GÜNDEM - 27 Ağustos 2025 Çarşamba 11:12

Eski hükümlü, sabıkası yüzünden iş bulamamanın çaresizliğini gözyaşlarıyla anlattı

A
A
A
Eski hükümlü, sabıkası yüzünden iş bulamamanın çaresizliğini gözyaşlarıyla anlattı

Isparta’da yaşayan eski hükümlü, gençlik yıllarında bir anlık öfke sonucu işlediği suçların bedelini önce cezaevinde şimdi günlük hayatında ödüyor. Tahliye olduktan sonra sabıkası nedeniyle hiçbir yerde iş bulamadığını belirten adam, yaşadığı durumun yalnızca kendisine değil, birçok eski hükümlüye de bu şekilde engel olduğunu vurgulayarak, "Geçmişte yaptıklarım için çok pişmanım. Gerekirse tuvalet bile temizlerim. Ben sadece çalışabileceğim bir iş istiyorum. Çocuğumun boğazından helal lokma geçsin istiyorum" dedi.


Isparta’da yaşayan eski hükümlü İbrahim Halil Sökmen, gençlik yıllarında bir anlık sinirle işlediği ’askerlik kanununa muhalefet’, ’tehdit’, ’hakaret’ ve ’basit yaralama’ suçları nedeniyle 7 yıl cezaevinde kaldı. 2023 yılının Şubat ayında tahliye olan Sökmen, cezasını tamamlayarak yeniden topluma karıştı. Ancak o günden bu yana iş bulmakta zorlandığını, sabıkası yüzünden işverenler tarafından sürekli geri çevrildiğini ve ailesiyle birlikte zor durumda kaldıklarını gözyaşları içinde anlattı.



"İş yerleri, sabıkam olduğu için sürekli bahanelerle geçiştiriyorlar"


Isparta’da yaşadığını belirten İbrahim Halil Sökmen, "Uzun zamandır iş arıyorum ama bulamıyorum. İş sahibine "Sabıkalıyım" dediğim zaman, niye sabıkalısın diye sormak yerine, derdimi oturup dinlemek yerine, "Biz işçi aramıyoruz" ya da "Bulduk" gibi cevaplar alıyorum. Hatta üç dört gün önce bir halı yıkama fabrikasına iş başvurusuna gittim; orada bile sabıkalı olduğumu duyunca adam direkt, "Pazartesi bir eleman gelecek, o gelmezse seni alalım" demeye başladı. Sabıkama bakıp, "Bugün başkasını vuran yarın da beni vurur, ben seni alamam" dedi. Bunu da suratıma bakıp gülerek söyledi" ifadelerini kullandı.



"Çocuğumu benden bir şeyler istemesin diye dışarıya bile çıkaramıyorum"


Zor durumda olduğunu ve hangi kapıyı çalsa karşısına sabıkasının çıktığını belirten Sökmen, "Kızımı okutmam gerekiyor, o bir otizm hastası. Kızımı okula yazdıramıyorum, özel eğitime gönderiyorum. Çevremdeki arkadaşlarım olmasaydı evime koltuk dahi alamıyordum, sağ olsunlar onlar aldı. Yaklaşık bir senedir çalışamıyorum. En son çocuğumun kavga olayları gerçekleştikten sonra ailemi yalnız bırakamadım, sürekli çocuğuma ve eşime zarar verecekler mi diye düşünüyordum. Şimdi de iş bulamıyorum. Çalışmak istiyorum, aileme destek olmak istiyorum. Sabah ekmek alacak param yok. Sağdan soldan borç da isteyemiyorum, utanıyorum. Şu anda ev kiram geldi, elektrik, su ve telefon faturalarım geldi, çocuğumun ihtiyaçları var ve korkuyorum. Çocuğumu dışarı çıkarmaya bile korkuyorum. Kendisi özel çocuk, yoktan anlamıyor" şeklinde konuştu.



