KENT HABERLERİ - 17 Eylül 2016 Cumartesi 10:36

Umudun ve Barışın “Ana Şehri” Kilis

A
A
A
Umudun ve Barışın “Ana Şehri” Kilis

Kilis Belediyesi tarafından T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonu’nun katkılarıyla yaptırılan ‘Ana Şehir’ adlı reklam filmi, Suriye’de yaşanan dramın, Türkiye’nin ve Kilis’in bu konuda gösterdiği duyarlılık ve fedakarlığın Türk ve dünya kamuoyuna duyurulmasını amaçlıyor.

Kendi nüfusundan daha fazla Suriyeli’yi bir anne şefkatiyle bağrına basan Kilis, Türkiye’nin vicdani göçmen politikasının arkasındaki duygu ve düşünceyi Türk ve dünya kamuoyuna duyurmak amacıyla bir reklam filmi yaptırdı. Ülke geneline hızla yayılan iç savaş, milyonlarca Suriyeli vatanlarını terketmeye mecbur bırakırken, sınır komşusu Türkiye onlara ilk kucak açan ülke oldu. Hükümetin başlattığı seferberliği yerel yönetimlerin de aynı hassasiyetle sahiplenmesi sayesinde ağırlığı yaşlı, kadın ve çocuklardan oluşan yaklaşık iki buçuk milyon mülteci insani koşullarda yaşama imkanına kavuştu.

Türkiye bu özverili misafir perverliğiyle örnek bir ülke olurken Kilis, sınır tanımayan iyilik çabasıyla tüm dünyanın takdirini topladı.Suriye sınırında yer alan ve resmi kayıtlara göre 90 bin nüfusu olan Kilis, 130 bine yakın Suriyeli’ye kucak açtı. Yaklaşık beş yıllık süreçte T.C. Hükümeti, Kilis Valiliği ve Kilis Belediyesi, ani nüfus artışı karşısında altyapı hizmetleri ve sosyal politikalar konusunda üstün bir başarı sergileyerek Suriyelilerin şehre ve hayata en kısa sürede adapte olabilmesini sağladı. Kilis halkı, misafirlerinin kendilerini evlerinde hissetmeleri için her türlü fedakarlığı yaptı. Bugün iki halkın huzur ve barış içinde yaşadığı, kayda değer asayiş sorunlarının görülmediği Kilis, bu örnek davranışıyla Nobel Barış Ödülü’ne de aday gösterildi.
İç savaşın yıktığı umutları onarmanın sevgi ve şefkatle mümkün olabileceğini kanıtlayan Kilis, bu düşünce ve davranışını dünya kamuoyuyla paylaşıyor. Filmde, Suriyelilerin yaşadığı acılar, annesini kaybeden küçük bir Suriyeli kız çocuğu üzerinden anlatılıyor. Halep’te bir bombardımanda annesini kaybeden küçük kız, Suriyeli bir kafileyle geldiği Kilis’te, Kilisli bir kadını ölen annesine benzetiyor. Annesi olmadığını anlayınca bir hayal kırıklığı yaşamasına rağmen Kilisli anne ona gerçek annesi gibi kucak açıyor. Aslında Kilis, tüm Suriyelilere aynı şefkatle kucağını açıyor.

Kilis Belediye Başkanı Av. Hasan Kara “Ana Şehir” filmiyle ilgili yaptığı açıklamada “Türkiye’nin göçmen politikası muhalefet tarafından çok eleştirildi. Dünya basınında da Türkiye sınırından terör örgütleri mensuplarının geçtiği iddiaları yer aldı. Oysa bu göç hareketinin merkezinde bulunan sınır şehri Kilis, dramatik gerçeği en acı haliyle gördü ve yaşadı. Türkiye’nin Suriyeli göçmen siyaseti tamamen vicdan ve merhamet üzerine kuruludur” dedi.

