KÜLTÜR SANAT - 21 Ocak 2026 Çarşamba 09:31

Tescilli ’Hatay Sarısı’nı yaşatmak için ömrünü adayan kadına "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülü

A
A
A
Tescilli ’Hatay Sarısı’nı yaşatmak için ömrünü adayan kadına "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülü

Hatay’da 7 yıl boyunca arayarak bulduğu ‘Hatay Sarısı’ cinsi ipek böceklerini yaşatmak için ömrünü adayan Emel Duman’a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülü verildi.


Yayladağı ilçesi Bozlu Mahallesi’nde yaşayan 59 yaşındaki Emel Duman, ninesinden öğrendiği ipek böcekçiliğini yaşatarak gelecek nesillere taşıyor. Depremden önce yaşadığı Defne ilçesi Harbiye Mahallesi’nde evinde ipek böceği yetiştirirken depremde ipek böceği yumurtalarının yüzde 95’ini kaybetti. İpek böceklerinin kalan kısımlarını koruyarak üretmeye devam eden Duman, zaman geçtikçe koza örmeye başlayan böceklerin türünü çoğaltmayı başardı. Ürettiği ipek böceğinden ’Hatay Sarısı’ elde eden Duman, Hatay Sarısı ipliğinden çeşitli kumaşlar ve aksesuar ürünler üretiliyor. Türkiye’nin yerel ırklarından olan Hatay Sarısı’nı yaşatmak için 7 yıl arayan ve en sonunda yaşlı bir adamda bulan Duman’ın ve Hatay Valiliği’nin girişimleriyle Hatay Sarısı’na Coğrafi İşaret alındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kentin tescilli ürünü Hatay Sarısı’nı yaşatmak için ömrünü adayan Duman’a "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülü verildi.



"Bizler Hatay Sarısı kozalarını hatırlayıp, 7 yıl aramalarımızı sürdürdük"


Türkiye’nin tescilli yerel 3 ırkından birisi olan Hatay Sarısı’nı bulabilmek için 7 yıl arama yaptıklarını ifade eden Emel Duman, "Burası bizim ipek üretim çiftliğimiz. Dünyadaki üretimin yüzde 97’si beyaz koza, yüzde 3’ü sarı koza ve o sarı kozaların hepsi endemik türlerdir. Hatay Sarısı da Türkiye’de tescilli üç yerel ırktan biri durumda. O yüzden çok kıymetli endemik bir türdür ve 1970’lerde teşvikten çıkarıldığı için üretimden de kalkmıştı. Dolayısıyla da tamamıyla kaybolmuş diye bilinen bir türdü. Bizler Hatay Sarısı kozalarını hatırlayıp, 7 yıl aramalarımızı sürdürdük. Maalesef umudumuzu yitirdiğimiz anda bir yaşlı amcada, ticari amaçlı bakmayan ve sadece yumurtadan çıktıkları için onlara kıyamayıp besleyen çok yaşlı bir amcada bulduk. Oradan tekrar hayata döndürdük. Bu çalışmayı yaparken de bilimsel çalışmalarla da buna katkı sağladık. En son olarak da çok şükür Hatay’a coğrafi işareti taçlandırdık. Bu bizi inanılmaz mutlu etti ve çok kıymetliydi. Çünkü maalesef ortalıkta çok Hatay Sarısı diye satılıp, Hatay Sarısı olmayan çok fazla ürün vardı. O açıdan insanlara daha güvenilir bir şey sunacağı ve artık bunun denetimi yapılacak. Gerçek Hatay Sarısı değerini bulacak ve insanların üretmesi için teşvik olacak" dedi.



"Hatay Sarısı aksesuar olarak da çok dokuyoruz; şal, fular, atkı gibi ama kumaş olarak da tercih ediliyor"


Hatay Sarısı’nın ipeğe dönüşüm sürücünü anlatan Emel Duman, "Hatay Sarısı işlemesi oldukça meşakkatli bir süreci var. İpek kozası yumurtasından çıkıyor ve kendinin on bin misli büyüyen bir canlı. Uyku döneminde 30 gün boyunca 4 defa uyuyor deri değiştiriyor. Otuzuncu günün sonunda da doğadan topladığımız sağlıklı çalıları onların yaşam alanlarına bırakıyoruz. Onlar da o çalılara çıkıyor. İpek böceği kendi etrafında kozasını örüyor. Ondan sonra kelebek olup çıkıyor. Dolayısıyla kelebekler çıktıktan sonra kozaları topluyoruz ve onları önce elyafa döndürüyoruz. Elyaftan sonra ipliğe döndürüyoruz. İplikten sonra da dokumaya geçiyoruz. Fiyatı talebe göre değişiyor. Aksesuar olarak da çok dokuyoruz; şal, fular, atkı gibi ama kumaş olarak da tercih ediliyor. Talebe göre ürünü nasıl değerlendireceğimize karar veriyoruz ama tabii ki diğer ürünlerden ayrıştıran en önemli özelliği tamamen el yapımı olması ve bir kalitesinin üst seviyede olması, piyasadaki diğer ürünlerden biraz daha fiyatlı diyebiliriz. Alt ürün fiyat olarak bin 500 TL ila 10 bin TL kadar ürün olabilir" ifadelerini kullandı.



