GÜNDEM - 15 Mart 2025 Cumartesi 09:47

Baba yadigarını gördüğü rüyalar üzerine 15 yıl sonra bulup, uzun uğraşlarla satın aldı

A
A
A
Baba yadigarını gördüğü rüyalar üzerine 15 yıl sonra bulup, uzun uğraşlarla satın aldı

Hatay’da yaşayan Emre Örer, babasının maddi imkansızlıklardan dolayı sattığı aracın rüyalarına girmesi üzerine babasının Toros’unu 15 sene sonra yeniden bularak satın aldı. Aracı satın almak için uzun uğraşlar veren ve aracı satın almasıyla rüyalarının son bulduğunu ifade eden Örer, baba yadigarı Toros’unu evladına bırakmayı planlıyor.


Arsuz ilçesinde esnaflık yapan 35 yaşındaki Emre Örer, babasının 2018 yılında vefat etmesinin ardından 2003 yılında maddi imkansızlıklardan dolayı satmak zorunda kaldıkları Renault marka 1970 model sedan Toros aracı rüyalarında görmeye başladı. Örer’in hayatı arka arkaya gördüğü rüyalar sonrası babasının maddi imkansızlıklardan dolayı sattığı Toros’un üzerine yoğunlaştı. Örer, yaptığı araştırmalar sonrası babasına ait aracı Kahramanmaraş’ta bularak satın almak istedi fakat aracı sahipleri ne sattı, ne de bir bedel biçti. Aracı satın alamadan Hatay’a dönen Örer, rüyaların devam etmesi üzerine yaklaşık 1 yıl sonra yeniden Kahramanmaraş’a gitti ve uzun uğraşlar sonrası babasının aracını yıllar sonra satın almayı başardı. Aracı satın alarak Arsuz’a dönen Örer, 2019 yılında araca 150 bin TL harcama yaptı. Aracı satın almasıyla birlikte rüyaları son bulan ve yaptığıyla duyanlarda hayranlık uyandıran Örer, gözü gibi baktığı baba yadigarını 8 yaşındaki evladına bırakacağını söyledi.



"Yaklaşık 15 yıl önce sattığımız aracımızı babamın vefatı sonrası babamla beraber rüyamda görmeye başladım"


Gördüğü rüyaların etkisiyle rahmetli babasının hatırası olan aracı tekrar satın almak için harekete geçtiğini ifade eden 35 yaşındaki Emre Örer, "2003 yılında rahmetlik babam bu arabayı maddi imkansızlıktan satmak zorunda kalmıştı, babam 2018 yılında rahmetli oldu. Vefat etmeden önce maddiyattan ötürü satmıştı. Yaklaşık 15 yıl önce sattığımız aracımızı babamın vefatı sonrası babamla beraber rüyamda görmeye başladım. Bir rüyayı birden fazla görünce insan düşünmeye başlıyor, ben bu rüyayı neden görüyorum diye kendisini sorguluyor. Birden çok görünce dedim artık ben bu arabayı bulmaya çalışacağım, bir de arabanın sağlam olup olmadığını da bilmiyordum. Plakasından araştırdık, Kahramanmaraş’ın Ilıca beldesinde bir yerde arabamız bulundu" dedi.


Babasının aracını Kahramanmaraş’ta köylüler tarafından ortak kullanılır ve çürümüş halde bulduğunu ifade eden Örer, ilk denemede satın alamadığı aracı satın almak için 1 yıl sonra yeniden gittiğini ifade ederek "Hemen arkadaşlarımızla beraber gittik, arabanın yanına. Arabayı dağ başında sahipleri tarafından odun taşınırken, her tarafı çürümüş halde bulduk. Bu arabayı izniniz olursa tekrar geri satın almak istiyoruz deyince adamlar tabii şaşırdılar, ilk başta rüyaları anlatınca ya gerçekten mi böyle bir araba rüyada görülür mü gibi şekilde tepkiler oldu. Biz bu arabayı burada kullanıyoruz satmayı düşünmüyoruz dediler. Biz de elimizden geldiğince usulünce tekliflerde bulunduk, istediğiniz başka bir araba varsa gelip onu getirelim dedik. Siz araba gösterin, biz onu sizin için satın alalım yeter ki bu arabayı verin derken sağ olsun abilerim bize kapılarını açtı sanki bir kız istiyormuş gibi adamların evinde arabaya müşteri olduk. Aramayı satmak istemediler, satacak olursak size haber veririz dediler ve bizde daha fazla zorlamanın doğru olmayacağını düşünerek aracı almadan geri döndük. Bir yıl aradan geçti, ben tekrar rüya görmeye başladım ve bu sefer gördüğüm rüyalar çok gerçekçiydi. Yanıma da yine 2-3 arkadaşımızı aldık arabanın peşine gittik, büyüklerine sordular köyde hep birlikte kullandıkları için tek kişiden çıkmıyordu karar. Bu sefer bizi kırmadılar. O zamanın parasıyla bir miktar söylediler biz de hiç kırmadık onları istedikleri miktarı vererek arabayı aldık" ifadelerini kullandı.


