KÜLTÜR SANAT - 03 Kasım 2022 Perşembe 11:53

Üniversite öğrencisinin uluslararası festival başarısı

A
A
A
Üniversite öğrencisinin uluslararası festival başarısı

Üniversite öğrencisi Ali Rauf Dinler, International Scout Film Festivali’nde ‘Bertalon’ filmi ile çeyrek finale kaldı. Festival, 24 yaş ve altındaki genç film yapımcılarını desteklemek ve başarılarını kutlamak amacıyla düzenleniyor.

Bu yıl altıncısı düzenlenen Uluslararası Scout / İzci Film Festivali Boston Massachusetts’te gerçekleştirildi. 24 yaş ve altındaki genç film yapımcılarını desteklemek ve başarılarını kutlamak amacıyla düzenlenen festivalde, Doğuş Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü öğrencisi Ali Rauf Dinler ‘Bertalon’ filmi ile çeyrek finale kaldı.

Öğrencinin filmi ile elde ettiği diğer başarılar ise şu şekilde:

  • Uluslararası Üç Film Festivali gösteri seçkisi
  • Luleâ International Film Festivali gösteri seçkisi
  • Bolivya Black Cat Film Festivali gösteri seçkisi
  • Stockholm City Film Festivali Film Festivali gösteri seçkisi
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Yerli ırklar daha dayanıklı İstanbul’da 17 yıl avukatlık yaptıktan sonra memleketi Aydın’a dönüp avukatlığın yanında hayvancılık da yapmaya başlayan Mücahit Kibar, hobi olarak başladığı hayvancılığı kısa sürede profesyonel bir üretim modeline dönüştürdü. ’Anası 50 lira, danası 100 lira’ sloganıyla özetlediği sığırlarda ’taşıyıcı anne’ sistemi ile Kibar, çiftliğiyle hem et verimini artırmayı hem de maliyetleri düşürmeyi hedefliyor. İstanbul’da uzun yıllar avukatlık yaptıktan sonra memleketi Aydın’a dönen Mücahit Kibar, mesleğini sürdürürken aynı zamanda tarım ve hayvancılık alanında yeni bir girişime imza attı. Küçük bir başlangıçla kurduğu çiftlikte zamanla üretim modelini geliştiren Kibar, besi materyalini dışarıdan temin etmek yerine kendi işletmesi içinde üretmeye yöneldi. Yerli ırkları ’taşıyıcı anne’ olarak kullandıkları sistemde, etçi ırklardan elde edilen spermlerle yüksek verimli buzağı üretimi hedeflediklerini kaydeden Kibar, bu yöntemle hem maliyetlerin düşürüldüğünü hem de daha sürdürülebilir bir besicilik modeli oluşturulduğunu belirterek üretimde verimliliği ön planda tuttuklarını ifade etti. Küçük bir başlangıçla hayvancılığa adım attığını belirten Kibar, "Aydınlıyım ve uzun süre İstanbul’da avukatlık yaptım. Daha sonra memleketime dönerek Aydın’a yerleştim. Buraya geldikten sonra hayvancılığa başladık. Üç dört hayvanla başladık, öğrendikçe geliştirdik, değiştirdik. Besi materyali dediğimiz küçük danaları dışarıdan almak çok maliyetliydi. Biz de bunu kendimiz üretmeye karar verdik. Araştırmalarımız neticesinde bu işi hem yapanlarla hem de uzmanlarla konuştuk ve yerli ırklarla çalışmaya başladık" dedi. "Anası 50 lira, danası 100 lira" Üretim sisteminin temelinde ’taşıyıcı anne’ modeli olduğunu belirten Kibar, yerli ırkların dayanıklılığına dikkat çekti. Kibar, "Yerli anaç hayvanlar çok ucuz. Bu bölgenin hava şartlarına ve mikroplara çok alışkın ve dayanıklılar. Diken yese de, çöp yese de büyüyorlar, gelişiyorlar ve buzağı veriyorlar. Bizim işimiz bir nevi koyunculuğun büyükbaş hali. Koyuncular süt sağmaz sadece kuzuya çalışırlar, biz de burada sadece buzağıya çalışıyoruz. Bizim amacımız iyi spermadan kaliteli buzağılar elde etmek. Bizim için anne hiç önemli değil. Bir anne melez olursa gen aktarımı hemen hemen olmuyora yakın. Baba daha baskın karakter oluyor. Dolayısıyla da çıkacak olan yavru babaya benziyor. Biz de buradan iyi bir ırk elde ediyoruz. Anayı taşıyıcı olarak kullanıyoruz. Yerli ırklarla melezleme yapıyoruz, et üretmek için yaptığımız besi materyalini buradan alıyoruz. Örnek veriyorum, bizim burada bir tane beyaz Simental kırığı bir danamızı var, hemen yanında da annesi var. Annesinin boyuna gelmek üzere. O dana 4-5 aylık. Kimse onu bilmez o anneden olduğunu. ’Bu hayvanın doğuracağı ne işe yarar?, hayvan küçücük, anası ne ki danası ne olsun?’ derler. Benim sloganım da ’anası 50 lira, danası 100 lira.’ Bu anlayış ile burada çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Üretim modelinin karlılığını anlattı Üretim modelini anlatan Kibar, karlılık ve doğal yetiştiriciliğe dikkat çekerek, "2025 Kurban Bayramı sonrası buradaki anneleri ortalama 42’şer bin liraya topladım. Hepsinden de bir sefer buzağı aldım. Buzağıların en düşüğünü de 110 bin TL’den sattım. Dolayısıyla ben burada karlı bir iş yaptım. Bakım maliyetlerim diğer kültür ırklarına göre çok düşük. Çünkü ben bunlardan süt sağmıyorum. Hayvanın günlük verdiği süt 4-5 kilogram civarında. Onu da buzağı istediği kadar emebiliyor. Böyle yapınca inek mastitis olmaz, buzağı ishal olmaz. Buzağı doğar doğmaz annesindeki ağız sütünü yani kolostrumu alır ve bağışıklığını kazanır. Biz buzağının peşinde koşacağız, ’aman ishal olacak, aman ayıralım, 2 kilo süt verdik, 5 kilo süt verdik, sütün ısısını ayarladık, ayarlamadık’ gibi bunlarla uğraşmayız. Anneden nasıl geliyorsa süt, doğal bir şekilde buzağı emer" ifadelerini kullandı. "Yerli ırkla melezleme et açığına çözüm olabilir" Sistemin en önemli avantajlarından birinin düşük bakım maliyeti ve doğal üretim süreci olduğunu vurgulayan Kibar, hayvan sağlığı açısından da önemli bir kolaylık sağladıklarını söyledi. Kibar, "Burada bir üretim modeli var. Yerli dişi ırklarla kaliteli erkek etçi ırkları melezlemenin ülkedeki et açığına çok büyük katkısı olacağını düşünüyoruz. Bir örnek daha vermek gerekirse, burada bir anne var ve çok büyük çaplı bir anne değil. İlk yavrusu Angus’tu, sattık. Şimdi içinde Hereford var. Aslında bizim hayvanlarımızın onlardan hiçbir farkı yok. Bunların doğuracağı angusların, Uruguay’dan gelen angustan hiçbir farkı yok. Aksine ondan fazla kilo alır, ondan aşağı kilo almaz. Ama biz ne yapıyoruz? Bütün paramızı döviz yapıp yurt dışına gönderiyoruz. Yerli üreticimiz de bıkıyor artık. Sütün, etin para etmediğini söylüyor. Etmez. Çünkü ben 200 bin liralık bir anne alıp günün sonunda 100 bin lira kazanıyorsam benim yaptığım iş mantıklı değil. Ama 50 bin liralık bir anne alıp 100 bin kazanıyorsam benim işim mantıklı" dedi. "Daha az insan, daha çok huzur" Hem avukatlık mesleğini sürdürdüğünü hem de hayvancılığın kendisine farklı bir huzur verdiğini dile getiren Kibar konuşmasını şu sözlerle noktaladı; "Başta babam bu işi yapmamı istemiyor. ’Ben seni okuttum, büyüttüm, avukat oldun. Avukatlık yap’ diyor. Ben avukatlığımı zaten yapıyorum. Ama şimdi ben avukatlıkta elde ettiğim stresimi dama geldiğim zaman çobanlık yaparak atıyorum. Yani ben ’çobanlıktan mutluyum, avukatlıktan mutluyum?’ Avukatlığı 17 yıldır yapıyorum, mesleğimi seviyorum. Ama çobanlıkta daha mutluyum. Daha az stresliyim, daha az insan, daha çok huzur."
İstanbul Fenerbahçe’de geleneksel bayramlaşma töreni gerçekleştirildi Fenerbahçe’de geleneksel bayramlaşma töreni, Kurban Bayramı’nın 4. gününde yapıldı. Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, gelecek hafta sonu yapılacak olağanüstü seçimli genel kurul toplantısına dikkat çekerek, "Haftaya da bir demokrasi bayramımız var. O da şimdiden kutlu olsun. Fenerbahçe için hayırlısı olsun" dedi. Fenerbahçe camiası, geleneksel bayramlaşma töreni kapsamında Faruk Ilgaz Tesisleri’nde bir araya geldi. Kurban Bayramı’nın 4. gününde gerçekleştirilen törene Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, yönetim kurulu üyeleri, yüksek divan kurulu ve kulüp üyelerinin yanı sıra, dernek başkanları ve kulüp personelleri katıldı. Şekip Mosturoğlu: "İnşallah birlik ve beraberliğimiz daim olur" Törende konuşan Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, "Bayramlar birlik ve beraberliğe vesile oluyor, inşallah birlik ve beraberliğimiz daim olur. Bu birlik ve beraberlikle aşamayacağımız engel olmayacaktır. Karşılaştığımız her türlü zorluklarda da inanılmaz bir güç olacaktır. Hepinizi çok seviyorum" ifadelerini kullandı. Sadettin Saran: "Haftaya da bir demokrasi bayramımız var" Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran da, sarı-lacivertlilerin en büyük gücünün şartlar ne olursa olsun kenetlenebilmesi olduğunu vurgulayarak, "Bu kenetlenmeleri senelerdir yaşıyoruz. Yaşamaya da devam edeceğiz. Bu 9 günlük bayramda buraya zaman ayırıp geldiniz, Fenerbahçe sevginizden dolayı geldiniz. İyi ki varsınız. Seçim sürecinde, başkanlık sürecinde bana hep destek oldunuz. Bu desteğinizden dolayı çok teşekkür ederim. Benim için çok kıymetli ve hiç unutmayacağım. Bugün burada son bayramlaşma töreninde sizlerle olmaktan dolayı hem duyguluyum, hem mutluyum. Bir yere gitmiyorum. Fenerbahçe sevgimiz, ben ve arkadaşlarımın içinde. Samimi ve sahici şekilde destek olacağız. Haftaya da bir demokrasi bayramımız var. O da şimdiden kutlu olsun. Fenerbahçe için hayırlısı olsun. Tekrar hepinize teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Mersin Mersin’de kuşaklar aynı sahnede buluştu Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ’Bir Kuşaktan Bir Kuşağa’ konserinde, emeklilerden oluşan koro sahne aldı. Türküler, marşlar ve unutulmaz eserlerin seslendirildiği geceye vatandaşlar Türk bayraklarıyla eşlik etti. Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde Kongre ve Sergi Sarayında gerçekleştirilen konserde, Büyükşehir Emekli Evi üyelerinden oluşan ’Türkülü Yürekler Korosu’ sahne aldı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Türk Müziği Orkestra Şefi Erdal Koşar yönetimindeki konserde, türküler ve marşlar salonu dolduran sanatseverlerle birlikte seslendirildi. Konserde, Zülfü Livaneli’nin ’Merhaba’, ’Yiğidim Aslanım’ ve ’Güneş Topla Benim İçin’ eserleri yoğun alkış alırken, Nazım Hikmet’in ’Karlı Kayın Ormanı’, Sabahattin Ali’nin ’Leylim Ley’ ve ’Değmen Benim Gamlı Yaslı Gönlüme’ türküleri de dinleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Geceye damga vuran anlardan biri ise Edip Akbayram’ın ’Hasretinle Yandı Gönlüm’ eserinin vatandaşlarla birlikte hep bir ağızdan söylenmesi oldu. Konserin açılışında konuşan Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Engin Yıldırım, Büyükşehir Belediyesinin emeklilerin yanında olmaya devam edeceğini belirterek, "Yıllarca ailesine ve ülkesine emek veren emeklilerimizin mutlu olması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. Mersin Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Hülya Toy Günel ise emekliliğin üretimden kopmak anlamına gelmediğini ifade ederek, "Emeklilik hayatın tadını çıkarmak ve tecrübeleri paylaşmaktır. Türkülerimiz geçmişimizi geleceğe bağlayan en önemli değerlerimizden biridir" diye konuştu. Türk Müziği Orkestra Şefi Erdal Koşar da yaklaşık 7-8 aydır konsere hazırlandıklarını belirterek, repertuvarı farklı ezgilerle zenginleştirdiklerini söyledi. Konsere katılan vatandaşlar gece boyunca duygu dolu ve coşkulu anlar yaşadıklarını ifade ederken, program sonunda Büyükşehir Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği ve Kent Orkestrası sanatçıları tarafından ’Ey Özgürlük’ şarkısı seslendirildi. Vatandaşlar da Türk bayraklarıyla şarkıya eşlik ederek geceyi büyük bir coşkuyla tamamladı.