ASAYİŞ - 11 Temmuz 2023 Salı 20:06

Isparta’da silahla öldürülen muhtarın davasında ilk duruşma yapıldı

A
A
A
Isparta’da silahla öldürülen muhtarın davasında ilk duruşma yapıldı

Isparta’nın Senirkent ilçesinde muhtarı öldürdükleri iddiasıyla hakim karşısına çıkan 4 şüphelinin tutukluluğunun devamına karar verilerek duruşma ileri bir tarihe ertelendi.



Senirkent ilçesi Büyükkabaca Köyü Muhtarı Yüksel Ülperen aralarında husumet bulunduğu iddia edilen Bekir Ö. (18) tarafından 12 Aralık 2022 tarihinde silahla öldürülmüştü. Isparta Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya ‘Kasten Adam Öldürme’ suçundan tutuklu yargılanan Bekir Ö., Hüseyin Ö., Bayram Ö., Tevfik Ö. ve azmettirme suçundan adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Emine Ö., taraf avukatları, Yüksel Ülperen’in eşi Ümmü Ülperen ve annesi Gülşah Ülperen katıldı. Mahkeme başkanı tarafından ilk olarak söz verilen Bekir Ö.’nün annesi Emine Ö., Yüksel Ülperen ile aralarında bir husumet olduğunu ve Yüksel’in oğlu Mehmet tarafından alacak verecek meselesi yüzünden sürekli tehdit altında olduğunu öne sürerek, “Ben muhtarım bana bir şey olmaz, diyordu. Oğlu da sürekli bizden para istiyordu, kendisi de istiyordu. Olayın olduğu gün oğlumu kahvede dövdüler. Biz haberi alınca Bekir, ben ve eşim Bayram kahveye gittik, giderken Bekir’in elinde tüfek vardı. Bekir’in elinden tüfeği aldım. Kahveden Hüseyin’le birlikte çocuklarımı alıp eve getirdim. Sonrasında bizim eve H.A. geldi, eşimle konuşmaya başladı. Ben evin içindeydim. Sonrasında silah sesi duyduğumda oğlum Bekir’in koştuğunu gördüm ona ne oldu? dedim. Anne Yüksel’i vurdum, dedi. Sonra jandarma geldi zaten” dedi.



Mahkeme başkanı tarafından olayın olduğu gün oğluna “Kalbine sık kalbine” diye bir şey söyleyip söylemediği sorulan Emine Ö. “Hayır her türlü yemin edebilirim, öyle bir şey söylemedim" dedi. 2 gün imza atması sebebi ile adli kontrol şartı ile serbest bırakılan Emine Ö. çalışması gerektiğini dile getirerek imza atmak için kimse izin vermediğinden adli kontrol şartının kaldırılmasını talep etti. Yüksel Ülperen’i kasten öldürme suçundan tutuklu yargılanan Tevfik Ö. olay günü kardeşi Hüseyin’i dövdüklerini anlatarak, “Kahveye gittiğimizde Hüseyin kanlar içindeydi. Bekir’de tüfek ve tabanca vardı, bende ise kısa tüfek vardı. Biz kahveye kavgaya gitmedik onlarda da silah olduğu için tedbir amaçlı silahları yanımıza aldık. Hüseyin’i kahveden aldık eve geldik, ben silahları eve bıraktım. Sonra evin önüne Hayati geldi babamla konuşmaya başladı. Yüksel, arabada oturuyordu. Arabanın kapısı açıldığında Yüksel’in belinde tabanca gördüm. Sonrasında silah sesi geldi." dedi.



Mahkeme başkanı “Yüksel ile husumetiniz vardı, neden şikayet etmediniz?" sorusunu yanıtlayan Tevfik Ö. “Bizim Yüksel ile husumetimiz vardı ama şikayet etmedik. Oğlu ile alacak verecek meselesi yüzünden davamız vardı. Onu bir tek babası durdurabilirdi” dedi. Olay günü şüpheli olarak jandarmada verdiği ifadesinde çelişkiler olduğunu ve olayın şoku ile kardeşinde silah olduğunu söylemediğini belirten Tevfik Ö., hakkında atılan suçlamayı kabul etmeyerek beraatini talep etti.



