GÜNDEM - 26 Temmuz 2021 Pazartesi 10:13

Yeni nesil oy kullanmayarak politik bir tepki gösteriyor

A
A
A
Yeni nesil oy kullanmayarak politik bir tepki gösteriyor

18-30 yaş arası gençlerin sosyal, ekonomik ve politik tercihlerini ortaya koymak amacıyla yapılan araştırma sonucu açıklandı. Anket sonucunda gençlerin aslında apolitik değil toplum bilincine sahip oldukları, oy kullanmamayı politik bir tepki olarak gördükleri ve geleneksel medyaya güvenmeyerek özgür oldukları sosyal medyayı tercih etmeleri gibi veriler elde edildi.

Günümüzde siyasetin, ekonominin, sosyal yapının en önemli konu başlıklarından birisi gençler. Gençlerin yaptıkları, yapmadıkları, kararları, tüketim alışkanlıklarından siyasi tutumuna kadar her şey günlük hayatta birçok sonucu etkiliyor. Bu anlamda tarafsız bir şekilde güncel ve tarafsız veriler sunmak amacıyla İstanbul Gelişim Üniversitesi Kamuoyu ve Toplum Araştırmaları Merkezi İstanbul’da 18-30 yaş arası 400 genç arasında anket yoluyla bir araştırma yaptı. “Sosyoekopolitik Gençlik Araştırması Raporu 2020” sonuçlarına göre yeni nesil artık politik tepkilerini bir önceki nesilden farklı şekilde ortaya koyuyor, geleneksel medyanın tarafsız olmadığını düşündüğü için sosyal medyayı iletişim kanalı olarak kullanıyor ve siyasi bir tepki olarak oy kullanmamayı tercih ediyor.

“Gençler oldukça gerçekçi”
Yeni nesil için ‘hiçbir şeyden haberi yok’, ‘politikadan anlamıyorlar’ gibi düşünce tarzlarının bu anket sonucuyla ortadan kalktığını ifade eden Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Dr. Fırat Demirkol, gençlerin aslında her şeyin farkında olduğunu, toplumsal olaylara duygusal değil daha gerçekçi yaklaştıklarını ifade etti. Dr. Fırat Demirkol rapor ile ilgili yapmış olduğu değerlendirmede, “Genel bir değerlendirme yaparsak birçok başlıkta gördüğümüz şey şu ki gençler oldukça gerçekçi ve tüm açıları ile değerlendirerek analiz yapıyorlar ve bu analizlerini de paylaşıyorlar. Aslına geçmiş kuşaklarla arasındaki en büyük fark bu. Düşüncelerini fikirlerini sakınmak istemiyorlar. Her şeyin farkındalar, gündemi takip ediyorlar, politizeler yani reaktif hareket ediyorlar, tepki gösteriyorlar. Sadece geçmiş kuşaklara göre yöntemleri farklı. Mesela artık sokağa çıkıp slogan atmak yerine tweet atmayı tercih ediyorlar. Ya da bir siyasi partiye üye olmak yerine yeri geldiğinde oy kullanmayacağım diyerek politik tepki ortaya koyabiliyorlar. Gençler için hep denilen hiçbir şeyden haberleri yok eleştirisinin ben ortadan kalktığını düşünüyorum çünkü gerçekten her şeyi biliyorlar. Konuya hakimler, her şeyin farkındalar, gündemi takip ediyorlar. Sadece artık kendi nesillerine ve çağlarına göre farklı bir yönetim süreci var” dedi.

Yeni nesil oy kullanmayarak politik bir tepki gösteriyor

Geleneksel medya taraflı olduğu için güvenilmiyor, özgür hissettikleri sosyal medya tercih ediliyor
Gençlerin yüzde 30’a yakını “gündemi takip etmek için hangi TV kanalları izliyorsunuz” sorusuna seyretmiyorum cevabı verdi. Geleneksel medyayı taraflı buldukları için gençlerin TV izlemediklerini söyleyen Fırat Demirkol, “Günümüzde gençler yoğun oranda sosyal medyayı kullanıyorlar. Siyasal tercihler veya siyasal haber alma mekanizması noktasında da sosyal medyayı öncelikli olarak görüyorlar. Bunun en büyük sebebi geleneksel medya ile alakalı olarak tek taraflı yayın yapıldığını düşünmeleri. Hangi kanalı açarlarsa kişiler sadece sürekli olarak kendi görüşlerini savunuyor, bunda hiçbir esneme yok. Fakat gençler bunu çok fazla istemiyorlar, kendilerini özgürce ifade edebildikleri alan sosyal medya. Orada kendi görüşlerini yazıp, toplumsal bir olaya tepki gösterip, beğenebiliyor, kızabiliyor, bunu orada ifade edebiliyor. En önemli konulardan bir tanesi sosyal medyada bir kamuoyu oluşturabiliyorlar. Bu da aslında o değişen gençliğin apolitik mi politik mi cevabının karşılığıdır. Politikler ve gündemi etkileyebiliyorlar. Bir konuyu gündeme getirip trend topik haline getirmeleri devletin bütün kademelerinde, siyasilerde oldukça büyük etkiler oluşturuyor. O yüzden gençler orada özgürce ifade edebildikleri ve her görüşün çok desteklensin ya da desteklenmesin sosyal medyada karşılarına çıkması onu görüp değerlendirmeleri noktasında birazcık geleneksel medyadan uzaklaştırdıklarını görüyoruz” şeklinde konuştu.

