GENEL - 17 Haziran 2023 Cumartesi 12:03

Mahallelinin belediye tarafından satışa çıkartılan arsa tepkisi

A
A
A
Mahallelinin belediye tarafından satışa çıkartılan arsa tepkisi

Mülkiyeti Eğirdir Belediyesine ait, Yenimahalle 552 ada, 7 parselde kayıtlı, 908,48 metrekare arsanın Eğirdir Belediyesi tarafından satışa çıkarılması, mahalle sakinlerinin tepkilerine neden oldu.

Mülkiyeti Eğirdir Belediyesine ait, Yenimahalle 552 ada, 7 parselde kayıtlı, 908,48 metrekare arsanın Eğirdir Belediyesi tarafından satışa çıkarılması, mahalle sakinlerinin tepkilerine neden oldu.


Isparta’nın Eğirdir ilçesi Yenimahalle girişinde bulunan ve halen bir kısmı çift yol olarak da kullanılan arsa, 7 milyon 725 bin TL muhammen bedel üzerinden, 19 Haziran 2023 Pazartesi günü kapalı teklif usulü (artırma) ile satışa çıkacak. Arsanın satılarak bina yapılmasına karşı çıkan Yenimahalleliler, 4 kat imar bulunan arsaya bina yapıldığı takdirde bu alanın beton yığınına dönüşeceğini, mahallenin adeta nefes aldığı bu alanın yok olacağını belirterek Belediye Başkanlığının bu ihaleden vazgeçmesini istediler.


Konuyu görüşmek üzere Belediye Başkanı Veli Gök’ü ziyaret ettiklerini belirten Yenimahalle sakinlerinden Hacı Nurullah Coş, "Her şey para değil" diyerek tepkilerini dile getirdi. Hacı Nurullah Coş, konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi:


“Mahallemiz Rahmetli Adnan Menderes zamanında yapıldı. Mazisi 62 yıllık. Tarihi Yenimahalle meydanımız, bir tarafında okul, bir tarafında cami, bir tarafında Menderes Mahallesine gidiş yolları, Yenimahalle, Sekibağ Mahallesi’nin bütün duraklarını ihtiva eden bir alan olmasına rağmen, edindiğimiz bilgiye göre Eğirdir Belediyesi bu alanı satışa çıkarmış. Bundan çok üzüntülüyüz. Çünkü burası bütün halkımızın hava aldığı, göl manzarasını seyrettiği tarihi bir alan. Allah korusun bir deprem olması durumunda, bütün halkın toplanacağı, toplanma alanıdır."



"Hukuki süreç başlattık"


Yenimahalle sakini Nurullah Coş, "Bir vatandaş olarak bu ihalenin yapılmamasını istiyorum. 2014 yılında dönemin belediye başkanı da aynı şeyi yaptı. Ve biz mahkemeye verdik, mahkeme bizim lehimize karar verdi. Bizler yine şimdi bu ihalenin iptal olması için hukuki süreci başlattık” diye konuştu.



"Mahallenin nefesi kesilir"


Emekli Öğretmen Nurten Yüceer de mahalle sakinleri olarak buraya bina yapılmasını istemediklerini ifade etti. Yüceer, “Mahallemiz çok güzel ve çok seviyorum. Mahallemizin can damarı olan bu meydana inşaat yapılacak. Bu iş mahalle girişinde yapılacak bir iş değil. Nefes alanımız maalesef kısıtlanıyor. Tam karşısında okul var. Okul olduğu için sabah, öğlen ve akşam üstü gidiş dönüş araç trafiği çok oluyor. Daha dün şurada bir kaza meydana geldi. Yol daraldığı zaman kazalar daha çok olacaktır. Bu önlenemez" diye konuştu. Mahalle sakinlerinden Zinet Ünlü ise, “Mahalle sakinleri olarak hepimiz karşıyız. Herkes kendi çıkarını düşünüyor ama bizler de oturduğumuz yeri düşünmek zorundayız" şeklinde konuştu.



