu parça parça ederek öldürdüler. 8 tane Amerika’da ya da İsrail’de olsaydı acaba İslam dünyasına karşı, Türkiye’ye karşı nasıl bir tavır içinde olurlardı. İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka Trump da Netanyahu da hem Gazze’ki soykırım için hem de bu saldırılar için mutlaka yargılanmalıdır. Bunlar yargılanmaz ve ceza almazsa bundan sonra dünyanın huzurunu, barışını Birleşmiş Milletlerde koruyamaz. Onun için Birleşmiş Milletlerde korkup sinmeyecek, genel sekreter cesaretli değilse bırakacak, dünya barışını savunacak, kim haksızlık yapıyorsa onun karşısında duracak ama bugün maalesef böyle şeyler yok" dedi. "Bölgede ABD’yi de İsrail’i de istemiyoruz" Destici, "Biz kardeş İran halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz ama uyarılarımız da var. Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesinde 4 dron saldırısı gerçekleştirilmiştir ve haklı olarak Azerbaycan buna tepki göstermiştir. İran, şayet bu dronları kendisi atmadıysa bunu ispatını yapmalıdır. Azerbaycan’da düşen dronların menşeini açıklamalıdır. Biz elbette Azerbaycan’ın yanındayız, tarafımız net ama İran’da bir Müslüman ülkedir, oradakiler de kardeşlerimizdir. Türkiye şu ana kadar sağ duyu sahibi olarak ABD ve İsrail saldırılarını kınamıştır ama ortamı germekten uzak durmuştur ve meselenin barışçıl yollardan anlaşmayla ateşkes edilerek sağlanması için büyük bir gayret göstermektedir. Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımız, her gün onlarca devlet adamlarıyla görüşmektedir. Türkiye’nin gayesi bölgenin istikrarıdır ve Türkiye bölgede savaş istememektedir. Biz esasen bölgede ABD’yi de İsrail’i de istemiyoruz. İsrail gitmeden de bu bölgenin huzura ermesi mümkün değildir" diye konuştu.
Kayseri MHP Genel Başkan Yardımcısı Özdemir: "İran’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğinin altını çiziyoruz" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, MHP Kocasinan İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Özdemir, "Komşumuz İran’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğinin altını çiziyoruz" dedi. Kentte bulunan bir düğün salonunda düzenlenen iftar programına MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, MHP Kayseri İl Başkanı Enes Ertuğrul Kalın, Ülkü Ocakları Kayseri İl Başkanı Halit Yağmur ve partililer katıldı. İftarın açılmasının ardından bir konuşma yapan MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, "Amerika Birleşik Devletleri’nin yine İsrail ile beraber sınır komşumuz olan İran’a yönelik kabul edilemez ve hukuk dışı eylemleri münasebetiyle bugün sadece Ortadoğu dünyası, Ortadoğu bölgesi değil bütün İslam dünyası, bütün İslam alemi ne yazık ki buruk bir Ramazan’ı daha geçirmek durumunda kalıyor. Bu eylemlerin böyle devam devam ederse, Ortadoğu’yu sadece bölgesel anlamda kalmayıp, bütün dünyayı birbirine tetikleyen diğer eylemler ve gelişmeler sebebiyle yeni bir savaş dalgasının içerisine almasının kaçınılmaz olduğunu ifade etmek isteriz. Buna ne derseniz deyin, isterseniz ‘küresel bir savaş’ deyin, isterseniz 3. Dünya Savaşı’ deyin, fakat ne yazık ki insanlık bu şer odaklarının eliyle gerçekleşen hukuk dışı ve hukuk tanımaz eylemler münasebetiyle böylesi bir iklime sürüklenmeye