Apolitik değil tam tersi politik bir tepki amacıyla oy kullanmak istemiyorlar
Seçimlere ilişkin oy değerlendirmelerini yapmak amacıyla sorulan soruya “oy kullanmayacağım” cevabını verenlerin oranı ise yine yüzde 30 civarında oldu. Gençlerin oy kullanmak istemiyor oluşunun sebebini apolitik bir davranıştan ziyade aslında politik bir tepki olduğunun altını çizen Demirkol, “Aslında gençler oldukça politik. Yani politik demek sadece bir taraf olmak değil. Güncel ve toplumun sorunlarıyla gençler ilgili. Ancak bunu geçmiş dönemden farklı olarak yapıyorlar ve aslında mevcut siyasi şartlara belki de bir tepki niteliğinde oy kullanmayacaklarını söylüyorlar. Aslında bu bir apolitiklik değil tam tersi politik bir tepki. Kararsızım ya da ben anlamıyorum, karışmıyorum demiyor, sadece mevcuttaki şartlarda o günkü problemde sunulan çözüm önerilerini beğenmediği için başka bir alternatifin ortaya çıkmasını bu şekilde ifade ediyor. Yani ‘ben mevcut sunulanlardan memnun değilim bana başka alternatifler getirin o zaman ona oy hakkımı kullanabilirim’ demek istiyorlar. Yani oldukça politik bir tutum sergiliyorlar” dedi.

Partisiz muhalefet ve seçmen kitlesi geliyor
Sonuçlara göre yeni neslin aslında herhangi bir partiye körü körüne bağlı olmadıklarını da ifade eden Demirkol, “1990 yılların ortasından bugüne kadar gelen nesil artık biraz daha farklı bakıyorlar dünyaya. Özellikle 1960’ların 70’lerin politik ve siyaset tarzından biraz uzaklar. Bu yüzden şuanda partisiz muhalefeti veya partisiz bir seçmen kitlesini konuşuyoruz. Çünkü o dönemdeki net bir ideolojinin arkasına takılarak yola devam etmek veya bir liderin arkasından ne söylerse söylesin doğrudur ya da karşı taraf ne söylerse söylesin yanlıştır gibi bir yaklaşımla ilerlemiyorlar. Olay olay değerlendirip olay bazlı bakıyorlar. Bir gün bir kişiyi ya da bir partiyi eleştirirken ertesi gün diğer partiyi eleştiriyorlar. Birilerine bir olaydan dolayı karşı olmaları diğerlerine illa tamam o zaman ben bunun arkasından gidiyorum dedirtmiyor. Biraz aslında geçmiş kuşaktaki aradaki en büyük farklardan bir diğeri de bu olarak görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Duygusal davranmıyorlar, siyasi davranışları ve tutumları analiz sonuçlarına göre şekilleniyor
Yine aynı şekilde gençlerin siyasi davranış ve tutumlar noktasında duygusal davranmadıklarını, objektif bakarak analizler sonucunda şekil aldıklarını da vurgulayan Demirkol açıklamalarına şu şekilde devam etti:
“Bundan sonraki süreç için devletin hangi kademesinde olursa olsun seçilenler, ‘artık ben nasıl olsa seçildim, benim şu kadar seçmenim var’ deme rahatlığında olamayacaklar. Gençler artık yapılan icraatlara göre ve söylenenlere göre kararını değiştirebiliyor. Çünkü o gün memnunken yarın yapılanlardan memnun değilse, ‘bu benim partim ya da adayımdır ben de sonuna kadar ne olursa olsun ona destekleyeceğim’ demiyor. İnsanların yaşadığı veya toplumdaki sorunlara göre kararını değiştirebiliyor. Aslında reel bir analiz yapıyor. Yani duygusal davranmıyor diyebiliriz. Bu anlamda seçilenler, gençlerin ve toplumun isteklerini, taleplerini dinlemek ve onlara cevap vermek durumunda kalacaklar.”