Mahkemede dinlenilen tutuklu sanık Bayram Ö. ise Yüksel ile aralarında olan husumetin oğlu M.Ü. yüzünden olduğunu söyledi. Sanık Bayram Ö. “Yüksel oğlu ile aramızda olan husumetten dolayı benim yanımda farklı başkalarının yanında farklı konuşuyordu. Olay günü oğlum Hüseyin kahveye gitmiş. Ö.A.D. kahvede oğlumu dövmüş. Hüseyin, Bekir’i aradı beni dövdüler, dedi. Bekir önden gitti. Arkasından ben jandarmayı arayarak kahveye gittim. Sonrasında H.A.’yı aradım” dedi. Mahkeme başkanının "Onu neden aradın onun rolü ne?" sorusuna sanık Bayram Ö. “Onun her iki aile ile de arası iyi aradım bize gel. Ö.A.D. kahvede Hüseyin’i dövmüş, dedim. Konuşmada Yüksel konusu hiç geçmedi. Eve yaklaşınca bana telefonda yanımda Yüksel var, dedi. Yüksel gelmesin, dedim. H.A., geldiği zaman çocuklarım evin önünde bulunan balkon kısmındaydı. Sonrasında Bekir balkon kısmından çıkmış nasıl çıktığını görmedim. Ben H.A. ile konuşurken silah sesi duydum. Arabanın sol tarafında Bekir’i gördüm. Yüksel, kanlar içindeydi, Bekir o an kaçtı. Yüksel’e baktım hareket yoktu. Bekir’in elinde o an ne olduğunu göremedim” ifadelerine yer verdi.



“O gün silah çekmeseydi ben ateş etmezdim”


Mahkemede dinlenilen bir başka tutuklu sanık Hüseyin Ö. ise olay günü çok ceza almamak için kolluk kuvvetlerine ve savcılığa verdiği ifadenin gerçeği yansıtmadığını söyleyerek “O gün kahvede oturuyordum. M.A.D. geldi bana muşta ile vurdu. Aramızda husumet bulunan Yüksel’in oğlu M.Ü.’nün evi kahveye yakın olduğu için gelebileceğini düşünerek aile bireylerimi aradım. Bekir kahveye geldiğinde elinde tabanca abim Tevfik’in elinde kubur vardı. Eve dönerken babama jandarmayı aramasını söyledim. Eve geldik babam telefonla konuşuyordu, Bekir babamın yanındaydı sonrasında H.A. geldi abim arabanın gerisindeydi. Yüksel Ülperen silah çekti, bende o an ailemi korumak için silah sıktım. Benden sonra bir el ses daha duydum. Tüfek mi silah mı anlamadım sonrasında jandarmayı aradım. Kardeşim Bekir’in, Yüksel’i vurduğunu söyledim” dedi. İfadesinin devamında Yüksel’in hiç onlara küfür ya da tehdit etmediğini söyleyen Hüseyin Ö. “Yüksel hep oğlunu frenliyordu. O gün silah çekmeseydi ben ateş etmezdim” dedi.



