GÜNDEM - 29 Eylül 2025 Pazartesi 12:26

Kendini deprem anında enkazda hisseden mühendis, hayat kurtaran sistem geliştirdi

A
A
A

TÜBİTAK tarafından onaylanan cihaz, enkaz altındaki kişilerin hem yerini tespit ediyor hem de iletişim kurarak kurtarma ekiplerine hayat kurtaran veriler sağlıyor.

Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Geçin, depremde enkaz altındaki kişilerin yerini belirleyip iletişim kurulmasını sağlayan bir cihaz geliştirdi. TÜBİTAK-1001 Ulusal Deprem Araştırma Programı kapsamında geliştirilen ’Akıllı Sensör Teknolojisi Kullanan Deprem İzleme Sistemi’, binaların her katına yerleştirilen sensörlerle deprem öncesi, anı ve sonrasını takip ediyor.

Kendini deprem anında enkazda hisseden mühendis, hayat kurtaran sistem geliştirdi

"Kendimi enkaz altında gibi hissettim ve derhal bu projeyi tamamladım"

Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Geçin, "Ben bu projeyi yaparken kendimi enkaz altında kalmış gibi hissettim. Sesimin enkazın üzerine ulaşmadığını, bağırdığımda ise kimsenin beni duyup duyamayacağından emin olamadığımı düşündüm. Bu çaresizlik duygusu, projeyi daha hızlı tamamlamak istememe neden oldu" dedi.

Kendini deprem anında enkazda hisseden mühendis, hayat kurtaran sistem geliştirdi

Binaları "Kimliklendiren" akıllı sensörlerle anlık deprem takibi

6 Şubat depreminin, bu projeyi hayata geçirme sürecini en çok hızlandıran dönem olduğunu belirten Geçin, "Projemizin adı ’Akıllı Sensör Teknolojisi Kullanan Deprem İzleme Sistemi’. TÜBİTAK-1001 Ulusal Deprem Araştırma Programı kapsamında destek alan bu proje, 13 Mart 2025’te tescil edilerek yürürlüğe girdi. İlk altı ayın sonunda ürettiğimiz cihazları, 23 Eylül’de Samsun’da gerçekleştirilen tatbikatta deneme fırsatı bulduk ve testten başarıyla geçti. Proje genel olarak deprem öncesi, deprem anı ve deprem sonrası olmak üzere üç aşamadan oluşuyor. Her binanın her katına yerleştirilmesi gereken, kimlikli cihazlarımız var. Bu cihazlar ortak kullanım alanı olan merdiven boşluklarına monte ediliyor ve böylece bina kimliklendirilerek projenin bir parçası haline geliyor. Deprem başladığı anda, en alt kattan en üst kata kadar yerleştirilen cihazlar binayı sürekli taramaya başlıyor. Binanın ekseni kaydığında ve yıkılma tehlikesi algılandığında, sistem merkezi birime yıkılma riski uyarısı gönderiyor. Bina tamamen çökmese bile bu uyarı anında görülebiliyor" şeklinde konuştu.

Kendini deprem anında enkazda hisseden mühendis, hayat kurtaran sistem geliştirdi

Enkaz altında 40 gün dayanabilen ve "Sesimi duyan var mı" diyen akıllı cihazlar

Cihazın adrese dayalı nüfus kayıt sistemin entegre edildiğinde, enkaz altında kalan yetişkin, çocuk ve yaşlı sayısını da tespit edip en geç 120 saniye içinde raporlanabildiğini ifade eden Geçin, "Deprem sonrası bina yıkılmamışsa sistem normal çalışmaya devam ediyor, eğer bina yıkılmışsa cihazlar uyku moduna geçiyor ve dahili bataryaları devreye giriyor. Bu bataryalar sayesinde cihazlar 40 gün boyunca enkaz altında çalışmayı sürdürebiliyor. Kurtarma operasyonlarının en kritik aşamalarından biri olan ’canlı tespiti’ sırasında, bu cihazların hoparlörleri devreye giriyor. Enkaz haberleşme özelliği sayesinde, cihazlar ’sesimi duyan var mı’ çağrısını tekrarlayarak enkaz altındaki kişilerin seslerinin yukarıya ulaşmasını sağlıyor. Böylece kurtarma ekipleri, hangi noktada çalışmaya başlayacaklarına öncelik sırasına karar verirken önemli bir avantaj elde ediyor" dedi.

