GÜNDEM - 30 Ocak 2026 Cuma 09:05

Depremzede Beliz’in, kendisine üşümesin diye montunu veren albayla görüşmesinde duygusal anlar yaşandı

A
A
A

Hatay’da depremde annesinin cesedini ve ağabeyini 13. saatte enkaz altından çıkaran askerin kendisine üşümesin diye verdiği montu 3 yıldır özenle saklayan Beliz Aydın, emanetin sahibi olan Emekli Albay Raşit Çelik ile göz yaşları içerisinde görüntülü görüşme gerçekleştirdi. Görüşme esnasında Beliz’e ‘Devletimiz adına oradaydık, devletimiz sizinle beraber olsun diye biz oradaydık. O montta devletimizin bir montu, benim değil’ diyen Emekli Albay Çelik’in sözleriyse gururlandırdı.

Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok yıkıma uğrayan Hatay’da, binlerce bina yerle bir olurken yaklaşık 25 bin insan hayatını kaybetti. Asrın felaketine Antakya ilçesi Cebrail Mahallesi’nde yakalanan 19 yaşındaki Beliz Aydın’ın enkaz altında çıkartılan annesi Betül Günyaşar hastanede hayatını kaybederken, ağabeyi Abdurrahman Aydın iki bacağı ampute edilerek hayatta kaldı. Asrın felaketini derinden yaşayan Beliz, depremin 13.saatinde enkazın altından annesi ve ağabeyini kurtaran askerin kendisine üşümesin diye emanet olarak verdiği parkayı 3 yıldır özenle saklıyordu. Beliz’in özenle sakladığı emaneti Türkiye gündemine getiren İhlas Haber Ajansı’nın haberi sonrası montu genç kıza verenin Emekli Albay Raşit Çelik olduğu ortaya çıktı. Emanetin sahibi olan Emekli Albay Çelik, Beliz’i arayarak 3 yıl sonra görüşme gerçekleştirdi. Gözyaşları içerisinde geçen duygusal görüşmede Emekli Albay Çelik’in söyledikleriyse gururlandırdı.

Depremzede Beliz’in, kendisine üşümesin diye montunu veren albayla görüşmesinde duygusal anlar yaşandı

"Ben, sen kendini yalnız hissetme diye ‘Gelip, tekrar montu senden alacağım’ demiştim"

Deprem günü Beliz ile aralarında geçen diyaloğu anlatan Emekli Albay Çelik, "Seni böyle görünce çok mutlu oldum. Ben montu sana verirken kardeşin ve anneni arabamıza koyduk, baban da geldi bizle beraber. Tek başına kalmıştın, yabancı kişiler vardı ve sen bana ‘ben bunları tanımıyorum’ demiştin. Ben de, sen yalnızlık hissetme diye ‘Gelip, tekrar montu senden alacağım’ demiştim. Hatıralar bazen böyle kötü zamanlarda oluşuyor, o gün çok kötü bir gündü. Biz askerimizle beraber çok yerde görev yaptık, o anda orada kimse yoktu ve çok karanlıktı. Umarım, mont seni sıcak tutmuştur. Ben daha sonra geri geldim, gelmekte çok zordu. Askerlerimizle bir çok yere uğramak zorunda kaldık. Oradakilere sorduğum zaman, akrabalarının seni götürdüğünü söylemişlerdi bana. Annene çok üzüldüm, ağabeyinde en azından yaşıyor ve ona sevindim. Annene Allah rahmet eylesin, elimizden geleni yapmaya çalıştık. Orada senin gibi bir çok insan vardı, bir çoğunun hayatı söndü ve bir çoğunun hayatı devam etti. Çok şükür ağabeyin kurtuldu, sen kurtuldun ve biz çok sevindik. Ağabeyine çok selam söyle, o da o anları gördü. Zor anlardı, gerçekten çok zor anlardı" dedi.

Depremzede Beliz’in, kendisine üşümesin diye montunu veren albayla görüşmesinde duygusal anlar yaşandı

"O mont sende bir hatıra olarak kalsın, çok iyi bir hatıra değil ama devletimizin yanında olduğunun bir göstergesi olsun senin açından onu isterim"

Emekli Albay Çelik, depremin 1.gününde Türkiye Cumhuriyet Devleti adına Hatay’da olduklarını ve Beliz’e verdiği montun asıl sahibinin millet olduğunu ifade ederek, "Bir şey yapmak gerekiyordu, biz de bir şey yapmaya çalışıyorduk. Devletimiz adına oradaydık, devletimiz sizinle beraber olsun diye biz oradaydık. O montta devletimizin bir montu, benim değil. Milletimizin montuydu, milletimize geri verdik ve bunu böyle algılamanı istiyorum, benim şahsi montum değil. O mont artık sende kalsın, asıl sahibi milletimiz ve sizlersiniz. O mont sende bir hatıra olarak kalsın, çok iyi bir hatıra değil ama devletimizin yanında olduğunun bir göstergesi olsun senin açından onu isterim. Seni almışlardı, eğer seni orada tek başına görsem daha çok üzülürdüm. En azından o gün güvenli bir yere gitmen beni sevindirmişti. Kendine çok dikkat et" ifadelerini kullandı.