"Bu suçların hepsi cahil olduğum zamanlarda oldu"


İş başvurularında eski hükümlü olduğunu direkt söylediğini ve bunu göz korkutmak için değil söylemediği zaman yalancı konumuna düştüğünü belirten Sökmen, "Allah bir doğrudur, ben bunu söylerim. Sabıkalı olmak ayıp bir şey değil. Evet, istemeden oldu, insanlık halidir, yapıldı. Bu dünyada herkesin başına gelebilir bir durum ve bunun garantisi yok, anlık olan şeylerdir. Suçlarımı da söyleyeyim: ’Askerlik kanuna muhalefet’, ’tehdit’, ’hakaret’ ve ’basit yaralama’. Hepsi bu. Bazı insanlar beni yanlış anlayacak, ama eşimin ve kendi yüzümü öne eğecek bir suç işlemedim. Bu suçların hepsi cahil olduğum zamanlarda oldu. Dosyalarıma bakarlarsa hepsi geçmişte kalmıştır" dedi.



"Şu anda ağlıyorum, zoruma gidiyor çok pişmanım"


Cezaevinde geçen süre boyunca ıslah olduğunu belirten Sökmen, "Şu anda ağlıyorum, zoruma gidiyor çok pişmanım. İnsanlar beni gördüğü zaman ve bunları bildiğinde tüm kapılarını kapatıyorlar. Şimdi beni yanlış anlamayın burada bir suç işlesem, "Bu adamın kaç tane sabıkası varmış, nasıl olsa bu adam bunu yapmaya meyilliymiş" diyecekler. Ama ben iş istediğim zaman kimse iş vermiyor. Bana iş verin, ekmek verin, yardım edin. Bugün sabah ekmek alamadım. Kızımı dışarıya çıkaramıyorum, şu anda sadece pilav yiyordu. Ben şu anda kızım için yaşıyorum. Ablam, annem, babam yok, kimsesizim. Eşime Allah razı olsun undan bir şeyler yapmaya çalışıyor, ben de bundan bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Çok şey söylemek istiyorum ama hepsi kursağımda kalıyor" diye konuştu.



"Çocuğumun boğazından helal lokma geçsin istiyorum"


Şu anda her işi yaparım diyen Sökmen, " Gerekirse tuvalet bile temizlerim. Ben sadece iş istiyorum, destek istiyorum ve yardım istiyorum. İşverenler bize, topluma yararlı bir insan olmamız için destek olmazsa, bizler daha kötü yollara düşebiliriz. Çünkü çok zor durumdayım. Çocuğumun boğazından helal lokma geçsin istiyorum" diyerek sözlerine son verdi.


Eski hükümlü Halil İbrahim Sökmen, geçmişte yaptığı hataların bedelini cezaevinde ödediğini, şu anda ıslah olduğunu ve tek derdinin yalnızca eşine ve özel gereksinimli çocuğuna bakmak olduğunu belirterek, gerekli yerlerden yardım beklediğini söyledi.



