EĞİTİM - 28 Temmuz 2021 Çarşamba 15:09

SODİMER Başkanı Eraslan’dan Iğdır Bahçeşehir Koleji’ne ziyaret

A
A
A
SODİMER Başkanı Eraslan’dan Iğdır Bahçeşehir Koleji’ne ziyaret

Sosyal Medya Dijital Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi (SODİMER)Başkanı Prof.

Sosyal Medya Dijital Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi (SODİMER)Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, Iğdır’da bulunan Bahçeşehir Koleji’ni ziyaret ederek bir dizi incelemelerde bulundu.


SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, Iğdır Bahçeşehir Koleji’ni ziyaret etti. Ziyarette kolejin içini dolaşan Başkan Levent Eraslan, Bahçeşehir Koleji kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Talay ve Kampüs Müdürü Ergun Güvenal’dan bilgi aldı. Ziyarette Eraslan’a Iğdır İl Milli Eğitim Müdürü Servet Canlı eşlik etti. Eraslan, ziyarette basın mensuplarına da açıklamalarda bulundu.


“Öğrenciyi aynı anda bir online platformda toplamak çok kolay bir iş değil”


Ziyaret esnasında SODİMER’in yaptığı çalışmalar hakkında bilgi veren Prof. Dr. Levent Eraslan, “Sosyal Medya Dijital Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan. Özellikle son bir buçuk yıldır tüm dünyanın uzaktan eğitim ve dijital eğitim konularıyla ilgili merkez olarak çeşitli çalışmalar yapmaktayız. Şu ana kadar 100 bin öğretmene ulaşan çeşitli projeler yaptık. Bahçeşehir Koleji’nde bulunma sebebimiz bizim işbirliği protokolü imzaladığımız ve çok çeşitli çalışmalar yaptığımız önemli bir kurum olması ve özellikle “Dijital Eğitimde Fark Oluşturanlar” projemizde 500’e yakın projemizi değerlendirdik ve bir zirve oluşturduk. Tekrar uzaktan eğitim olur mu? Olabilme ihtimali var. Ona göre de devletimiz ve Milli Eğitim Bakanlığımız çeşitli tedbirler almaktadır. Bazı kurumlar bu işi deneyimlemiştir. Bu deneyimi elde eden kurumların en başında da Bahçeşehir Koleji gelmektedir. Milli Eğitim camiası bilindiği üzere 2012 yılında EBA sistemiyle uzaktan erişimi sağladı. Hızlı bir şekilde de reaksiyon aldı. Milyonlarca öğrenciyi aynı anda bir online platformda toplamak çok kolay bir iş değil. Bunun çok çeşitli parametreleri var. Öğretmen eğitimleri, ara yüzlerin kalitesi, internet, kullandığımız cihazlar, tabletler olduğu zaman bu süreç etkili oluyor. Bu anlamda bakanlığımız da çok önemli işler yaptı ve bu konuda da deneyim kazandı” dedi.


“Uzaktan eğitim ve dijital eğitim asla yüz yüze eğitim gibi etkili bir verim sağlamaz”


Okulların tekrar uzaktan eğitime dönmemesi için vatandaşların aşı olması gerektiğini belirten Eraslan, “SODİMER olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nı şu şekilde destekliyoruz. Öğretmenlerimize ve öğretmen adaylarımıza dijital eğitimde planlama, dijital eğitimde yöntem ve teknik, online sınıf yönetimi, Web 2.0 gibi dersleri ücretsiz olarak veriyoruz. Öğretmen eğitimini önemsiyoruz. Yani gelecek yıllarda uzaktan eğitimde öğretmenlerimiz daha etkili ve daha verimli sonuçlar alabileceklerdir. Pandemi sürecinde öğrenci olmak öğrenciler için çok zor bir süreç oldu. İlk haftalarda biraz zorlandılar ama daha sonra öğrencilerimiz de gerekli uygulamaları aldılar. Ama şunu unutmayalım ki uzaktan eğitim ve dijital eğitim asla yüz yüze eğitim gibi etkili bir verim sağlamaz. Bu sürecin en önemli faktörlerinden biri de ailedir. Eğer uzaktan eğitim varsa bunu kontrol eden, öğrenme çevresi hazırlayan, çocuğunu süreç içerisinde motive eden anne ve baba faktörüdür. Bu yüzden biz SODİMER olarak Iğdır’ımızda da yapacağımız bir “Anne-Baba” projemiz var. Eğer biz bunları tesis edemezsek öğrenme süreci kalıcı olmuyor. Burada da anne ve babalara büyük görev düşmektedir. İnşallah yüz yüze eğitime devam ederiz. Ama bunun da temel şartı aşıdır. Aşı oranlarının artması ve böylece okullarımızı da yüz yüze eğitime açmayı diliyoruz.” ifadelerini kullandı.


“Yüz yüze eğitimde en yakın ve gerçekçi eğitimi sunduğumuzu düşünüyorum”


Uzaktan eğitim döneminde Bahçeşehir Koleji’nin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi veren Bahçeşehir Koleji Kampüs Müdürü Ergun Güvenal, şu şekilde konuştu:


“Pandemi döneminde özellikle Bahçeşehir Koleji’nin dijital anlamdaki alt yapısıyla yıllardır kullandığımız Metot Box programıyla öğrencilerin dezavantajını en aza indirerek yüz yüze eğitimi en yakın ve gerçekçi eğitimi sunduğumuzu düşünüyorum. Bunu da sınav sonuçlarından ve öğrencilerin başarılarından da fark edebiliyoruz.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."