EKONOMİ - 26 Ekim 2025 Pazar 08:58

Türkiye’nin tarım merkezinde ejder meyvesi hasadı başladı, kilosu 180 TL’den alıcı buluyor

A
A
A
Türkiye’nin tarım merkezinde ejder meyvesi hasadı başladı, kilosu 180 TL’den alıcı buluyor

Hatay’da çiftçilik yapan Fehmi Kaba, geçtiğimiz yıl bir dönüm araziye ektiği ejder meyvesinde hasattan memnum kalınca bu yıl 2 dönüme çıkardı. 2 dönüme ektiği beyaz ve kırmızı ejder meyvesinde hasada başlayan Kaba, ejder meyvesinin kilogram fiyatını tarladan 180 TL’den alıcıyla buluşturuyor.


Türkiye’nin en bereketli topraklarından olan Hatay’da tarımda ürün yelpazesi her geçen gün genişlemeye devam ediyor. Kış aylarında ılıman geçen havayı fırsat bilen Arsuz ilçesi Madenli Mahallesi’nde çiftçilik yapan 59 yaşındaki Fehmi Kaba, üç yıl önce ejder meyvesi fidanı dikerek üretime başladı. Geçtiğimiz yıl bir dönüm araziden 1 tondan fazla ejder meyvesi hasat eden Kaba, hasattan memnun kalınca bu yıl 2 dönüm alana dikim gerçekleştirdi. 2 dönüme ektiği beyaz ve kırmızı ejder meyvesinde hasada başlayan Kaba, ejder meyvesinin kilogram fiyatını tarladan 180 TL’den alıcıyla buluşturuyor.



"Bakımını domates, biber, kavun ya da karpuz gibi yapıyoruz; ilacını, suyunu, gübresini zamanında veriyoruz"


Geçtiğimiz yıl bir dönüm alandan bir tondan fazla mahsul hasat ettiğini belirten Kaba, ejder meyvesinin veriminden memnun olduğunu belirterek, "Bu sera iki dönüm. Önce bir dönümünü ektim, meyvenin verimini güzel görünce kalan bir dönümü de bu yıl kırmızı ejder meyvesi olarak ektim. Şu anda hem beyaz hem de kırmızı türü yetiştiriyorum. Bakımını domates, biber, kavun ya da karpuz gibi yapıyoruz; ilacını, suyunu, gübresini zamanında veriyoruz. Ancak ejder meyvesi soğuğu da sıcağı da sevmeyen bir bitki. Buna rağmen iyi bir ürün alıyoruz. Geçen yıl bir dönümden bir tondan fazla mahsul aldım. Bu yıl dondan ve sıcaktan etkilendi ama yine de verim bekliyorum" dedi.


Seradan doğrudan alım yapan tüccar Halil Ay ise ejder meyvesinin lezzeti ve besin değerine dikkat çekerek, "Arsuz Madenli’deyiz, ejder meyvesinin tadına bakmaya ve satın almaya geldik. Güçlü bir probiyotik ve lif kaynağı. Tadı çok güzel, kiviye benziyor. Muz gibi soyuluyor, şekersi bir aroması var. Gerçekten çok beğendik" ifadelerini kullandı.



Türkiye’nin tarım merkezinde ejder meyvesi hasadı başladı, kilosu 180 TL’den alıcı buluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.