Toros’una her bindiğinde anılarının canlandığını belirten Örer, 2019 yılında aracına 150 bin TL harcama yaptığını ve 8 yaşındaki kendisinin aracı kullanmak isterken çarpmasıyla oluşan hasarıysa hatıra olarak yaptırmadığını ifade ederek "Arabanın bir yıl boyunca tadilatı sürdü, şu an hesap yapacak olursak 600 bin TL’yi aşıyor. Tabii ki o zaman 150 bin TL civarında harcamışım şu an yaptıracak olsanız 600 bin TL’nin üstünde. Şu anda arabamız gerçekten verdiğimiz değeri fazlasıyla gösteriyor ,arabanın orijinal olması bizim için büyük bir avantaj. Nasip olursa ben de bunu kendi oğlum için satın aldım. Bu arabada öğrendim araç kullanmayı, her anında her marşa basmam da çocukluğumu hatırlıyorum içine bindiğimde o çocukluğumdaki kokuyu halen hissediyorum. Manevi değeri çok yüksek, aynı şeyi şimdi oğlundan istiyorum. Evladım 8 yaşında bu araba onun, inşallah o da bizlerin yaşına geldiğinde geldiğin de kendi evlatlarına saklayabilecek bu arabayı. İyi bakabilirse saklamasını isterim, Rabbim satmayı gerek duydurmasın inşallah" şeklinde konuştu.