başlamıştır. Hatta savaş şartları artık hasıl olmaya koyulmuştur. Bakınız bugün sadece Ortadoğu’da 8 ülke arasında askeri çatışmalar vuku bulmuştur. Kuzeyimizdeki Ukrayna’yı hemen Asya’da Pakistan, Afganistan, Pakistan, Hindistan’ı da dahil ettiğimizde ve diğer iç gerginlikleri de hesaba kattığımızda bütün dünya ne yazık ki bu savaş ikliminin içerisine girmiştir. Türkiye’nin yakın coğrafyasında yaşanan çatışma ve savaş sayısının bu kadar yoğun olduğu bir dönemde, hamdolsun Milliyetçi Hareket Partisi’nin kutlu liderimiz Devlet Bahçeli’nin izinde biz Türkiye’nin bu ateş deryasının bünyemize sıçramasından uzak tutulduk. Aynı zamanda uzak kalmakla beraber de kendi gücümüzü geçmişe göre aradan geçen yıllar boyunca da giderek, pekiştirerek daha da yüksek bir noktaya taşımış olduk. Şimdi yeni bir dönemin daha içerisindeyiz. Hazırlığını yaptığımız ne varsa bu dönem milletimizi huzur içerisinde, güvenlik içerisinde, barış iklimi içerisinde ve esenlik içerisinde tutabilmektir" dedi. "Bir ülke ne kadar ayrışırsa, o ülkeye dışarıdan yapılan müdahalelerle rahat sonuç alınabilir" Milli birlik ve beraberliğin önemine değinen Özdemir, "Güvenlik olmazsa, milli birlik beraberlik olmazsa, küresel emperyalist hesaplarla beraber siyonist hesaplar sizi kuşatırsa ve sizde bu kuşatma karşısında gereken irade ve kudretini gösteremezseniz, neye yarar sizin zenginliğiniz, neye yarar sizin varlığınız? Bütün çaba ve gayretlerin sadece İslam alemini etnik ve mezhep temelli ayrımcılığa tabi tutmak bunun ardından da yine İslam ülkelerini etnik ve mezhep temelli ayrıştırıp, buralarda siyasi otoritenin ve siyasi iradenin gücünü zayıflatıp, çökmüş devletler oluşturmak suretiyle İsrail’e alan açmak ve İsrail’in sözde Arz-ı Mev’ud hedefleri için topraklarını genişletme çabasına hizmet etme anlayışında bulunan küresel çabaların var olduğu malumdur. Bu çaba ve gayretlerin ana eksende şekillendiği konu başlıkları mutlak suretle ayrılma ve ayrışmadır. Çünkü bir millet ve bir devlet kendi bünyesinde ne kadar ayrılır ve ayrışırsa o ülkeye dışarıdan yapılacak müdahalelerden daha rahat sonuç alınabilir, daha rahat yol alınabilir anlayışı hakimdir. Bakın bunun son örneğini bizler İran’da gördük. Öncelikle İran’da geride bıraktığımız yer yaz aylarında süren 12 günlük savaşta öncelikle İran’ın bazı askeri kapasitelerini yok edilmek istendi. Peşi sıra hemen İran’da bir ekonomik kriz tetiklenmeye çalışıldı. Çok yüksek devalüasyon oranlarına ulaşıldı. Hemen ardından toplumu da dışarıdan kışkırtmak suretiyle İranlıları kendi devletleriyle savaşır hale getirip orada bir iç savaşı çıkarmanın yolları arandı. Hemen peşi sıra dışarıdan geçmiş yıllarda, geçmiş dönemlerde İran’da hükümette bulunan bir isim oldu, piyasaya sürüldü ve rejim değişikliği noktasında da yine hem siyonist hem de emperyalist hesaplara hız verildiği bütün dünya kamuoyuna açıkça yansıtıldı. Bunun akabinde ise sözde müzakereler ve diplomatik temaslar İran’la yürütüldü. İran’ın kabul edemeyeceği egemenlik alanına giren bazı şartlarda öne sürülmek suretiyle işte bugünlerde gördüğümüz gibi dışarıdan komşumuza yönelik bir askeri müdahalenin yolları da açılmış oldu. Türkiye açısından yaşanan bu gelişmeleri kabul etmemiz mümkün değildir" ifadelerini