KENT HABERLERİ - 14 Ekim 2013 Pazartesi 17:23

Ünlü aktör Russel Crowe, Mustafa Demir ile görüştü

A
A
A
Ünlü aktör Russel Crowe, Mustafa Demir ile görüştü

'The Water Diviner' filminin Türkiye sahnelerinin Fatih ve Fethiye’de çekileceği kesinleşti.

Dünyaca ünlü aktör Russel Crowe, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’i makamında ziyaret etti. The Water Diviner filminin Türkiye sahnelerinin Fatih ve Fethiye’de çekileceği kesinleşti.Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’i makamında ziyaret eden Russel Crowe, filmle ilgili bilgi verdi. Filmin başrol oyunculuğu yanısıra yönetmenliğini de üstlenen Crowe, Başkan Demir’e senaryoyu göndereceğini söyledi. Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, filmin hikayesini etkileyici bulduğunu belirterek, sayısız yerli ve yabancı yapımın bir doğal plato olan Fatih’te çekilmesinden mutluluk duyduğunu söyledi. Ülkemizin tanıtımına katkıda bulunacak her türlü projeye destek verdiklerini vurgulayan Başkan Demir, ekibe çeşitli mekan önerilerinde de bulundu.
Crowe, Çanakkale Savaşı’nda çocuklarını kaybeden ve onların ardından Türkiye’ye gelen bir babanın hikayesinin anlatılacağı ‘The Water Diviner’ filmi için Tarihi Yarımada Fatih’in Balat semti başta olmak üzere çeşitli yerlerde mekan incelemesi yapmaya devam ediyor.
Çanakkale Savaşı’nda kaybettikleri çocuklarının cenazesini ülkesine götürmek için karısına söz verip, cenazeleri almak üzere İstanbul’a gelen babanın yolunun Binbaşı Cemal ile kesişmesiyle başlayan hikaye, 1914-1919 yılları arasında geçiyor. Film işgal altındaki İstanbul’u da günümüze yansıtacak.Çekimler Sultanahmet, Yerebatan Sarnıcı, Balat, Topkapı Sarayı gibi mekanlarda yapılacak.
Aralık ayında Avustralya’da başlayacak çekimler, 24 Şubat itibariyle İstanbul’da devam edecek ve Mart ayı ortasına kadar sürecek. Crowe, İstanbul’da Kıvanç Tatlıtuğ, Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan gibi oyuncularla çalışmak istiyor.Tarihi Yarımada Fatih daha önce Argo, James Bond ‘Skyfall’, Taken 2, Two Faces of January gibi Hollywood yapımlarına da ev sahipliği yaptı. Filmin Türkiye ayağını Anka film ve ünlü yapımcı Ali Akdeniz üstleniyor.

İSTANBUL

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Ay’da yaşamın anahtarı: Uzay tarımı Uzayda sürdürülebilir yaşamın anahtarı olarak görülen "Ay tarımı", İzmir’de uluslararası bir bilim buluşmasına sahne oldu. Yaşar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen sempozyumda Türk ve Japon bilim insanları, Ay’da yaşamın mümkün kılınmasına yönelik tarım, ekosistem ve üretim modellerini masaya yatırdı. Yaşar Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi tarafından düzenlenen "Uzay Biliminde Gelecek Yönelimler ve Ay Tarımı" konulu mini-sempozyumda Türk ve Japon bilim insanları, uzay bilimi ile sürdürülebilir tarımı ele alırken, geleceğin üretim modellerine ışık tuttu. Küresel ölçekte önem kazanan uzay tarımı alanında düzenlenen buluşma, Yaşar Üniversitesi Selçuk Yaşar Kampüsü’nde yapıldı. Etkinlikte; Ay’da tarım sürdürülebilir geleceğe dair yeni perspektifler ortaya kondu. "Mesele beslenmek değil, ekosistem kurmak" Sempozyumun açılışında