Baba yadigarını gördüğü rüyalar üzerine 15 yıl sonra bulup, uzun uğraşlarla satın aldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin: "İş sağlığı ve güvenliği bizim kırmızı çizgimizdir"" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sektörün beklentilerini karşılamak üzere Mesleki Eğitim Merkezlerini (MESEM) hayata geçirdiklerini belirterek, "Biz bir iş yeriyle protokol imzalarken ve çocuğumuzu gönderirken öncelikli şartımız şudur. İş sağlığı ve iş güvenliği açısından uluslararası standartların sağlanması, Çalışma Bakanlığımızın prensipleri ve illerde valilikler tarafından oluşturulan komisyonların kararlarıyla ’Gerekli tedbirler alınmıştır’ şartıyla çocuklarımızı işbaşı eğitimlerine staj eğitimi için gönderiyoruz. Bu, bizim kırmızı çizgimizdir" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ile işadamları arasında "Mesleki Eğitimde İstihdam Odaklı İş Birliği Protokolü" imzalandı. Protokolün, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumu mezunlarının istihdama geçişini hızlandırması, işgücünün niteliklerini sektör ihtiyaçlarıyla uyumlu hâle getirmesi, mezunların istihdam oranını artırması, genç nüfusun sürekliliğini ve aile hayatının önemini desteklemesi hedeflediği belirtilirken, Beşiktaş’taki İSOV-Dinçkök Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir tören düzenledi. Törende konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "2014 yılında ’proje okul’ diye bir kavram ürettik. Ve mesleki teknik eğitimde okullarımızın programlarını sektörle beraber yapabildiğimiz, okullarımızdaki eğitim öğretim kadrosunda sektörden deneyimli kişiler, eğitimleri uygun olan kişilerle desteklediğimiz bir süreci başlattık. Bu bizim açımızdan çok önemli bir adımdı. Sonra oturduk, dedik ki, ’Meslek liselerini cazip hale getireceğiz. Çocuklarımız bu anlamda üretime katkı versinler. Ama bunu verirken de iyi yetişsinler’ İyi yetişmelerinin önemli şartlarından bir tanesi ne? Sahada, iş başında eğitim alabilmeleri. Bunu da sektörle konuştuğumuzda sektörden şöyle talepler geldi. ’Bize gönderdiğiniz çocuklar, biz onlarla iş yerlerimizde onların eğitimine katkı sunabiliriz. Ama bunların ücretlerinin ödenmesi konusunda bize destek olun’ talebi geldi. Biz oturduk, asgari ücretin yüzde 30’u ve yüzde 50’si kadar iş başı eğitimleri için iş yerlerine giden çocuklarımıza, genel bütçeden ödeme ilkesi başlattık" ifadelerini kullandı. Sektörün beklentilerini karşılamak üzere Mesleki Eğitim Merkezlerini (MESEM) hayata geçirdiklerini ve bunu zorunlu eğitimin bir parçası haline dönüştürdüklerini, 12 yıllık zorunlu eğitimle birlikte öğrencilerin mesleki ve teknik eğitim alarak eski adıyla "çıraklık eğitimi" olarak tanımladıkları eğitimi almalarını sağladıklarını ifade etti. "İş sağlığı ve güvenliği bizim kırmızı çizgimizdir" Muhalefetin yaptıkları bu çalışmalara eleştiri getirdiğini ifade eden Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "İki konuda eleştiriyorlar. Biri, ’Niye sivil toplum örgütleriyle, iş dünyasıyla iş birliği yapıyorsunuz?’ Bunun zararını görmedik. Sektörle birlikte yürümek ve sorumlulukları paylaşmak, çağdaş kamu yönetiminin en temel ilkelerinden biridir. Bu yüzden bizimle yol yürümek isteyen tüm meslek örgütlerine, iş dünyasına ve sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ediyorum. İkinci eleştiri konusu, MESEM’lerde yaşanan kazalarla ilgilidir. Bu, bizim en hassas olduğumuz konulardan biridir. Biz bir iş yeriyle protokol imzalarken ve çocuğumuzu gönderirken öncelikli şartımız şudur. İş sağlığı ve iş güvenliği açısından uluslararası standartların sağlanması, Çalışma Bakanlığımızın prensipleri ve illerde valilikler tarafından oluşturulan komisyonların kararlarıyla ’Gerekli tedbirler alınmıştır.’ şartıyla çocuklarımızı işbaşı eğitimlerine staj eğitimi için gönderiyoruz. Bu, bizim kırmızıçizgimizdir. En küçük bir yanlış uygulama, eksiklik veya dedikodu duyduğumuz anda o iş yeriyle protokolü derhal sonlandırıyoruz ve çocuklarımızı göndermiyoruz. Bizler de bir babayız, anneyiz. Bizler de ebeveyniz ve bu çocukların bize emanet olduğunun farkındayız. Dolayısıyla bu tedbirlerin alınmadığı hiçbir iş yerine herhangi bir çocuğumuzu emanet asla etmeyiz. Bu tedbirleri de alıyoruz. Bu da yeter mi? Yetmez. Rutin aralıklarla, bir hafta, 10 günlük periyotlarla iş başı eğitimi için iş yerine giden çocuklarımıza, okullarında, kayıtlı oldukları okullardan, koordinatör öğretmen olarak kendisine tanımladığımız öğretmen arkadaşlarımızın çocukları mutlaka kontrol etmeleri talep edilir. Öğretmen arkadaşlarımız giderler, çocukları iş yerinde ziyaret ederler" şeklinde konuştu.
