SAĞLIK - 12 Eylül 2025 Cuma 09:50

Osmanlı’dan esinlenen yöntemle 11 yılda 800 bağımlı genci hayata döndürdüler

A
A
A
Osmanlı’dan esinlenen yöntemle 11 yılda 800 bağımlı genci hayata döndürdüler

Kendi çocuklarının uyuşturucu bağımlısı olduğunu gören ve uygulanan tüm tedavi yöntemlerinden olumlu sonuç alamayan iki baba, Osmanlı dönemindeki tedavi yöntemini keşfederek önce kendi evlatlarını iyileştirdi. Şimdi ise aynı durumda olan ailelere ve gençlere umut olmaya devam ediyorlar. Isparta’da kurdukları Uyuşturucu, Bağımlılıklarla ve Alkolizmle Mücadele Derneği (UYUMDER), Osmanlı döneminde alkol bağımlılarına uygulanan hamam tedavisinden esinlenerek sauna ve çeşitli aktivitelerle ilaçsız tedavi sunuyor. Bu yöntem sayesinde 11 yılda 800’den fazla kişi bağımlılıktan kurtuldu.



Isparta’da 2014 yılından itibaren faaliyet gösteren Uyuşturucu, Bağımlılıklarla ve Alkolizmle Mücadele Derneği (UYUMDER), madde bağımlılarını ilaçsız tedavi eden özel bir iyileştirme merkeziyle dikkat çekiyor. Türkiye’nin ilklerine imza atan derneğe başvuran bağımlılar, at bakıcılığı, kütüphane, hobi bahçesi, ahşap ve demir atölyesi, oyun salonu ve su terapisi gibi etkinliklerle sosyal hayata kazandırılıyor. Merkez, AMATEM ve benzeri kuruluşların uyguladığı ilaç tedavisini reddediyor. Osmanlı döneminde alkol bağımlılarına hamam yöntemiyle uygulanan tedaviden ilham alan dernek, günümüz teknolojisini kullanarak sauna yöntemiyle 6 ay süren bir iyileştirme süreci yürütüyor. Başarı oranının yüzde 70’e ulaştığı merkezde bugüne kadar 800’den fazla genç, madde bağımlılığından kurtularak meslek sahibi oldu.



Evlatlarını kurtarma mücadelesinden doğan umut


Derneğin kuruluş hikâyesi de ise İbrahim Uzunköprü ve Yaşar Erbil, kendi evlatlarının uyuşturucu bağımlısı olduğunu gördüklerinde pek çok tedavi yöntemini denedi ancak sonuç alamadı. Katıldıkları bir etkinlikte Osmanlı dönemindeki hamam tedavisinden ilham alan iki baba, apartmanlarının deposuna kurdukları basit bir sauna sistemiyle ilk 6 kişilik bağımlı grubunu 6 ayda iyileştirmeyi başardı. Bu başarının ardından derneği büyüterek, kendi acılarından doğan bu yöntemle başka ailelere de umut kapısı araladılar.



Acıdan doğan bir umut hikâyesi


UYUMDER’de tedavi olduktan sonra yaklaşık 3 yıldır gönüllü olarak eğitmenlik yapan Mustafa Sarı, "UYUMDER, 11 yıl önce küçük bir depoda, iki evladıyla sınanmış iki baba tarafından, kendi yaşadıkları acılardan yola çıkılarak kuruldu. Daha sonra yapılan çalışmaları gören Isparta Valiliği’nin de destekleriyle derneğimiz, Isparta–Eğirdir Karayolu’nda yaklaşık 52 dönümlük bir araziye taşındı. Kuruluş hikâyesi şöyle: Kurucularımız İbrahim Uzunköprü ve Yaşar Erbil, evlatlarının sigara bile içmediğini düşünürken bir anda onların madde bağımlısı olduğunu öğrendi. Birçok yöntem denemelerine rağmen sonuç alamadılar. Katıldıkları bir seminerde Osmanlı döneminden kalma bir tedavi yöntemini duyduktan sonra bu yöntemi denemeye karar verdiler. Dernek ilk olarak bir apartmanın bodrum katında kuruldu. İlk 6 kişiyle başladılar ve çok zor, çok acılı bir dönemden geçtiler. Daha sonra buranın yetersiz geldiğini anlayınca Gölcük Tabiat Parkı civarında daha büyük bir alana geçerek ilk sauna sistemini orada başlattılar" ifadelerini kullandı.