“Benim Yüksel’le bir sıkıntım yoktu. O gün silah çekmeseydi vurmazdım”


Kasten adam öldürme suçundan tutuklu yargılanan ve ilk kez halim karşısına çıkan sanık Bekir Ö.(18) ise duruşma salonunda olay günü yaşanılanı anlattı. Bekir Ö., "Olay günü Hüseyin abim beni aradı, dövüldüğünü söyledi. Yanıma tüfek ve tabanca aldım. Tevfik abimde kubur vardı. Kahvenin önünde havaya ateş açtım. Annem tüfeği elimden aldı. Sonra Hüseyin abimi alıp eve geldik. H.A. ve Yüksel Ülperen geldi. Onlar kapının önüne geldiği zaman babam ve abim vardı. Ben Yüksel’in oğlu M.Ü.’nün de geleceğini düşünerek evden kuburu aldım. Bir şey yapmayacaktım korkutmak için almıştım. Geldiklerinde babama bağırmaya başladılar. Silah sesi duydum. Yüksel’in elinde elinde tabanca görünce sıktım. Neresine denk geldiğini hatırlamıyorum. Annem bana kalbine sık kalbine demedi” ifadelerine yer verdi.



"Ailemin silahlardan haberi yok"


Önceki verdiği ifadeyi kabul etmeyen ve şuan ki ifadelerinin doğru olduğunu savunan Bekir Ö. “Evimizde 2 tane tabanca vardı. Tabancaların biri bana ait, ailemin benim tabancamdan haberi yoktu. Savcılık ifademde Yüksel’in tabanca rengini hatırlamıyorum demiştim ama şuan hatırlıyorum siyahtı” dedi. Mahkeme başkanının hastane raporlarında Yüksel Ülperen’in silahının belinde olduğu ve ucunda mermi olmadığının sorulmasının üzerine sanık Bekir Ö. “Gördüm elinde silah vardı. Ailemle Yüksel’in oğlu M.Ü.’nün husumeti vardı. Sürekli tehdit ediyordu. Yüksel oğlunu sürekli engellemeye çalışıyordu. Benim Yüksel’le bir sıkıntım yoktu. O gün silah çekmeseydi vurmazdım” dedi.



"Tüm sanıklardan şikayetçi oldu"


İfadelerin ardından duruşmada söz verilen Yüksel Ülperen’in annesi Gülşen Ülperen, bütün sanıklardan şikayetçi olduğunu söyleyerek en ağır cezayı almalarını talep etti. Mahkeme salonunda son olarak dinlenilen Ülperen’in eşi Ümmü Ülperen ise “Eşim hep yapıcı birisiydi. Hiç yıkıcı olmadı. Eşim arabaya binene kadar ben eşimin yanındaydım. Biz o gün kavga haberini alınca M.A.D.’nin evine gittik kimse yoktu. Oğlumu aradım anne biz çarşıdayız bir şey yok siz babamla eve dönün, dedi. Yolda H.A. ile denk geldik onunla birlikte arabaya binip uzaklaştıktan 3-4 dakika sonra üç el silah sesi duydum. Üç seste birbirinden farklıydı. Bir kısmı tabanca bir tüfekti. Benim oğlum Tevfik’e 100 bin lira kreşi çekti. 25 bin lirasını ödedi. Gerisini vermediler. Eşim buna rağmen onlara para dediğiniz şey kağıt parçası para yerine gelir diyerek aralarını bulmaya çalışırdı. Sanıklardan şikayetçiyim” ifadelerine yer verdi.



