ASAYİŞ - 27 Mayıs 2024 Pazartesi 10:52

Hakkari’de “Hayatla Yarışılmaz” sloganıyla radar denetimi

A
A
A
Hakkari’de “Hayatla Yarışılmaz” sloganıyla radar denetimi

Hakkari İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından “Hayatla Yarışılmaz” sloganı ile radar denetimi yapıldı.


İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı trafik birimleri, Kurban Bayramı’nın yaklaşması nedeni ile denetimlere ağırlık verdi. Hava destekli denetimde emniyet kemeri, cep telefonu ve yaya geçidi konuları üzerinde durularak, hız kaynaklı kazaların önüne geçebilmek için "Hayatla Yarışılmaz" sloganı ile radar denetimi yapıldı.


Hakkari Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, denetleme ve bilgilendirme çalışmalarının 7 gün 24 saat kesintisiz devam ettiğini belirterek, “Vatandaşlarımızın can güvenliği bizim için her şeyden önemlidir” dediler.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Sanayiciler Bursa’da dijital dönüşüm için buluştu Dijital üretim alanında geliştirdiği yenilikçi çözümlerle sektöre yön veren TREX tarafından, üretim yönetimine farklı bir bakış açısı getirmesi hedeflenen ‘Fabrikanı Keşfet 2026’ etkinliği büyük ilgi gördü. Bursa’da bir araya gelen sanayiciler, iş adamları, teknolojiye önem veren firma yetkilileri teorik yaklaşımlardan ziyade sahadan elde edilen gerçek deneyimler elde etti. Dijital dönüşüm ve dijital üretim liderleri, sanayi ve teknolojiyi aynı zeminde buluşturarak üretim süreçlerine geniş bir perspektif kazandıracağı programda katılımcılar, farklı sektörlerden gelen başarı hikayelerini doğrudan projeyi gerçekleştiren isimlerden dinleme fırsatı buldu. TREX Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Özdemir, "Her şey, ekonomi ve finans üzerine kuruludur. Yapılan bütün bu dijital dönüşüm çalışmaların altında yatan aslında finansal ekonomiyi, işletmelerdeki finansal ekonomiyi sağlam bir zemin üzerine oturtmaktır. Biz de bu tarafta işin sadece teknik bir konu olmadığını Bunun aynı zamanda finansal, ekonomik bir konu olduğunu burada tekrar üzerine basa basa ele alıyoruz. Bunu da mevcut dünyada, mevcut konjonktürde, yapay zeka ilmiyle birlikte nelerin yapılabileceği konusunda katılımcılarımız kendi deneyimlerini paylaşacak ve kârlılıklarını nasıl sürdürülebilir kılarlar bunları öğrenmeye çalışacaklar" dedi. "Fabrikaların içerisinde yatan fabrikaları keşfetmek istiyoruz" Salondakilere seslenen İlhan Özdemir, "Fabrikayı keşfetin sebebi fabrikalarımızın içerisinde yatan fabrikaları keşfetmektir arkadaşlar. Biz bu etkinlikleri aslında 2019’da başlatmıştık. Şimdi tekrar devamını getiriyoruz. Araya pandemi girdi. TREX’in temelde iki felsefesi var arkadaşlar. Bir tanesi bilgi kaynağında doğar. Biz kurulduğumuz günden beri bilgiyi kaynağından toplamak üzere elektronik ve yazılı teknolojiler geliştirdik. Sebebi verinin bozulmadan alınıp, paketlenip, mühürlenip, saklanıp ileride karar mekanizmalarında kullanılmasını sağlamak için. Eğer veriyi gerçekten bu düsturla makinenin başında kalitecinin kalite yaptığı yerden, kontrol yaptığı yerden, bakımcının bakım yaptığı yerden, makinenin sensöründen doğduğu yerden o anda sağlıklı bir şekilde toplayıp