Asırlık yöntemle ilaçsız tedavi


Sauna programının Osmanlı dönemine dayandığını belirten Sarı, "O dönemde şarap bağımlıları ve Müslüman olmayı seçen Hristiyanlar, bağımlılıklarından kurtulmak için hamama girerek vücuttaki maddeleri terleme yoluyla atıyorlardı. Biz de burada tamamen geçmişe dayalı bu yöntemi uyguluyoruz. Dışarıda AMATEM veya başka kuruluşların kullandığı ilaç tedavisini kesinlikle uygulamıyoruz" şeklinde konuştu.



18 yılın izleri, 24 günde temizleniyor


Derneğin, Türkiye’de ilk ve tek ilaçsız tedavi merkezi olduğunu söyleyen Sarı, "Sauna programımızda 21 ile 24 gün arasında, kullandığımız vitaminlerin de desteğiyle, vücuttaki bağımlılık maddelerini detoks yöntemiyle temizliyoruz. Bazı maddelerin 18 yıl boyunca vücuttan atılmadığı bilinir, biz bu tedaviyle 21–24 günde bu maddeleri sauna yoluyla atabiliyoruz. Başarı oranımız yüzde 70’tir. Kimse ‘yüzde 100 başarı’ iddiasında bulunamaz, böyle bir şey yoktur. Altı aylık tedavi programımızı adım adım uyguladığımızda başarı ortalaması yüzde 70’tir. Yüzde 30’luk başarısızlık oranı ise genellikle kişilerin istikrarsızlığından kaynaklanır. ‘Annem için geldim, babam için geldim, evlatlarım için geldim’ diyerek isteksiz gelen arkadaşlarımız olabiliyor. Bu nedenle zaman zaman başarısızlık yaşanıyor" dedi.



Gençlerin hayatına dokunmak için destek çağrısı


UYUMDER olarak maddi sıkıntılar yaşadıklarını ifade eden Sarı, "Biz Isparta’da Valilik onaylı bir tedavi merkeziyiz ve tamamen ücretsiz hizmet veriyoruz. Ancak gelen arkadaşlarımıza her zaman yeterli imkân sağlayamıyoruz. Örneğin, kuru bakliyatımızı bile Ankara’dan kendi aracımızla temin ediyoruz. Devletimiz her zaman yanımızda, Allah razı olsun, ama biz büyüklerimizin, belediyemizin ve halkımızın desteğinin her zaman omuzlarımızda olmasını istiyoruz. Buradaki yatak kapasitemiz 50 kişi fakat maddi imkânsızlıklar nedeniyle şu anda 20–25 gence destek olabiliyoruz. Belediyemiz, Valiliğimiz ve iş insanlarımız bize destek verirse, sadece 25 değil 50 gencimizi aynı anda tedavi edebilir ve sahip çıkabiliriz" ifadelerini kullandı.