Kendini deprem anında enkazda hisseden mühendis, hayat kurtaran sistem geliştirdi

Faik Güven Yılmaz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Kurtlar Vadisi" ile hafızalara kazınan yalı satışta İstanbul Boğazı’nda yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla gündeme geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çeken tarihi yapı dron ile görüntülendi. İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Kandilli sahilinde yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla tekrar gündem geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Tarihi yapı, Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çekti. Boğaz yalıları arasında özgün mimarisiyle öne çıkan yapı, 1835 ile 1855 yılları arasında Osmanlı saray mimarisinin önemli isimlerinden Garabet Balyan tarafından inşa edildi. Boğaz’ın seçkin yalıları arasında gösterilen yapı, iki katlı ahşap mimarisi, beyaz cephe kaplaması ve kırmızı kiremitli çatısıyla dikkat çekiyor. Yalı, 1900 yılında Mehmet Abud Efendi tarafından satın alınarak Abud Ailesi’nin ikameti olarak 1981 yılına kadar kullanıldı. Yaklaşık 1 bin 500 metrekarelik arsa üzerinde bulunan yapı, 270 metrekare taban alanına ve toplam 540 metrekare kullanım alanına sahip. Kâgir olarak inşa edilen alt katta iki ayrı kayıkhane yer alırken, üst kat yarı dikdörtgen formda bir sofa etrafında şekilleniyor. Dronla havadan çekilen görüntülerde yalının denize sıfır konumu ve geniş rıhtımı net şekilde görüldü. Üst açıdan yapılan çekimlerde simetrik pencere düzeni, cumbalı bölümleri ve Boğaz’a açılan geniş terası dikkat çekti. Yalının hemen yanında bulunan müştemilat ve arka bahçedeki ağaçlık alan da görüntülere yansıdı. Sahil hattı boyunca uzanan iskele ve mermer rıhtım bölümü ise yapının tarihi kimliğini gözler önüne serdi. Dizilerle özdeşleşen yalı Yalı, özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde geçen sahnelerle geniş kitleler tarafından tanındı. Dizide güç ve otoriteyi simgeleyen konsey sahnelerine ev sahipliği yapan yapı, yıllar içinde televizyon tarihinin simge mekanlarından biri haline geldi. Hisselerinin satışa çıkarılmasıyla yeniden gündeme gelen yalıda yüzde 15,23’lük payın 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz hattındaki tarihi yapıların yatırım değeri her geçen gün artarken, söz konusu yalının hem tarihi geçmişi hem de televizyon hafızasındaki yeri nedeniyle farklı bir konumda bulunduğu belirtiliyor. Havadan çekilen görüntülerde Boğaz’daki dalga hareketleriyle birlikte yalının suya yansıyan silueti dikkat çekerken, çevresindeki tarihi ağaç dokusu ve sahil şeridi de kadraja yansıdı.
Erzurum Azerbaycan Tıp Üniversitesi ile akademik iş birliği görüşmesi gerçekleştirildi Atatürk Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu ve küresel akademik iş birliklerini güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir akademik temasa daha ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda, Azerbaycan Tıp Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Doç. Dr. Kamandar Yaqubov, Doç. Dr. Gülbeniz Hüseynova ve Doç. Dr. Aydın Aliyev ile Pato-Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sevinç Hacıyeva, Atatürk Üniversitesini ziyaret ederek bir dizi görüşmede bulundu. Ziyaret programı çerçevesinde konuk akademisyenler, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede; iki üniversite arasında bilimsel iş birliğinin geliştirilmesi, ortak araştırma projelerinin hayata geçirilmesi, akademik personel ve öğrenci değişim programlarının artırılması ile disiplinler arası çalışmaların teşvik edilmesi gibi başlıklar ele alındı. Oldukça verimli bir atmosferde gerçekleşen toplantıda, özellikle farmakoloji ve patofizyoloji alanlarında yürütülebilecek ortak bilimsel çalışmaların stratejik önemi vurgulandı. Taraflar, bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, uluslararası fon kaynaklarına yönelik projelerde birlikte yer alınması ve sürdürülebilir akademik iş birliklerinin tesis edilmesi konusunda karşılıklı mutabakat sağladı. Rektör Hacımüftüoğlu, nazik ziyaretlerinden dolayı Azerbaycan Tıp Üniversitesi heyetine teşekkür ederek, iki köklü kurum arasında tesis edilen bu temasların, önümüzdeki süreçte somut iş birliklerine dönüşeceğine olan inancını ifade etti. Ziyaret, iyi niyet temennilerinin ardından sona erdi.