konuşan Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, uzay misyonlarında gıda üretiminin ötesine geçilmesi gerektiğini vurguladı. Kandiller, Ay’da ya da Ay yörüngesinde yerleşik hayata geçmenin temel şartının üçlü bir denge kurmak olduğunu belirtti. Prof. Dr. Kandiller, "Ay’a ayak basılmasından bu yana 50 yıl geçti. Bugünlerde insanoğlu yeniden Ay’a gitmeye, hatta Ay üzerinde ya da Ay yörüngesindeki bir uyduda yerleşik hayata geçerek Mars’a yapılacak bir uzay yolculuğuna zemin hazırlamaya odaklanmış durumda. Eğer Ay’da yerleşik hayata geçmeyi planlıyorsak çözmemiz gereken çok önemli bir sorun var; Kolonistleri orada nasıl doyuracağız? Yaşamı sürdürebilmek için yeterli ve sağlıklı gıdayı orada üretmek zorundalar. Ayrıca bu bitkiler sadece insanları beslemek için değil, aynı zamanda oksijen üretmek ve atıkları arıtmak için de kullanılacak. Yani artık mesele sadece beslenmek değil; bu üç sorunu (gıda, oksijen, atık geri dönüşümü) birlikte çözmek" dedi. Uzay misyonuna katkı Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonuna gönderilen bitki deneyi "Extremophyte" tasarlayan üç kişilik ekibin üyesi olan Yaşar Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Türkan da yürüttükleri projeyi anlattı. Prof. Dr. Türkan şu bilgileri verdi: "2023 yılında, TÜBİTAK ve Türkiye Uzay Ajansı (TUA), Uluslararası Uzay İstasyonu’na yapılacak ilk insanlı uzay uçuşu için bir çağrı açtı ve Alper Gezeravcı’nın ISS’de gerçekleştirebileceği deney önerileri istedi. Bu çağrı sonucunda komiteler tarafından 13 deney seçildi. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Rengin Özgür Uzilday, Doç. Dr. Barış Uzilday ve benim yer aldığım ekibin Extremophyte’ adını verdiğimiz çalışmamız da bunlardan biriydi. Deney kapsamında, Dünya’da sadece Tuz Gölü’nde yayılış gösteren ve yüksek tuzlu ortamlara dirençli bir bitki olan "Schrenkiella parvula"yı uazaya gönderdik. Bu bitki kuraklığa, tuzluluğa, lityum ve bor yüksekliğine, ayrıca yüksek sıcaklığa dayanıklılık gibi sıra dışı adaptasyon özelliklerine sahiptir. Yani Rektörümüzün de belirttiği gibi, Ay veya gelecekte Mars gibi uzay ortamlarıyla doğrudan ilgili olan çoklu stres faktörlerine karşı koyabilen bir bitkidir. Bu deneyi yapana kadar, mikroçekim altında tuz stresine verdiği yanıtların ve adaptasyon özelliklerinin korunup korunmadığı bilinmiyordu; bu çalışma bu açıdan çok bilgilendirici olacak. Ayrıca bu deneye kadar ISS’ye hiçbir halofitik (tuzcul) bitki gönderilmemişti. Bu, uzaya gönderilen ilk ’extremophyte’ oldu." Ay toprağı yapıldı Japonya’dan Chiba Üniversitesi Uzay Tarımı ve Bahçe Bitkileri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hideyuki Takahashi "Bitki uzay deneyleri ve ayda tarım" konulu bir sunum gerçekleştirdi. Tohoku Üniversitesi Yaşam Bilimleri Lisansüstü Okulu üyesi Prof. Dr. Atsushi Higashitani de stres şartlarında bitki büyümesi ve hayvan refahı üzerine yürüttükleri çalışmaları anlattı. Ekibi ile Apollo 14 göreviyle getirilen Ay toprağıyla birebir aynı özelliklere sahip ’Ay toprağı ve tozu’ (simülanı) üreten ilk öncü çalışmayı gerçekleştiren İstanbul Aydın Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Cengiz Toklu da bu toprağın yapısını, özelliklerini paylaştı.