Müşteki avukatları Emine Ö.’nün adli kontrol şartı ile serbest bırakılma şartının kaldırılmasını ve tutuklamasını talep etti. Mahkeme heyeti, sanık Emine Ö.’nün tutuklama talebini reddederek, adli kontrol talebinin kısmen kaldırılmasına tutuklu sanıklarının tutukluluk halinin devamına karar vererek mahkemeyi ileri bir tarihe erteledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Takla atan otomobil yandı, vatandaşlar sürücüyü son anda kurtardı Aydın’ın Efeler ilçesinde iddiaya göre makas atmak isterken kontrolden çıkan otomobilin refüje çarpıp ters dönmesinin ardından araç alev aldı. Yangın tüpleriyle müdahale eden vatandaşlar, sürücü son anda kurtardı. Kaza, Efeler ilçesi Efeler Mahallesi Işıklı Bulvarı üzerinde meydana geldi. İddialara göre 09 HT 016 plakalı otomobil sürücüsü O.T., önünde giden motosikleti sollamak için makas atmak istedi. O esnada direksiyon hakimiyetini kaybeden genç sürücü refüje çarptı. Çarpmanın etkisiyle takla atan araç ters döndü. Otomobilden bir anda dumanlar ve alevler yükselirken, çevredeki vatandaşlar yangın tüpü ile alevlere müdahale etti. Bir yandan yangın tüpü ile aracı söndürmeye çalışan vatandaşlar bir yandan da sıkışan sürücüyü kendi imkanlarıyla araçtan çıkarttı. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen itfaiye ekipleri, yangına müdahale etti. Ekiplerin hızlı müdahalesiyle yangın söndürülürken, soğutma çalışması gerçekleştirildi. Yaralı sürücü ise olay yerindeki ilk müdahalenin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavi altına alınan sürücünün sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilirken, araç çekici marifetiyle kaldırıldı. "Her şey anlık oldu" Olay anını anlatan ve şoka girdiğini ifade eden bölge esnaflarından Saniye Sarıdayı, "Dükkanımın önünde etrafı izliyordum. Bir anda otomobil refüje çarptı ve araba ters döndü. Bir an dumanlar yükselmeye başladı. Ben hemen koşturdum, yangın tüpümü almaya. Allah’tan tüpüm doluydu. Yoksa araba ve çocuk yanacaktı. Kurtardık. Bir can kurtardığımız için ben de şoktayım. Anlık oldu her şey. Sürücüyü çıkardılar hemen. Alttan camları kırarak. Bir yandan araba yanmaya başladı. Hatta bir ara çekilmeye başladı herkes. Araba yanıyor diye. Tüple alevleri söndürünce, kurtardılar sürücüyü de. Ben hala şoktayım" dedi. Araçta büyük çaplı maddi hasar meydana gelirken kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
Niğde Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
Bilecik ODTÜ’de bayrak saldırısına tepki: Bilecik’te 350 kişilik yürüyüş Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) Türk bayrağına yönelik saldırıya tepki amacıyla Bilecik’te 350 kişinin katılımıyla yürüyüş gerçekleştirildi. Ülkü Ocakları Bilecik İl Başkanlığı Üniversite ve Ortaöğretim Birimi öncülüğünde, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi kampüsünde düzenlenen etkinlikte "ODTÜ’de yaşanan bayrağa saldırıya karşı tek yürek, tek ses" sloganı atıldı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde yaşanan olaylara tepki amacıyla gerçekleştirilen programda, katılımcılar Türk bayrağına yönelik her türlü saldırıyı kabul edilemez bulduklarını ifade etti. Yürüyüşün ardından yapılan basın açıklamasında birlik ve beraberlik vurgusu yapıldı. Ülkü Ocakları Bilecik İl Başkanı Bahadır Emirler açıklamasında, "Aziz Türk milletinin