ÇEVRE - 12 Ocak 2026 Pazartesi 09:17

Hakkarili genç kardan goril yaptı

A
A
A
Hakkarili genç kardan goril yaptı

Hakkari’nin Yeni Mahallesi’nde ikamet eden İlhan Kayhan isimli genç, kar yığınlarını sanata dönüştürerek goril yaptı.


Yaklaşık bir hafta önce evinin yakınında kar yığınlarından kangal köpeği figürü yapan Kayhan, bu kez yaptığı goril figürü ile sosyal medyada büyük ilgi gördü. 30 yaşında ve iki çocuk babası olan İlhan Kayhan, işsiz olduğunu ve yaz aylarında ise inşaatlarda çalışarak geçimini sağladığını ifade etti. Kar yağışını fırsata çevirerek yaptığı figürlerle çevresine renk katmak istediğini belirten Kayhan, ortaya çıkardığı goril figürünü sosyal medya hesabında paylaştı.


Mahalle sakinlerinin de ilgisini çeken kardan goril, Yeni Mahalle’de kış manzarasına ayrı bir güzellik kattı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya MTÜ’de tarımsal eğitimin 180. yılı coşkuyla kutlandı Malatya Turgut Özal Üniversitesi (MTÜ), Türkiye’de tarım öğretiminin başlamasının 180. yılı dolayısıyla düzenlediği programda öğrencileri ve tarım paydaşlarını bir araya getirdi. MTÜ Battalgazi Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen "Tarımsal Eğitim ve Öğretiminin 180. Yılı Kutlama Programı"na Malatya Valisi Seddar Yavuz, AK Parti Malatya Milletvekilleri Bülent Tüfenkçi ve İhsan Koca, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Tarım ve Orman İl Müdürü Osman Akar, Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan, Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak, Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Fevzi Çiçek, Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan ile kurum müdürleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. "10 bin yıldır tarımın merkeziyiz" Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından başlayan programda konuşan Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Fevzi Çiçek, zirai eğitim öğretimin başlamasının 180. Yılı nedeniyle bir araya geldiklerini belirterek, "Zirai eğitim-öğretim 1846 yılında başladı. Bugün dünyada artan nüfus ve sürekli azalan tarım arazileri, su kaynakları var. Son yıllarda üzerinde ısrarla durulan iklim değişikliğinin etkileriyle olumsuzlukların yaşandığı bir dönemdeyiz. Bulunduğumuz coğrafya yaklaşık 10 bin yıldır tarımın merkezidir. İnsanların doğduğu yerde yeterli güvenilir gıdaya ulaşması son derece önemlidir" dedi. MTÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yıldırım ise tarımın insanlığın varoluşuyla yaşıt bir uğraş olduğunu belirterek, "Tarım stratejik bir alandır. İklim şartları tarım eğitimini her geçen gün daha önemli hale getirmiştir. Tarımda gerçek başarı doğayı tüketmeden üretmekten geçer. Günümüz tarımı dijitalleşme, hassas tarım uygulamaları, yapay zekâ destekli sistemler ile yeniden şekilleniyor" şeklinde konuştu. "Malatya tarımını daha az suyla daha verimli üretim yapısına taşımak istiyoruz" Malatya’da tarımın sadece üretim olmadığını söyleyen MTÜ Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli ise, "Malatya tarım üretimin yanı sıra aynı zamanda ihracattır, istihdamdır ve şehir kimliğidir. Bu nedenle Malatya Turgut Özal Üniversitesi olarak tarımı bilim, teknoloji, iklim dayanıklılığı, katma değer ekseninde ele alıyoruz. Akademik