- 11 Ağustos 2021 Çarşamba 18:26

Gazeteci yazar Ünsal “Yüreğim İrevan’da Kaldı” romanını İsa Mert’e hediye etti

A
A
A
Gazeteci yazar Ünsal “Yüreğim İrevan’da Kaldı” romanını İsa Mert’e hediye etti

Eğitimci, gazeteci araştırmacı yazar Serdar Ünsal tarafından yazılan 1920 yılında bir Türk yurdu olan bugün Ermenistan topraklarında kalan İrevan (Erivan) şehrinde yaşayan Türklerin Ermeni mezalimine uğrayarak doğdukları topraklardan kaçış hikayesinin anlatıldığı “Yüreğim İrevan’da Kaldı” romanını eski Iğdır Ülkü Ocakları Başkanı İsa Mert’e hediye etti.

Eğitimci, gazeteci araştırmacı yazar Serdar Ünsal tarafından yazılan 1920 yılında bir Türk yurdu olan bugün Ermenistan topraklarında kalan İrevan (Erivan) şehrinde yaşayan Türklerin Ermeni mezalimine uğrayarak doğdukları topraklardan kaçış hikayesinin anlatıldığı “Yüreğim İrevan’da Kaldı” romanını eski Iğdır Ülkü Ocakları Başkanı İsa Mert’e hediye etti.


İsa Mert’e kitabıyla ilgili bilgi veren Yazar Serdar Ünsal, “Gerçek yaşanmış bir hikaye, daha doğrusu baba annemin İrevan’dan Ermenilerin saldırısı sonucu kaçışlarının hikayesi, İrevan’dan Aras nehrine oradan İran’a İran’dan Türkiye’ye Iğdır’a gelip bin bir zorluklarla yaşamaya çalıştığı bir yaşam öyküsü. Babaannem İrevan’da evini, sevdiklerini, babasını bırakarak kocasıyla kızıyla İran’a kaçarken Ermeniler tarafından Aras nehrinde kocasının vurulmasını ölünceye kadar unutamadı. Çocuğunun birini Aras nehrinin kıyısında bırakmak zorunda kalan bir annenin hikayesi. İşte Ermeni mezalimini en iyi şekilde bu romanda anlatmaya çalıştım. Ermeniler sözde soykırım yalanlarının 100. Yılına hazırlanırken bu romanın çıkması bence çok ses getirecek. Ermenilerin gerçek yüzünü herkes bir daha yakından görmüş olacaktır. Kısacası okuyucu, “Yüreğim Revan’da Kaldı” romanında Vatana, İrevan’a, (Erivan) hasret ölenlerin hikâyesini, Ermenilerin yaptığı zulmü, Ermenilerin 1920 yılında İrevan’da yaptıkları vahşeti Aras nehrini kan gölüne çevirmelerini, eşi kocadan, anneyi yavrusundan, anne ve babayı evladından ayırmalarını, bir Hocalı faciasının benzerini okuyacak, hüzünlenecek, üzülecek” dedi.


