GÜNDEM - 03 Ekim 2024 Perşembe 12:26

Evini kuaföre çevirdi, yaşadığı şehirde bir ilki başardı

A
A
A
Evini kuaföre çevirdi, yaşadığı şehirde bir ilki başardı

Isparta’da yaşadığı evi iş yerine çevirerek bayan kuaförlüğü yapan Pınar Yıldızhan, aynı zamanda Isparta’nın ilk ve tek erkek kuaförlüğü yapan kadını oldu. Meslek hayatı içerisinde farklı arayışlar içerisine girdiğini söyleyen Yıldızhan, "Erkek kuaförlüğü yapan kadının olmadığını fark ettim ve bunu başarabileceğime inanarak başladım" dedi.


Isparta’da yaşayan ve 7 yıldır bayan kuaförlüğü yapan Pınar Yıldızhan (34), bir ay önce aldığı eğitimler sonucunda Isparta’nın ilk ve tek erkek kuaförü oldu. 7 yıl önce yaşadığı evi iş yerine çevirerek kadın kuaförlüğü yapan Yıldızhan, aynı zamanda erkek müşterilerine de hizmet vermenin mutluluğunu yaşıyor. Kuaförlük sürecine genç yaşta eşini trafik kazasında kaybettikten sonra başladığını söyleyen Yıldızhan, "9 yıl önce eşimi trafik kazasında kaybettim. Psikolojik olarak zor bir süreçten geçiyordum. Psikolojimi toparlayabilmem için babam bana ön ayak oldu ve iki tezgahlık bir yerde insanlara hizmet vermeye başladım. Orası bir iş yeri değildi aslında. Sonra komşularımıza ve arkadaşlarıma küçük küçük işlemler yapıyordum. Müşteri potansiyelim çok fazla olmaya başlamıştı, iki tezgah olduğu için içeriye müşteriler sığmamaya başladı. İşlerimi büyütünce bir iş yeri açmaya karar verdim. Ne yapsam diye düşünüyordum eşyalarımı sattım ve yaşadığım alanı, evimi iş yeri yaptım. Kuaförlük sürecim böyle başladı" dedi.



"Erkek kuaförlüğü yapan kadının olmadığını fark ettim ve bunu başarabileceğime inandım"


Bayan kuaförü olarak hizmet verdiği süre içerisinde işlerine farklılık katmak için arayışlar içerisine girdiğini belirleten Yıldızhan, “Yaptığım araştırmalar sonucunda Isparta’da erkeklere hizmet veren kadın kuaför olmadığını fark ettim ve bunu başarabileceğime inandım. Isparta’da hizmet veren erkek bir kuaförden eğitim almaya başladım ve kuaför salonumun bir kısmını erkeklere hizmet vermek amacıyla müşterilerime açtım. Şu an Isparta’da erkek kuaförlüğün yapan tek kadınım" şeklinde konuştu.



"Kadın kuaför olduğum için haliyle şaşırıyorlar ama güzel tepkiler veriyorlar"


Erkek müşterilerinden ve çevresinden güzel tepkiler aldığını belirten Yıldızhan, "Benim sosyal medya hesabımdan paylaştığım içerik ve duyuruları görüp gelen müşterilerim oldu. Kadın kuaför olduğum için haliyle şaşırıyorlar ama güzel tepkiler veriyorlar. Ben bu kararı alırken ailemin desteğini de aldım. Her alanda olduğu gibi beni tabii ki eleştirenler de oldu ama verdiğim hizmetin beni ve müşterilerimi mutlu ettiğini görünce vazgeçmedim. Mutluyum, gururluyum” dedi.


Konuşmasının sonunda hemcinslerine mesaj veren Pınar Yıldızhan, "Ben kadının her alanda başarılı olabileceğine ve bunu gösterebileceğine inanarak bu yola çıktım. Buradan kadınlara vermek istediğim mesaj, kesinlikle hayallerinden vazgeçmesinler ve hayallerinin peşinden koşsunlar” açıklamalarında bulundu.



“Kadınların dokunduğu her iş daha güzel oluyor”


Kuaför Pınar Yıldızhan’a tıraş olan Münircan Eryılmaz ilk defa bir kadın kuaförüne tıraş olduğunu söyleyerek, “Farklı bir deneyim oldu. Biz erkekler olarak genelde berberlerimizi pek değiştirmeyiz ama ben bundan sonra Pınar hanımı tercih etmeyi düşünüyorum. Kadınların bu sektörde olması iyi bir şey, sonuç olarak onların dokunduğu her iş daha güzel oluyor. Isparta’da bunun olması mutluluk verici. Pınar hanıma teşekkür ediyorum” dedi.



Evini kuaföre çevirdi, yaşadığı şehirde bir ilki başardı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."