KÜLTÜR SANAT - 23 Ağustos 2025 Cumartesi 15:28

Isparta’nın tarihi Minia Isparta Dioramik Müze ve Kafe’de yaşatılacak

A
A
A
Isparta’nın tarihi Minia Isparta Dioramik Müze ve Kafe’de yaşatılacak

Isparta Belediyesi Kirazlıdere, Kirazlıtepe, Andık Deresi Bezirgan Şelalesi Mesirelik Alanı projelerinin ardından şimdi de Minia Isparta Dioramik Müze ve Kafe’yi Isparta’ya kazandırıyor.


Isparta Şehir Hastanesi’nin yan tarafında bulunan bölgede bin 293 metrekare alanda 2 katlı Minia Isparta Dioramik Müze ve Kafe inşa edildi. Binada 144 metrekare kapalı ve 118 metrekare açık alanlarıyla toplamda 134 kişiye aynı anda hizmet sunabilecek kafesiyle, 635 metrekare diroamik müze ve sergi alanları bulunuyor. Başkan Başdeğirmen, projenin tamamlanmasıyla müzede Isparta’nın Gelendost ilçesinde 1071 yılında yapılan Miryokefalon Savaşı’nın da anlatılacağını söyledi.



Müzenin bodrum katında canlandırma alanları yer alacak


Müzenin bodrum katında canlandırma alanları yer alırken, bu alanlarda Geleneksel Eski Türk Evi Mutfak Yaşamı Canlandırması, Geleneksel Eski Türk Evi Hamur Açan Kadın ve Halı Dokuyan Kadın Canlandırması, Geleneksel Kına Gecesi Canlandırması ve Isparta Eski Gül Yağı Atölyesi Canlandırması yapılıyor. Dioramik Müze alanında ise Isparta’nın da içinde yer aldığı Anadolu’nun kesin olarak Türk yurdu olmasını sağlayan savaş olarak bilinen Miryokefalon Savaşı Canlandırması bulunuyor. Tüm bu canlandırma alanlarında kompozisyona uygun silikon heykeller ve arka planlar oluşturuldu.



"Isparta’nın tarihi Minia Isparta Dioramik Müze ve Kafe’de yaşatılacak"


Projenin detaylarını anlatan Başkan Başdeğirmen, Minia Isparta Dioramik Müze ve Kafe’nin tamamlanmasıyla, "Isparta’nın tarihi Minia Isparta Dioramik Müze ve Kafe’de yaşatılacak" dedi. Başkan Başdeğirmen, "Şehir Hastanesi’nin üst kısmında, eski çevre yolunun üzerinde olan bir yapımız var. Miyokefalon isminde bir savaş oldu. Bu savaşın sonucunda 1071 yılında Malazgirt Savaşı’yla Anadolu’nun kapıları açıldı, Bitlis’e kadar. Ondan sonra da 1176 Miryokefalon savaşları başladı. Konya’dan başlayıp, Isparta üzerinden Denizli’ye giden bir savaş. Bunun en büyüğü Gelendost Yenice sivrisinde yapılan Miryokefalon zaferi. Bu ismi canlı tutabilmek için Minia Isparta Dioramik Müze ve Kafe projemiz içerisinde Miyokefalon Müzesi yapıyoruz. Bu savaşı anlatan rölyeflerle, isimlerle ve tanıtımlarla canlı gibi olan mumya heykellerle tarihi orada yaşatacağız. Bitmek üzere. Duvarları da bitti" dedi.



"Isparta’nın ilçe ve köylerinde bulunan tarihi yapıların maketleri sergilenecek"


Başkan Başdeğirmen, Minia Isparta Dioramik Müze ve Kafe projesinin ikinci kısmında da Isparta’nın ilçe ve köylerindeki tarihi noktaların minyatür şeklinde sergileneceğini söyledi. Başkan Başdeğirmen, "Projenin ikinci kısmında kentteki birçok tarihi noktanın maketlerini sergileyeceğiz. Pisidia Antiocheia Antik Kenti’ni koyacağız. Atabey ilçemizdeki Ertokuş Bey Medresesi’nin maketi konulacak. Böyle tarihi yapılar oraya konulup tanıtılacak. Şehrimizi hem turizm anlamında, hem kültür anlamında iyi yerlere gittiğini düşünüyoruz" diye konuştu.



Isparta’nın tarihi Minia Isparta Dioramik Müze ve Kafe’de yaşatılacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne 28 Şubat mağduru Gülsevin Kuzu, o dönem yaşadıklarını anlattı Edirne’de yaşayan Gülsevin Kuzu, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını anlattı. Kuzu, başörtüsü nedeniyle eğitim ve çalışma hayatında zorluklarla karşılaştığını belirtti. Ankara’da doğan 46 yaşındaki Gülsevin Kuzu, 28 Şubat dönemi sorası 1999 yılırnda Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okuduğunu belirterek, o yılları "inancın sorgulandığı, başörtüsünün suç gibi görüldüğü zamanlar" sözleriyle anlattı. Kuzu, okul ortamında dini kimliğe yönelik olumsuz söylemlerle karşılaştığını, bunun kendisini inancını araştırmaya yönelttiğini ifade etti. Yaptığı okumalar sonrasında başörtüsü takmaya karar verdiğini söyleyen Kuzu, bu tercihin o dönem çevresi tarafından "radikal" olarak değerlendirildiğini dile getirdi. 1997 sonrasında baskının arttığını belirten Kuzu, özellikle kamu kurumları ve eğitim alanında başörtülü kadınlara yönelik kısıtlamaların günlük hayatın parçası haline geldiğini ifade etti. Üniversite hastanelerinde başörtülü ziyaretçilerin içeri alınmadığını, askeri törenlerde bazı ailelerin törenlere katılamadığını gördüğünü belirten Kuzu, bu dönemi "baskının sıradanlaştığı yıllar" olarak nitelendirdi. Sınav günü yaşadığını bir olayı da paylaşan Kuzu, sınava yetişmesine yardımcı olan polislerin aksine sınav salonunda bir görevlinin başörtüsü nedeniyle işlem yapmak istediğini söyledi. Kuzu, yaşanan tartışmanın ardından sınava girmesine izin verildiğini ancak zaman kaybı yaşadığını söyledi. Eğitim sonrasında iş başvurularında da benzer engellerle karşılaştığını ifade eden Kuzu, başörtülü kadınların kamu görevine alınmasının o yıllarda çok zor olduğunu kaydetti. Bugünkü şartları geçmişle kıyaslayan Kuzu, "Şimdiki özgürlük ortamı o dönem için hayal bile edilemezdi" dedi. Elinde bulunan resmi bir belgeyi kamuoyuyla paylaşmak istediğini belirten Kuzu, geçmişte yaşananların hatırlanmasının toplumsal hafıza açısından önemli olduğunu vurguladı. Açıklamasının sonunda farklı inanç ve yaşam tarzlarına saygı çağrısı yapan Kuzu, "Artık herkesin birbirine saygı duyduğu bir ortam istiyoruz" ifadelerini kullandı.