bağımsızlığının, şehitlerimizin emaneti ve devletimizin namusu olan şanlı bayrağımıza uzanan her türlü hadsizliğin karşısında olduğumuzu bir kez daha en güçlü şekilde ilan ettik. Türk gençliği bayrağına, vatanına, devletine ve milli değerlerine sahip çıkmayı yalnızca bir görev değil, bir namus meselesi olarak görmektedir. Şanlı al bayrağımızın gölgesinde, Türk milletinin birliği ve dirliği için tek yürek, tek ses olmaya devam edeceğiz. Kuruluş ve kurtuluşun beşiğinden; o mukaddes namusa uzanan kirli ellere Türk evladının uyarısıdır. Şanlı al bayrağımızın gölgesinde Türk milletinin birliği ve dirliği için tek yürek, tek ses olmaya devam edeceğiz. Ne Mutlu Türk’üm diyene" dedi.
Kırıkkale Sazan sarmalında ’enişte’ oyunu tutmadı: Gerçek araç sahibi ’sahte ilan’ tuzağını bozdu Kırıkkale’de "sazan sarmalı" yöntemiyle yapılmak istenen dolandırıcılık girişimi, son anda fark edildi. Aracını satmak isteyen bir vatandaşın fotoğraf ve ruhsat bilgilerini alan dolandırıcı, aynı araç için sahte ilan açarak İstanbul’dan gelen bir aileyle 1 milyon 50 bin liraya anlaştı. Aracı almak için Kırıkkale’ye gelen aileye, gerçek araç sahibini "eniştem" diye tanıtan dolandırıcının oyunu buluşma sırasında ortaya çıktı. Edinilen bilgiye göre, Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesinde kafe işletmeciliği yapan Erol Uça, otomobilini satmak için ilan oluşturdu. Aracını 1 milyon 615 bin liradan satışa çıkaran Uça, bir süre sonra kendisini "Melih Karlı" olarak tanıtan bir kişi tarafından arandı. Araçla ilgilendiğini söyleyen şahıs, telefonda yaptığı pazarlıkla otomobil için 1 milyon 580 bin liraya anlaştı. Pazarlığın ardından şüpheli şahıs, "sorgulama yapacağım" bahanesiyle Uça’dan aracın orijinal fotoğraflarını ve ruhsat görüntüsünü istedi. Uça’nın gönderdiği fotoğraflar daha sonra farklı bir ilanda kullanıldı. Şüpheli, aracın fotoğraflarıyla sahte ilan açarak otomobili piyasa değerinin çok altında satışa çıkardı. Şüpheli şahıs, İstanbul’dan bir alıcıyla da 1 milyon 50 bin liraya anlaşarak aileyi Kırıkkale’ye yönlendirdi. Aracı almak için İstanbul’dan gelen aile, Yahşihan’da gerçek araç sahibi Erol Uça ile buluştu. Görüşmede şüpheli şahsın, Uça’yı "eniştem" diyerek tanıttığı ortaya çıktı. Durumu anlayan Uça, alıcıları uyararak para göndermemelerini istedi. Araç sahibi Erol Uça, yaşanan sürecini İHA’ya anlattı. Uça, "Aracımı satmak için sosyal medya platformunda bir ilan oluşturdum. Daha sonra kendisini Melih Karlı olarak tanıtan bir kişi beni aradı. Telefonda araçla ilgili pazarlık yaptık. Benden, sorgulama yapmak bahanesiyle aracın orijinal fotoğraflarını ve ruhsat fotoğrafını istedi. Ben de o an inanarak bu bilgileri kendisine gönderdim" dedi. "Böyle bir fiyat yok" Bir süre sonra aracının fotoğraflarıyla sahte ilan açıldığını öğrendiğini belirten Uça, "İlan farklı bir isimle verilmişti ancak iletişim numarası beni arayan kişiye aitti. Bugün alıcı olduğunu söyleyen kişiler Kırıkkale’ye geldi. Meğerse bu kişiler dolandırılmak üzere kandırılmış. Araç için 1 milyon 50 bin liraya anlaşmışlar. Kendileriyle buluştum ve durumu anlattım. ‘Hiçbir şey belli etmeyin, dolandırılıyorsunuz. Böyle bir fiyat yok. Karakola gidelim, şikayetçi olalım’ dedim" diye konuştu. Şüpheli şahsın alıcılardan kapora istediğini ifade eden Uça, "Alıcılara, ‘Paranın bir