KENT HABERLERİ - 03 Ağustos 2015 Pazartesi 16:10

Ünlü gazeteciler Siyaset Akademisi'nde gündemi değerlendirdi

A
A
A
Ünlü gazeteciler Siyaset Akademisi'nde gündemi değerlendirdi

Esenyurt Belediyesi tarafından düzenlenen Siyaset Akademisi'ne katılan gazeteciler medyayı ve gündemi ele aldı.

Esenyurt Belediyesi Sürekli Eğitim Merkezi Siyaset Akademisi ikinci haftasında eğitim programına gazeteci ve yazarlar konuk oldu. Moderatörlüğünü Gazeteci-Yazar Süleyman Özışık'ın yaptığı programa ANAR Araştırma Merkezi Başkanı İbrahim Uslu, Sabah Gazetesi ve Aktüel Dergisi Yazarı Meryem Gayberi, Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, Gazeteci Nevzat Çiçek, Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Gazanfer Karakaş katıldı.
Esenkent Havana Park Sosyal Tesisleri'nde gerçekleşen Siyaset Akademi'sine ANAR Araştırma Merkezi Başkanı İbrahim Uslu ''Değişen Seçmenler ve Yeni Siyaset'' konu başlığı ile katılımcılara slayt gösterimi eşliğinde sunumunu yaptı.

“DEĞİŞEN SEÇMENLER VE YENİ SİYASET”
İbrahim Uslu, siyaset analizinin ihmal edilmesinin nedeni, verimsizlik olmuştur” dedi. Uslu, “Siyasette, dış faktörlerden değil, artık seçmene odaklanmak gerekir. Yorum, analiz yetersiz kalacaktır. Bunları maddeler halinde sıralayacak olursak bugüne kadar bildiklerinizi unutun. Maddelerden biri; ''Çok iş, çok seçmen kazandırmaz idi. Yeni seçmen eski yargıyı yıkmıştır, bunun sonucunda doğan sonuç ise, ''Çalışkan siyasetçi, hep siyasetçi'' diyebiliriz. Geçmiş Türkiye politikasına göre, ''Yaptıklarını iyi duyur, gerisi gelir” dedi. Siyaset bir iletişim sanatıdır diyen Uslu, yeni seçmenler hakkında bilgi vererek, eğitime katılanlara mikrofonu vererek soruları cevapladı.

“ERDOĞAN BU MİLLET İÇİN BALDIRAN ZEHRİ İÇTİ”
ANAR Başkanı İbrahim Uslu ardından Siyaset Akademisi'nin ikinci oturumunda Sabah Gazetesi ve Aktüel Dergisi yazarı Meryem Gayberi söz aldı. Gayberi, “Milletin iradesi ve yaşanan süreç'' konu başlığı ile sözlerine devam etti. Meryem Gayberi, “Milletin iradesi 17-25 Aralık sürecini nasıl püskürtüyse bugün ki süreci de yine milletin iradesinin püskürteceğini düşünüyorum” dedi. “Barışın adı Recep Tayyip Erdoğan'' diyen Gayberi, bu süreçte, ''Erdoğan, bu millet için baldıran zehri içti. Milletimizin de onun arkasında korkusuz ve dik durması gerek. Kobane ve Suruç olaylarını global bir şekilde ele alan Gayberi, ''Kürtlerin, Türkiye'den başka dostu yoktur'' asimile olmuş toplumların yargılarının aşılması gerektiğinin altını çizen Gazeteci Meryem Gayberi, “Ahbap-çavuş ilişkilerine son verip, artık ehli kişilere yer verilmelidir” dedi. Soru-cevap kısmına geçerek, söz hakkını oturuma katılanlara bıraktı ve soruları cevapladı.