“Siyasilerin, üreticilerin, partilerin işi artık daha zor”
Demirkol, anket sonuçları için genel değerlendirmesine şunları söyleyerek son verdi;
“Gençlerin almış oldukları tutum ve davranışlar, bundan sonraki süreci oldukça etkileyecek. Artık siyasi partiler veya şirketler, gençlerin gelecekteki süreçleri çok fazla etkileyeceğini görüyorlar. Bunun farkındalar. Bunları siyasi tartışmalarda da görüyoruz. Herkes önemsiyor ve gençler üzerine yorum yapıyor. Fakat gençlerin klasik yöntemlerle anlaşılabileceği, isteklerin karşılanamayacağını biz görüyoruz. Gençleri anlamak için genç gibi düşünmek, onların dilinden anlamak, gerekiyor. Gençler her şeyin farkındalar. Oldukça ilgililer, dünyaya karşı ilgililer, artık bir dünya vatandaşlığı var gençler için. Bir sorunla ilgilenmeleri için artık onların kendi sorunu olmasına gerek yok. Toplumda bir sorun varsa gençler buna ilgi gösteriyorlar, ‘benimle alakası yok nasıl olsa ben karışmayayım’ demiyorlar, bu da aslında önümüzdeki dönemde hem ticari, hem siyasi anlamda karar vericilerin dikkate alması gereken aynı zamanda onları çok zorlayacak bir konu başlığı çünkü gençler her konu ile alakalı iyi kararlar istiyorlar. Yani artısı eksisi fazla diyerek karar vermek yerine her konuda artı neyse ona yöneliyorlar, o yüzden seçile, aday olan, ticaret yapmak isteyen, pazarda pay almak isteyen şirket kişi ya da siyasi partileri biraz daha zorlayacak bir durum olarak karışımıza çıkıyor.”

Şeyda Ceylan Görgenç

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu yayımlandı: "Türkiye Modeli’nin en kıymetli kazanımı sağlam zeminler üzerinde yükselecektir" Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin internet sitesinde, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporu yayımlandı. Raporda, "Milletin vicdanıyla, aklıyla ve irfanıyla yürüyen bu süreç, kalıcı sonuç üreterek; kardeşlik, birlik ve bütünleşme temelli bir vatandaşlık anlayışıyla güçlendiğinde, ‘Türkiye Modeli’nin en kıymetli kazanımı olan iç huzur, sağlam zeminler üzerinde yükselecektir" denildi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 18 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirdiği 21’inci toplantısında yapılan oylamada, nitelikli çoğunlukla kabul edilen komisyon raporu, TBMM’nin internet sitesinde yayımlandı. Yayımlanan raporun takdimini TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş kaleme aldı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları Türkiye Büyük Millet Meclisinin temsil gücü ve demokratik meşruiyeti içerisinde yürütülen, toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihi sorumluluğun bir yansımasıdır, ifadesidir. Halkımızın uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek karşı karşıya kaldığı sorunlar, Gazi Meclisimizin yasa yapıcı ve denetleyici niteliğiyle ele alındığında kalıcı bir çözüm ufku kazanmaktadır" dedi. "Bugün terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz" Terör meselesinde tarihi bir dönemden geçildiğini vurgulayan Kurtulmuş, meclisin üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz bir biçimde üstlendiğini vurguladı. Türkiye’nin terörden dolayı ödediği bedellerden bahseden Kurtulmuş, "Bugün terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclisimiz üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz bir biçimde üstlenmiştir. On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen ve ülke olarak ağır bedeller ödediğimiz terör eylemleri, kalkınma ufkunu daraltmış, sosyal bağları örselemiş ve siyaseti sadece güvenlik reflekslerine sıkıştırmıştı. Bölgemizde bugün yaşanan istikrarsızlık, adaletsizlik ve demokratikleşme sorunları emperyal müdahalelerin bıraktığı derin izlerin birer sonucudur. Bu müdahalelere bizim cevabımız ise daha fazla kardeşlik ve daha fazla bütünleşmedir" ifadelerini kullandı. "Şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi hürmet ve minnetle yad ediyorum" Bölge istikrarı ve toplumsal barış için bu sürece emek veren herkese teşekkür eden Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Milletimizin huzuru, bölgemizin istikrarı ve toplumsal barış ülküsü için sivil toplumda, siyasette ve halkımıza hizmetin farklı alanlarında emek veren her biri kıymetli insanlarımızı şükranla; ortak vatanımızın esenliği uğruna canını veren şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi hürmet ve minnetle yâd ediyorum. Aziz hatıraları; atacağımız her adımda, insan onuruna, adalete ve ortak geleceğimize karşı taşıdığımız sorumluluğu, hepimize daha güçlü biçimde hatırlatmaya devam edecektir." Komisyon çalışmaları Yayımlanan raporun ikinci kısmında komisyon çalışmalarından bahsedildi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda ele alınan "Terörsüz Türkiye" hedefinin, esasında dönemsel bir söylem ya da konjonktürel bir hamle değil, devlet politikası olduğu vurgulandı. Vatandaşların ortak geleceğini garanti altına alan bir yaklaşımın sonucu olduğu vurgulanan raporda, daha önce de bu sorunun çözümü çokça denenmiş fakat çeşitli nedenlerle sonuçlandırılamamış olduğu vurgulandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Başbakanlığı döneminde özellikle 2009 ve 2013 yıllarındaki çözüm gayretlerinde yürütme organı merkezli inisiyatifler belirleyici olduğuna dikkat çekilerek, geçmiş teşebbüslerde geniş tabanlı dinleme zeminini ve nitelikli çoğunlukla ortak kanaat üretecek kurumsal bir Meclis mekanizmasını işletmek mümkün olmadığı ifade edildi. Bu sürece katkı veren herkesin, bu memleketin mayasında kardeşlik olduğunu gösterdiği vurgulanan raporda, "Tüm bu kayıpların ötesinde en ağır bedel şüphesiz ki canla ödenmiştir. Manevi kayıplar unutulmaz acılarımızdır. Her biri ayrı bir ailenin ocağına düşen şehitlerimizin, her biri bir ömrü feda eden gazilerimizin acısı her daim tazedir. Canları pahasına bu vatanı savunan tüm kahramanlar, sürecin manevi mimarlarıdır. Bu istikamette atacağımız her adımda, onların emanetine sadakatle bağlı kalacağımızı ilan ediyoruz. İnanıyoruz ki bu sürece katkı veren herkes, bu memleketin mayasında kardeşlik olduğunu göstermiştir ve gösterecektir denildi. "Terörsüz Türkiye" hedefi Terörsüz Türkiye hedefinin detaylarından bahsedilen raporda, Terörsüz Türkiye hedefinin terörsüz bir bölge demek olduğu vurgulanarak, şunlar kaydedildi: "Bu hedef tam manası ile başarıya ulaştığında, Komisyon çalışmalarımız tüm yönleriyle, ‘Türkiye Modeli’ olarak literatüre geçecektir. Komisyonun çalışmaları, fesih ve örgütün silah bırakması yönünde oluşan kararın olgunlaşmasıyla birlikte, idari ve hukuki düzenlemelerin nasıl bir çerçeveye oturtulması gerektiği konusunu gündemine almıştır. Silahlı terör örgütünün varlığının sona erdirilmesinin güvenilir biçimde tespiti ile birlikte eş zamanlı olarak kamu düzeninin korunması, hak ve hürriyetlerin genişletilmesi, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi ve adalet duygusunun tahkimi gibi başlıca konular öncelikle ele alınacaktır. Komisyon; millet adına çözüme ulaştırılacak sorunların müzakeresi, üzerinde uzlaşılan teklif ve tavsiyelerin Türkiye Büyük Millet Meclisine iletilmesi ve bahse konu süreçlere millet adına vaziyet etmek için görev yapmıştır. Komisyonumuz, on yıllardır ülkemizin enerjisini tüketen ve kardeşi kardeşten uzaklaştırmaya çalışanların provoke ettiği bir meseleye yeni bir gözle bakma iradesinin yansımasıdır. Bu çerçevede Terörsüz Türkiye, esasında terörsüz bir bölge demektir. Bu hedef, aynı zamanda bölgenin barış ve esenliğine odaklı bir vizyon olarak tezahür etmiştir." Komisyonda dinlenen kişilerin mutabakat alanları Raporda komisyonda dinlenilen kişileri mutabakat alanları aktarıldı. Raporda ortak zemin, ayrıca toplumsal rıza ve sürecin toplumca sahiplenilmesi konusunda geniş bir mutabakat bulunduğunu, katılımcılık, şeffaflık ve kapsayıcılık ilkelerinin siyaset kurumu, sivil toplum ve akademi çevrelerince güçlü biçimde desteklendiğini ortaya koyduğu ifade edildi. Dile getirilen görüşlerde öne çıkan bir diğer husus, sürecin sadece güvenlik ve örgütün tasfiyesi ekseninde ele alınmaması gerektiğini vurgulayan bütüncül yaklaşım olduğu belirtilen raporda, "Demokratikleşme, eşit yurttaşlık, hak ve özgürlüklerin güvenceye alınması ile ekonomik kalkınma boyutlarının birlikte düşünülmesi beklenmektedir. Süreç boyunca sıklıkla işaret edilen bir diğer konu, hukuki düzenleme ihtiyacı, silah bırakma ve devamındaki sürecin yönetimi yanında hukuk devleti ve demokratikleşme başlıklarındaki talepler olmuştur. Uluslararası ve bölgesel boyutun önemi, iç huzurun güçlenmesiyle bölgesel istikrarın desteklenmesi ve küresel adalet arayışında Türkiye’nin siyasal ağırlığının