kullandı. "Komşumuz İran’ın toprak bütünlüğü korunmalı" İran’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğinin altını çizen Özdemir, "İran’ın uzun yıllardan bu yana komşumuz olduğu ve kader birlikteliği yaptığımız bir devlet olduğu gerçeğinden hareketle toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğinin bizler Milliyetçi Halk Partisi olarak altını çiziyoruz. Kimse farklı tezgahlar ve kurgularla bilhassa İran’da bulunan İranlı Türk kökenli kardeşlerimizi kışkırtmak suretiyle yol alabileceklerini zannetmesinler. Çünkü bölgede yaşanan ve yaşanması istenen senaryoların ne olduğunu Milliyetçi Hareket Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi’nin çok değerli kadroları ve Genel Başkanımızın izinde de bu anlayışa sahip olan tüm Türk evlatları evvelden itibaren bu çabaları sevmiş, anlamış ve tavrını da ona göre koymuştur" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye, Türkiye’yi milli birlik ve beraberlik noktasında daha da güçlendirme çabasıdır" Terörsüz Türkiye’nin, milli birlik ve beraberlik noktasında daha da güçlendirme çabası olduğunu belirten Özdemir, "İşte bu şartlar altında Türkiye’nin mutlak suretle Suriye’de de iç huzur ve barış iklimine kavuşmuşken, bölgede terör örgütleri eliyle mesafe almaya kalkışıp, İsrail’in amaçlarına hizmet edecek eylemlerin önüne geçebilmek maksadıyla yine Sayın Genel Başkanımız 22 Ekim 2024 tarihinde bir çağrı yapmış ve bu çağrıyla beraber artık ülkemizde ve bölgemizde ‘Terörsüz Türkiye’ ve terörsüz bölge hedefi de buna dayalı çalışmalar ve çabalarla hız kazanmış ve yol almıştır. İşte o günlerde bizim bu kutlu milli birlik ve beraberliğimizi tesis eden milli birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmek hedefleyen, bu çağrı ve anlayışımıza sözde eleştiri getirenlerin bugünlerde ne derece de büyük bir utanç yaşadıklarını da eminim hep birlikte görüyoruz. ‘Terörsüz Türkiye’, Türkiye’yi milli birlik ve beraberlik noktasında daha da güçlendirme çabasıdır. ‘Terörsüz Türkiye’ emperyalist ve siyonist hesapların vasat bulduğu ve kanlı senaryolara düştüğü böylesi bir eylemde hem kendi vatandaşımızı hem de ‘ben kaderimi Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile beraber görüyorum’ diyen, bütün Orta Doğu insanlarını huzur, refah ve barış iklimi içerisinde yaşatma hedefidir. Biz bu gayreti sergilerken, hasım ve düşman odakların yine aynı dönemde bir yandan ‘Terörsüz Türkiye’ hedefimizi bir yandan da Türkiye’yi hedef aldığını hep birlikte görüyoruz. Ne yapsalar beyhude" diye konuştu.
Ankara CHP Genel Başkanı Özel: "Trump’ın kurduğu düzen, yeni dünya düzeni olamaz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Trump’ın kurduğu yeni düzen, yeni dünya düzeni olamaz. Bu düzene sonuna kadar itiraz ediyoruz" dedi. Ankara’da Gölbaşı Belediyesi’nin ev sahipliğinde iftar programı düzenlendi. Programa, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı katıldı. Özel, Gölbaşı’na her geldiğinde daha iyiye gittiğini söyleyerek, "Ankara’nın parlayan bir yıldızına dönüşmüş olan bu güzel ilçemizde eşsiz sevgi çiçeği de yetişiyor. Yanı başımızda Müslüman kardeşlerimiz, komşumuz İran’da siyonist bir İsrail ve emperyalist Amerika’nın hesap kitap yapmadan, kimseye danışmadan, uyarmadan giriştikleri saldırılar sonucunda kan akıyor. Böyle bir günde Gölbaşı’nın eşsiz sevgi çiçeğinin yetiştiği bu topraklardan mübarek Ramazan gününde bir kez daha savaşın durmasını dileyelim, barış dileyelim. Tüm dünyadaki çocuklar için huzur dileyelim. 