“İKTİSADİ BAĞIMSIZLIĞI OLMAZSA, O ÜLKENİN SİYASİ BAĞIMSIZLIĞI OLMAZ”
Ortadoğu'nun şekillenmesi hakkında bilgi veren ve tarihsel özelliklerini belirten, gazeteci yazar Nevzat Çiçek, “Batı Ortadoğu'ya direkt müdahale organlarını bırakarak, dolaylı yoldan müdahale yaptı” dedi.
Çiçek, “Hakkari'nin, Şemdinli ilçesinde olan biriyle, İstanbul'un merkezinde olan bir insan aynı olanaklara sahip olmaya başladı. Batının Ortadoğu’da yaptıklarını şöyle belirtirsek daha doğru olur. Ortadoğu'yu karıştırmak için mezhep ayrılığını amaçlıyorlar. Ilımlı İslam dinine karşı radikal İslam’ı geliştiriyorlar. Sınır siyaseti yapıyorlar, bunun da dünya İslam birliğini bozmaya yönelik olduğunu iyi anlamalıyız. Bizim ülkemiz üzerinde de bu oyunların hepsi oynandı. Türk mü üstün, Kürt mü? Alevi mi, Sünni mi?'' diye, bizleri birbirimize kırdırmaya çalıştılar. Türkiye'yi, Süveyş kanalından uzak tutmaya çalışıyorlar” dedi.
Çiçek, “Bunun en büyük sebebi ise Ortadoğu ile bir bağlantısının kalmaması ve tamamen Türkiye'yi saha dışı ve ticari gelirlerini kısmaya yönelik olduğunu” diye konuştu. Konuşması ardından soru cevap kısmına vakit ayıran Çiçek, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu ülkenin istihbarat başkanı 2007 yılında konuşma yaptı, Güçlü bir lider, güçlü bir dış politika, güçlü bir asker olması gerekir. Devlet kendi paradigmasını oluşturdu. ''Önce güven sağlanmalı, güven normalleşmeyi, normalleşme yasallaşmayı, yasallaşma da silahsızlanmayı getirecektir. Bir şeyi değiştirmek için var mısınız? Bu ülkede en büyük sevginin, eleştirmeyip değiştirmek gerek olduğunu” belirterek sözlerini tamamladı.

