GÜNDEM - 28 Aralık 2019 Cumartesi 09:54

Uçak kazasından sağ kurtulmuştu, 25 yıl sonra o kazayı anlattı

A
A
A
Uçak kazasından sağ kurtulmuştu, 25 yıl sonra o kazayı anlattı

Van’da 1994 yılında yaşanan uçak kazasından sağ kurtulan 22 kişiden biri olan Adem Bilici, 25 yıl sonra o korkunç kazada yaşadıklarını anlattı. Kazanın izini yüzünde taşıyan Bilici, o günden sonra sadece bir kez uçağa binebildi.

29 Aralık 1994 tarihinde Ankara Esenboğa'dan Van'a gitmek için havalanan Boeing 707-400 tipi Mersin uçağı; kötü hava şartları nedeniyle dağa çarparak parçalanmış, kazada 54 kişi yaşamını yitirmişti. Türk uçuş tarihine 'en korkunç kazalardan biri' olarak geçen bu kazada 22 kişi kurtulmuştu. O kazadan sağ kurtulan isimlerden biri de Ankara'da yaşayan 47 yaşındaki Adem Bilici. Kaza sonrası tüm hayatı değişen Bilici, yıllarca yüzündeki izi saklamak zorunda kaldı. Yüzündeki yara izinden çocukların korktuğunu söyleyen Bilici, yaşadığı korku dolu kazayı hiç unutamadı.

Köy muhtarının 'öldü' diye beyanda bulunması nedeniyle bir buçuk yıl askere gitmek için mücadele eden Bilici, tezkeresine günler kala uçak kazası yaşadı. Bilici, sadece kendinde bulunan korkunç kazaya ait fotoğrafları da uçak biletini de halen saklıyor. Bilici, kazadan sağ kurtulmasını ise emniyet kemerine bağlıyor. Kaza sonrası sürekli kaza anını rüyasında gördüğünü kaydeden Bilici, kaza sonrası bir kez uçağa binebildi.

"Kemerleri takılı olmayanlar, ilk çarpmada fırladılar"

Kazanın ardından kötü günler geçiren Bilici, o gün yaşadıklarını hala unutamıyor. Feci uçak kazasında yaşadıklarını anlatan Adem Bilici “Kazanın gerçekleştiği sırada ben askerdim. Uçağa bindikten sonra sakin geçti hiçbir sıkıntı olmadı. 2 kez iniş yapmak istedi olmamış hava sisliydi, yağışlıydı kar yağıyordu. Ondan sonra 3'üncü seferinde dağa çakıldı. O anda yani mahşerdi. Ölüm anlık bir şeydi. Kemerleri takılı olmayanlar, ilk çarpmada fırladılar. Benim kemerim takılıydı. Suratım parçalandı, dişlerim parçalandı, omzum parçalandı. Allah’ın izniyle ölümden kurtulduk. Sonra ben 10-15 dakika yattım. Üzerime bir parça düşmüş. Etrafta parçalanan insanlar vardı. Köylülerin sesini duydum. Bağırdım 'imdat, yardım edin buradayız' diye. Sesime geldiler. İlk beni kaldırdılar" dedi.

"Bir asker aldı beni köye kadar götürdü"

Yardıma gelenleri uçağın arkasında bulunan yaralılar için yönlendirdiğini belirten Bilici, "Arkada daha kötüler var dedim ben ayakta durabiliyorum, onlara gidin dedim. Bir asker aldı beni köye kadar götürdü. Ambulanslar çok geç geldi çünkü yol yokmuş. Her yer kar. Hala da yağıyor. İlk Van Devlet Hastanesine götürdüler. Beni ilk aldıklarında ben bağırıyorum bana dokunduklarında, her yerim ağrıyor. 22 kişi kurtuldu diyorlar ama benim görebildiklerim 3 kişiydi, daha birçok ölenler oldu" diye konuştu.

Uçak kazasından sağ kurtulmuştu, 25 yıl sonra o kazayı anlattı

"Oradan sağ kurtulan askerlere ulaşabilmeyi çok istiyorum"

Uçakta orta sıralarda oturduğunu söyleyen Bilici, "Kazadan çıkan ölüleri hastanenin bahçesine yığdılar. Yüzde 90'ı tanınmayacak haldeydi. Ben uçağın tam orta kanat kısmındaydım hiç unutmam 17-f. Oradan sağ kurtulan askerlere ulaşabilmeyi çok istiyorum. Ben askerdim, bana normal yolcu statüsü vermiş" ifadelerini kullandı.