Tescilli ’Hatay Sarısı’nı yaşatmak için ömrünü adayan kadına "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TŞOF tarafından basılmış ve mühürlenmiş plakalara cezai işlem uygulanmayacak Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) tarafından basılan ve mühürlenen plakalara kanunda belirtilen standartların dışında dahi olsa cezai işlem uygulanmayacak. İçişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, plaka değişim işlemleri sırasında yoğunluk ve kuyruk oluşması üzerine İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatları doğrultusunda, denetimler 1 Nisan 2026 tarihine kadar rehberlik ve bilgilendirme çalışması şeklinde gerçekleştirilecek. Ayrıca bu kapsamda 27 Şubat’tan itibaren kesilen cezaların, Bakan Çiftçi’nin talimatlarıyla iptal edilecek. Yetkilendirilmiş kuruluş olan Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) tarafından basılmış ve mühürlenerek vatandaşlara verilmiş plakaların, kanunda belirtilen standartlar dışında dahi olsa cezai işleme konu edilmeyecek. Sadece vatandaşın, yetkili kuruluş tarafından basılmış ve mühürlenmiş plakayı aldıktan sonra plaka üzerinde ekleme veya değişiklik yapması durumunda 4 bin TL idari para cezası ve diğer müeyyidelerin uygulanacak. Yetkili kuruluş olan TŞOF dışında, yetkisiz şekilde plaka basan yerlerden alınan gayriresmi, sahte plakaları araçlarında kullananlar için ise 140 bin TL idari para cezası ve diğer müeyyidelerin uygulanmasına devam edilecek. Ayrıca edinilen bilgilere göre bunun da kanunun açık amacı olan başta uyuşturucu, göçmen kaçakçılığı ve terör gibi suçlarla mücadele kapsamında kamu düzeninin sağlanması ve vatandaşlarımızın güvenliğinin temini açısından önemli bir gereklilik olduğu ifade edildi.
Ankara İletişim Başkanı Duran Cumhurbaşkanlığı muhabirleri ile iftarda bir araya geldi Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Ankara’da Cumhurbaşkanlığı muhabirleri ile iftarda bir araya geldi. Düzenlenen iftar programı hakkında sosyal medya hesabından paylaşım yapan Duran, medyanın Ankara Temsilcileri ve Cumhurbaşkanlığı muhabirleri ile bir arada olmaktan memnuiyet duyduğunu belirterek, "Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak Türkiye’nin iletişim gündeminde çok sayıda konuya vaziyet etmek durumundayız. Bu bir yönüyle bir devlet sorumluluğu ama diğer yönüyle baktığımızda hepimizi de içine alan çok genel bir kamu sorumluluğudur. Bu sorumluluğu yerine getirirken, bir ilke olarak, bir prensip olarak sürekli basın mensuplarıyla temas halinde olan, kapıları açık ve iletişimi güçlü bir konumda olmaya çalışıyoruz" ifadelerine yer verdi. Paylaşımında doğru bilginin önemine dikkati çeken Duran, "Dünyanın giderek daha kırılgan ve krizlere açık bir dönemden geçtiği bu süreçte, doğru ve teyitli bilginin önemi her zamankinden daha büyüktür. Kriz dönemlerinde yapılan en küçük hatanın dahi büyük yanlış anlamalara ve ciddi sonuçlara yol açabildiğini unutmamak gerekiyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye; diplomasiden güvenliğe, ekonomiden bölgesel ve küresel barış girişimlerine kadar pek çok alanda yoğun bir gündem yürütmektedir. Türkiye’nin küresel ölçekte artan etkisi, iletişim alanında da güçlü, koordineli ve etkin bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır" ifadelerini kullandı. Duran’ın yaptığı paylaşımda, İletişim Başkanlığı’nın amaçlarına değinilerek, "İletişim Başkanlığı olarak amacımız; devletimizin politikalarını ve faaliyetlerini hem milletimize hem de uluslararası kamuoyuna doğru, hızlı ve güvenilir şekilde aktarmaktır. Dezenformasyonla mücadele artık yalnızca medya alanının değil; aynı zamanda demokrasi, güvenlik ve toplumsal huzurun da önemli bir parçasıdır. Bu nedenle sorumlu, dengeli ve teyit edilmiş bilgiye dayalı habercilik her zamankinden daha kıymetlidir. Bu duygularla, gerçeğin peşinden ayrılmayan, sorumlu habercilik anlayışıyla görev yapan tüm basın mensuplarımıza teşekkür ediyor; her zaman yanlarında olmaya devam edeceğimizi bir kez daha ifade ediyorum" ifadelerine yer verildi.