“MEDYA VE GAZETECİ HALKIN VİCDANIDIR”
Siyaset Akademisi'ne, son olarak katılan Yeni Şafak Gazetesi köşe yazarı Hikmet Genç, konuşmasında sosyal medyayı ele aldı. Globalleşen sosyal medyanın, dünyaya olan etkilerinden en büyük aracı olan ''Twitterin'' hem dünya; hem de Türkiye'ye olan etkilerinden bahsetti. İnternetin gelmesiyle birlikte, artık yeni medya kuruluşlarının, internet üzerinden bir gazeteye göre daha çok okunduğunu ve gazeteciliğin bilhassa önemini yitirdiğinden ve sosyal medyanın daha çok takip edilir hale geldiğinden bahsetti.
“Dünya çok küçüldü” diyen Genç, “Sosyal medya çok tartışılır bir yer oldu. Türkiye'de sosyal medya çok hızlı yayıldı” dedi. Medyada algı yönetimini ele alan Genç, “artık tüm dünya üzerinde toplum algısı sosyal medyada yürütülüyor “diyerek Türkiye'nin sosyal medya konusunda çok aktif olduğunu söyledi. Genç, “Sosyal medyayı bilinçli bir toplum olarak kullanmalıyız” şeklinde konuştu.
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ’Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü’ davasında Kadir Aydar savunma yaptı Aziz İhsan Aktaş’ın duruşmada tutuklanarak görevinden uzaklaştırılan Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar tutukluluk durumuna ilişkin beyanda bulundu. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen Çıkar Amaçlı Suç Örgütü tarafından tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara ve Ceyhan Belediye Başkanı sanık Kadir Aydar’ın arasında bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 16’sı tutuklu 200 sanığın yargılanmasına devam edildi. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan salonda görülen duruşmada tutuklanarak görevinden uzaklaştırılan Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar tutukluluk durumuna ilişkin beyanda bulundu. Aydar "Babam Mustafa Aydar’ın, İhsan Aktaş ile yapmış olduğu meşru ticaret sebebiyle 12 aydır tutukluyum. Aktaş, benim babamın şirketine ait projeden iki daire beğenmiş ve satın almış. Ben anlamakla güçlük çekiyorum. İhsan Aktaş akrabalarımın belediyeden alacağını alabilmesi karşılığında Mustafa bana daire sattı diyor. 25 Temmuz’da belediyeden toplam alacağı 1,5 milyondur. İhsan Aktaş, ‘4 milyonluk daireyi 4-5 katına sattılar’ diyor. Benim bu ticaretle alakam yoktur. Eğer parayı almış olsaydık aldık derdik. Dairenin çıplak halinin bile 16 milyon olduğu bilirkişi raporu ile sabittir" dedi. "İhsan Aktaş’ın bütün ifadeleri yalan ve iftira niteliğindedir" Aydar tahliye taleplerine ilişkin savunmasında "İtibar edilmesi gereken bilirkişi raporları değil midir? Bu şahıs almış olduğu dairelerin paralarını bile ödemedi. Ben paramı almadım, alsaydım saklamazdım. İhsan Aktaş’ın bütün ifadeleri yalan ve iftira niteliğindedir. Babamdan 2 adet daire ve araç satın almış. Daire satışına rüşvet, araç satışına karlı ticaret diyor bu adam. İhsan’ın babamdan araç aldığı ortaya çıkınca tarihi uyduruyor. Yalancı tanıklar da banka dekontlarını ortaya çıkarıyor. 10 milyon gibi bir para alınması söz konusu değildir. Babamın ağustos ayında aldığı aracı temmuzda satması fiziken de mümkün değildir. Babam aracı ağustos ayında galeriden almıştır. Bizde temmuz ayında böyle bir araç yoktur. Babam 9 Ekim’de aynı marka araç aldığı için eskisini satmak istemiştir. Bu belgeleri size sunuyorum. Babam 15 Ekim’de İhsan Aktaş ile görüşmüş ve isteği üzerine aracı kendisine satmıştır. 17 Ekimde Zafer Yaman’ı gönderip babam aracın parasını almıştır. Babamın ekim ayında aldığı para İhsan Aktaş’a sattığı Mercedes marka aracın parasıdır. Babam ekim ayındaki parayı ev için almış olsaydı ‘ev için aldım’ derdi. Zaten ev konusunda da babam Aktaş’tan alacaklı. Ben ‘veresiye rüşvet mi olur?’ dediğim zaman Aktaş’ın zoruna gitmişti. Veresiye rüşvet mi olur? Her ne ile suçlanıyorsam bunlar maddi menfaat için yapılmaz mı? Biz evden kâr, araçtan zarar etmişiz. Böyle iş mi olur, zararına rüşvet mi olur? İhsan Aktaş ticaret zarar olunca şikayet edip tutuklanmama sebep oluyor. 12 aydır ağır müebbetlik mahkumların şartlarında evinden bin km uzakta yatan ve adalet isteyen birisiyim. İşlemediğim bir suçtan dolayı 1 yıldır cezaevindeyim. Ben bu dosyadan beraat edecek olsam Aktaş bunun hesabını nasıl verecek? Bizler sizlerin adaletine sığınıyoruz. Örgüt lideri Aktaş bile 5 ay yatmışken ben 1 yıldır yatıyorum. 700 yılla yargılanan bir adamın mı kaçma şüphesi vardır yoksa benim mi? Ben arandığımı duyunca bizzat kendim teslim oldum. Halkın seçtiği bir insan olarak onların güvenini boşa çıkaramam. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Erhan Daka ise, "Temelsiz iddialarla bir yıldır tutuklu bulunuyorum. Ortada ne rüşvet var ne aracılık. Etkin pişmanlıktan yararlanan Aziz İhsan Aktaş ile Akın Kumanlı rüşvet olmadığını söylüyor. Ortada rüşvet yokken nasıl aracılık edebilirim. Savcının rüşvet iddiasını neye dayandırdığını anlamış değilim. Tamamen içi boş, temelsiz bir iddiayla bir yıldır tutukluyum. Dosyada tüm deliller toplandı. Hakkımda toplanacak delil, dinlenecek kişi olmadığını göz önüne alarak 11 aylık tutukluluğumu sonlandırmanızı talep ederim" dedi. Duruşmaya savunmaların ardından öğle arası verildi.