Osmanlı’dan esinlenen yöntemle 11 yılda 800 bağımlı genci hayata döndürdüler

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Kulp’ta kar yağışı etkili oldu, ilçe beyaza büründü Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde dün akşam saatlerinde başlayan kar yağışıyla birlikte ilçe merkezi ve kırsal mahalleler beyaz örtüyle kaplandı. Kar kalınlığı ilçe merkezinde 10 santimetreye, kırsal kesimlerde ise yer yer 20 santimetreye ulaştı. Kulp ilçesinde dün akşam saatlerinde etkisini göstermeye başlayan kar yağışı aralıklarla devam ediyor. Şubat ayının son günlerinde etkili olan kar yağışı ve soğuk hava dalgası, ilçe genelinde kış manzaralarını yeniden ortaya çıkardı. Kar yağışıyla birlikte ilçe merkezi, mahalle araları, park ve yeşil alanlar ile kırsal mahalleler beyaz örtüyle kaplandı. İlçe merkezinde kar kalınlığı yaklaşık 10 santimetreye ulaşırken, yüksek kesimler ve kırsal mahallelerde kar kalınlığının yer yer 10 ila 20 santimetre arasında olduğu öğrenildi. Sabah saatlerinde iş yerlerine gitmek isteyen vatandaşlar, araçlarının üzerindeki karı temizleyerek güne başladı. Esnaf ise dükkanlarını açmadan önce iş yerlerinin önünde biriken karı küreklerle temizledi. İlçe merkezindeki ana caddeler ve ara sokaklarda ulaşımda herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı gözlemlendi. Kar yağışının oluşturduğu manzara ilçe merkezinde kartpostallık görüntüler ortaya çıkarırken, park alanları ve sokaklarda beyaz örtü hakim oldu. İlçe sakinlerinden Hasan Durman, bu yıl kış mevsiminin bereketli geçtiğini belirterek, "Ocak ayını yoğun kar yağışıyla kapatmıştık. Şubat ayı ise daha çok yağmurlu günlerle geçti. Ancak bahara adım atmaya hazırlanırken kar yağışının yeniden etkili olması bizleri şaşırttı. Bu yılın, son yılların en verimli ve yağışlı kışlarından biri olduğunu düşünüyoruz" dedi. Öte yandan ilçede etkili olan kar yağışı nedeniyle kapanan yolların açılması için Kulp Belediyesi ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine bağlı karla mücadele ekipleri sabahın erken saatlerinde çalışmalara başladı. İlçe genelinde 7 farklı ekiple yürütülen kar temizleme ve yol açma çalışmalarının aralıksız şekilde devam ettiği bildirildi. Meteoroloji yetkilileri ise bölgede soğuk hava etkisinin bir süre daha sürebileceğini belirterek, vatandaşları olumsuz hava koşullarına karşı tedbirli olmaları konusunda uyardı.
Kastamonu 28 Şubat’ta başörtüsü sebebiyle mesleğini bırakmak zorunda kalan emekli öğretmen o karanlık günleri anlattı Kastamonu’da yaşayan emekli öğretmen Aysel Mazak, başörtüsü sebebiyle 28 Şubat sürecinde mesleğini bırakmak zorunda kaldığı günleri anlattı. Mazak, "Sürekli bir baskı, zorlama vardı. Biz göğüs germeye çalıştık" dedi. Kastamonu’da yaşayan emekli öğretmen Aysel Mazak, 28 Şubat 1997’deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı döneminde başörtüsü sebebiyle yaşadıklarını anlattı. Başörtüsünü çıkartmak istemediği için peruk takmak zorunda kaldıklarını ve daha sonra mesleğini bırakmak zorunda kaldığını ifade eden Mazak, sürecin bitmesinin ardından tekrar mesleğine dönebildiğini söyledi. Üniversiteden yabancı dil eğitiminden mezun olduktan sonra 1990 yılında Kastamonu’da sınıf öğretmeni olarak çalışmaya başladığını söyleyen Aysel Mazak, "1982-83’te Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesini okuyan o kapalı arkadaşımız eve hep ağlayarak gelirdi. Derdini anlattıkça biz, bu işin içine girmeye başladık. O yıllarda bizim bir şeyden haberimiz yoktu ama tıp fakültesi öğrencisinin çektiği çileleri birebir evde yaşanmaya başladı. Çok üzülürdü, çok ağlardı. O ağladıkça üzüldükçe biz de üzülür ağlardık. Başını açmak istemiyordu. Ama hocaları onu devamlı zorluyordu. Bu da onu çok üzüyordu. Biz mezun olduk. Kastamonu’ya geldim. Ben özel şirkette çalışmaya başladım. Gazetelerde yazılanlar çok dikkatimi çekiyordu. Bir Rabia olayı, bir irtica olayı gibi arkadaşlardan etkilendiğim için de yakından ilgileniyordum. Daha sonra ben de başımı kapattım. Özel şirkette çalışırken müdürlerimizden birkaçı bize bayağı bir baskı yaptılar ama artık o hidayete ermiştim. O imanla, onların dedikleri hiç önemli olmuyor. Onlar ne derlerse desinler hiç umursamıyorsun. Kendi şahsına değil, din için üzülüyorsun. Sonra eşimle evlendik. Sağ olsun o da benimle aynı zihniyetteydi. Birlikte mücadeleye başladık. 