ÇEVRE - 04 Şubat 2026 Çarşamba 08:36

Yüksekova’da kar yağışı ve sis etkili oluyor

A
A
A
Yüksekova’da kar yağışı ve sis etkili oluyor

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde etkili olan kar yağışı ve yoğun sis, günlük yaşamı ve ulaşımı olumsuz etkiliyor.


İlçede yaklaşık 3 aydır aralıklarla devam eden yağışlar ve dondurucu soğuklar nedeniyle kar kalınlığı ilçe merkezinde 1, yüksek kesimlerde ise 3 metreye ulaştı. Akşam saatlerinde yeniden başlayan yağışla birlikte görüş mesafesinin düşmesi, özellikle İpekyolu ve Cengiz Topel caddelerinde sürücülerin ilerlemesini güçleştirdi.


Yağışın kuraklık riskine karşı olumlu bir gelişme olduğunu ifade eden vatandaşlardan Cem Kora, "Yüksekova’da bir haftalık aradan sonra kar yağışı ve sis yeniden etkili olmaya başladı. Bu yağışlar, ilçede yaşanan kuraklık ve hava kirliliği için bir nevi derman oldu. Yüksekova bir kar şehri, biz şehrimizi bu haliyle seviyoruz" dedi.


Öte yandan; Yüksekova Belediyesi, Karayolları ve İl Özel İdaresi ekipleri, ulaşımda aksama yaşanmaması ve olumsuzluklara karşı çalışmalarını sürdürüyor.



Yüksekova’da kar yağışı ve sis etkili oluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak BEUN Bilim Kafe Söyleşileri’nde 6 Şubat Depremleri Anıldı, Deprem Bilinci Toplumla Buluşturuldu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), "Bilim Kafe" buluşmaları kapsamında 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerde hayatını kaybeden vatandaşları anmak ve deprem bilincine dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir etkinlik düzenledi. BEUN Bilim İletişimi Ofisi tarafından hazırlanan "6 Şubat Depremleri: Deprem Bilinci ve Farkındalık" başlıklı etkinlik, Zonguldak’ın Kozlu ilçesine bağlı Fatih Sitesi Mahallesi’nde gerçekleştirildi. Toplumsal deprem bilincinin artırılması, afetlere karşı hazırlıklı olma kültürünün yaygınlaştırılması ve yaşanan felaketlerden çıkarılan derslerin paylaşılması amacıyla düzenlenen programda vatandaşlarla bir araya gelindi. Program kapsamında, alanında uzman konuklar tarafından deprem bilinci ve afet farkındalığına yönelik halka kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Programın moderatörlüğünü BEUN Kurumsal İletişim Koordinatör Yardımcısı ve BEUN Bilim İletişimi Ofisi Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Melek Toparlak Şahin üstlenirken, etkinliğin konukları İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD) Zonguldak İl Müdürü Ali Kartal, Türkiye Taşkömürü Kurumu Üzülmez Müessese Müdürlüğü Elektromekanik Nezaretçisi Şefi Dursun Nazlı, Dilaver Mahallesi Muhtarı ve Emekli Maden İşçisi Bülent Bektaş oldu. Fatih Sitesi Mahalle sakinlerinin ve mahalle muhtarlarının yanı sıra ilk yardım alanında uzman çeşitli sivil toplum kuruluşu üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen program yoğun ilgi gördü. Deprem Bilinci, Müdahale Süreçleri ve Sahadan Deneyimler Dinleyicilerle Buluşturuldu 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı anmak amacıyla düzenlenen etkinlikte; AFAD’ın görev ve sorumlulukları, afet anında yürütülen ilk müdahale süreçleri, deprem sırasında ve sonrasında