Manisa Turgutlu Zabıtası ve trafik ekiplerinden ortak denetim Turgutlu Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri ile Turgutlu Trafik ekipleri tarafından galericilere yönelik işgal denetimi gerçekleştirildi. Ruhsatsız faaliyet gösteren işletmeler ile kaldırım ve yol üzerini işgal eden araçlar tek tek tespit edildi. Turgutlu Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, vatandaşların yaya güvenliğini sağlamak ve kamuya ait alanların amacı dışında kullanımının önüne geçmek amacıyla kontrol ve denetimlerini sürdürüyor. Bu kapsamda Turgutlu Trafik Şube Amirliğinde görevli ekiplerle birlikte yapılan uygulamalarda, galericiler ile yol ve kaldırım işgallerine yönelik denetimler gerçekleştirildi. Trafik akışını olumsuz etkileyen ve kaldırımları işgal eden araçlara trafik ekipleri tarafından cezai işlem uygulandı. Bununla birlikte ruhsatsız faaliyet gösterdiği belirlenen işletmeler hakkında da gerekli işlemler başlatıldı. Turgutlu Belediyesi Zabıta Müdürü Hasan Kızıl söz konusu denetimlerle ilgili yaptığı açıklamada, "Amacımız hem esnafımızın faaliyetlerini düzen içerisinde sürdürmesini sağlamak hem de vatandaşlarımızın ortak alanlardan güvenli şekilde yararlanabilmelerini sağlamaktır. Kent düzeni ve kamusal alanların korunması, aynı zamanda vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenli şartlarda günlük yaşamlarını kolaylaştırmak adına kentimizdeki kamu kurum ve kuruluşları ile iş birliği içerisinde çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Ordu Ordu’da engelli bireyler temsili asker oldu Ordu İl Jandarma Komutanlığı’nda engelli vatandaşlar için, ’Temsili Askerlik Yemin Töreni’ programı düzenlendi. Düzenlenen törende 31 engelli vatandaş tezkere aldı. Engelliler Haftası etkinlikleri çerçevesinde İl Jandarma Komutanlığı’nda düzenlenen etkinlikte 31 engelli vatandaş asker olmanın gururlu heyecanını yaşadı. Saygı duruşu sonrası İstiklal Marşı’nın okunduğu program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. Programda İl Müftüsü İsmail Çiçek’in yaptığı dua sonrasında ise engelli bireyler için yemin töreni gerçekleştirildi. Törende askeri kıyafetler giyerek yemin eden engelli bireyler, bir günlük asker oldu. Temsili Askerlik Uygulaması Ant İçme Töreni’nde bir konuşma yapan Kıdemli Başçavuş Gökhan Özer, "Bugün, Jandarma Genel Komutanlığı’nın emirleri doğrultusunda engelli vatandaşlarımıza yönelik olarak icra edilen, bir günlük temsili askerlik yemin törenine katılarak bizleri onurlandırdınız. Sizleri kışlamızda görmenin mutluluğu içerisindeyiz. Bugün sizlere, kısa da olsa, askerlik görevini yapmanın gurur ve onurunu yaşatmaktan ve şanlı ordumuzun şerefli birer neferi olarak aramızda görmekten dolayı mutluluk duyuyoruz. Diğer vatan evlatları gibi, şanlı bayrağımız ve silah üstüne ellerinizi koyup ebediyete kadar sadık kalacağınız askerlik yeminini edeceksiniz. Gönülden inanıyoruz ki, size ihtiyaç duyulduğunda, bu yemini eden her vatan evladı gibi, bu vatan için canınızı esirgemeyeceksiniz. Askerlik yemininiz milletimize, ailelerinize ve sizlere hayırlı uğurlu olsun" dedi. Törende ant içen erler adına söz alan Jandarma Er Hasan Ergül, "Bizler engellerimiz nedeniyle bu kutsal görevimizi yerine getirme mutluluğunu yaşayamadık. Devre arkadaşlarımızı askere uğurlarken hep buruk bir sevinçle uğurladık. Bizler de vatanımız için bu kutsal görevimizi yapmak, bu şerefli elbiseyi giymek isterdik ama yaşayamadığımız bu mutluluk ve onuru bir günlüğüne de olsa yaşamamıza imkan sağlanması bizleri çok mutlu etmiştir" ifadelerine yer verdi. Konuşmaların ardından engelli askerlere terhis belgeleri ve hediyeleri Vali Muammer Erol ve diğer protokol üyeleri tarafından verildi. Tören geçişiyle devam eden program, daha sonra jandarma stantlarının gezilmesiyle sona erdi. Törene, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Ordu Cumhuriyet Başsavcı Vekili Kamil Buğra Akgül, Altınordu Kaymakamı İsmail Hakkı Ertaş, İl Emniyet Müdürü Ahmet Acar, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Sadi Akman jandarma personeli, vatandaşlar ve engelli yakınları katıldı.