artması perspektifiyle, ortak zeminin tamamlayıcı unsuru olarak öne çıkmaktadır" ifadelerine yer verildi. Terör örgütü PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması Raporda, fesih ve silah bırakmanın istihbarat-güvenlik birimlerince sınırlar dışındaki durumlar dahil tespiti, kamuoyuna yapılan beyanlarla sınırlı bir alan olmadığına dikkat çekildi. Beyanların takip ve teyitle anlam kazanacağının aşikar olduğu belirtilen raporda, silah bırakmanın istihbarat ve güvenlik birimlerince tespiti, ölçülebilir kriterlerle icra edileceği ve bu tespitin, sahadaki doğrulama süreçleriyle desteklenerek kamu düzeni açısından öngörülebilirlik sağlayacağı ifade edildi. Sonuç ve değerlendirme Raporun sonuç ve değerlendirme bölümünde ise, milli iradenin denetim ve imkanlarının aynı zeminde buluşturan bir örneklik ortaya koyduğu vurgulanarak, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu; Meclisin temsil gücünü, siyasetin çözüm üretme kapasitesini ve milli iradenin denetim imkânlarını aynı zeminde buluşturan bir örneklik ortaya koymuştur. Toplantılar boyunca oluşan müşterek kanaat, şiddet ve terörle mücadele yönteminin sadece güvenlik tedbirleriyle sınırlı kalmaması gerektiği yönündedir. Tam demokrasiye dayanan yurttaşlık bilincinin, eşitlik temelli kardeşliğin ve kurumsal şeffaflığın kalıcı huzur ve barışı mümkün kılacağı değerlendirilmektedir. Komisyon raporu, idari ve hukuki düzenlemeler için yol gösteren bir çerçeve ortaya koyarken, toplumla uyum adımlarının ertelenemez bir alan olduğunu hatırlatmaktadır. Siyasetin görevi, toplumun farklı seslerini ortak geleceğin dilinde buluşturmaktır" denildi. "Türkiye Modeli’nin en kıymetli kazanımı sağlam zeminler üzerinde yükselecektir" Türkiye Modeli’nin kıymetli kazanımlarından bahsedilen raporda, "Milletin vicdanıyla, aklıyla ve irfanıyla yürüyen bu süreç, kalıcı sonuç üreterek; kardeşlik, birlik ve bütünleşme temelli bir vatandaşlık anlayışıyla güçlendiğinde, ‘Türkiye Modeli’nin en kıymetli kazanımı olan iç huzur, sağlam zeminler üzerinde yükselecektir" ifadelerine yer verildi. "Komisyonumuz, Türkiye’nin barışla ve kardeşlikle güçleneceğini göstermiştir" Komisyonunun, Türkiye’nin barışla, bütünlükle, demokrasiyle ve kardeşlikle güçleneceğini gösterdiği belirtilen raporda, şunlar kaydedildi: "Demokratik, çoğulcu ve herkesin kendini ait hissettiği bir Türkiye’yi hep birlikte büyük bir çabayla inşa etmek için hakikatin göz ardı edilmediği, duyguların inkar edilmediği ve siyasetin çözüm üretme cesareti gösterdiği bir anlayışın benimsenmesi hayati önemdedir. Komisyonumuz, Türkiye’nin barışla, bütünlükle, demokrasiyle ve kardeşlikle güçleneceğini göstermiştir. Canları ve kanları pahasına vatanımız için hayatlarını hiçe sayan şehitlerimizin aziz hatırası ve gazilerimizin kardeşlik iradesi, milli bütünlüğümüzün sarsılmaz teminatıdır. Oluşan müşterek kanaat, sürecin kamu düzenini koruyan, hak ve hürriyetleri genişleten, toplumsal rızayı büyüten ve ortak geleceği kurumsal bir disiplin içinde taşıyan bir yol üzerinde ilerlemesi yönündedir. Bu rapor, çalışmaların ve gelen raporların tümünden süzülen birikimi ve ortak aklı, izleyen dönemde atılacak adımlara rehberlik edecek bir çerçeve hâlinde dikkatlere sunmaktadır. Bundan sonraki safhada, tespit ve takip mekanizmalarının öngörülebilirliği, idari ve hukuki düzenlemelerin açıklığı, toplumsal uyum adımlarının kapsayıcılığı ve Meclis denetiminin sürekliliği belirleyici olacaktır." Komisyon olarak yürütülen çalışmalar neticesinde hazırlanan öneri ve değerlendirmeleri içeren raporun kamuoyuna sunulduğu açıklanarak, "Komisyonun ortaya koyduğu yaklaşım, ortak gelecek hedefini ortak projelerle güçlendiren, bölgesel kalkınmayı hızlandıran, sosyal bağları onaran ve ayrıştırıcı senaryoların zeminini daraltan bir bütünleşme üretmeyi esas almaktadır. Böylelikle ortak gelecek hedefimiz, millî iradenin gözetiminde kurumsal teminat kazanacaktır. Türkiye Modeli, meşruiyet, istikrar ve toplumsal barış üreten bir çerçeveye dönüşecektir. Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu olarak yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde hazırlanan öneri ve değerlendirmelerimizi içeren raporumuz, yasa çalışmalarında esas alınmak üzere siyasi partilerin ve kamuoyunun takdirlerine saygıyla sunulmaktadır" denildi.
