KÜLTÜR SANAT - 25 Ağustos 2025 Pazartesi 10:05

300 yıllık tarihi evini restore edip müzeye çevirerek ziyaretçilere ücretsiz açtı

A
A
A
300 yıllık tarihi evini restore edip müzeye çevirerek ziyaretçilere ücretsiz açtı

Eğirdir’de yaşayan emekli akademisyen restore ettirdiği 300 yıllık tarihi evini adeta bir müzeye çevirdi. Dr.Mehmet Gürdal, "Vasiyetim, bu evin ziyaret edilerek dönemin yaşam tarzının, kullanılan eşyaların ve kültürel mirasın gelecek nesiller tarafından görülmesidir" dedi.



Eğirdir Kale Mahallesi’nde bulunan 300 yıllık evini restore ettiren Dr. Mehmet Gürdal, hem çocukluk anılarını hem de akademik hayatındaki başarılarını sergiliyor. Gürdal, eviyle ilgili en büyük arzusunun Eğirdir’in kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktarmak olduğunu belirtti.


Yazdığı kitaplar Türkiye’de birçok okulda ders kitabı olarak yer alıyor


78 yaşındaki Dr. Gürdal, Ege Üniversitesi İşletme Fakültesi Turizm Anabilim Dalı’nı hem bölüm hem fakülte birincisi olarak tamamladı. Akademik hayatında asistanlıktan doçentliğe uzanan bir yol izleyen Gürdal, turizm alanında yazdığı altı kitabıyla Türkiye’de birçok üniversitede ders kitabı olarak yer aldı.


"O günler bizim için çok kıymetliydi"


Çocukluğunun göl kenarında geçtiğini anlatan Gürdal, "Biz çocukken Poyraz’ın sesiyle, göldeki dalgaların sesiyle uyurduk. Üç dört yaşımıza geldiğimizde yüzmeyi öğrendik. O günler bizim için çok kıymetliydi" dedi.


"Vasiyetim bu evin gelecek nesillere kalması"


Eğirdir sevdalısı son 12 yıldır Eğirdir’de yaşamını sürdüren Gürdal, evin tarihini de araştırdığını ifade ederek, "e-Devlet kayıtlarından ulaştığım 1870-1871 tarihli belge, evimizin 300 yıllık tarihini doğruluyor. Bu evin, dönemin yaşam tarzını yansıtacak şekilde gelecek nesillere kalmasını istiyorum. Vasiyetim, bu evin ziyaret edilerek dönemin yaşam tarzının, kullanılan eşyaların ve kültürel mirasın gelecek nesiller tarafından görülmesidir" diye konuştu.


Mehmet Gürdal, müzeye çevirdiği evini ücretsiz olarak ziyaretçilere açtığını, herkesin gelip eski Eğirdir evlerinin nasıl olduğunu görmesini istediğini ve bu evi gelecek nesillere miras bırakmayı amaçladığını söyledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne 28 Şubat mağduru Gülsevin Kuzu, o dönem yaşadıklarını anlattı Edirne’de yaşayan Gülsevin Kuzu, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını anlattı. Kuzu, başörtüsü nedeniyle eğitim ve çalışma hayatında zorluklarla karşılaştığını belirtti. Ankara’da doğan 46 yaşındaki Gülsevin Kuzu, 28 Şubat dönemi sorası 1999 yılırnda Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okuduğunu belirterek, o yılları "inancın sorgulandığı, başörtüsünün suç gibi görüldüğü zamanlar" sözleriyle anlattı. Kuzu, okul ortamında dini kimliğe yönelik olumsuz söylemlerle karşılaştığını, bunun kendisini inancını araştırmaya yönelttiğini ifade etti. Yaptığı okumalar sonrasında başörtüsü takmaya karar verdiğini söyleyen Kuzu, bu tercihin o dönem çevresi tarafından "radikal" olarak değerlendirildiğini dile getirdi. 1997 sonrasında baskının arttığını belirten Kuzu, özellikle kamu kurumları ve eğitim alanında başörtülü kadınlara yönelik kısıtlamaların günlük hayatın parçası haline geldiğini ifade etti. Üniversite hastanelerinde başörtülü ziyaretçilerin içeri alınmadığını, askeri törenlerde bazı ailelerin törenlere katılamadığını gördüğünü belirten Kuzu, bu dönemi "baskının sıradanlaştığı yıllar" olarak nitelendirdi. Sınav günü yaşadığını bir olayı da paylaşan Kuzu, sınava yetişmesine yardımcı olan polislerin aksine sınav salonunda bir görevlinin başörtüsü nedeniyle işlem yapmak istediğini söyledi. Kuzu, yaşanan tartışmanın ardından sınava girmesine izin verildiğini ancak zaman kaybı yaşadığını söyledi. Eğitim sonrasında iş başvurularında da benzer engellerle karşılaştığını ifade eden Kuzu, başörtülü kadınların kamu görevine alınmasının o yıllarda çok zor olduğunu kaydetti. Bugünkü şartları geçmişle kıyaslayan Kuzu, "Şimdiki özgürlük ortamı o dönem için hayal bile edilemezdi" dedi. Elinde bulunan resmi bir belgeyi kamuoyuyla paylaşmak istediğini belirten Kuzu, geçmişte yaşananların hatırlanmasının toplumsal hafıza açısından önemli olduğunu vurguladı. Açıklamasının sonunda farklı inanç ve yaşam tarzlarına saygı çağrısı yapan Kuzu, "Artık herkesin birbirine saygı duyduğu bir ortam istiyoruz" ifadelerini kullandı.