almazsanız ve bunu yaparak kararlar üretmeye çalışırsanız muhtemelen en iyi ihtimalle tahmin yapmış olursunuz. Biz de felsefe olarak bilgimizi 10 yıllardır paylaşıyoruz. Yüzlerce işletmenin dijital dönüşüm yolculuğuna, yalın dönüşüm yolculuğuna şahitlik ettik. Onların bu dönüşüm yolculuklarında edindikleri deneyimlerden biz de faydalandık. Artık bu etkinlikler vasıtasıyla bu bilgimizi paylaşıyoruz. Çok değerli konuşmacılar bu bilgilerini paylaşıyor ve tam bir platform halinde bilge fabrikaları inşa etmek üzere kullanmak üzere sizlerin kullanımını açıyoruz" diye konuştu. "Dijital dönüşüm teknik değil, ekonomik bir konudur" Dijital dönüşümün teknik bir konu olmadığını belirten Özdemir, "Dijital dönüşüm finansal ve ekonomik bir konudur. Sebebi işletmelerin temel amacı kârlılıklarını arttırmak, kâr etmektir. Günün sonunda bilançolarında teyit çektikleri zaman kârlı bir şirket olup olmadıkları da önemli olandır. Dijital dönüşüm temelde sürdürülebilir verimliliği sağlamak adına oluşturulan ekonomik bir yaklaşımdır. Dolayısıyla konunun aslında bundan sonrasında kesinlikle teknik bir konu olarak algılanmaması ve yorumlanmaması gerekiyor" dedi. "Çok zor bir yılın içinden geçiyoruz" TREX organizasyonunda katılan yüzlerce sanayici ve iş insanına Türkiye Cumhuriyeti’nin ve dünya ekonomisinin nereye doğru gittiği konusunda bilgi birikimini aktaracağını ifade eden Ekonomist ve İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emre Alkin, "Bursa önemli bir şehir biliyorsunuz. Özellikle sanayi şehri olduğu için bu programın burada yapılması benim için çok önemli. Çok zor bir yılın içinden geçiyoruz. Özellikle bu İran gerginliğiyle beraber sanıyorum bu işin uzayacağının da bilinci içerisinde davranmak ve hesabımızı ona göre yapmak zorundayız. TREX’in bu organizasyonu bence bu farkındalığı ortaya koyacağını düşünüyorum. Maalesef hayatımız artık çeşitli senaryolara uygun şekilde tasarlanmaya başlandı. Kötü senaryoyu tabii hiç konuşmak istemiyorum ama iki tane senaryomuz var. Bunlardan bir tanesi maliyetleri sırtlayacağımız ve bir şekilde yürüteceğimiz senaryo. İkincisi maalesef maliyetin çok yükseldiği ve bunun arkasından da enflasyonla alakalı problemin faiz artışıyla bile önlenemeyeceği bir yere doğru geleceği ikinci senaryoyu yaşamak istemiyoruz. İnşallah birincisiyle atlatırız" diye konuştu. "Veriyi doğru okuyarak hareket etmek zorundayız" Tarih boyunca yaşanan bir örnekten bahseden Prof. Dr. Emre Alkin, "İstikrarlı bir büyüme varken birileri gelip, böyle eliyle bir şeyleri bozunca bir sonraki istikrarlı büyüme bir öncekinden daha aşağıda gerçekleşiyor. Maalesef yapacak bir şey yok. Şimdi buna hazır mısınız? Niye bugün buradayız? Çarpıcı, sıra dışı, marifetli bir şey yapmak zorundayız ki, bir önceki seviyeye gelelim, hatta onu geçelim. O da daha fazla üretmek ya da bildiğimiz konvansiyonel metotla olmuyor. Veriyi doğru okuyarak olacak, onu da size söyleyeyim. O yüzden bugün buradayız" dedi. "Trump gelerek olayı bozdu" Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın yeniden başkan seçilmesiyle ilgili de açıklamalarda bulunan Alkin, "Trump gelerek olayı bozdu. Bu bozma işinde de size gençler