Çorum Evde anne, sokakta motokurye: Azmiyle örnek oluyor Çorum’da 8 yıldır, çalıştığı restoranda motokuryelik yapan 52 yaşındaki Sibel Üzgün, hem motosikletle yemek taşıyarak aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de çocuklarına bakıyor. Çorum’da yaşayan evli ve iki çocuk annesi Sibel Üzgün, 2018 yılında başladığı motokuryelik mesleğini aşkla yapıyor. 8 yıl önce kendi işyerini işletirken motokuryelere kızarak motosiklet kullanmayı öğrenen 52 yaşındaki Üzgün, daha sonra restoranlarda çalışarak motokuryelik yapmaya başladı. Bir yandan 2 çocuğuyla ilgilenen Üzgün, bir yandan da yağmur, kış demeden işini aşkla yapıyor. Çorum’da ilk kadın motokurye olduğunu dile getiren Üzgün, çocuklarına faydalı olabilmek için çalışmaya devam ettiğini ve işini çok sevdiğini ifade etti. Üzgün’e çalıştığı iş yerinde patronuyla birlikte sürpriz yapan çocukları, çiçek vererek Anneler Günü’nü kutladı. "Çorum’da kadın olarak ilk kuryeyim" Motosiklet kullanmayı çok sevdiğini dile getiren Sibel Üzgün, "Bir kızım ve bir oğlum var. 2018 yılından beri kuryelik yapıyorum. Kendi dükkanımda kuryelere sinirlendim. Motosikleti öğrenmeye karar verdim ve sürmeye başladım. Ondan sonra da ’kendi işimi kendim yapmak istiyorum’ dedim. Kuryeler vaktinde gelmiyorlardı. Ben de kendi işimi kendim yapmaya başladım. Adreslerin hepsini öğrendim. Şu an bir sıkıntım yok. İşimi çok severek yapıyorum. Çorum’da kadın olarak ilk kuryeyim. Benden sonra bu işi yapmak için uğraşanlar oldu ama yapamadılar. Başlayanların çoğu bıraktılar. Ama ben hiçbir zaman bırakmadım. Çünkü motosiklet kullanmayı çok seviyorum, işimi seviyorum. İnsanlarla uğraşmak biraz zor. Mutlu olan da var, mutlu olmayan da var. Ama ben elimden geldiğince bütün müşterilerimize iyi davranmaya çalışıyorum. Onları mutlu etmeye çalışıyorum" dedi. "Çocuklarıma faydalı olmak için uğraşıyorum" Kuryelik yaparak geçimini sağlayan ve evlatlarına destek çıkan Üzgün, "Anne olmak çok güzel bir duygu. İsterim ki herkes bu duyguyu yaşasın. Hem anne olmak hem de çalışan bir kadın olmak gerçekten çok zor. Ama elimden geleni yaparak çocuklarıma faydalı olmak için uğraşıyorum. Kazandığım paralarla onları mutlu etmek için uğraşıyorum. Bir kadın için, bir anne için çalışmak çok güzel bir duygu. İsterim ki bütün anneler çalışıp çocuklarına ellerinden geldiğince yardımcı olabilsinler. Ben mutluyum. Çocuklarımı da mutlu etmek için elimden geleni yapıyorum. Annelik her kadına yakışır. Bana da yakıştığını düşünüyorum. Bütün annelerin ya da anne adayı olanların anneler gününü en içten dileklerimle kutluyorum. Dilerim her zaman bunun ne kadar güzel bir şey olduğunu unutmazlar. Anneliklerini güzel bir şekilde yerine getirirler" diye konuştu. "Tüm annelerimizin anneler gününü kutluyoruz" Üzgün’ün patronu Burak Karaca ise kadın istihdamına önem verdiklerini belirterek, "Sibel Hanım da bunlardan bir tanesi. Kuryelerimizden Sibel Hanım bize çok fayda sağlıyor. Uzun yıllardır bizimle beraber çalışıyor. Sibel hanıma ve bütün annelerimize teşekkür ediyoruz. Onların ellerinin her zaman bizim üzerimizde olmasını isteriz. Tüm annelerimizin anneler gününü kutluyoruz" ifadelerine yer verdi. Sibel Üzgün’e çalıştığı iş yerine gelerek sürpriz yapan çocukları Furkan Taha Üzgün ile Selya Üzgün kardeşler ise annelerinin çok cefakar olduğunu ve kendisini çok sevdiklerini ifade etti.
Aydın Priene Antik Kenti’nde ünlü sanatçıdan konser Aydın’ın Söke ilçesinde bulunan tarihi miras Priene Antik Kenti, unutulmaz bir geceye ev sahipliği yaptı. 2. Priene Kültür Festivali kapsamında antik tiyatroda sahne alan dünyaca ünlü Yunan sanatçı Alexandra Gravas, performansıyla izleyicileri adeta büyüledi. Sökeliler adına sanatçıya teşekkür eden Söke Belediye Başkanı Dr. Mustafa İberya Arıkan, Alexandra Gravas gibi uluslararası bir sanatçıyı ağırlamaktan dolayı onur duyduklarını ifade etti. Başkan Arıkan sanatçının Söke ile ailevi bağlantısından da bahsederken, Atalarının yaşadığı Kemalpaşa Mahallesi’ndeki evin restore çalışmalarının sona yaklaştığını ve Eylül ayında açmayı planladıklarını söyledi. Tarihin ve sanatın aynı sahnede buluştuğu gecede, antik taşların arasında yükselen ezgiler dinleyicilere eşsiz bir atmosfer yaşattı. Geniş ve uluslararası repertuarıyla dikkat çeken Alexandra Gravas, farklı kültürlerden eserleri güçlü yorumu ve etkileyici sahne performansıyla seslendirdi. Türkçe eserlerle izleyicilere hoş sürprizler yapan Gravas, dinleyicilerden büyük alkış aldı. Antik tiyatroyu dolduran sanatseverler zaman zaman şarkılara eşlik ederken, Priene’nin binlerce yıllık tarihi atmosferinde gerçekleşen konser, festivalin en özel etkinliklerinden biri olarak hafızalara kazındı. Katılımcılar, yıldızların altında müzikle buluşmanın keyfini yaşarken, gece sonunda sanatçıyı uzun süre ayakta alkışladı. Priene Kültür Festivali, kültür, sanat ve tarihin iç içe geçtiği etkinlikleriyle bölgeye renk katmaya devam ediyor.