Depremzede Beliz’in, kendisine üşümesin diye montunu veren albayla görüşmesinde duygusal anlar yaşandı

"O mont beni gerçekten güvende hissettirdi, kendimi çok güvende hissetmiştim"

Emekli Albay Çelik tarafından verilen montla kendisini yalnız hissetmediğini söyleyen Beliz Aydın, "Ben de sizi gördüğüme mutlu oldum. Montu hala saklıyorum. Siz gittikten sonra dayım geldi, ben gitmek istemiyorum dedim. Annemleri bekleyeceğim dedim ama orada tek başıma durmamı istemediler. Ben size çok ulaşmak istedim. Çok teşekkür etmek istedim, ben geri vermek için sizi bekliyordum ve hep sakladım, montu. O gün gerçekten, kendimi yalnız hissetmemiştim. O mont beni gerçekten güvende hissettirdi, kendimi çok güvende hissetmiştim. Ben de annemin en yakın arkadaşı Çilem teyzemin vasıtasıyla sizlere ulaştım, onlarla da tanışmanızı isterim" dedi.

Depremzede Beliz’in, kendisine üşümesin diye montunu veren albayla görüşmesinde duygusal anlar yaşandı

İlayda Korkmaz - Ramazan İlın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Sağanak sebebiyle Köprüçay taştı, iş yerleri ve araziler sular altında kaldı Antalya’nın Serik ilçesinde sabah saatlerinde başlayan sağanak yağış, hayatı olumsuz etkiledi. Etkisini artıran yağışlar nedeniyle debisi yükselen Köprüçay Irmağı taştı, ırmak çevresindeki iş yerleri ile tarım arazileri sular altında kaldı. Yağış sonrası özellikle ırmak kenarında bulunan restoranlar ve çevredeki tarım alanları zarar gördü. Tarihi Aspendos Köprüsü üzerinden akan Köprüçay’ın su seviyesinin normalin çok üzerine çıktığı gözlendi. Bucak Mahallesi’nde ulaşımı sağlayan mahalle yolu da su baskınından etkilendi. Yolun bazı bölümleri tamamen sular altında kalırken, sürücüler zor anlar yaşadı. Öte yandan Serik Belediyesi’ne ait Şahin Tepesi Piknik Alanı da yükselen sulardan nasibini aldı. Belediye zabıta ekipleri, vatandaşların güvenliği için piknik alanının geçici süreyle kapatıldığını duyurarak uyarılarda bulundu. Belkıs Mahallesi’nde restoran işletmeciliği yapan Osman Hazır, yaşanan taşkınla ilgili, "Köprüçay Irmağı’nın suyu bu yıl yağan yoğun yağmurlardan dolayı taşıyor. Zeytin ve meyve ağaçları sular altında. Hâlâ taşmaya devam ediyor. Allah ne derse o olur, yapacak bir şey yok" dedi. Bir diğer işletmeci Yunus Ere Bakırcı ise "Bu sene Allah’ın bereketi çok fazla. Çok fazla yağmur yağdı. Masalarımız sular altında kaldı. İnşallah bu yıl kuraklık çekmeyeceğiz. Dere yatağı taştı, her yer sular altında. Olsun, Allah’ın bereketi; yapacak bir şey yok" ifadelerini kullandı. Yetkililer bölgede su seviyesinin yakından takip edildiğini bildirirken, vatandaşlara dere yataklarından ve su baskını riski bulunan alanlardan uzak durmaları yönünde uyarılarda bulundu.
Düzce Düzce’nin somut olmayan kültürel miras envanteri 18 unsura yükseldi DÜZCE (İHA) – Düzce’de, somut olmayan kültürel miras unsurlarına yönelik yürütülen envanter çalışmaları kapsamında, 2026 yılı itibarıyla şıra yapımı, sepetçilik ve bıçakçılık unsurlarının listeye eklenmesiyle birlikte toplam unsur sayısı 18’e yükseldi. 