özellikle bir tavsiyem var. Bozulmamış şeyleri tamir etmeye çalışmayın. Hiç kimse karaciğerim iyi çalışıyor, mükemmel olsun diye parmağını sokuşturmaz. Herkes ağrıyan yerlere elini koyar. Benden size tavsiye ağrıyan yerlere elinizi koyun. Şimdi genç patron oldunuz, patronluğunuzu göstermek istiyorsunuz. Ancak, lider olun daha iyi. Şimdi bizim boğazlarımızdan geçen mal ve petrol trafiği Panama Kanalı’ndan fazladır. Herkes Panama Kanalı’nı konuşuyor da bizim boğazlar çok iyi. Ki bizim boğazlar böyle orta büyüklükte. Diğer boğazlara bakacak olursanız, oralardan çok ciddi şeyler geçiyor. Şimdi kafanıza şunu koyun. Mal ve hizmet trafiği ile alakalı bölgelerde çatışma çıkıyorsa, politik çatışma, bu mutlaka sıcak çatışmaya dönüşür. Sıcak çatışmaları da alamazsanız büyük hesaplaşmaya döner. Tarih böyle olmuştur, tarihe dönüp bakalım. Yani otomatik olarak Trump’ın uluslararası ticareti boyunca etkilerine baktığımızda zaten bu işin bir çatışmaya dönüşeceğini, hatta bu çatışmanın da büyük hesaplaşmaya dönüşeceği görülüyor. Üçüncü diye söylemek istemiyorum. Ama büyük hesaplaşmaya doğru gideceği kesindir. Çünkü buradan sadece petrol ve doğalgaz geçmiyor. Geçen bir şey var, o da gübre. Yani bir enerji krizi varsa hemen arkasından gıda krizi gelecektir" diye ifade etti. "Fabrikayı bir kere daha keşfetmek lazım" Kendisine hep ‘Hocam enflasyon düşecek mi?’ diye sorduklarını belirten Alkin, "Cevap veriyorum, görülmüş, rüyam tutulmuş falan var. Bu kadar teknik yani, onu size söyleyeyim. Geçen sene olsa söylerdim bir şeyler ama şu an inanılmaz şeyler oluyor. Özellikle tarımsal ürünlerde korkunç bir fiyat var ki direkt çekirdek enflasyona baskıda bulunuyor. Ama tarım dışı emtiaya bakın o da coştu. Yani şöyle bir şey, hem işler yavaşlıyor hem de maliyet yükseliyor. Dolayısıyla bizim hakikaten çarpıcı, sıra dışı, marifetli bir şeyler yapıyor olmamız lazım fabrikada. Fabrikayı bir kere daha keşfetmek lazım. Mesela 21. yüzyılın altını kesinlikle bakırdır. Böyle bakınca bir şey anlaşılmıyor. Şu ana kadar biz dünya tarihi boyunca 800 milyar metreküp bakır kullandık. 2050’ye kadar 5 katını kullanacağız. Kolay da bir şey değil, dağ taşı kazmamız falan lazım. Bu, şöyle diyeyim size, sadece yapay zeka için 1.7 trilyon kWh elektrik gerekiyor. Bunun için de bakır kablo gerekiyor. Gümüş de tabii iletken, biraz pahalı" dedi. "Vatandaş benimsemiyorsa reçete tutmuyor" Vatandaşa sen ne kadar, ‘bak bu sana iyi gelecek’ desen de reçetenin tutmadığını belirten Alkin, "Vatandaş benimsemiyorsa, reçete tutmuyor. Aynen hastaya ‘ilaç alıyor musun?’ dediğinde alıyorum alıyorum diyor ama almıyor. Vatandaş ne yapıyor bugün, onu size söyleyeyim. 6 ay sonra satın alması gereken ama bugün hiç ihtiyacı olmayan malı bugünden satın alarak kâr ettiğini düşünüyor. Bir Amerikalı’ya söyledim bunu, 10 saniyede ‘enflasyon düşmez o zaman’ dedi. Herif 15 saniyede anladı, bizimki 3 yıldır anlayamadı. Gerçekten bu kadar basit. Baş başayız arkadaşlar. Tek başımızayız, baş başayız. O yüzden kıymetinizi bilin. Sizin kıymetinizi bilmiyorlar, biz biliyoruz. O yüzden geldik bugün buraya. Yani anlayın ki siz feryat ettiğiniz zaman duyan olmayacak. Ben size