İstanbul AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nın Ramazan etkinlikleri başladı AK Parti İstanbul İl Başkanlığı, Ramazan ayının başlamasıyla il binasının önünde etkinlik alanı kurdu. Ramazan ayı boyunca çeşitli etkinliklerin ve eğlencelerin yapılacağı organizasyonun ilki bu akşam gerçekleştirildi. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı binası önünde, Ramazan ayı boyunca yapılacak etkinlikler için alan kuruldu. Bu akşam yapılan ilk etkinliğe AK Parti İstanbul Milletvekili ve sanatçı Yücel Arzen Hacıoğulları, AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti Sağlıktan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Halit Yerebakan, ve il başkanlığı yöneticileri katıldı. Etkinlik kapsamında katılımcılara salep ve çay servisi yapıldı. İl Başkanlığı binasının bahçesinde kurulan alanlarda sohbetler edilirken bilgi yarışması düzenlendi ve Yücel Arzen tarafından müzik dinletisi gerçekleştirildi. Yarışmada kazananlara ödülleri takdim edildi. "Ramazan sadece oruç değildir, aynı zamanda karakter ve dostluk inşasıdır" Etkinlikte açılış konuşmasını yapan Genel Başkan Yardımcısı Yerebakan, "Unutmayın, burada kurulan dostluklar, fikirler ve hayaller sizler için kalıcı olacaktır. Ramazan sadece oruç değildir, aynı zamanda karakter ve dostluk inşasıdır. Bu ortamları bu şekilde değerlendirmenizi istiyorum. İyi ki varsınız, iyi ki geldiniz" dedi. "Çok güzel programlarla Ramazan Ayı boyunca bir arada olacağız" Ramazan boyunca hem iftar programlarının hem de etkinliklerin devam edeceğini belirten AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir ise, "Ramazan ayımızın hemen başlangıcında bir aradayız. İnşallah Ramazanımızı İstanbul’da dolu dolu geçirmek adına İstanbul’umuzun tüm ilçelerinde, otuz dokuz ilçesinde ve dokuz yüz altmış bir mahallesinin tamamında teşkilat mensuplarımızla ve çok kıymetli vatandaşlarımızla birçok vesileyle bir arada olacağız. İl Başkanlığımızda geçen sene başlatmış olduğumuz etkinliklerimizle bu sene daha da geniş bir alanda, daha da kıymetli içeriklerle ve güzel programlarla bir arada olacağız. Ramazan ayı hepimizin kalbinde ve gönlünde, çocukluğumuzdan bu tarafa çok kıymetli hatıralar biriktirdiğimiz, maneviyatımıza çok kıymetli anılar kazandırdığımız çok güzel bir ay. İnşallah burada çok kıymetli isimlerle çok kıymetli programlar icra edilecek. Özellikle gençlik kollarımızla, kadın kollarımızla, teşkilatımızın tüm kademeleriyle, ilçelerimizle ve aynı zamanda İstanbul’da vatandaşlarımıza da birçok kıymetli mesajı ulaştıracağımız içeriklerle çok kıymetli isimlerle bir arada olacağız. Bu akşam Yücel Arzen vekilimizle yine çok güzel eserleri sizlerle buluşturmuş olacağız. İnşallah İstanbul’umuzda Ramazan ayı boyunca teşkilatımızla birlikte vatandaşlarımızla birçok programda, ilçelerimizin tamamında bir araya geleceğiz. Gönül sofralarıyla yüz binlerce vatandaşımızla bizzat bir arada olacağız. Şehit ve gazi yakınlarımızla, İl başkanlığımızda, ilçe başkanlıklarımızla bir arada olacağız. Vefa iftarlarıyla teşkilatımıza emeği geçen tüm emektarlarımızla buluşacağız. Gençlik iftarlarımızla, kadın kollarımızın iftarlarıyla, çocuk iftarlarımızla çok kıymetli programları inşallah hep birlikte icra edeceğiz"diye konuştu.