doğru davranış biçimleri, toplumda yaygın görülen riskli ve hatalı uygulamalar, arama-kurtarma çalışmalarında madencilerin sahadaki rolleri ve deneyimleri, yerel ölçekte hazırlık düzeyi, afet anında bireysel ve toplumsal bilinç, gönüllülük süreçleri ve afet farkındalığının artırılmasına yönelik başlıklar ele alındı. Programın moderatörü Dr. Öğr. Üyesi Melek Toparlak Şahin açılış konuşmasında, 6 Şubat depremlerinin acısının ilk günkü gibi hissedildiğini belirterek yaşananlardan ders çıkarmanın ve doğal afetler karşısında bilinçli ve hazırlıklı olmanın önemine dikkat çekti. Bilim Kafe buluşmalarının üniversite ile toplum arasındaki etkileşimi güçlendirmeyi amaçladığını ifade eden Şahin, bu tür etkinliklere verdikleri destek dolayısıyla BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’e teşekkür etti. Şahin ayrıca, etkinliğe ev sahipliği yapan Kozlu Fatih Sitesi Mahallesi Muhtarı Sedat Karakaruk’a teşekkür ederek deprem bilinci ve toplumsal farkındalık gibi önemli bir konuda halkın bilgilendirilmesine katkı sunulmasının son derece kıymetli olduğunu ifade etti. AFAD Zonguldak İl Müdürü Ali Kartal, AFAD olarak amaçlarının afetler yaşandıktan sonra değil, afet öncesinde koordinasyon ve hazırlık çalışmalarıyla sahada olmak olduğunu vurguladı. Can ve mal kaybının en aza indirildiği durumların hedeflendiğini söyleyen Kartal, AFAD bünyesinde 7/24 görev yapan nöbetçi ekiplerin bulunduğunu ve ilk ihbarın bu ekipler tarafından değerlendirildiğini aktardı. Depremlerin önceden kesin olarak bilinemeyeceğini dile getiren Kartal, bu konuda ortaya atılan bilimsel temeli olmayan söylemlere itibar edilmemesi gerektiğini söyledi. Zonguldak’ın depremsellik açısından görece daha düşük risk grubunda yer aldığını ancak her bölgede depreme dayanıklı yapılaşmanın zorunlu olduğunu ifade eden Kartal, özellikle Devrek ve Çaycuma ilçelerinde zemin kaynaklı sorunlara dikkat çekti. Türkiye’de bazı bölgelerde doğru zemin üzerine doğru yapılaşma örnekleri bulunduğunu belirten Kartal, önemli olanın her yerde güvenli yapı standartlarının uygulanması olduğunu vurguladı. Deprem anında doğru davranışın hayati önem taşıdığını belirten Kartal, "Çök-kapan-tutun" hareketinin en sağlam noktada uygulanması gerektiğini, ilk birkaç saniyenin kritik olduğunu ifade etti. Panik nedeniyle yaşanan yaralanmalara da dikkat çeken, Kartal vatandaşların bilinçsizce balkonlardan atlama gibi riskli davranışlardan kaçınması gerektiğini söyledi. Afet çantasının hazır bulundurulmasının, aile bireylerinin afet anında nasıl hareket edeceğini önceden konuşmasının önemine değinen Kartal, evlerde devrilebilecek eşyaların sabitlenmesi gerektiğini hatırlattı. TTK Üzülmez Müessese Müdürlüğü Elektromekanik Nezaretçisi Şefi Dursun Nazlı ise madencilik mesleğinin doğayla mücadeleyi gerektiren zorlu bir alan olduğunu belirterek yer altında edindikleri tecrübenin afet bölgelerinde yürütülen arama-kurtarma çalışmalarında önemli katkı sağladığını ifade etti. Artçı sarsıntılara ve enkaz altındaki risklere rağmen çalışmalarını sürdürdüklerini dile getiren Nazlı, madenlerde kullanılan bazı teknikleri afet sahalarında da uyguladıklarını söyledi. Arama-kurtarma faaliyetleri sırasında yaşadıkları anların kendilerini derinden etkilediğini belirten Dursun Nazlı, özellikle çocuklara ulaşmanın ekip üzerinde büyük bir duygusal iz bıraktığını vurguladı. Enkaz altında çok zor anlarla karşılaştıklarını aktaran Nazlı, bazı durumlarda kurtarılmaya çok az bir mesafe kalmış vatandaşlarla karşılaştıklarını ifade etti. Bir çalışmada yaşlı bir vatandaşı enkazdan çıkardıklarını ve yanında komşusunun çocuklarının bulunduğunu anlatan Nazlı, bu tür anların unutulmasının mümkün olmadığını dile getirdi. Nazlı ayrıca, afet bölgelerinde iyi niyetle de olsa bilinçsiz müdahalelerin risk oluşturduğuna dikkat çekerek enkaz çalışmalarının mutlaka eğitimli ekipler tarafından yürütülmesi gerektiğini, ancak vatandaşların yaşanan durum karşısında duygusal reflekslerle hareket edebildiğini sözlerine ekledi. Emekli Maden İşçisi ve Dilaver Mahallesi Muhtarı Bülent Bektaş, deprem haberini alır almaz ekip olarak vakit kaybetmeden hazırlık yaptıklarını belirterek gerekli malzemeleri toplayıp araçlarla yola çıktıklarını ifade etti. Bölgeye ulaşım sürecinde ciddi lojistik aksaklıklar yaşandığını dile getiren Bektaş, yoğunluk nedeniyle yollarda zaman kaybı yaşandığını, daha sonra kendilerine sağlanan destekle afet bölgesine intikal edebildiklerini söyledi. Afet anlarında panik kadar bilinçsiz hareketlerin de büyük sorunlara yol açtığını vurgulayan Bektaş, çok sayıda yardım aracının aynı anda bölgeye yönelmesinin ulaşımı zorlaştırabildiğini, bu nedenle organizasyonun ilgili kurumların koordinasyonunda yürütülmesinin önem taşıdığını ifade etti. Vatandaşların doğru bilgiye yönelmesi ve resmî kurumların yönlendirmelerine uymasının hayati olduğunu belirtti. Sahada yaşadıkları bazı anların kendisinde derin izler bıraktığını dile getiren Bektaş, özellikle çocuklarla ilgili karşılaştıkları anların unutulmasının mümkün olmadığını ifade ederek bu tür acıların bir daha yaşanmaması temennisinde bulundu. Fatih Sitesi Halkından Yoğun İlgi Programın sonunda vatandaşlar tarafından yöneltilen sorular uzman konuklar tarafından yanıtlandı. Özellikle deprem anında doğru davranış biçimleri, afet çantası hazırlığı, aile içi afet planlaması, yapı güvenliği ve gönüllülük süreçleri üzerinde duruldu. Etkinliğin sonunda, Bilim İletişimi Ofisi Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Melek Toparlak Şahin tarafından konuşmacılara teşekkür belgesi takdim edildi. Yoğun ilgiyle takip edilen söyleşi, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
İstanbul Yemeksepeti, 2025 Pizza Endeksi’ni açıkladı Yemeksepeti, 7 Şubat Dünya Pizza Günü kapsamında Türkiye’nin 2025 yılı pizza haritasını ve tüketim alışkanlıklarını açıkladı. Hazırlanan rapora göre Türkiye, Avrupa genelindeki fiyat artışlarına göre kıtanın en lezzetli ve hesaplı pizza rotası olmayı sürdürüyor. Tek kişilik tüketimden kalabalık sofralara geçişin hızlandığı 2025 yılında, zengin malzemeli "karışık" lezzetlere olan tutku ve ekonomik avantajlar, pizzayı sosyalleşmenin merkezine taşıdı. Türkiye’nin önde gelen online yemek sipariş markalarından Yemeksepeti, 7 Şubat Dünya Pizza Günü kapsamında, kullanıcıların tüketim alışkanlıklarını ve Türkiye’nin 2025 yılı pizza haritasını açıkladı. 2024 ve 2025 verilerinin karşılaştırmalı analizine göre, pizzanın Türkiye’de sadece bir yemek değil, sosyalleşmenin ve paylaşılan keyfin lezzetli aracı olduğunu ortaya koydu. Özellikle son bir yılda artan sipariş adetleri ve değişen tüketim kalıplarıyla birlikte Türk halkının pizzayı tek başına tüketmekten ziyade sevdikleriyle paylaştığı izlendi. Avrupa genelindeki fiyat artışlarına rağmen Türkiye’nin hâlâ en erişilebilir pizza destinasyonlarından biri olması da, bu lezzete olan tutkunun katlanarak büyümesindeki en önemli etkenlerden biri olarak öne çıkıyor. Yaklaşık yüzde 20’lik büyüme Yemeksepeti verilerine göre, 2025 yılında pizza sipariş trafiğinde istikrarlı bir yükseliş yaşanırken, asıl çarpıcı detay sofraya gelen ürün adedindeki artışta gizli. Sipariş sayısındaki genel artışa kıyasla, sipariş edilen toplam pizza adedinin yaklaşık yüzde 20 oranında büyüme kaydetmesinin, pizzanın artık tek kişilik bir tercih olmaktan çıkıp kalabalık sofralarda paylaşılan bir lezzete dönüştüğünü kanıtladığı belirtildi. Pizza haritasında şampiyon değişmedi Pizza haritasında liderlik koltuğu yine değişmedi. Megakent İstanbul, 2024 yılına oranla adet bazında pizza tüketimini artırarak "Pizza Başkenti" unvanını 2025’te de korudu. Ancak ikincilik yarışı bu yıl tam bir rekabete sahne oldu. Ankara, 2024 yılına göre sipariş sayısını artırarak İzmir’i burun farkıyla geride bıraktı ve Türkiye’nin en çok pizza siparişi veren ikinci şehri oldu. Tüketilen ürün adedinde ise İzmirliler gerçek bir iştah patlaması yaşadı. İzmir, 2024 yılına kıyasla sofraya gelen pizza sayısını ciddi bir oranda artırarak bu alanda Ankara’yı geride bıraktı. Bu verilerle birlikte İzmir, sipariş başına düşen pizza sayısında Ankara’yı geçerek "En Kalabalık Sofra" unvanının yeni sahibi oldu. Türkiye’nin tercihi "karışık"tan yana 2025 yılı, pizza tercihlerinde zengin malzeme tutkusunun yılı oldu. Sipariş verilerine göre, Türkiye’nin en çok tercih ettiği ilk 5 pizza çeşidinin 4’ünü "karışık" seçenekler oluşturdu. Farklı içerik kombinasyonlarıyla sunulan karışık pizzalar listenin zirvesine yerleşirken, sucuklu çeşitler de ilk 5’te kendine yer bularak popülerliğini korudu. En çok sipariş edilen bu favori lezzetlerin tamamının "Orta Boy" olması ise ideal porsiyon tercihinin değişmediğini gösterdi. Türkiye, Avrupa’ya göre yüzde 46 daha avantajlı Yemeksepeti’nin global ortağı Delivery Hero bünyesindeki foodora tarafından hazırlanan "Avrupa Pizza Endeksi" ile Türkiye verileri karşılaştırıldığında ekonomik tablo netleşiyor. Avrupa genelinde (Avusturya, Macaristan, İsveç gibi ülkelerde) ortalama bir pizzanın medyan fiyatı 2025 yılında 610 TL civarında seyretti. Yemeksepeti verilerine göre Türkiye genelinde restoran siparişlerinin medyan tutarı ise 330 TL olarak gerçekleşti. Raporda, Türkiye’deki pizza severlerin Avrupa ortalamasına göre pizzaya yaklaşık yüzde 46 daha uygun fiyatla ulaştığı belirtildi. Türkiye içinde ise pizzaya en uygun fiyatla ulaşılan büyükşehirlerin 320 TL medyan tutar ile İzmir ve Bursa olduğu kaydedildi.