Kara, “Kilis kendi nüfusundan fazla göçmeni kabul etmekle kalmadı, aynı zamanda bu şehirde yaklaşık beş yıldır Türkler ve Araplar barış içinde yaşadılar ve yaşamaya devam ediyorlar. Hem de Suriye tarafından provokasyon amaçlı atılan füzelere rağmen. Kilis halkı Suriyeli misafirlerini bir anne şefkatiyle kucakladı ve ‘Anaşehir’ ünvanını kazandı. Filmimiz bu olguyu bütün samimiyeti ve gerçekliğiyle Türk ve dünya kamuoyunun gözlerinin önüne sermektedir” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’ta nefes kesen çığ tatbikatı: Ekipler zamanla yarıştı Kars’ta AFAD ve UMKE koordinasyonunda çok sayıda ekibin katılımıyla gerçekleştirilen çığ tatbikatı gerçeğini aratmadı. Senaryo gereği çığ altında kalan vatandaşları kurtarmak zamanla yarışan ekiplerin performansı dikkat çekti. Kars Valiliği koordinesinde, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) tarafından Sarıkamış Osman Yüce Kayak Merkezi bölgesinde geniş kapsamlı bir çığ tatbikatı düzenlendi. Bölgenin zorlu kış şartlarına hazırlıklı olmak amacıyla yapılan tatbikata AFAD, UMKE, jandarma, itfaiye, Kızılay ve kara yollarından çok sayıda personel ve tam donanımlı araç katıldı. "Kar altında yaşam mücadelesi" Senaryo gereği, bölgede meydana gelen çığ sonrası 3 vatandaşın kar kütleleri altında kaldığı ihbarı üzerine ekipler teyakkuza geçti. Kısa sürede olay yerine ulaşan ekipler, kar motorları ve paletli araçlarla bölgeye intikal etti. "Dedektör köpekler ve sondalar devreye girdi" Arama kurtarma köpeklerinin de destek verdiği çalışmalarda, ekipler kar altında kalanların yerini tespit etmek için bölgeyi didik didik aradı. Sonda çubuklarıyla yapılan fiziksel aramalar sonucunda 2 yaralı, 1’de hayatını kaybeden vatandaşların yerleri belirlendi. Kar kürekleriyle hummalı bir çalışma yürüten ekipler, kısa sürede kazazedelere ulaştı. "İlk müdahale karın altında yapıldı" Kar altından çıkarılan yaralılara ilk müdahale, UMKE ekipleri tarafından olay yerinde yapıldı. Sedyelere alınan yaralılar, paletli ambulanslarla güvenli bölgeye taşınarak sağlık kuruluşlarına sevk edildi. "Her an göreve hazırız" Tatbikatı hakkında gazetecilere açıklamalarda bulunan AFAD Kars İl Müdürü Ömer Bozkurt, "Her şeyden önce hepinizin bildiği gibi ülkemiz bir afet ülkesi, afetlerle birlikte yaşamı, afetlerle birlikte mücadele, afetlere karşı bilinçli toplum oluşturmak hedefi üzerine tatbikatlarımızı gerçekleştiriyoruz. Bugün de Sarıkamış ilçemizde çığ tatbikatımızı gerçekleştirdik. Senaryomuzu göre, 2 vatandaşım çığ altında yaralı, 1’de hayatını kaybetmiş olmak üzere 3 vatandaşımız çığ altında kaldı. Ekiplerimiz ile birlikte tatbikatımızı gerçekleştirdik. Bu tatbikat kurumlar arası iş birliğini, koordinasyonu güçlendirdiğini gördük. Bundan sonra oluşabilecek afetlerde daha hızlı, daha etkin müdahale edebilmek için planlarımızı yapıyoruz" dedi. Sarıkamış ilçesinde geniş katılımla yapılan çığ tatbikatı, yapılan değerlendirmelerin ardından sona erdi. Tatbikat ekiplerin uyum içerisinde çalışması kameralara yansıdı. Kars’ta ekiplerin olası afet durumlarına karşı hazır olduğu görüldü.
İstanbul New York Times’ın yarışmasında İzmirli öğrencilerden başarı tablosu Gökkuşağı Koleji İzmir Şubesi lise öğrencileri, dünyanın en prestijli yayın organları arasında yer alan New York Times tarafından düzenlenen "Tiny Memoir Contest" (Kısa Anı Yarışması) kapsamında binlerce rakibini geride bırakarak büyük bir başarıya imza attı. Uluslararası IB ve Cambridge akreditasyonlarına sahip Gökkuşağı Koleji, İzmir şubesinde eğitim gören 8 lise öğrencisi, New York Times’ın düzenlediği ve dünya genelinden tam 14 bin 232 eserin katıldığı "Tiny Memoir Contest" kısa anı yazma yarışmasında Türkiye’yi başarıyla temsil etti. 14 bin eser arasından