Rize Recep Uçar: "Taraftarları mutlu ettik, ondan dolayı mutluyuz" Çaykur Rizespor Teknik Direktörü Recep Uçar, Kocaelispor galibiyetinin ardından, "Taraftarlarımızı mutlu ettik, ondan dolayı mutluyuz" dedi. Trendyol Süper Lig’in 23. haftasında Çaykur Rizespor, sahasında Kocaelispor’u 2-0 mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Çaykur Rizespor Teknik Direktörü Recep Uçar açıklamalarda bulundu. Ligin 22. haftasında oynadıkları ve 2-0’dan 2-2’ye getirdikleri Ankaragücü maçının kendileri için bir milat olduğunu dile getiren Uçar, "Genel olarak iyi oyunlar ortaya koyuyorduk ama bunu sonuca yansıtmakta maalesef zorlanıyorduk son haftalarda. Uzun zamandır da kazanamıyorduk, bunun bilinciyle hazırlandığımız bir maçtı. Belki geçen haftaki 2-0’dan dönüş, 2-2’ye geliş bizim adımıza bir sinyal, mesaj olmuştu. Belki bazı yeni başlangıçların, bazı şeylerin miladı olabilecek, tetikleyebilecek bir kıvılcım olabilir bir sonuç olarak değerlendirmiştim. Bugün de evimizde uzun süredir kazanamıyorduk, mutlak kazanmak parolasıyla çıktığımız bir maç. Diğer maçlardan farklı olarak belki iyi başladığımız, iyi götürdüğümüz bence hem de iyi de bitirdiğimiz bir maç oldu. Bundan dolayı oyuncularımı canı gönülden, yürekten kutluyorum. Uzun zamandır taraftarlarımızı mutlu edemiyorduk, bugün itibarıyla onları da mutlu ettik, ondan dolayı mutluyuz" diye konuştu. "İyi oyuncuları ve oyun gücü olan bir takımdı" Kocaelispor’un ligin iyi takımlarından birisi olduğunu söyleyen Recep Uçar," Şu anda 30 puanla ligin en az gol yiyen takımlarından biriydi. İyi oyuncuları ve oyun gücü olan bir takımdı. Ama maçı kısaca özetlersek evimizde baskılı bir oyun oynamak istiyorduk ve nitekim öyle başladık. 13. dakikada Mihalia’nın bulduğu golle öne geçtik. Sonrasında geri çekilmedik. Gerek oyun kurulumunda onların nasıl basabileceğini öngörüyorduk, birkaç planımız da vardı. Genel olarak üçüncü bölgeye kolay gittiğimiz bir oyundu ama maalesef gene bizim belki en büyük sorunumuz sezon başından beri, benden önce de benim olduğum süreçte de sonlandıramamak. Sonlandırabilsek biraz daha farklı girebilirdik ilk yarıya. İkinci yarıda gerek ilk yarıdan bazı görüntüleri paylaşarak gerek bazı şeyleri değerlendirip geriye çekilmeden oynamak istiyorduk. Nitekim aynı mantaliteyle başladık. Golden önce Mihalia ile 2-0 öne geçebilirdik, yüzde yüz kaçırdı. Onun kornerinin devamında da 2-0 öne geçtik. Ondan sonraki bölümde de her ne kadar yüzde yüz net pozisyon vermesek de biraz rakip topa sahip olsa da biz yaslanmadan iyi mücadele ederek, iyi geçişler bularak gene finali çok iyi yapamadan 2-0’ı korumasını bildik. Bundan dolayı hak edilmiş bir 3 puan bence her yönüyle. Daha iyi mücadele eden, daha iyi oynayan, daha iyi savunma yapan takım bugün 3 puan aldığını düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Bugün kazandık ama çok fazla da bir şey kazanmadık" Önlerinde Kasımpaşa gibi zor bir rakiple maç olduğunu hatırlatan Uçar, sözlerini şöyle tamamladı: "Final paslarını söylediğim gibi daha iyi yapabilseydik farklı olabilirdi ki Kocaelispor bir de ayrıntı olarak bugüne kadar çıktığı müsabakalardan farklı olarak daha ofansif bir 11’le bugün sahada yer almıştı. O da bizi savunma anlamında biraz yorsa da belki de daha efektif geçişler yapmamıza da olanak sağladığını söyleyebilirim. Duran toplarda çok etkili bir takım, çok zorlandık ama genel itibarıyla bugün uzun bir aradan sonra gol yemeden bitirebilmek güzeldi. Bundan dolayı oyuncularımı yürekten kutluyorum. Camiamıza hayırlı uğurlu olsun. İnşallah biz bazen kaybedince klasik oluyor ama veyahut da berabere kalınca, bugün itibarıyla bu defteri kapattık önümüze bakacağız gibi cümleler kuruluyor. Bugün kazandık ama çok fazla da bir şey kazanmadık. Önümüzde haftaya cumartesi itibarıyla geçen hafta galibiyet alan Kasımpaşa, iyi oyunculardan iyi transferler yapan bir Kasımpaşa deplasmanımız var. Umarım söylediğim gibi Gençlerbirliği ve bu maçın milat kabul edip geri kalan bölümde hem iyi oyunlar hem iyi sonuçlar alarak camiamızın yüzünü güldürmeye devam ederiz."