Eski hükümlü, sabıkası yüzünden iş bulamamanın çaresizliğini gözyaşlarıyla anlattı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Şimşek: ’’Enflasyonun aşağı yönlü düşüş trendinde değişiklik olmayacak’’ Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ‘‘Enflasyon 2022’de yüzde 85 ile ekim ayında zirveyi buldu yılı 64 ile kapattı ve ondan sonra 2023’te enflasyonu 65’te tuttuk. Dezenflasyon 2024’te başlamış, yüzde 44. Geçen sene yüzde 31, şu anda da yüzde 31 civarı. Enflasyonun aşağı yönlü düşüş trendinde bir değişiklik olmayacak, enflasyonu düşürmek ve o trendi devam ettirmek Türkiye için önemli bir kazanım’’ dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kanal 7 Medya Grubu tarafından düzenlenen ‘Yükselen Türkiye Zirveleri’ programına katıldı. Programda konuşan Şimşek, Türkiye’de uygulanan ekonomi programına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Enflasyon verilerinden de bahseden Şimşek, enflasyonun düşüş trendinde bir değişiklik olmayacağını vurguladı. Konuşmasında küresel gelişmelerin ekonomi politikalarını etkilediğini belirten Bakan Şimşek, ‘‘Dünya yoğun bir belirsizlikle karşı karşıya. Kısa vadeli ve uzun vadeli bir resim var. Kısa vadeye baktığımızda İran-ABD-İsrail geriliminin getirdiği emtia şokuyla karşılaşıyoruz. Orta ve uzun vadeye baktığımız zaman jeopolitik gerilimlerin normalleşmiş gibi olduğu görülüyor. Maalesef dünya yeni bir normal ile karşı karşıya. Dünya ticaretinde parçalanma var. Belki 10 kat, belki bin kat daha yıkıcı gelişmelere sebep olabilecek çok kapsamlı bir dönüşüm yaşanıyor. Dünya çok büyük bir borç yükü ile karşı karşıya. Faizlerin yüksek olduğu bir ortamda bu durum soruna dönüşebilir’’ diye konuştu. Küresel ekonomide Türkiye için fırsatların da olduğunu ifade eden Şimşek, ‘‘Dış talep esnekliği, kur esnekliğinden 11 kat daha güçlü. Esas belirleyici taleptir ve maalesef talepte de 2026 için en azından şu an itibarıyla öngörüler çok da olumlu değil. Savunma sanayinde Türkiye çok güçlü bir altyapıya sahip ve bundan dolayı da biz bunu bir fırsat olarak görüyoruz. Ticaretteki parçalanmalara karşı bağlantısallık yatırımı yapıyoruz. Ticarette korumacılığa karşı stratejiyle biz dayanıklılığı artırmaya çalışıyoruz’’ ifadelerini kullandı. Küresel savunma sanayi harcamalarına dikkat çeken Bakan Şimşek, ‘‘Dünya eski dünya değil. Karşımıza büyük bir trend çıkıyor. Küresel savunma sanayii harcamaları. Avrupa’da bazı ülkeler milli gelirlerinin yüzde 5’ini savunma sanayisine harcıyor. Türkiye burada büyük bir fırsat penceresi görüyor. Küresel savunma sanayi harcamaları 6,6 trilyon dolara çıkacak. Dolayısıyla savunma sanayisinde Türkiye çok güçlü bir altyapıya sahip. Bundan dolayı da biz bunu büyük bir fırsat olarak görüyoruz’’ dedi. Şimşek, ‘‘Geçen sene 10 milyar dolarlık ihracat yapmışız, 18 milyar dolarlık taze sipariş gelmiş. Bunu küçümsemeyin. 18-20 milyar dolarlık savunma sanayi ihracatının kar marjları o kadar yüksek ki, 50-60 milyar dolarlık geleneksel ihracata bedeldir. Türkiye yeni bir sanayi devriminin, savunma sanayinin kaldıraç görevini gördüğü bir dönemin eşiğindedir’’ açıklamasında bulundu. ‘‘Enflasyonun aşağı yönlü düşüş trendinde değişiklik olmayacak’’ Enflasyonun düşüş trendinde olduğunu vurgulayan Şimşek, ‘‘Enflasyon 2022’de yüzde 85 ile ekim ayında zirveyi buldu yılı 64 ile kapattı ve ondan sonra 2023’te enflasyonu 65’te tuttuk. Dezenflasyon 2024’te başlamış, yüzde 44. Geçen sene yüzde 31, şu anda da yüzde 31 civarı. Geçici olarak 1-2 ay bu son gelişmeler etkiler. Enflasyonun aşağı yönlü düşüş trendinde bir değişiklik olmayacak, enflasyonu düşürmek ve o trendi devam ettirmek Türkiye için önemli bir kazanım’’ diye konuştu. Enflasyonla mücadeleye ilişkin değerlendirmede bulunan Şimşek, ‘‘Enflasyonla mücadele çok oluyor, artık bir yerde duralım" yaklaşımları