Sivas Eriyen kar suları taşkınlara sebep oldu, evler ve yollar sular altına kaldı Son yılların en yoğun kar yağışı alan Sivas’ta havaların ısınmasıyla karlar erimeye başladı. Eriyen kar suları sonrası ırmaklarda taşkın yaşandı.Son yılların en yoğun kar yağışını alan Sivas’ta kar kalınlığı bazı bölgelerde 2 metreyi bulmuştu. Yurt genelinde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesiyle birlikte yağan karlar erimeye başladı. Eriyen kar suları, akarsular ve yeraltı su kaynaklarına can suyu oldu. Akarsuların su seviyesinin artmasına sebep olan kar suları, bazı noktalarda taşkına sebep oldu.Yıldız ırmağında taşkınEriyen kar suyu, Yıldız Dağı eteklerinden doğan ve Türkiye’nin en uzun nehrine dökülen Yıldız ırmağında taşkınlara sebep oldu. Kent merkezine 37 kilometre uzaklıkta bulunan Zengi köyünden geçen Yıldız ırmağında su seviyesi yükseldi. Irmak kenarına inşa edilen bazı evler yükselen suyun ortasında kaldı. Mezralara ulaşımı sağlayan yollarda da taşkın yaşandı. Köyde yaşanan olumsuzluklar, dron ile havadan görüntülendi."Yol taşan ırmak sebebiyle kapanmış"Sivas’ta yaşayan Habibe Güner, "Sivas’ta son yılların en yoğun kar yağışı yaşandı. Havaların ısınmasıyla birlikte yağan karlar erimeye başladı. Biz de şu an Yıldız Irmağı’nın kenarındayız. Geçmek istediğimiz yol, taşan ırmak sebebiyle kapanmış. Irmağın şu anki görüntüsü bu sene ne kadar yağış olduğunun bir göstergesi" dedi.Öte yandan eriyen kar nedeniyle Yıldızeli ilçesinde bir apartmanın zemin katı su ile doldu. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ekipleri, bina içerisine dolan suyu tahliye etti.
Malatya Uzmanlardan kanser uyarısı: "Erken tanı hayat kurtarıyor" Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniğinde görev yapan uzman hekimler, Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanserden korunma, erken tanı ve güncel tedavi yöntemlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniğinde görev yapan uzman hekimler, Dünya Kanser Günü kapsamında kanserden korunma, erken tanı ve tedavideki güncel gelişmeler hakkında bilgilendirmede bulundu. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Feyza Fırat Atay, kanserin vücuttaki hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması sonucu ortaya çıkan kötü huylu kitleler olduğunu belirterek, Türkiye’de her yıl yaklaşık 250 bin yeni kanser vakasının teşhis edildiğini söyledi. Dr. Atay, dünya genelinde ise 2030 yılına kadar yaklaşık 27 milyon yeni kanser vakası görülmesinin beklendiğini ifade etti. Koruyucu sağlık önlemlerinin önemine dikkat çeken Atay, obezitenin önlenmesi, tütün kullanımının azaltılması, alkol tüketiminin sınırlandırılması ve güneşin zararlı ultraviyole ışınlarından korunmanın kanser riskini önemli ölçüde azalttığını vurguladı. Erken tanının hayati önem taşıdığını belirten Dr. Atay, tarama programlarının herhangi bir şikayeti olmayan bireylere uygulandığını ve kanserin erken evrede tespit edilmesini sağladığını söyledi. Erken teşhis edilen kanserlerde tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunu ifade etti.Kanser taramalarının KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri) ile Aile Sağlığı Merkezlerinde ücretsiz olarak yapıldığını hatırlatan Atay, vatandaşları düzenli taramalara katılmaya davet etti. Akciğer kanserinde en büyük risk faktörünün tütün kullanımı olduğunu belirten Atay, tütün kullanımının azaltılmasıyla akciğer kanserlerinin büyük bölümünün önlenebileceğini söyledi. Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu vurgulayan Atay, düzenli kendi kendine meme muayenesi ve mamografinin erken tanıdaki önemine dikkat çekti.Kolon kanserinin genellikle belirti vermeden ilerlediğini ifade eden Atay, 50 yaşından sonra düzenli taramaların erken tanı açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Serviks kanserinin HPV ile ilişkili olduğunu aktaran Atay, aşılama ve düzenli taramalarla bu kanser türünün büyük ölçüde önlenebileceğini söyledi. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Furkan Günen ise, kanser tedavisinde kişiselleştirilmiş yaklaşımların öne çıktığını belirtti. Günen, akıllı ilaçlar ve immünoterapilerin, bağışıklık sistemini kanser hücrelerine karşı harekete geçirerek bazı hastalarda uzun süreli yanıtlar sağladığını ifade etti. Kanserin artık birçok türde kronik bir hastalığa dönüşebildiğini belirten Günen, erken tanı ve doğru tedaviyle kanserle mücadelede umutların her geçen gün arttığını kaydetti.