bilgiyle sahadaki ihtiyacı aynı zeminde buluşturmayı stratejik öncelik olarak görüyoruz. Bu çerçevede Ziraat fakültemizde temel hedefimiz Malatya tarımını daha çok üretmekten öte daha az suyla daha verimli, iklim risklerine daha dayanaklı üretim yapısına taşımak" dedi. İklim değişikliğinin ciddi bir risk olduğunu belirterek sözlerine başlayan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, başta tarımsal sulama olmak üzere çiftçileri, yetiştiricileri desteklemeye devam ettiklerini söyledi. Başkan, Er, Malatya’nın geleceği için Üniversitelerle her türlü iş birliğini yapmaya hazır olduklarını ifade etti. AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkçi ise, "Dünyada ve Türkiye’de iklim değişikliği yaşanıyor. Bu iklim değişikliğinden an az etkilenme adına önemli çalışmalara imza atıyoruz. Malatya hem sanayi hem de tarım kenti. Tarımda özellikle kayısı ön planda. Bu anlamada kentimizde küçük bir sıcaklık değişikliği dahi kayısıda verimi etkiliyor" ifadelerine yer verdi. "Cumhurbaşkanımız Malatya’ya önem veriyor" Malatya Vali Seddar Yavuz ise, "İlimizde konsantre olmamız gereken konulardan bir tanesi, markamız olan kayısıya odaklanmak. İklim değişikliği ve buna bağlı olarak küresel ısınma kaynaklı kayısı üretiminde ve diğer tarım ürünleri deseninde şimdiden hangi tür değişikliğin olabileceğine dair similasyonun yapmak en önemli hususlardan bir tanesi. Eğer gıdanız yoksa bağımsız değilsiniz. Malatya geniş tarım alanlarına ve göreceli olarak da diğer illere göre de zengin su kaynaklarına sahip bir il. Önemli olan bunları nasıl etkili kullanacağımızı bilmek. Cumhurbaşkanımız ve hükümetimiz Malatya’ya fevkale önem veriyor, sorunlarını çözmek için gayret gösteriyor" diye konuştu. Program, ‘Malatya’da Yerel Uyum ve Azaltım İçin Akıllı Tarım Çözümleriyle İklim Direncinin Güçlendirilmesi’ projesinin tanıtımının ardından gerçekleştirilen panel ile sona erdi.
İzmir İzmir’de yeni bitki türü keşfedildi Gerçekleştirdiği çalışmalarla pek çok yeni bitki türünün keşfedilmesinde rol oynayan Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, yeni bir tür olan "İzmir Göbekotu"nu literatüre kazandıran araştırmacıların arasında yer aldı. İzmir’in Ödemiş ilçesinde yürütülen bilimsel çalışmalar sonucunda, Batı Anadolu’ya özgü yeni bir bitki türü keşfedildi. Ege Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesinden araştırmacıların ortak çalışmasıyla tanımlanan, bilimsel ismi "Umbilicus choripetalus" ve Türkçe ismi de "İzmir göbekotu" olarak önerilen bitki, uluslararası bilimsel taksonomi dergi Phytotaxa’da yayımlanan makaleyle bilim dünyasına duyuruldu. Prof. Dr. Hasan Yıldırım, yeni türün göbekotu cinsi içinde bugüne kadar bilinen tüm türlerden belirgin biçimde ayrıldığını belirtti. Türü farklı kılan en önemli özelliğin çiçek yapısı olduğu ifade Prof. Dr. Yıldırım, Umbilicus choripetalus’un taç yapraklarının tabana kadar tamamen ayrıldığını, yıldız biçimli bir çiçeğe sahip olduğunu vurgulayarak bu özelliğin, göbekotu cinsi içinde ilk kez gözlemlendiğini söyledi. Türün yetişme alanı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Hasan Yıldırım, "Yeni tür, yalnızca İzmir’in Ödemiş ilçesinde, Ovacık Platosu’nda yaklaşık 1300-1400 metre rakımda, volkanik kaya çatlaklarında yetişiyor. En yakın