TEKNOLOJİ - 02 Eylül 2018 Pazar 06:34

'Yeni teknolojiler Anadolu’nun köylerinden çıkacak'

A
A
A
'Yeni teknolojiler Anadolu’nun köylerinden çıkacak'

Teknolojide bugüne kadar Silikon Vadisi devrimi yaşandığına dikkat çeken Ian Pearson, bundan sonraki sürekçe yeni teknolojilerin Anadolu’nun herhangi bir köyünden çıkacağını belirterek ekliyor: Artık top bilgisayarın başından kalkmayan tiplerin yerine sıradan insanlara geçiyor.

Gelecekte bizi hangi teknolojiler bekliyor? İnsanlık yeni nesil teknolojilerle kontrol altına mı alınıyor? Yoksa işsiz mi kalacağız? Bu dönüşümde Türkiye ne gibi rol üstlenecek? Berlin’de düzenlenen uluslararası tüketici elektroniği fuarı IFA bütün bu soruların cevabını bulmak için inanılmaz sürpriz yaptı. Dünyaca ünlü İngiliz fütürist Dr. Ian Pearson ile yollarımız Beko standında kesişti. Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu ile geleceğin teknolojileri üzerine bir sunum yapan Ian Pearson ile toplantı sonrası konuşma imkânı bulduk. Açıkçası benim gibi teknolojinin karanlık tarafına odaklananları rahatlatacak açıklamalarda bulundu Pearson. Pearson’a göre teknolojiye erişimde zengin fakir ayrımı kalkacak. Teknolojiyle birlikte sosyalleşme daha da artacak. Silikon Vadisi ise yerini Türkiye gibi ülkelerden çıkacak girişimlere bırakacak.

TEKNOLOJİ İNSANLARI SÖMÜRMESİN DİYE ETİK KURULLAR OLUŞTURULUYOR
*10-15 yıl sonrasını düşünürsek, teknolojiler hayatımızda ne kadar yer edinecek?
Dünyanın çoğu teknolojiye erişim sahibi olacak. Çünkü görüyoruz ki teknolojinin maliyeti hızla düşmekte. Bu IT’nin herhangi bir dalı için de geçerli. Belki arada 3-4 yıl fark oluyor. Yani zenginlerin teknolojiyi kullanmaya başlamasıyla yoksulların kullanmaya başlaması arasında erişim anlamında bir gecikme olabiliyor. Ama yine de herkes kullanacak diye düşünüyorum. Çünkü dünya genel olarak daha zenginleşiyor. Ve artık aşırı yoksulluk içerisinde yaşayan kişi sayısı daha az. O yüzden 10 yıl içerisinde herkesin teknolojiye erişimi olur diye düşünüyorum.

*Teknolojinin iyi yanlarının yanı sıra karanlık bir tarafı da var. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
Elbette teknolojinin hem olumlu hem de olumsuz yanları var. Ama bana sorarsanız olumlu yanları daha fazla. Yapay zekâ anlamında IT şirketleri etik komiteler kurmaya başladılar. Böyle şeyler olmasın diye. Teknolojinin insanları sömürmemesi, baskı altına almaması için çalışıyorlar. Bunlardan en güzel örneklerden biri Beko. Beko etik bir temelde insanların hayat kalitesini desteklemeye çalışıyor. Elbette karanlık yüzü de ihtimal dâhilinde. Ancak mühendisler ürün geliştirirken bu konuya dikkat edip direnç gösteriyor.

*Bazı Avrupa ülkelerinde şirketler çalışanlarına çip takıyor. Etik anlamda bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben mesela kendime hayatta çip taktırmam. Zaten bu çok eski bir teknoloji. 2001 yılında ben “aktif deri teknolojisi” diye bir teknoloji geliştirdim. Deri yüzeyine görünmeyecek kadar küçük elektronik cihaz yerleştirdim. Medikal kullanımı olan, fitnes yaptığınızda bilgi verebilecek bir şeydi. Ama mikroskopik teknolojiler hayatımızda artık. Çip 20. yüzyılda kaldı. 21. yüzyılın teknolojisi değil. O anlamda kadük bir teknoloji. Ama insanların çip takmaya zorlanması etik değil tabi. Mesela benim evde beslediğim kedide çip var ama insanlara çip takılmasını etik bulmuyorum. İnsan haysiyetine, onuruna aykırı. Ama eğer çip taktıracağım diyorsan o zaman kol saatine taktır. Niçin illa vücuduna takıyorsun ki? Bu insanları nesneleştirmek manasına gelir.