kısmını bana göndereceksiniz, bir kısmını da güvenli satış başlatmak için ayıracaksınız. Şimdilik 5 bin lira gönderseniz yeter’ demiş. Ayrıca benim için de ‘O eniştem, aramız çok iyi değil. Onlarla çok para muhabbeti yapmayın’ diyerek insanları oyalamış. Ben de alıcıları uyardım. ‘Dolandırılıyorsunuz, dikkatli olun. Kesinlikle kimseye para göndermeyin’ dedim" ifadelerini kullandı. "İlk etapta büyük şok yaşadılar" İstanbul’dan gelen ailenin büyük şoke olduğunu söyleyen Uça, "İlk etapta büyük şok yaşadılar. Çünkü İstanbul’dan kalkıp uykusuz şekilde Kırıkkale’ye gelmişler. Araç alacaklarını düşünürken kendilerini karakolda buldular. Daha sonra dolandırıcıdan kimlik bilgisi istedik ancak göndermedi. Sahte konum ve çeşitli bahaneler söyledi. Durumu anladığımızı fark edince de telefonlarımıza cevap vermemeye başladı" dedi. Vatandaşlara uyarılarda bulunan Uça, piyasa değerinin çok altında verilen ilanlara dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, "Piyasa fiyatını mutlaka araştırın. Sosyal medya platformlarında çok düşük ve gerçek dışı fiyatlarla verilen ilanlara asla inanmayın. Piyasanın çok altında bir fiyat varsa mutlaka şüphe duyun. Bu yöntem, halk arasında ‘sazan sarmalı’ olarak bilinen dolandırıcılık yöntemidir. Kimse görmeden ve emin olmadan para göndermesin" şeklinde konuştu. Araç sahibi ve alıcı aile, olayın ardından emniyete giderek şikayetçi oldu. Polis ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.
Ankara KAMİAD Genel Başkanı Adıgüzel: "Bizler devletimizin yükünü omuzlayan, ülkenin kalkınma projelerinde aktif görev alan insanlarız" Kamu Müteahhitleri ve İş İnsanları Derneği (KAMİAD) Genel Başkanı Ali Adıgüzel, "Bizler kamu yatırımlarını gerçekleştiren, devletimizin yükünü omuzlayan, ülkenin kalkınma projelerinde aktif görev alan insanlarız. Ancak sektörümüzün yaşadığı yapısal sorunları da görmezden gelemeyiz" dedi. KAMİAD 2. Olağan Genel Kurul Toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi. Genel Kurul divan üyelerinin seçimiyle başlayan toplantıda, KAMİAD’ın kuruluş vizyonunun ve geleceğe dair stratejilerini aktaran video gösterimi yapıldı. Genel Kurul Toplantısı çerçevesinde KAMİAD Genel Başkan Yardımcısı Hatice Kesin, 2023-2026 dönemi faaliyet raporunu ve gelecek döneme ilişkin hedefleri kurula sundu. Gelen Kurul, KAMİAD Saymanı Mehmet Ali Güneş tarafından geçmiş dönem gelir-gider tablosunu ve gelecek dönemde tahmini bütçe beklentilerini aktarmasıyla devam etti. Divan Kurulu heyetinin gerçekleştirdiği oylamayla birlikte Ali Adıgüzel, oy birliğiyle yeniden KAMİAD Genel Başkanlığı’na seçildi. "Sektörümüzün temel problemlerini, ilgili tüm kurumlarda güçlü bir şekilde gündeme taşıdık" Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren KAMİAD Genel Başkanı Adıgüzel, KAMİAD’ın yalnızca bir dernek olmadığını, sektörün sorunlarını dile getiren, çözüm üreten, kamu nezdinde görüşleri dikkate alınan, güçlü bir sivil toplum örgütü olduğunu dile getirdi. Adıgüzel, göreve geldikleri ilk günden itibaren yalnızca sorunları konuşan değil, çözüm için mücadele eden bir anlayış ortaya koyduklarını da belirterek, "1. Olağan Genel Kurulumuz ile göreve gelmiş Yönetim Kurulumuz ile birlikte; ek fiyat farkı, süre uzatımı, tasfiye hakkı, sicil affı, hak ediş süreçleri ve mevzuatsal sorunlar başta olmak