akrabaları yalnızca kireçtaşı kayaçlarda yaşıyor. İzmir Göbekotu’nun volkanik zeminlere bağlı olması, türü ekolojik açıdan da özgün kılıyor. Bu türün en yakın akrabaları olan Umbilicus tropaeolifolius ve Umbilicus paniculiformis’in yayılış alanları ise İzmir Göbekotu’ndan tamamen farklı. Umbilicus tropaeolifolius, Türkiye’nin güneydoğusu ile İran ve Irak başta olmak üzere Orta Doğu’ya uzanan bölgelerde yayılış gösteriyor. Umbilicus paniculiformis ise Sudan’da lokal olmak üzere Kuzeydoğu Afrika’da bulunuyor. Her iki tür de yalnızca kireçtaşı kayaçlara bağlı habitatlarda yaşıyor" diye konuştu. "Türkiye’de Göbekotu cinsi içinde ilk endemik tür" Çalışma kapsamında bitkinin morfolojik özelliklerinin yanı sıra genetik yapısının da incelendiğini belirten Prof. Dr. Yıldırım, "Yapılan DNA analizleri sonucunda, Umbilicus choripetalus’un yakın türleriyle akraba olmakla birlikte, genetik olarak ayrı ve izole bir soy oluşturduğu tespit edildi. Bu bulgular, türün yeni bir bilimsel takson olarak tanımlanmasını güçlü biçimde destekledi. Göbekotu cinsi, dünya genelinde 16 türle temsil ediliyor. Bu türler; Avrupa, Akdeniz Havzası, Yakın Doğu Asya, Afrika ve Hindistan’a kadar uzanan geniş ancak parçalı bir yayılışa sahip. Türkiye’de ise bu cins bugüne kadar yedi türle biliniyor ve bu türlerin tamamı Türkiye dışında da yayılış gösteriyordu. İzmir Göbekotu’nun tanımlanmasıyla birlikte, göbekotu cinsi içinde Türkiye’ye özgü ilk endemik tür bilimsel olarak ortaya konmuş oldu" dedi. "Anadolu’nun doğal mirası korunmalı" Türün korunmasının önemine değinen Prof. Dr. Yıldırım, "Bugüne kadar yalnızca tek bir lokaliteden bilinen ve yaklaşık 550 bireylik bir popülasyona sahip olan türün korunması büyük önem taşıyor. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) kriterlerine göre İzmir Göbekotu için "Hassas (Vulnerable)" koruma statüsü öneriliyor. Bu keşif, Batı Anadolu’nun hâlâ yeterince bilinmeyen biyolojik çeşitliliğine de dikkat çekiyor. Özellikle jeolojik olarak farklı alanların, beklenmedik biçimde özgün ve dar yayılışlı bitki türlerine ev sahipliği yapabildiği bir kez daha ortaya kondu. Bu yeni tür, yalnızca botanik literatürüne eklenen bir isim olmanın ötesinde, Anadolu’nun doğal mirasının korunmasının neden hayati olduğunu gösteren güçlü bir bilimsel kanıt niteliği taşıyor" diye konuştu. Çalışma; Ege Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve farklı kurumlardan bilim insanlarının katkısıyla yürütüldü. Arazi çalışmaları, türün morfolojik incelemeleri ve bilimsel tanımı Ege Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Hasan Yıldırım ve Dr. Tuğkan Özdöl tarafından gerçekleştirildi. Türün genetik ve filogenetik analizleri Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünden Dr. Barış Özüdoğru ve Dr. Ilgın Deniz Can tarafından yapıldı. Çalışmanın laboratuvar süreçleri ve ölçümlerine Dr. Ademi Fahri Pirhan ve Dr. Şükrü Arasan katkı sundu. Arazi çalışmalarına ve makalenin değerlendirme sürecine Doç. Dr. Mehmet Maruf Balos destek verirken, Musa Geçit de saha çalışmaları ve türün yayılışına ilişkin gözlemleriyle çalışmaya katkı sağladı. Yeni türün bilimsel çizimleri ise bitki ressamı ve Balıkesir Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi Hazelnas Varol tarafından hazırlandı.