Uçak kazasından sağ kurtulmuştu, 25 yıl sonra o kazayı anlattı

"Ben, suratım yüzünden otobüslere binemedim"

Kaza sonrası yıllarca çalışamadığını kaydeden Bilici, "Ben, suratım yüzünden otobüslere binemedim. Kaç kere dolmuşa bindim çocuklar bana bakıp ağladıkları için dolmuştan yerime varmadan indiğim oldu. Oturup kenarlarda ben ağlardım. 2 kez kendi imkanlarımla estetik ameliyatı oldum. Öyle olduğum halde kapanmadı" şeklinde konuştu.

Uçak kazasından sağ kurtulmuştu, 25 yıl sonra o kazayı anlattı

Askere gitmek için bir buçuk yıl mücadele etti

Askere gidişinin de oldukça karmaşık bir durum olduğunu ifade eden Bilici, “Benim askere gidişim de çok enteresandı. Kağıtlarım nasıl olduysa başka bir köye kayıtlıymışız biz. Kağıtlarım çıkmamış. Hatta o köyün de muhtarına sürekli baskın yapmışlar tabi en sonundan 'Adem Bilici ölmüştür' diye rapor vermiş. Bir buçuk yıl geç gittim ben. Kaza demek ki Allah’ın takdiri yani sonuçta o kazayı yaşayacakmışım. Yoksa 15 aydı eğer zamanında gitmiş olsaydım ben askere girdim 10 gün sonra 19 aya çıktı askerlik. Askerliğimi de 19 ay yaptım ben. O kaza muhakkak kaderimde varmış ki bir gecikme oldu yani. Ben askerliğimi çok severek yaptım" dedi.
Apartman görevlisi olarak hayatını devam ettirdiğini ifade eden Bilici, "En ağır işim paspas atmak. Mesela paspas attığım gün sağ kolumun ağrısından yatamıyorum. Ben bunları yaşıyorum, hala da yaşıyorum. Dişlerim sakat benim dişlerim tamamen gitti. O kaza esnasında sadece düşündüğüm yeni çocuğum olmuştu onları düşündüm. Eşimi düşündüm, çocuklarımı düşündüm" diye konuştu.