Belediye meclisi kararı


1980 yılından beri çeşitli imar tadilatlarıyla bu alanın imara açıldığını dile getiren Yenimahalle Muhtarı Özer Öztürk, “Belediyemiz 1980 yılında imar tadilatı yapıyor 2 kat olarak, daha sonra 2014 yılında dönemin Belediye Başkanı tekrar imar tadilatı yaparak 6 kata çıkarıyor. Nurullah Coş ve rahmetli Şeref Ünlü imar tadilatına itirazda bulunuyorlar ve 6 kattan, 4 kata düşürülüyor. En son durumu 4 kat imarlı olarak ihale ile satışa çıkarılıyor. Belediye meclisi bir karar almış. Belediye Başkanı söz konusu arsanın bir kereye mahsus ihaleye çıkarılacağını, ikinci kez ihaleye çıkmayacağını söyledi” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mardin Mardin’de MovaPark AVM’deki kazada 3 yaşındaki çocuk parmağını kaybetti Mardin’in Kızıltepe ilçesindeki MovaPark Alışveriş Merkezi’nde yürüyen merdivene sıkışan parmağı kopan 3 yaşındaki çocuğun ailesi adalet istiyor. Mardin’in Kızıltepe ilçesinde bulunan MovaPark AVM’de yaklaşık iki hafta önce meydana gelen olayda, 3 yaşındaki T.B. ailesiyle birlikte alışveriş merkezinde bulunduğu sırada talihsiz bir kaza geçirdi. Küçük çocuğun parmağı yürüyen merdivene sıkışarak koptu. Ailenin avukatı Sibel Çelik, yaptığı açıklamada olayın yaklaşık iki hafta önce meydana geldiğini söyledi. Çelik, kazanın müvekkillerinin çocuklarının yürüyen merdivene yöneldiği esnada yaşandığını belirterek, "Olaydan sonra ihmaller zinciri başladı. Müvekkillerim yürüyen merdiveni kendi imkanlarıyla durdurdu, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni kendileri aradı. İlk müdahale gelene kadar çocuğu sakinleştirmeye çalıştılar’’ dedi. "AVM hemşiresi uzuv kaybı yok dedi" AVM’de görevli sağlık personelinin yaraya tampon uyguladığını ancak "uzuv kaybı yok" denilerek ailenin yanlış yönlendirildiğini iddia eden Çelik, bu nedenle ailenin ilk etapta hastaneye gittiğini ifade etti. Doktorların parmağın koptuğunu söylemesi üzerine yeniden AVM’ye dönüldüğünü aktaran Çelik, "Geri döndüğünde hiçbir tedbir alınmamış, merdivenler aynı şekilde bırakıldığı gibi güvenlik şeridi çekilmemiş durumdaydı. Teknik personelin hiçbir tesisatı yok, kendi imkanlarıyla alışveriş merkezinden belirli cihazları satın alıp merdivenlerde parmağı arıyorlar. Saatler süren kendi mücadeleleri sonrasında uzuv bulunuyor’’ diye konuştu. Bulunan uzuvla ilgili sürece değinen Çelik, şunları kaydetti: "Uzuv ile ilgili yapılan doktor tespiti ile ’Yüzde 1 belki kurtarılabilir’ denmesine rağmen parmak yerine dikiliyor fakat geldiğimiz noktada şu aşamada bile çocuğumuz iki ameliyat geçirmiştir. Ve bu ameliyatların devamı maalesef gelecektir. Maalesef olaydan 2 saat sonra geç kalındığı için çocuğumuz uzuv kaybı yaşadı. Bu haliyle de ömür boyu unutamayacağı bir eksikliğe sahip olmuştur." Görüntü alınmasının engellendiği ve ekipmanın olmadığı iddiası Avukat Çelik, "Bu süreçte özellikle olay sonrası AVM’nin sağlık personellerinin ve yönetiminin süreci iyi yönetememesi ve ihmaller zinciri sonrasında bu aşamaya gelinmiştir. Biz bu süreci yakından takip edeceğiz. İhmali olan herkesle ilgili gerekli takiplerimizi yapacağız. Süreç sonrası maalesef alışveriş merkezi yetkilileri de konuyla ilgili duyarlı davranmamışlardır. Hatta alışveriş merkezinin imajı sarsılmasın diye görüntü alınmasını engellemişlerdir. Sadece telefonla ışık tutma ile yetinilmiştir. Bu haliyle de maalesef çocuğumuzun geleceğiyle ilgili ciddi bir sonuç ortaya çıkmıştır" dedi. Çelik, güvenli bir ortam sağlamakla yükümlü işletmenin hem olay anı hem de sonrasında bu denli yetersiz ve sorumsuz davranmasının bu olayın münferit bir kaza değil, zincirleme ihmal sonucu meydana geldiğini gösterdiğini belirtti. Çelik, sorumluların tespiti, ihmalin tüm yönleriyle ortaya çıkması, gerekli cezai ve hukuki yaptırımların sonuna kadar takipçisi olacaklarını sözlerine ekledi. Öte yandan olayla ilgili MovaPark AVM yönetimi tarafından yazılı bir açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Alışveriş merkezimizde 8 Nisan 2026 tarihinde yaşanan talihsiz olay hepimizi derinden üzmüştür. Öncelikle yaralanan çocuğumuza acil şifalar diliyor, ailesine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Olay anına ilişkin kamera kayıtları ve teknik incelemeler açıkça göstermektedir ki yürüyen merdivenlerimiz düzenli bakımları yapılmış, tüm güvenlik ve teknik gereklilikleri eksiksiz şekilde sağlayan durumda olup, olay öncesinde herhangi bir arıza veya kusur bulunmamaktadır. Bu husus, bağımsız iş sağlığı ve güvenliği raporlarıyla da teyit edilmiştir. Olayın meydana geliş şekli incelendiğinde küçük yaştaki çocuğun ailesinin kontrolünden çıkarak yürüyen merdivene yönelmesi sonucu kazanın gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede olayın oluşumunda alışveriş merkezimize atfedilebilecek bir ihmal veya kusur bulunmamaktadır. Bununla birlikte olayın hemen ardından sağlık ve teknik ekiplerimiz süratle müdahale etmiş, yaralı çocuk ivedilikle sağlık ekiplerine teslim edilerek, gerekli tüm süreçler titizlikle yürütülmüştür. Kamuoyuna yansıyan bazı iddialar gerçeği yansıtmamakta olup, olay üzerinden haksız bir kusur isnadı oluşturulmaya çalışıldığı görülmektedir. Hukuki süreçlerde tüm gerçekler, yetkili merciler ve bilirkişi incelemeleri ile ortaya konulacaktır. MovaPark Alışveriş Merkezi olarak ziyaretçilerimizin güvenliği en öncelikli hassasiyetimizdir. Bununla birlikte yaşanan bu üzücü olay nedeniyle insani ve vicdani sorumluluğumuzu da göz ardı etmeksizin süreci yakından takip ettiğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz."
Tokat Vakıf geleneği Tokat’ta akademik olarak ele alındı Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen sempozyumda; Tokat, Amasya ve Çorum’daki vakıf geleneği tarihi ve toplumsal yönleriyle ele alınarak, vakıf sisteminin günümüze uzanan etkileri akademik yaklaşımla değerlendirildi. Tokat’ta vakıf geleneğinin tarihi ve toplumsal boyutları kapsamlı bir sempozyumla ele alındı. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) ev sahipliğinde, Vakıflar Genel Müdürlüğü iş birliği ve Amasya ile Hitit üniversitelerinin katkılarıyla düzenlenen "Türk-İslam Kültüründe Vakıf Geleneği ve Tokat Bölgesi Vakıfları (Tokat-Amasya-Çorum) Sempozyumu" yoğun katılımla gerçekleştirildi. Sempozyumun açılışına Tokat Milletvekilleri Dt. Cüneyt Aldemir, Av. Mustafa Arslan, Kadim Durmaz, TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi, Vali Yardımcısı Osman Güven, İl Jandarma Komutanı J. K. Albay Ahmet Çetin, Vakıflar Bölge Müdürü Sebahattin Erdoğan, müdürler, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. Sempozyumla Tokat, Amasya ve Çorum’daki vakıf eserleri çok yönlü incelendi Program öncesinde konuklar, Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz’ı makamında ziyaret etti. Akabinde 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi Milli İrade Salonundaki programa geçildi. Vakıflar Bölge Müdürü Sebahattin Erdoğan konuşmasında vakıf geleneğinin köklü geçmişine dikkat çekerek, bu yapının yalnızca bir yardım sistemi olmadığını vurguladı. Erdoğan, vakıf anlayışının insanı merkeze alan, toplumsal dayanışmayı esas alan ve tarihi süreçte sosyal devlet anlayışının önemli bir yansıması olduğunu ifade etti. Düzenlenen sempozyumun Tokat, Amasya ve Çorum illerindeki vakıf eserlerinin çok yönlü incelenmesine katkı sağlayacağını belirten Erdoğan, etkinliğin akademik çalışmalara da ışık tutacağını dile getirdi. "Vakıf bir kurumdan öte, bir değerler sistemidir" Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi ise konuşmasında vakfın yalnızca kurumsal bir yapı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Vakfın aynı zamanda bir inanç ve ahlak sistemi olduğuna dikkat çeken Turabi, "Vakıf, insanın faniliğini kalıcı iyiliğe dönüştürme çabasıdır. Vakıf ruhu toplumda canlıysa merhamet de canlıdır. Merhametin olduğu yerde ise medeniyet vardır" ifadelerini kullandı. Rektör Yılmaz: "Vakıf kültürü günümüzde de yaşayan bir değerdir" TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz ise vakıf geleneğinin yalnızca geçmişe ait bir miras olmadığını, günümüzde de toplumsal gelişim açısından önemli bir rol üstlendiğini vurguladı. Vakıf kültürünün Türk-İslam medeniyetinin en köklü değerlerinden biri olduğunu ifade eden Yılmaz, bu geleneğin toplumsal dayanışmayı güçlendiren sürdürülebilir bir yapı sunduğunu belirtti. Tokat başta olmak üzere bölgede vakıf eserlerinin ihya edilmesinin önemine dikkat çeken Yılmaz, sempozyumda bu eserlerin hem tarihi hem de güncel işlevlerinin ele alınacağını söyledi. Akademik panel yoğun ilgi gördü Açılış konuşmalarının ardından Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu başkanlığında gerçekleştirilen panelde Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haşim Şahin ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Gökçe panelist olarak yer aldı. Alanında uzman akademisyenler vakıf geleneğini farklı yönleriyle değerlendirdi. Panelde, vakıf sisteminin tarihi gelişimi ve Anadolu’daki yansımaları ele alındı. Vakıf geleneği çok boyutlu ele alındı Sempozyumda, vakıf geleneğinin tarihi süreçteki gelişimi, toplumsal hayattaki yeri ve bölgesel örnekleri kapsamlı şekilde incelendi. Alanında uzman akademisyenlerin sunumlarıyla zenginleşen etkinlikte, vakıf sisteminin eğitimden sağlığa, şehirleşmeden sosyal yardımlaşmaya kadar geniş bir etki alanına sahip olduğu vurgulandı.