Hatay Hataylılar, Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin iftar sofrasında buluştu Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB) tarafından bu yıl 15 ilçede gerçekleştirilecek İftar Buluşmalarının ilki Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun da katılımıyla Antakya’da gerçekleşti. HBB, her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayının bereketini 15 ilçenin tamamında kurulacak iftar sofraları ile vatandaşlarla paylaşıyor. Büyükşehir tarafından Antakya Merkez Kapalı Spor Salonu’nda ilki gerçekleştirilen iftar programına Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Hatay Valisi Mustafa Masatlı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, HBB Başkanı Mehmet Öntürk, AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, Kütahya Milletvekili İsmail Çağlar Bayırcı , Hatay Milletvekilleri Adem Yeşildal, Kemal Karahan, Abdulkadir Özel, AK Parti Hatay İl Başkanı Mustafa Erdoğan, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. İftar öncesi sözlerine vatandaşların Ramazan ayını kutlayarak başlayan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Hatay programı kapsamında Dörtyol ve Hassa ilçelerini birbirine bağlayacak 20 kilometre uzunluğunda çift gidiş çift geliş otoyol ve bir de demir yolu tünelinden oluşan Amanos Tüneli şantiyesini gezdiklerini belirterek tüm hazırlıklarını tamamlandığını ve önümüzdeki ay içerisinde ilk kazmanın vurulacağının müjdesini verdi. Bu projenin yanı sıra birçok önemli projeyi de sürdürdüklerine işaret eden Bakan Uraloğlu, İskenderun’u Antakya’ya bağlayan yaklaşık 10 kilometresi tünellerden oluşan, Belen Geçidi’ni de kapsayan 19 kilometrelik otoyolda da çalışmaların hızla ilerlediğini kaydederek, 2027 yılının sonuna yetiştirmek istediklerini, bunun için gayret gösterdiklerini söyledi. Kent ziyareti sırasında 3. Çevre Yolu çalışmaları ile şehir içerisinde Büyükşehir, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından çalışmaları devam eden önemli kavşak ve yolların yapım çalışmalarını inceleme fırsatı da bulduklarını dile getiren bu çalışmaların hepsinin bu yıl içerisinde tamamlanmasını öngördüklerini kaydetti. Hatay Büyükşehirle uyum içerisinde çalıştıklarının altını çizen Bakan Uraloğlu, vatandaşların bu yıl içerisinde sorunsuz bir ulaşıma kavuşmaları için çalıştıklarını, Hatay’ın ve Hataylıların her şeye değer olduklarını ifade etti. Bakan Uraloğlu, depremden sonra bakanlık olarak sadece Hatay’a 80 Milyar liranın üzerinde yatırım yaptıklarını da vurguladı. Karayolları dışında deprem sonrası sular altında kalan İskenderun sahilinde 3 bin 500 metre tahkimat yaptıklarını dile getiren Ulaştırma ve Altyapı Bakanı, yine balıkçı barınakları ve deniz koruma alanlarında da peyder peyi çalışmalara devam ettiklerini kaydetti. İftar öncesi konuşan HBB Başkanı Öntürk de bir kez daha mübarek ramazan ayına kavuşmanın mutluluklarını yaşadıklarını belirterek vatandaşların ramazan ayını kutladı. Hatay’ın yeniden yapılanması sürecinde özellikle yol ve altyapı noktasında desteğini esirgemeyen Bakan Uraloğlu’na teşekkürlerini ileten Başkan Öntürk, "Sayın cumhurbaşkanımız, bakanlarımız ve devletimizin tüm kurumlarının da desteğiyle sizlere çok daha güzel bir Hatay hazırlayacağız" dedi. Konuşmaların ardından iftar saatinde vatandaşlar dualar eşliğinde oruçlarını açtı. Her yaştan Hataylının yoğun ilgi gösterdiği iftar programında, aynı sofrada buluşmanın verdiği dayanışma duygusu ön plana çıktı. Aileler, gençler ve yaşlılar yan yana oturarak Ramazan’ın paylaşma ve kaynaşma ruhunu birlikte yaşadı.
Rize Selçuk İnan: "Kafamızdaki plan tuttu tutacak derken oyuna biraz tutuk başladık" Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, Çaykur Rizespor maçının ardından, "Aslında kafamızdaki plan tuttu tutacak derken oyuna biraz tutuk başladık. Çok fazla bireysel hata vardı, çok basit top kayıpları yaptık" dedi. Trendyol Süper Lig’in 23. haftasında deplasmanda Çaykur Rizespor’a 2-0’lık skorla mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan açıklamalarda bulundu. Çaykur Rizespor’u iyi analiz ederek maça uygun bir kadro ile sahaya çıktıklarını ancak sonucun diledikleri gibi olmadığını kaydeden İnan, "Rizespor zor bir deplasman, iyi oyuncuları olan bir takım, bunu biliyorduk. Aslında hazırlıklarımız da hep bu yönde oldu. Rizespor’un güçlü taraflarını, zaaflarını çalıştık bütün hafta boyunca. Rizespor gerçekten geçişlerde güçlü bir takım ve de kenarlardan geldiklerinde oldukça etkili bir takım. Ona göre bir kadro sürdük sahaya. Aslında kafamızdaki plan tuttu tutacak derken oyuna biraz tutuk başladık. Çok fazla bireysel hata vardı, çok basit top kayıpları yaptık ve o çalışmış olduğumuz yerden geçişten yapmış olduğumuz bir top kaybıyla da gol yedik. Oyunu tekrar lehimize çevirdik, oyun bizde, pozisyonlar ürettik, golü atabilecek pozisyonlar da bulduk ancak golü bulamayınca ikinci yarı yan toptan yemiş olduğumuz bir gol ve sonrasında istemediğimiz bir sonuç oldu. Bu yüzden de üzgünüz" diye konuştu.