İzmir Şakran’da ahde vefa: Eski başkanlar Refik Ertem ve Zeki Şen’in isimleri caddelere verildi Şakran’da belediye başkanlığı yaparak beldeye önemli hizmetlerde bulunan merhum Refik Ertem ve Zeki Şen’in isimleri, caddelerde yaşatılmaya başlandı. Caddelere yeni tabelaların asılmasının ardından Şakran’da bir vefa ve teşekkür buluşması yaşandı. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, "Verdikleri hizmetlerle isimlerini zaten bu sokaklara ve caddelere yazdırdılar. Bizlere düşen onların bıraktığı izleri yaşatmaktır." dedi. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar’ın geçen Ağustos ayında Aliağa Belediye Meclisinde öneride bulunmasının ardından Aliağa Belediye Meclisi ve İzmir Büyükşehir Meclisinden kısa sürede oy birliğiyle geçen kararlar sonrası Şakran tarihi için önemli hizmetlerde bulunmuş iki eski başkanın adı Caddelere verildi. Böylece Şakran Sayfiye ve Şakran Hasbi Efendi Mahallelerinin ortak güzergahı olan 2. Çevre Yolu Caddesi’nin Şakran Sayfiye Mahallesi sınırları içerisinde kalan bölümü "Refik Ertem Caddesi", Şakran Hasbi Efendi Mahallesi sınırları içerisindeki bölümüne ise "Zeki Şen Caddesi" adı verildi. Yeni cadde tabelalandırma çalışmalarının tamamlanmasının ardından, Yeni Şakran Belediyesinin kurucu Belediye Başkanı merhum Refik Ertem’in ailesi tarafından hayır ve teşekkür programı düzenlendi. Geniş katılımlı vefa programı Düzenlenen programa Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, Garnizon Komutanı Albay Ali Güler, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa Cumhuriyet Başsavcısı Serkan Başaran, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, eski belediye başkanlarının aileleri, gaziler ve gazi aileleri katıldı. Şakran’ın ilk belediye başkanı olan merhum Refik Ertem’in mesai arkadaşları Fen İşleri Müdürü Sermet Pınar, Yazı İşleri Müdürü Yasin Çıvlan, Zabıta Müdürü Mehmet Akgün ile eski hakem Engin Kurt da programda söz alarak Refik Ertem ile yaşadıkları hatıraları paylaştı. Besim Ertem: "Ahde vefa gösterilmesi çok kıymetli" Programda konuşan Refik Ertem’in oğlu iş insanı Besim Ertem, organizasyonun amacının eski dostları bir araya getirerek babasını hayırla anmak ve gösterilen vefaya teşekkür etmek olduğunu ifade etti. Besim Ertem konuşmasında şunları söyledi; "Eski adıyla İkinci Çevre Yolu olan, Bölük’ün oradan dediğimiz Sayfiye’ye giden yolun adı Refik Ertem Caddesi olarak değiştirildi. Aliağa Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi meclis üyelerinin katkılarıyla bu karar oy birliğiyle alındı. Bizim açımızdan gurur verici bir durum. Ülkelerine, beldelerine ve şehirlerine hizmet etmiş insanların bu şekilde takdir edilmesi ve ahde vefa gösterilmesi çok kıymetli. Bu süreçte emeği geçen Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar ve ekibine teşekkür ediyoruz." Başkan Serkan Acar: "Onlar isimlerini hizmetleriyle yaşattılar" Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Bugün burada toplanma sebebimiz, Şakran’a önemli hizmetlerde bulunan Refik Ertem başkanımızı rahmetle anmak ve adının verildiği caddemizin tabelasını birlikte asmaktır. Caddelere Başkanlarımızın adını vermek bizlere nasip oldu. Merhum başkanlarımız Refik Ertem ve Zeki Şen verdikleri hizmetlerle isimlerini zaten bu sokaklara ve caddelere yazdırdılar. Bizlere düşen ise onların bıraktığı izleri yaşatmaktır. Ne mutlu ki Refik Ertem başkanımız bugün hâlâ Şakran’da rahmet ve minnetle anılıyor. Bizlere düşen görev ise emanet aldığımız hizmet bayrağını daha ileriye taşımaktır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." Program, yapılan dualar ve tabelaların önünde çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.