üzere, sektörümüzün temel problemlerini, ilgili tüm kurumlarda güçlü bir şekilde gündeme taşıdık. Başta Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere; Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altındaki tüm siyasi partilerimizle, ilgili diğer bakanlıklarımızla ve bürokratik yapılarla çok sayıda görüşme gerçekleştirdik. Kamu İhale Kurumu nezdinde yürüttüğümüz temaslarla; sektörümüzün sorunlarını teknik raporlarla anlattık, çözüm önerileri sunduk. Sadece Ankara’da değil; Türkiye’nin birçok ilinde gerçekleştirdiğimiz ‘KAMİAD Türkiye Buluşmaları’ ve ’Şehir Toplantıları’yla üyelerimizle birebir temas kurduk" açıklamasında bulundu. "İş makinelerimizle, teknik ekiplerimizle, mühendis kadrolarımızla afet bölgelerinde aktif görev aldık" Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri sonrasında ise KAMİAD olarak yalnızca konuşan değil, sahada olan bir yapı olduklarını ifade eden Adıgüzel, "İş makinelerimizle, teknik ekiplerimizle, mühendis kadrolarımızla ve sosyal destek organizasyonlarımızla afet bölgelerinde aktif görev aldık. 6 Şubat depreminin ardından; ülkemizde ilk defa bir sivil toplum kuruluşu olarak; 30 kişilik bir Teknik eleman kadromuzla, Çevre Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü’nün koordinasyonunda; Hatay bölgesinde 8 gün boyunca hasar tespit çalışmalarına katkı sunduk" diye konuştu. "Ülkemize ekonomik avantaj sağlayacak ortak satın alma ve tedarik modelleri oluşturacağız" Adıgüzel, yeni döneme girerken önlerinde çok daha büyük hedeflerin olduğunu sözlerine ekleyerek, "Hazırladığımız 2026-2028 Stratejik Master Plan doğrultusunda; Türkiye genelinde nitelikli üye kazandırma çalışmaları yaparak, illerde şubeleşme çalışmalarına başlayacağız. Dijital üyelik sistemi ve KAMİAD mobil uygulamasını hayata geçirerek üyeler arası işbirliğini ve ticareti arttıracağız. Hukuki danışmanlık ve tahkim merkezi oluşturacağız. İhale takip ve analiz platformumuzu devreye alacağız. KAMİAD Türkiye Buluşmalarını daha geniş kapsamlı hale getireceğiz. Üniversiteler ve teknik kuruluşlarla ortak projeler geliştireceğiz. Kamu ve özel sektör iş birliklerini daha ileri seviyeye taşıyacağız. Ülkemize ekonomik avantaj sağlayacak ortak satın alma ve tedarik modelleri oluşturacağız. Üyelerimiz ve aileleriyle birlikte tatil programları düzenleyerek birlik ve beraberliğimizi arttıracağız" ifadelerine yer verdi. "Bizler, devletimizin yükünü omuzlayan, ülkenin kalkınma projelerinde aktif görev alan insanlarız" Gelecek dönemde en büyük hedeflerimizden birinin mesleki itibarın güçlendirilmesi olduğunun altını çizen Adıgüzel, "Bizler kamu yatırımlarını gerçekleştiren, devletimizin yükünü omuzlayan, ülkenin kalkınma projelerinde aktif görev alan insanlarız. Ancak sektörümüzün yaşadığı yapısal sorunları da görmezden gelemeyiz. Finansmana erişim zorlukları, artan maliyetler, hak ediş süreçleri, yüksek enflasyon ve mevzuatsal problemler sektörümüz üzerinde ciddi baskılar oluşturmaktadır. Bizler devletimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Fakat sektörümüzün sorunlarını dile getirmekten ve çözüm talep etmekten de asla geri durmayacağız. Çünkü güçlü bir kamu yatırımı sistemi, güçlü yüklenicilerle mümkündür" şeklinde konuştu. Program, KAMİAD Başkanı Ali Adıgüzel’in konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.