Bursa Bursalı kolej öğrencilerinden dikkat çeken projeler "TÜBİTAK Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması" ile "TÜBİTAK 2204-57. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması" kapsamında Şahinkayalı öğrenciler tarafından hazırlanan projeler, öğrencilerin bilimsel üretim gücünü ve araştırma yetkinliğini bir kez daha ortaya koydu. Ortaokul öğrencilerinden Zeynep Sare Koç, hazırladığı çalışmada insan vücudunda doğal olarak bulunan melatonin hormonunun bağırsak mikrobiyomu üzerindeki etkisini araştırdı. Son yıllarda bilim dünyasında giderek daha fazla önem kazanan hormon-mikrobiyom etkileşimini deneysel verilerle ele alan proje, bilimsel içeriğiyle dikkat çekti. Araştırma kapsamında bağırsak mikrobiyomunun üyelerinden biri olan Enterobacteraerogenes bakterisi üzerinde farklı melatonin konsantrasyonlarının etkisi incelendi. Kontrollü laboratuvar ortamında gerçekleştirilen deneylerde bakteriler, farklı melatonin seviyeleri içeren besiyerlerinde 30 C’de 24 saat süreyle inkübe edildi. Bakteriyel büyüme ise koloni oluşturan birim (CFU) sayımlarıyla nicel olarak değerlendirildi. Deney sonuçları, melatonin konsantrasyonu arttıkça bakteriyel büyümenin de arttığını ortaya koydu. Elde edilen örneklerle, melatoninin yalnızca insan fizyolojisinde değil, mikrobiyal sistemler üzerinde de etkili olabileceğini gösterirken; bağırsak mikrobiyomunun düzenlenmesi ve hastalıklarla ilişkisi konusunda yeni araştırma alanlarına ışık tuttu. Lise öğrencilerinden Ada Sarı ise ileri düzey bilimsel projesiyle önemli bir başarıya imza attı. Ada Sarı’nın çalışması, organik kimya ve fizik alanlarını bir araya getirerek donör ve akseptör moleküller arasında oluşan "exciplex" adı verilen uyarılmış komplekslerin ışık yayma özelliklerini inceledi. OLED teknolojileri, düşük enerji tüketimli aydınlatma sistemleri ve floresan tabanlı biyogörüntüleme uygulamalarında kritik rol oynayan bu yapıların araştırıldığı proje, hem bilimsel hem de teknolojik açıdan yüksek değer taşıyor. Proje kapsamında trifenilamin tabanlı beş farklı donör molekülün elektronik yapıları detaylı biçimde analiz edilirken, moleküllerin exciplex oluşturma eğilimleri ile ortaya çıkan ışıma dalga boyu ve verimi arasındaki ilişki nicel olarak ortaya kondu. Organik sentez teknikleri, UV-görünür absorpsiyon ve floresans spektroskopisi, döngüsel voltametri yöntemleri ile desteklenen çalışma; Lippert-Mataga modeli ve yoğunluk fonksiyonel teorisi (DFT) simülasyonlarıyla bilimsel olarak güçlendirildi. Araştırma sonuçları, belirli moleküler yapıların daha yüksek dipol moment değişimi gösterdiğini ve belirli enerji aralıklarında kararlı ışımalar oluşturabildiğini ortaya koydu. Elde edilen örneklerin, ışık rengi ve verimi kontrol edilebilen yeni nesil optoelektronik malzemelerin geliştirilmesine katkı sunabileceği belirtiliyor. Bilimsel Üretim Kültürü Güçlenerek Devam Ediyor Öğrenciler projelere danışman öğretmenleri Hakan Özkaynak eşliğinde hazırlanırken, Şahinkaya Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Şahinkaya, öğrencilerin erken yaşlardan itibaren bilimsel araştırma süreçlerine dahil edilmesinin önemine dikkat çekerek, proje tabanlı eğitim anlayışıyla sorgulayan, araştıran ve üreten bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Oğuzhan Şahinkaya, ortaokuldan lise düzeyine kadar elde edilen bu başarıların, okulun bilimsel vizyonunun ve araştırma kültürünün güçlü bir yansıması olduğu vurguladı. Şahinkaya Eğitim Kurumları genç bilim insanlarının yetişmesine katkı sunmayı sürdürürken, TÜBİTAK gibi prestijli platformlarda elde ettiği başarılarla adından söz ettirmeye devam ediyor.