160 kız öğrencinin katledildiği o saldırıyı bir kez daha kınayalım. En kısa sürede barışın sağlanmasını dileyelim" diye konuştu. "Filistin’in olmadığı yere İsrail’i oturttular" Trump’ın Gazze merakı olduğunu söyleyen Özel, "‘Gazze’yi gördüm. Orada Filistinlilerin ne işi var?’ diyor. ‘Onları etraftaki beş Müslüman ülkeye süpürelim, oraya oteller, casinolar, kumarhaneler dikelim. Sahil de güzel, denizinde de petrol var. Gazze’yi istiyorum’ diyor. Şimdi bu Trump kalkmış bir heyet kurmuş, dünyanın aklı başında liderleri uzak durmuş. Maalesef bizimkiler o heyete, Gazze Barış Masası’na güya adı barış, Gazze’yi yağmalama masasına oturdular. Dedik ki ‘Niye oturdunuz? Filistin yok.’ Dediler ki ‘İsrail de yok. İki taraf olmayacak, biz böyle yapacağız.’ Tam toplantıya iki gün kala İsrail’i, Netanyahu’yu kabul ettiler ve Filistin’in olmadığı yere İsrail’i oturttular. Böyle olunca o kumarhanelerin, otellerin dikileceği planlarını ortaya çıkardılar ve bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığında yapıyorlar" ifadelerini kullandı. "Trump’ın kurduğu düzen, yeni dünya düzeni olamaz" İran’daki savaşta Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) rejim değiştirmeye çalıştırdığını aktaran Özel, "Biz, İran’ın daha demokratik olmasını, kadın haklarına saygılı bir rejimin oluşmasını, insan hakkı ihlallerinin olmamasını isteriz ama bunların hepsini İran’dan, İranlıların kararıyla ve kendi iç meseleleri olarak halletmelerini, ülkelerini demokratikleştirmelerini isteriz. İran’a füzelerle, İran’a katliam dalışlarıyla, vuruşlarıyla yapılan saldırıları, ülke Venezuela olsa da İran olsa da ülkenin yönetim kadrolarına yapılan suikastleri ya da evine girip oradan kaçırma şeklindeki işleri dünyanın hiçbir yerinde doğru bulmuyoruz. Trump’ın kurduğu yeni düzen, yeni dünya düzeni olamaz. Bu düzene sonuna kadar itiraz ediyoruz" açıklamasında bulundu. Özel, "Ordumuzun, deniz kuvvetlerinin, Kuzey Kıbrıs’a hızla intikali ve orada her türlü tedbiri almasını fevkalade önemseriz. Aklımız Kıbrıs’tadır, Filistin’dedir, İran’daki Müslümanların yanındadır" dedi. "Hem kamuya olan borçlarımızı ödedik" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı ise, "Hem kamuya hem de esnafa aynı zamanda bankalara çok ciddi bir borç vardı. Personeline maaşını kredi vererek ancak verebiliyordu. Bir çok esnaf belediye bizden alışveriş yapmasın diye adeta dua ediyordu, imtina ediyordu. Mazotunu alamayan, arabasına adeta parça bulamayan sıkıntılı bir belediye devraldık. Ama biz bundan yılmayacağımızı ortaya koymuştuk göreve talip olmakla beraber. Onun için hiç yılmadık ve dedik ki o günlerde inşallah 2025 sonunda bütçeye ulaşacağız. Rabbim bizi mahcup etmedi geldiğimiz bugün itibariyle. Hem kamuya olan borçlarımızı ödedik. Hem piyasaya esnafa olan borçlarımızı ödedik. Gölbaşı’na mal satmaktan kaçınan insanlar esnaf bugün Gölbaşı Belediyesi’ne mal satmak, Gölbaşı Belediyesi’ne hizmet vermek için birbiriyle yaraşıyor" diye konuştu.