İsa Mert ise, “Tebrik ederim bu tarihi konuları roman dilinde anlatmanız gençlerimizi aydınlatacaktır. Ermeniler yıllardır Türk düşmanlığı yapıyor. 1915-20 yılları arasında Anadolu’da Azerbaycan’da 1992 yılında yine Azerbaycan’da Hocalı’da yaptıkları ortadadır. Erivan bir Türk yurdudur. Daha sonra Ruslar tarafından Ermeniler yerleştirilerek Ermeniler çoğunluk olmuşlardır. Bütün Türk izlerini silmişler sadece Göğ Mescit kalmıştır. Sözde yalanlarına Avrupalıyı inandırmaya çalışıyorlar. Ermeniler Iğdır’da da katliam yapmışlardır. Türk Milleti asil bir millettir kimseye soykırım yapmamıştır. Soykırımı yapanlar yalanlara sığınan Ermenilerdir. Gençlerimiz romanı okumalı, en kısa zamanda okuyacağım. Başarılar dilerim. Bu roman her evde ve okulun kütüphanesinde olmalı. Bu roman Ermeni iddialarını çürütmektedir. Kitabın arkasına konulan Göğ Mescid resmide güzel olmuş anlam katmıştır. Benim dedem de yıllarca Ermenilerle mücadele etmiştir” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri ERÜ Rektörü Altun: "Kayseri gibi bir şehirde üniversite lokomotif olmalı" Erciyes Üniversitesi (ERÜ) tarafından düzenlenen ‘Gevher Nesibe’den Türkiye Yüzyılına’ tanıtım programında konuşan ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, "Kayseri gibi bir şehirde üniversite lokomotif olmalı" dedi. Sabancı Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Murat Cahid Cıngı, Sayın Bayar Özsoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın, ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan, Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yalçın, protokol üyeleri, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Protokol üyeleri AR-GE çalışmalarının yapıldığı sergiyi inceleyerek, geliştirilen ürünler hakkında öğrencilerden bilgiler aldılar. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan programda konuşan ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, " Son 4 yıl içerisinde üniversitemizin fiziki alt yapısını güçlendiren sağlık, hizmet kapasitemizi artıran ve 17 proje ile sizleri kısaca bilgilendirmek istiyorum. Birincisi artan hasta yoğunluğuna cevap vermek hizmetlerimizi daha üst kalitede ortaya koyabilmek için acil ek binamızın inşaatını tamamlamış ve süreçte hizmete almış bulunuyoruz. Hastanemizin 9-10-11 ve 12. Katlarında yüzde 30 un üzerinde ana binamızda bir yenileme çalışmasını gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Diş hastanemiz her anlamda ön plana çıkmaya ve gündem de kalmaya devam edecektir. 41 bin kapalı metre kare alanı 399 üniti ile Türkiye’nin 1 numarasıdır. Sağlık hizmetlerinde ileri teknolojileri kullanmaya gayret ediyoruz. Robotik cerrahi burada bizim güçlenmemize çok büyük bir katkı sağlamıştır. 630 robotik cerrahi gerçekleştirmiş durumdayız. Aşı geliştirme binası aslında önce bir enstitü kurmak suretiyle adım attığımız devamında da; bioteknoloji ve sağlık alanlarında da güçlü bir ekosistemi ayağa kaldırıyoruz. Polikliniklerde yenilemeler yapıyoruz 48 yıllık fiziki bir yapıya sahibiz" ifadelerini kullandı. Sağlık yatırımlarının yanında kampüs yaşamını güçlendirmeye yönelik adımlar attıklarını da dile getiren Altun, "ERÜ Sahne, öğrencilerimize yönelik olarak ortaya koyduğumuz bu adım aslında sadece eğitim alan öğrenci profili yanında sosyalleşmeleri içinde mümkün mertebe öğrencilerimizin sosyal faaliyetlerini arttırmaya çalışıyoruz. Tarihi yapılarımızı unutmuyoruz onları restore ederek hem korumaya hem de kamu kurumlarının yararlanması anlamında istifadelerine sunmuş oluyoruz. Yaptığımız çalışmalar la 199 bin metre kareyi aşan alanı Milli Emlak’tan kendi üniversite arazimiz olarak takas yapmak suretiyle üniversitenin kendi mülkiyetine geçirmiş olduk. Kütüphanemizi yeniliyoruz kütüphanemizdeki bu yenileme öğrenciye doğrudan bir dokunuş olarak karşımıza çıkıyor. Çalışma alanlarında yüzde 25, sosyal alanlarda yüzde 40, kitaplık alanlarında ise yüzde 40 kapasite artışı sağladık. Dijitalleşiyoruz ve 24 saat açık kütüphane hizmeti sunmaya devam edeceğiz. Teknopark geliştirme bölgesi 2, bizim Teknopark gelişim bölgemiz için önemli bir projedir. Bunun birinci etap projesini yaptık, üretiminde yaptık. Şuanda doluluk oranında yüz 100 doluluğa ulaşmış bir teknoparka sahibiz. Böyle bir şehirde üniversite lokomotif olmalı. Gayretlerimiz artarak devam etmeli" dedi. Program fotoğraf çekiminin ardından sona erdi