tavsiye, kendi kendinize yetmeyi, iyice kendinize şiar edinin" dedi. "Kitleler mantığın değil menfaatin peşinde koşuyor" Beşeri sermayenin kalitesi artmadıkça, teknoloji istediği kadar artsın, verimin düşeceğini belirten Alkin, "Yani ne demek istiyorum? Kamera ile bizi çeken arkadaşa yeni bir kamera veriyoruz. Anlatılmazsa bu kameranın nasıl çalıştığını eskisi gibi çeker. Verim de düşer. Devlet mal ve hizmet üretenin maliyetini düşürmek için altyapı yatırımı yapar. Tek görevi budur. Trump niye seçildi diye sormayın, artık seçmen ne yapıyor biliyor musunuz? Benim nefret ettiklerimden oy verdiğim adam da nefret ediyorsa ben oy atarım diyor. Çok acayip bir yere doğru gidiyoruz. O yüzden real sektör ismi üstünde gerçeklerle yaşar. Kitleler mantığın peşinde koşmaz, menfaatinin peşinde koşar" dedi. "Dijitalleşme dünyanın en önemli başlıklarından biri" Ekonomist Mert Yılmaz ise, "Ana başlığımız dijitalleşmedir. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın en önemli başlıklarından bir tanesidir. İşin gerçekten erbapları tarafından konuşulması son derece kıymetlidir. İş dünyasının dijitalleşmeye bakışıyla ilgili bir panelin sunuculuğunu gerçekleştireceğim. Türkiye, ilgili sektörler, şirketler bu dijitalleşmenin neresindeler? Önümüzde yapılması gereken, gidilmesi gereken yol ne? Bu işin verimlilik üzerinde özellikle mavi yakalı çalışan kesim üzerindeki orta uzun vadeli etkilerini, sonuçlarını tartışacağız" şeklinde konuştu. Gün boyu süren oturumlarda, katılımcılar bilgi birikimlerini pekiştirmenin yanında, yeni bilgiler de edindi.
Düzce Bayramda çocukların yüzü gülecek Düzce Belediyesi, Kurban Bayramı öncesinde çocukları sevindirdi. Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nce belirlenen ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına 7 bin parça bayramlık kıyafet dağıtımı başladı. Sosyal belediyecilik çalışmalarını sürdüren Düzce Belediyesi, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde ihtiyaç sahibi aileler için bayramlık kıyafet dağıtımına başladı. Bahçeşehir Ek Hizmet Binası içerisinde hizmet veren Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen dağıtım kapsamında vatandaşlar, görevliler eşliğinde sosyal çarşıdan ihtiyaçlarına uygun alt ve üst giyim ürünleri ile ayakkabılarını seçerek teslim aldı. Bayramlık dağıtım programına Belediye Başkan Yardımcısı Ayşe Kılıç ile Sosyal Hizmetler Müdürü Ümit Bayraktar da katılarak vatandaşlarla yakından ilgilendi. Düzce Belediyesi tarafından Kurban Bayramı öncesinde yaklaşık 7 bin parça bayramlık kıyafetin ihtiyaç sahibi vatandaşlara ulaştırılması hedefleniyor. Belediye Başkan Yardımcısı Ayşe Kılıç, yaptığı açıklamada, "Düzce Belediyesi olarak ihtiyaç sahibi ailelerimiz için hazırladığımız bayramlık kıyafetlerin dağıtımını başlatmış bulunuyoruz. Bizler için en büyük mutluluk, çocuklarımızın bayrama sevinçle girmesi ve yüzlerindeki tebessüme vesile olmaktır. Sosyal belediyecilik anlayışıyla her zaman vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Tüm hemşehrilerimizin Kurban Bayramı’nı şimdiden kutluyor, sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir bayram diliyorum" ifadelerini kullandı.