var. Bu çok miyopik bir yaklaşımdır. Kalıcı ve yüksek büyümenin yolu düşük enflasyon sürecinden geçer. Enflasyon düşerse büyüme katlanır’’ ifadelerini kullandı. ‘‘Bu program olmasaydı enflasyon nerelere giderdi? Sorusunu sormak gerekiyor’’ Uygulanan ekonomi programından ve etkilerinden de bahseden Şimşek, ‘‘Şimdi bizim uygulamakta olduğumuz ekonomi programının 3 evresi var. Birinci evre risklerin kontrolü. Tarihimizin en büyük felaketi yaşandı, 13 ilimiz büyük bir depremden etkilenmiş. Bu yaraları sararken büyük bütçe açıkları oluştu. EYT hayata geçirildi, 3 milyon civarı vatandaşımız 40’lı yaşlarda emekli oldu, daha da olacaklar, EYT kanunu bu. Bu riskleri yönetim önemliydi. ‘Bu program olmasaydı enflasyon nerelere giderdi?’ sorusunu sormak ve buna kafa yormak gerekiyor’’ dedi. Programın evreleri hakkında bilgi veren Şimşek, ‘‘İkinci evre ekonomideki dengesizlikleri azaltmaktı yani enflasyonu azaltmak. İkinci evreyi de geride bıraktık. Ana hedeflerin tamamında ilerleme sağladık. Şimdi üçüncü evre var, önü açık bir evre. Bu evrenin tamamlanmasına 2027’nin sonu olarak bakıyoruz. Bu sene çok daha devasa büyük bir şokla karşı karşıyayız ve bunlar üçüncü evreyi etkiliyor. Bütün dünya bu şokun etkileriyle mücadele edecek. 3’üncü evrede bugüne kadar ki kazanımları pekiştirmekti, yani politika ile bir yere varırsınız ve bunu kalıcı hale getirmek için reform yapmanız gerekir. Bu dönemin ne kadar süreceği meselesi iç ve dış fonksiyonlara bağlı’’ açıklamasında bulundu.
Bursa Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık: "Rakamlar siyasi ayrımcılığı belgeliyor!" Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, CHP’li Mustafa Bozbey Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemine ait faaliyet raporundaki verileri masaya yatırarak ilçeye yönelik hizmet adaletsizliğine sert tepki gösterdi. Işık, faaliyet raporundaki rakamların, Gürsu halkına yönelik açık bir kaynak ayrımcılığını tescillediğini ifade etti. Asfalt yatırımlarında "üvey evlat" muamelesi CHP yönetimindeki Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin faaliyet raporunda yer alan; ilçelere sunduğu asfalt hizmetlerini karşılaştıran Başkan Mustafa Işık, Gürsu’ya ayrılan payın diğer ilçelerin çok gerisinde kaldığını vurguladı. Bazı belediyelere 60 bin ton, hatta bir ilçeye 479 bin ton asfalt yatırımı yapıldığını hatırlatan Işık, "Gürsu’ya reva görülen miktar ise sadece 6 bin tonla sınırlı kalmıştır. Bu uçurumun izahı yoktur" dedi. Yol malzemesi dağıtımında uçurum: 110 bin tona karşı 5 bin ton Benzer bir tablonun yol yapımında kullanılan ocak malzemesinde de yaşandığını dile getiren Işık, ilçeler arasındaki dağılımı belirterek Mustafakemalpaşa: 110 bin ton, Mudanya: 42 bin ton, Gürsu: 5 bin ton hani 17 ilçeye adil ve eşit hizmet götürülecekti? Büyükşehir’in kendi resmi raporu, ‘eşitlik’ söylemlerinin sadece kağıt üzerinde kaldığını ve siyasi bir ayrımcılık yapıldığını açıkça ortaya koymaktadır," dedi. "Hak ve adalet söylemleri Gürsu sınırında duruyor" Siyaset sahnesinde sürekli "Hak, hukuk ve adalet" vurgusu yapanların icraat noktasında Gürsu’yu görmezden geldiğini belirten Işık, eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü: "Hak bunun neresinde, adalet bunun neresinde? Gürsu halkının hakkını savunduğumuz her an karalama kampanyalarıyla susturulmaya çalışıldık. Ancak su sorununda da yangın felaketinde de olduğu gibi, zaman bizi bir kez daha haklı çıkarmıştır. Önceliklerinin siyasi polemik değil, Gürsu halkının hizmet alması olduğunu belirten Belediye Başkanı Mustafa Işık, açıklamasını kararlılık mesajıyla noktaladı: "Bizim derdimiz bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek; yani Gürsu’nun hakkını almaktır. Hemşehrilerimizin hukukunu ve alın terini her platformda sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz."