SAĞLIK - 25 Kasım 2021 Perşembe 09:37

Vücutta hızla yayılıyorsa kanserin habercisi olabilir

A
A
A
Vücutta hızla yayılıyorsa kanserin habercisi olabilir

Doğuştan var olan veya doğumdan sonra ortaya çıkan, deriye rengini veren ve halk arasında "Ben" olarak bilinen “Melanositik nevüs”lerde bir çoğalma görülüyorsa kanser riski taşıyabileceğini kaydeden Dermatolog Elif Topçu, derideki değişikliklerin vücudun bir uyarısı olduğunu kaydetti.

Vücudun en önemli organlarından olan deride meydana gelen lezyonların ihmal edilmesi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Özellikle zararsız olarak algılanan düz veya kabarık, pembe, kahverengi ya da siyah olabilen benlerin mide-bağırsak sisteminde ya da metabolik sistemde bir problem olduğunu gösterebileceği gibi kanserin dahi habercisi olabileceğinin altını çizen Beykent Üniversite Hastanesi Dr. Öğr. Üyesi ve Dermatolog Elif Topçu, normalde herhangi bir sorun oluşturmayan bu lekelerin renginde bir değişim oluyorsa, büyüyüp- küçülüyor veya kanama ve kaşıntı yapıyorsa tüm bu belirtilerin vücudun bir uyarısı olduğu kabul edilip, mutlaka kontrolünün yapılması ve bir süre takip edilmesi gerektiğini belirtti.

Benlerle ilgili son dönemlerde toplumda yüksek bir farkındalık oluştuğunu söyleyen Dermatolog Elif Topçu, “Hem dermotoloji dernekleri hem de medya halkımızın farkındalığını yükseltecek pek çok içerik paylaştı. Birçok kişi de bu konuda çok iyi bilinçlendi. Artık insanlar güneş koruyucular kullanıyor. D vitamini sentez edecek kadar güneşten faydalanıyor. Nitekim benlerle ilgili farkındalığımız oluşurken, diğer deri lezyonlarını da göz ardı etmememiz gerekiyor” dedi.

“Beni taklit eden hastalıklar var”

Benlerdeki değişimlere dikkat edilmesi noktasında uyarılarda bulunan Elif Topçu, “Benleri çok iyi tanıyoruz. Küçük bir boyut değişikliği, kanama, artma, küçülme ve büyüme durumunda hemen bir dermatolog ile görüşülmeli. Çünkü benleri taklit eden bir takım hastalıklar da var. Ben gibi görünüyor ve ben değiller. Başka hastalıkların bulgusu olarak deride görebiliyoruz” diye konuştu.

Vücutta hızla yayılıyorsa kanserin habercisi olabilir

“Deri tümörü de bene benziyor”

Benlerde yayılma ya da değişim gözleniyorsa bu durumun ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini ifade eden Topçu, “Benleri çoğalan bir hastamızın muayenesi sırasında seboreik keretoz (iyi huylu deri tümörü) lezyonu olduğu anlaşıldı. Bu lezyon bene çok benziyor. Benler gibi hızlı ya da yavaş hareket ediyor, renkleri ve yapıları değişebiliyor. Kısacası tipik bir ben taklidi olabiliyor. Bu lezyon tekli de olabilir çoğalmış şeklide de belirebilir. Yaptığımız muayenelerde vücuttaki lekenin ben olması kadar ben olmaması da önemli. Nitekim seboreik keretoz olan hastanın belki de mide-bağırsak sisteminde ya da metabolik sisteminde bir problemi var. Bunun dışında kolesterolü de yüksek olabilir, insülin direnci, karaciğerinde yağlanma olabilir. Bizim için bu ihtimallerin her biri kıymetli birer veridir” şeklinde konuştu.

“Derideki değişiklikler vücudun bir uyarısıdır”

Vücutta bulunan benlerin dermatolog tarafından mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini ifade eden Topçu, “Bazen biz dermatologlar bile çıplak gözle vücuttaki lekenin ben olup, olmadığını anlayamıyoruz. Dermoskoplarla bakıp, bu lekeleri takip ediyoruz. Ben görünümündeki bu lekelerin değişiminde hastanın yaşı hatta içinde bulunduğumuz mevsim bile çok önemli. Yani vücutta ben varsa dışardan gözlenebilen büyüme ve küçülme durumu çok önemli. Bir yandan da bu büyüme ve küçülmeyi tetikleyecek vitamin eksiklikleri, metabolik eksiklikler, magnezyum ve çinko değerleri hastayı değerlendirirken birer veridir. Mutlaka bu lekeleri dermatolog görmeli ve değerlendirmeli. Derinin ne kadar değerli bir organ olduğunu hastalarımız bilmeli. Bunun için de her türlü deri değişikliğinin bir uyarı olduğunu kabul ederek, mutlaka dermatologlarına başvurmalılar” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Niğde Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Dinç: "Bağımlılıkla mücadelede devletin çabası yetmez, herkes sorumluluk almalı" Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, "Bağımlılıkla mücadelede devletin çabası yetmez, herkes sorumluluk almalı" dedi. Niğde’deki programı çerçevesinde ilk olarak Vali Nedim Akmeşe’yi ziyaret eden Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, kentte yürütülmesi planlanan projelere ilişkin bilgi alışverişinde bulundu. Ziyaretin ardından Yeşilay Danışmanlık Merkezi’nde basın mensupları ve gönüllülerle bir araya gelen Dinç, Türkiye genelinde yürütülen çalışmalar hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin her köşesinde 104 yıldır faaliyet gösterdiklerini ifade eden Dinç, bağımlılığın birey ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek, "Bağımlılık bir insanın başına gelmiş en kötü şeydir. Bağımlı insan işini kaybeder, ilişkilerini kaybeder, sevdiklerini, dostlarını kaybeder, sağlığını, yeteneğini kaybeder ve en sonunda kendini kaybeder. Bir insanın, aynı zamanda bir toplumun da başına gelebilecek en kötü şey, çocuklarının, gençlerinin, gelecek nesillerinin bağımlı olmasıdır. O yüzden Türkiye Yeşilay Cemiyeti, ne herhangi bir insanımız bu problemi yaşasın istiyor ne de toplumumuzda böyle bir problem olsun istiyor. Çünkü hem bireye zarar veriyor hem toplumu kökünden yıkan olumsuz etkiler ortaya çıkarıyor" ifadelerini kullandı. Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca kurumların çabasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Dinç, "Seferberlik diyoruz, çünkü bağımlılıkla mücadelede devlet kurumları gayret ediyor, yetmez. Yeşilay çalışma yapıyor, yetmez. Her bir insanımızın bu konuda sorumluluk alması, bu yükün altında kalmamak için mücadelemize destek vermesi gerekiyor" dedi. Dinç, bağımlılığın aileler üzerinde oluşturduğu ağır yükü şu sözlerle anlattı: "Danışanlarımızdan birinin annesi şöyle yazmış; ‘Ben evladımdan vazgeçmiştim, siz vazgeçmediniz, şimdi kurtuldu’ demiş. Bir insan evladından vazgeçer mi? Geçebiliyor. Çünkü bağımlılık öyle bir noktaya getiriyor ki anne, ‘Evladım ölsün diye dua ediyorum. Kendine de eziyet ediyor, bize de eziyet ediyor, başkasına da eziyet ediyor’ diyor. Allah hiçbir yuvaya vermesin istiyoruz." Yeşilay’dan çocuklar ve gençler için eğitim ve projeler Bağımlılıkla mücadelenin özellikle çocuklar ve gençler üzerinden güçlendirilmesi gerektiğini belirten Dinç, anaokulundan itibaren eğitim verdiklerini söyledi. Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı kapsamında bugüne kadar 7 milyon öğrenciye ulaştıklarını ifade eden Dinç, 188 üniversitede Genç Yeşilay kulüplerinin faaliyet gösterdiğini kaydetti. Gençlerin enerjisinden ve vizyonundan yararlanmak istediklerini ifade eden Dinç, spor salonları, kütüphaneler ve atölyelerle çocuklara güvenli alanlar oluşturduklarını, Niğde’de "Yeşil Kampüs" projesini hayata geçirmek istediklerini belirtti. Uyuşturucu, kumar ve tütün bağımlılığına dikkat çeken Dinç, "Uyuşturucuyla, kumarla, tütünle alakalı problemler var. Artık sayı vermeye gerek yok. Yangın yanımızda. Yangın geliyor diye bağırmaya gerek yok, bizatihi görüyoruz, sıcağını hissediyoruz. Yangın varken bir yerde başka iş yapılmaz. Kimin ne işi varsa bırakır, herkes toplu şekilde yangın söndürmeye gider. Şu anda bağımlılıkla alakalı bir yangın var. Bütün dünyada var, ülkemizde de var. İşimizi gücümüzü bırakacağız, birinci önceliğimiz bu yangını söndürmek olacak. Niğde’de verdiğimiz bu mücadelede sizlerin de çok desteğini bekliyoruz" şeklinde konuştu.