Manisa Ege’nin zirvelerinde 8 yeni örümcek türü keşfedildi Türkiye’nin biyolojik çeşitliliği, Akdeniz havzasında yürütülen uluslararası bilimsel çalışmalarla yeni keşiflere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Ege Bölgesi’nin sarp dağları, ormanları ve saklı vadilerinde gerçekleştirilen kapsamlı saha araştırmaları sonucunda daha önce bilim dünyasında kayıt altına alınmamış 8 yeni örümcek türü keşfedildi. Ege’nin dağları ve vadilerinde yürütülen bilimsel araştırmalar sonucu literatüre giren 8 yeni örümcek türü, Türkiye’nin biyolojik zenginliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Keşifle ilgili açıklamalarda bulunan araştırmanın yürütücülerinden Dr. Kadir Boğaç Kunt, çalışmanın yalnızca Türkiye faunası için değil, Akdeniz biyocoğrafyasının anlaşılması açısından da önemli bir bilimsel gelişme olduğunu söyledi. Araştırma; Taşkent (KKTC), Manisa ve Kırıkkale merkezli olarak, Kıbrıs Yaban Hayatı Araştırma Enstitüsü (CWRI) koordinasyonunda yürütüldü. Çalışmada Kırıkkale Üniversitesi’nden Dr. Tarık Danışman ile Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nden Dr. Ersen Aydın Yağmur da yer aldı. Akdeniz havzasındaki biyolojik çeşitliliğin ortaya çıkarılmasında uluslararası iş birliklerinin kritik önem taşıdığını belirten Dr. Kunt, "Akdeniz havzasının biyolojik geçmişini anlamak için uluslararası iş birlikleri büyük önem taşıyor. Kıbrıs Yaban Hayatı Araştırma Enstitüsü’nün lojistik gücü ile Türkiye’deki üniversitelerin akademik birikimini bir araya getirerek doğanın bugüne kadar kayıt altına alınmamış üyelerini bilim dünyasına kazandırdık" dedi. Yeni türlere ilişkin bilimsel makaleler, uluslararası saygın bilim dergileri arasında yer alan Journal of Natural History ve Zootaxa’da yayımlandı. Araştırmaların Harpactea ve Dasumia cinslerine ait örümcekler üzerinde yoğunlaştığı bildirildi. Araştırma kapsamında tanımlanan yeni türler ise şöyle sıralandı: İzmir’in Nif Dağı, Buca ve Urla çevresinde tespit edilen "Harpactea ataturi", Türk zoolojisinin duayen isimlerinden merhum Prof. Dr. Mehmet Kutsay Atatür’ün anısına ithaf edildi. Aydın Dilek Yarımadası-Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’nda keşfedilen "Harpactea budaki", Türk zoolojisine katkılarıyla tanınan Prof. Dr. Abidin Budak’ın adına isimlendirildi. Denizli ve Muğla illerinde tespit edilen "Harpactea kesdeki", Türk entomolojisine katkılarından dolayı Dr. Memiş Kesdek’e ithaf edildi. Aydın Cevizli Yaylası’nda bulunan "Harpactea magnifica" ise erkek bireylerdeki dikkat çekici üreme organı yapısı nedeniyle Latince’de "muhteşem" anlamına gelen "magnifica" adıyla tanımlandı. Balıkesir Kapıdağı Yarımadası’nda keşfedilen "Harpactea saki", arazi çalışmalarına katkı sunan Balıkesir Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Serdar Sak’ın adına ithaf edildi. İzmir ve Manisa’yı kapsayan Batı Anadolu bölgesinde yaşayan "Dasumia efe", bölgenin tarihsel simgesi Efeler’e adandı. "Dasumia saruhan", Manisa merkezli Saruhanoğulları Beyliği’nin kurucusu Saruhan Bey’in anısını yaşatmak amacıyla isimlendirilirken, Türkiye’ye endemik olan "Dasumia turcica"ya ise Latince "Türkiye" anlamına gelen "turcica" adı verildi. Araştırmacılar, keşfedilen türlerin yalnızca taksonomik açıdan değil, doğa koruma politikaları açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı. Çalışmaların, Akdeniz ekosistemlerinin korunmasına yönelik bilimsel altyapıyı güçlendirdiği belirtildi. Bilim insanlarına vefa amacıyla bazı türlere akademisyenlerin isimlerinin verildiğini ifade eden Dr. Kunt, özellikle Ege Üniversitesi Fen Fakültesi’nin önemli isimlerinden Prof. Dr. Mehmet Kutsay Atatür ile Prof. Dr. Abidin Budak’ın isimlerinin yaşatılmasının anlamlı bir bilimsel vefa örneği olduğunu söyledi. Prof. Dr. Mehmet Kutsay Atatür’ün 2024 yılında hayatını kaybettiği hatırlatıldı. Dr. Kadir Boğaç Kunt, "Ege’nin bu sekiz yeni sakini, bilimin sabrı ve uluslararası bilim insanlarının ortak emeği sayesinde artık dünya biyolojik mirasının bir parçası haline geldi" ifadelerini kullandı.