Hülya Keklik - Fatih Erdoğan - Neşra Durmaz
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Göktaş: "Tek bir hedefimiz vardı: Hiç kimseyi geride bırakmamak" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "2002’den bu yana, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonla attığımız her adımda tek bir hedefimiz vardı: Hiç kimseyi geride bırakmamak. Çeyrek asra sığdırdığımız çalışmalarla sosyal hizmetlerimizi ülkemizin dört bir yanına ulaştırdık. Çok şey yaptık. Çok daha fazlasını yapacağız" dedi. Bakan Göktaş sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "2002’den bu yana, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonla attığımız her adımda tek bir hedefimiz vardı: Hiç kimseyi geride bırakmamak. Çeyrek asra sığdırdığımız çalışmalarla sosyal hizmetlerimizi ülkemizin dört bir yanına ulaştırdık. Çok şey yaptık. Çok daha fazlasını yapacağız. Bazılarını sayalım: Uluslararası alanda örnek gösterilen Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi ile 86 milyon vatandaşımıza dokunuyoruz. 1 milyon 120 bin engelli, engelli yakını ve yaşlı vatandaşımıza düzenli destek sağlıyoruz. 517 bin engellimizi evde bakım yardımıyla destekliyoruz. Sadece geçtiğimiz Mart ayında; 9,8 milyar TL yaşlı ve engelli aylığı, 7,1 milyar TL evde bakım yardımı ödemesini vatandaşlarımızın hesaplarına yatırdık. Doğum yardımlarıyla bugüne kadar 923 bin 64 anneye 13,9 milyar TL destek sağladık. Ayrıca yüz binlerce çocuğumuz için düzenli ödemelerimizi sürdürüyoruz. Aile ve Gençlik Fonu ile gençlerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Bugüne kadar 132 bin 688 gencimize 10,7 milyar TL destek verdik. Kadına yönelik şiddetle mücadelede 81 ilde hizmet veren 86 ŞÖNİM ile 7/24 sahadayız. Kadınlarımızın yanında, güçlü bir destek mekanizmasıyla duruyoruz. Çocuklarımız için koruyucu aile modelini büyüttük. Bugün yaklaşık 11 bin evladımız, sevgi dolu ailelerin yanında büyüyor. Engelli bireylerimizin istihdama katılımını artırıyor, ailelerine hem maddi hem rehberlik desteği sunuyoruz. Yaşlılarımız için yalnızca kurum bakımını değil, yerinde ve onurlu yaşamı esas alıyoruz. Bu nedenle gündüz bakım merkezlerimizi yaygınlaştırıyoruz. Biz bu yola sadece hizmet etmek için değil, gönüllere dokunmak için çıktık. İnancımız bir, niyetimiz bir, yolumuz bir. Daha güçlü, daha müreffeh bir Türkiye için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.
Manisa Savunma sanayiinde üretim seferberliği Manisa’da düzenlenen 8. Kalıp Zirvesi’ne katılan ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Yaman, artan mühimmat ihtiyacı ve değişen savaş dinamiklerinin savunma sanayiinde büyük bir üretim seferberliğini zorunlu kıldığını söyledi. Manisa’da gerçekleştirilen 8. Kalıp Zirvesi programına katılan ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı ve Radar-Elektronik Harp Sektör Başkanı Mustafa Yaman, savunma sanayiinde son yıllarda yaşanan dönüşüme dikkat çekti. Yaman, pandemiyle başlayan tedarik zinciri sorunlarının, savaşlarla birlikte üretim ve stok yönetimini kökten değiştirdiğini ifade etti. Pandemi sürecinde üretimin yavaşladığını ve tedarikte ciddi sıkıntılar yaşandığını belirten Yaman, bu dönemin sanayiye önemli dersler verdiğini söyledi. Yaman, "Yalın üretim anlayışıyla stoksuz ilerlemek mümkün görünüyordu ancak pandemiyle birlikte stoklu çalışmanın zorunluluğu ortaya çıktı. Tedarikçilerin çeşitlendirilmesi ve lojistiğin güvence altına alınması gerektiği net şekilde görüldü" dedi. "Malzemelerin yurt içinde üretilmesi artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi" Yurt dışı tedarikte yaşanan zorlukların yerli üretimin önemini artırdığını vurgulayan Yaman, "Malzemelerin yurt içinde üretilmesi artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Aynı zamanda insan bağımlılığını azaltan otomasyon ve dijitalleşme süreçleri hız kazandı" diye konuştu. Savaş teknolojilerindeki değişime de değinen Yaman, özellikle Ukrayna-Rusya savaşıyla birlikte dronların ve elektronik harbin öne çıktığını belirtti. Yaman, "Ucuz ve çok sayıda sistemle karşı tarafı doyuma ulaştırmak yeni bir strateji haline geldi. Ancak sadece dronlar yeterli değil. İleri teknoloji sistemlerle birlikte hibrit bir yapı gerekiyor" ifadelerini kullandı. Hindistan-Pakistan gerilimi ve Orta Doğu’daki çatışmaların da bu gerçeği ortaya koyduğunu belirten Yaman, hem düşük maliyetli hem de yüksek teknolojili sistemlerin birlikte kullanılmasının zorunlu hale geldiğini söyledi. "Savunma sanayiinde üretim seferberliği var" Artan ihtiyaçların üretim kapasitesini doğrudan etkilediğini dile getiren Yaman, "Bundan 10 yıl öncesine göre mühimmat tüketimi inanılmaz seviyelere ulaştı. 12 günde ya da bir ayda harcanan mühimmat çok yüksek rakamlara çıktı. Bu da daha fazla üretimi zorunlu kılıyor. Şu anda savunma sanayiinde tam anlamıyla bir üretim seferberliği var" dedi. Klasik üretim yöntemleriyle bu talebin karşılanmasının zor olduğunu vurgulayan Yaman, seri üretim tecrübesine sahip sektörlerin devreye girmesi gerektiğini ifade etti. Yaman, "Otomotiv, beyaz eşya ve iklimlendirme sektörlerindeki üretim tekniklerinin savunma sanayine entegre edilmesi gerekiyor. Bu sayede maliyetler düşürülebilir ve üretim hızlandırılabilir" diye konuştu. Manisa sanayisinin bu noktada önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Yaman, firmaların savunma sanayi şirketleriyle iş birliğini artırması gerektiğini söyledi. Yaman, "Doğru yatırımlar ve doğru iş birlikleriyle Manisa, savunma sanayine ciddi katkı sağlayabilir. Önümüzde çok büyük bir üretim ihtiyacı var" dedi.