ilk yüzde 20’ye Öğrencilerin kişisel hikayelerini özgün anlatım ve edebi derinlikle kaleme aldığı yarışmada eserler; dil kullanımı, anlatım bütünlüğü ve özgünlük kriterleri doğrultusunda değerlendirildi. Bu kapsamda Gökkuşağı Koleji öğrencileri, 14 bin 232 başvuru arasından sıyrılarak ikinci tura yükselmeye hak kazandı ve yarışmanın en güçlü aşamalarından birine adım attı. İkinci turda yarışan 2 bin 358 seçkin eser arasında yapılan değerlendirmeler sonucunda ise öğrenciler, ilk yüzde 20’lik dilimde yer alarak hem jüri üyelerinin hem de organizasyonun takdirini kazandı. Elde edilen bu başarı; öğrencilerin edebi yetkinliğini, kendini ifade etme becerisini ve düşünme gücünü ortaya koyarken, Gökkuşağı Koleji’nin nitelikli eğitim yaklaşımını da güçlü bir şekilde yansıttı. "Uluslararası vizyonumuzun meyvelerini topluyoruz" Gökkuşağı Koleji İzmir (Çiğli) Şubesi Müdürü Pınar Değirmenci, İstanbul Gelişim Üniversitesi ile aynı uluslararası vizyonu paylaşan ve nitelikli eğitim anlayışıyla "K12’den Üniversiteye" sürdürülebilir bir başarı modeli benimseyen Gökkuşağı Koleji adına bu başarının tesadüf olmadığını belirtti: "Öğrencilerimizin İngilizceyi sadece bir iletişim aracı olarak değil, kendilerini ifade edebilecekleri bir sanat dalı olarak kullanmaları bizler için gurur verici. New York Times gibi dünya devlerinin değerlendirdiği bir platformda, bu denli yüksek bir rekabet içinde ilk yüzde 20’ye girmek, kolejimizin uluslararası eğitim anlayışının ve öğrencilerimizin entelektüel derinliğinin bir kanıtıdır." Cambridge Eğitim Programı’nın kazandırdığı eleştirel düşünme ve yazma becerileriyle donanan Gökkuşağı Koleji öğrencileri, elde ettikleri bu başarıyla hem İzmir’in hem de Türkiye’nin adını uluslararası edebiyat çevrelerinde duyurdu.
İzmir Karagöz ve Hacivat’ın 700 yıllık ışığı dijital çağa direniyor Modern teknolojinin ve dijital eğlence dünyasının kuşatması altındaki geleneksel Karagöz ve Hacivat sanatı, İzmirli "Hayalbazlar"ın ellerinde hayat bulmaya devam ediyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Karagöz ve Hacivat sanatı, 700 yıllık geçmişinden aldığı güçle dijital çağın ekranlarına karşı beyaz perdeyi savunuyor. Tarihi sahnelerden kültür merkezlerine, dijital platformlardan mahalle meydanlarına kadar her alanda sergilenen Karagöz ve Hacivat sanatı, özellikle Ramazan aylarında yoğunlaşsa da yılın her döneminde yeni nesille buluşturulmaya çalışılıyor. Dana veya deve derisinden sabırla işlenen tasvirler, kök boyalarla renklendirildikten sonra bir mum veya ampul ışığının yardımıyla beyaz perdeye yansıtılıyor. Tek bir sanatçının (Hayalbaz) onlarca farklı karakteri aynı anda seslendirmesi ve doğaçlama yeteneğiyle harmanlanan oyunlar, izleyiciyi hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Bu kadim sanatın yaşatılmasındaki temel amaç, sadece bir eğlence sunmak değil; toplumsal hoşgörüyü, kültürel kimliği ve usta-çırak ilişkisine dayanan zanaatkarlığı gelecek kuşaklara aktarabilmek. "Z kuşağına gölgeyle ulaşıyoruz" Son dönem hayalbazlarından olan Tuncer Savcı, Karagöz ve Hacivat sanatını yaşatmaya ve gelecek kuşaklara tanıtmaya gayret ediyor. Çocukların ekranlara hapsolmuş durumda olduğunu belirten Savcı, "Ancak perdenin bir başka büyüsü var. Karagöz’ün o saf patavatsızlığı ve Hacivat’ın bilgeliği, bugün sosyal medyadaki içeriklerden çok daha sahici bir aynalık yapıyor topluma. Biz sadece deri oynatmıyoruz, bir felsefeyi yaşatıyoruz." dedi. Tasvir yapımının zorluğu ve ekonomik kaygılar nedeniyle yeni çırakların yetişmemesi, bu 700 yıllık ışığın sönme riskini de beraberinde getiriyor. Tuncer Savcı, bu sanatın sadece "nostalji" olarak görülmemesi ve eğitim müfredatlarında daha fazla yer alması gerektiğini vurguluyor.