*Sürekli akıllı şehirlerden bahsediyoruz. Firmalar da bu konuda ciddi çalışmalar yapıyor. Bu alanda gelecekte bizi bekleyen yeni teknolojiler neler?
Bunun en güzel örneği kendi kendine giden otonom sürüşlü araçlar olur herhâlde. Sürücüsüz otomobiller akıllı şehirlerin çok önemli bir parçası olacak. Düşünün ki araç kapının önünden sizi alıp gideceğiniz yere kadar götürecek. Bu sizin sosyal hayata daha fazla katılmanız anlamına geliyor. Diyelim ki yaşlı bir insanın otobüs durağına 2 km yürümesi gerekiyor. Ama artık buna gerek kalmayacak. Araba onu kapısının önünden alacak. Bu şekilde insanlar siyasi ve sosyal aktivitelere katılabilecek. Hayat kalitesini artıracak.

MARS’A GİTMEK İÇİN DAHA 25 YIL VAR
*Üzerinde çalıştığınız teknolojiler var mı?

Pek çok alanda her gün çalışıyorum. Uzay teknolojileri bunlarda biri. Mesela Mars’a nasıl gidilir? Bunun için yeni teknolojiler geliştiriyoruz ama oraya gitmemiz için daha 25-30 yılımız var. Ayrıca materyal teknolojisi, kendi kendini temizleyen yüzeyler ve moda teknolojileri gibi pek çok konuda her gün kafa yoruyoruz.

*Artırılmış gerçeklik, yapay zekâ vs. bir yandan insanların hayatını kolaylaştırırken aynı zamanda insanları sosyalleşmekten de alıkoyuyor. Filmlerde de görüyoruz, insanlar evlerine kapanıp farklı dünyalarda yaşamaya başlıyorlar. Bu konuda ne dersiniz?
Evet, cep telefonu ve tablet bizi izole etti ama ben bunların geçici olduğunu düşünüyorum. Ancak otonom araçlar ve yapay zekâ bunlar aslında bizi ekrana yapışmaktan kurtaran, özgürleştiren şeyler. Aslında bunlar yeni istihdam alanları da doğruyor. İdari kâğıt işleri, dosyaları bilgisayara yükleme işini yapay zekâya yaptırıyorsunuz. Böylece insanların etkileşim kuracak vakti oluyor. Teknolojinin gelişmesi aynı zamanda teknolojiyi daha da insancıl hâle getiriyor. Bu anlamda Türkiye’de bir rol oynayabilir. Çünkü şimdiye kadar teknoloji dediğiniz şey Silikon Vadisi devrimiydi. Ama Silikon Vadisi’ndeki insanlar insani becerilerde dünyanın diğer başka yerlerindeki kişilerden daha yetenekli daha donanımlı filan değil. Demek istediğim şu: Artık top bilgisayarın başından kalkmayan tiplerin yerine sıradan dünyanın bambaşka yerlerindeki sıradan insanlara geçiyor.

*Yani yeni teknolojiler Anadolu’dan mı çıkacak?
Evet tam da demek istediğim bu. Yeni teknoloji Anadolu’nun herhangi bir köyünden çıkabilecek. Yapay zekâ araştırmayı ve bilim kısmını üstlenecek. Sıradan insanlar ise kendi muhitlerinde ne gerekiyor, orada yaşayan insanlara ne lazım kendisi en iyi bileceği için onlar bunu düşünüp yapacaklar. İşini külfeti robotlara, yapay zekaya kalacak. Ama insanlar birbirine yardım edecekler, bu konuda bir şeyler gerçekleştirecek.

İĞNENİN KONUMU BİLE TESPİT EDİLECEK
Lokasyon teknolojileri gelecekte kilit rol üstlenecek. Konum nokta atışı olarak belirlenebilecek. Bu, robotik teknolojiler açısından da çok önemli. Veya yemek pişirme teknolojileri açısından diyelim. Mutfakta bir şeyin yerini milimetrik olarak tespit edebileceksiniz. Pek çok yeni hizmetleri beraberinde getirecek. Bunu artırılmış gerçeklikle bağlayabilirsiniz. Bu şekilde drone’ların gün gelip de bizim mutfaklarımızda temizlik yaptığında nere, nerede, hangi yüzey silinecek, tespit edilmeyi kolaylaştıracak.

KİMDİR?
Dr. Ian Pearson, 27 yıldır teknoloji, iş, toplum, politika ve çevre alanındaki gelişmeleri yakından takip ediyor ve geleceğe yönelik tahminlerde bulunuyor. Havacılık, sibernetik, elektronik, kozmetik alanında çalışmalar yapan Pearson’ın mesajlaşma, kontak lens, otonom sürüş ve uzay yolculuğu alanında 1.800’den fazla buluşu var. Bugüne kadar 8 kitap yazan Pearson aynı zamanda İngiliz Bilgisayar Topluluğu, Dünya Sanat ve Bilim Akademisi ile Dünya İnovasyon Vakfı Üyesi.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."