2026 yılı itibarıyla Düzce’nin somut olmayan kültürel miras unsurları; Kaplan Dede Dağı Yağmur Duası, Kabartma Sanatı (Gravür), Savatlı Gümüş İşlemeciliği, Çerkez Kemençesi Yapımcılığı, Aşta ve Aşta Kesme Usulü, Efteni Gölü Efsanesi, Düzce Leperüş Oyunu, Kaldirik Otu, Melengücceği Tatlısı, Sobacılık, Çerkez Peyniri, Abaza Peyniri, Isırgan Otu Yemeği, Yufka Yapımı, Mamursa, Şıra Yapımı, Sepetçilik ve Bıçakçılık olarak sıralandı. Somut Olmayan Kültürel Miras Envanter Çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü tarafından, İl Kültür ve Turizm Müdürlükleri koordinasyonunda illerde oluşturulan il tespit komisyonları aracılığıyla yürütülüyor. İl tespit komisyonları yılda iki kez toplanarak, iller tarafından belirlenen unsurlara ilişkin teklifleri değerlendirilmek üzere Bakanlığa sunuyor. Bu kapsamda bugüne kadar yürütülen çalışmalar sonucunda, Düzce Somut Olmayan Kültürel Miras İl Tespit Komisyonu tarafından hazırlanan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğüne gönderilen 18 unsur, uygun görülerek Ulusal Envanter Listesi’ne kayıt altına alındı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından, Düzce’nin kültürel değerlerine katkı sağlayacak somut olmayan kültürel miras unsurlarının tespiti ve kayıt altına alınmasına yönelik çalışmalar, ilgili kurumların iş birliğiyle aralıksız şekilde sürdürülüyor.
Denizli 90’ların duygusal şarkıları yeni albümde hayat buldu Lise ve üniversite yıllarında temelleri atılan müzikal dostluk, 30 yıl sonra profesyonel bir albüme dönüştü. Yol ve Yolcu grubu, 90’ların ruhunu taşıyan 5 şarkıdan oluşan "Ben mi?" albümüyle müzik piyasasına hızlı bir giriş yaptı. Serkan Urgancı ve Mert Atalay tarafından kurulan Yol ve Yolcu grubu, müzik dünyasına anlamlı ve nostaljik bir giriş yaptı. Yaklaşık 30 yıl önce üniversite sıralarında başlayan ve o dönemde sadece yakın çevrelerinde bilinen besteler, aradan geçen uzun yılların ardından profesyonel kayıtlarla ölümsüzleştirildi. Grubun beş şarkıdan oluşan ve "Ben mi?" adını taşıyan ilk stüdyo albümü, dijital müzik platformu üzerinden dinleyicilerin beğenisine sunulurken, eserler 90’lı yılların melodik yapısını günümüze taşıdı. Gençlik hayali gerçeğe dönüştü Grubun üyelerinden Serkan Urgancı, müziğin hayatlarında her zaman önemli bir yer tuttuğunu ancak profesyonel adımların yaşam şartları nedeniyle ertelendiğini ifade etti. Bestelerin ortaya çıkış sürecini ve yaşadıkları heyecanı dile getiren Urgancı, "Öğrenci evimizde aklımıza gelen küçük bir melodi, birkaç kelime söz üstüne heyecanla günlerce uğraşır, ortaya çıkan bestelerimizden büyük haz alırdık. O günün şartları ve kendimizi içinde bulduğumuz hayat telaşı bestelerimizin derli toplu hale getirilmesini engellemişti. Ancak aradan geçen uzun yıllar sonunda nihayet bestelerimiz profesyonel dokunuşlarla hayat buldu. Bu bizim gençlik hayalimizdi" dedi. 90’ların duygu yüklü ruhu Yol ve Yolcu grubunun diğer üyesi Mert Atalay ise albümün müzikal kimliği hakkında değerlendirmelerde bulundu. Kendi kuşaklarının müzikal rengini yeniden canlandırmayı hedeflediklerini belirten Atalay, "Bizler 90’lar gençleriyiz. 90’ların melodik ve duygu yüklü şarkılarıyla büyüdük. Elbette ki zaman içerisinde müzik tarzları ve yeni kuşakların beğenileri değişti. Fakat görüyorum ki sadece bizim yaş grubumuz değil gençler de 90’ların şarkılarına ilgi gösteriyor. Bizim de müziğimizin temelini, içinde yoğrulduğumuz 90’ların duygu yüklü melodik tarzı oluşturuyor" şeklinde konuştu. Albümün özellikle akustik ve duygusal tınıları ilgi duyan müzikseverler tarafından listelerde üst sıralarda yer almaya başladı.