1990’da öğretmen olarak atandık. Bu sefer öğretmen olarak mücadelemiz başladı. Telefonlar, teftişler, üst üste cezalar, kınama cezaları aldık. Bir baskı vardı ama bizi bu pek etkilemiyordu. Daha sonra 95’lere geldik. Fatma Şahin, Aczimendi olayı yaşandı. İzlerken hep üzülüyordum. Yıllar sonra bunların ekseriyatının düzmece olduğunu öğrendik. O da çok üzücüydü. Allah mekanı cennet olsun, Enver Ören çok çalıştı. TGRT bize destek veriyordu" dedi. "Milli Eğitim Müdürü, ‘siz açın başınızı biz, sizin günahınızı çekeriz’ dedi" Kendilerine başörtülerini açması için hep baskı yapıldığını belirten Aysel Mazak, "Milli Eğitim Müdürü, ‘siz açın başınızı biz, sizin günahınızı çekeriz’ dedi. Toplantılara alınmıyorduk. Rapor almak zorunda kalıyorduk. Sürekli bir baskı, zorlama vardı. Biz göğüs germeye çalıştık. Bir peruk maceramız oldu. Peruklar takılmaya başlandı. O da çok uzun sürmedi" diye konuştu. "Baskılar sonucu istifa etmek zorunda kaldım" 1998-1999 yılları arasında baskıların daha da çok arttığını kaydeden Aysel Mazak, "Sık sık müfettişler geliyordu, sınıfa daldıkları oldu. Müdürümüzün sınıfa daldığı oldu. En önemlisi de okulumuz yatılı okuldu. Yatakhane bölümünde olan bir mescidin kapatılması bizi çok etkiledi. Çok üzüldük. Orada bazı öğretmenler, görevliler, bazı öğrenciler namazlarını kılıyorlardı. Daha sonra yine teftişlerin sık sık olması beni istifa etmeye zorladı. Çünkü istifa etmeseydim hem eşim hem ben öğretmenlik görevinden men edilecektik. Bu yüzden istifa etmek zorunda kaldım. 3 sene meslekten uzak kaldım. Tayyip Erdoğan, başbakan oldu. Biz buna güvenerek tekrar müracaat ettik,n kabul edildim. İnebolu’dan Cide’ye geçtik. 5-6 sene daha kapalı olduğumuzdan dolayı, ben ve arkadaşlarım çok baskılar gördük. Sağ olsun eşim benim hep destekledi, daha sonra da emekli oldum. Fakat ben emekli olduktan 3 yıl sonra başörtüsü özgürlüğüne kavuştu. Ben yetişemedim ama hiç önemli değil. Önemli olan bizim mücadelemizin sonunda kazanmamız. Şimdi çok şükür, kızım, diğer kapalı hanımlar rahatlıkla başörtüsü takabiliyorlar. Bu da bizi son derece sevindiriyor ve mücadelemizin karşılığını aldığımız için mutluyuz. Hak batıl meselesi kıyamete kadar muhakkak devam edecek. Önemli olan nerede durduğumuz, hangi tarafta olduğumuz" şeklinde konuştu. "Okula atanıyorsunuz daha kapıdan giriyorsunuz ertesi gün elinizde bir sarı zarf tutuşturuyorlar" Mazak’ın eşi Adnan Mazak ise, "Başörtüsüyle ilgili mücadele aslında 80’li yıllara dayanıyor. O zaman biz yoktuk ama eşimin de dediği gibi onun arkadaşları bu mücadeleyi başlatmışlardı. Aynı baskılar 80 ihtilalinden sonra da vardı. 28 Şubat’tan önce bir 28 Şubat zaten yaşanıyordu. 28 Şubat’taki baskıları daha fazlasıyla hissediyorduk. Daha göreve başladığımız gün soruşturmalarla karşılaştık. Bana verilmiyordu ama eşime veriliyordu. Ben onun eşi olarak da dolaylı olarak bize de aynı baskılar geliyordu. Mesela benim üzerimden mesaj gönderiliyordu. Eşin başını açsa ne olacak deniliyordu. Eşimin de dediği gibi Milli Eğitim Müdürü vardı. ‘Biz günahına kefiliz, eşin başını açsın’ diye hani günah yüklenmeye kadar işi götürmüşlerdi. Mesleğinizi rahat yapamıyorsunuz. Eşim rahat anlattı ama aksine o kadar rahat günler geçirmedik. Okula atanıyorsunuz, ertesi gün elinize bir sarı zarf tutuşturuyorlar. Anayasanın değişik maddelerinde istinat edilerek Anayasaya aykırı davranmışsınız gibi, devlet, millet düşmanı gibi gösteriliyorsunuz. Çok savunma yazdık. O günkü müfettişlere hakkımızı helal etmiyoruz. Çünkü onlar kapıdan girerken başörtü teftişine geliyorlardı. Aslında bir tesettür düşmanlığı vardı. Sürekli savunma yapıyorduk, geceleri savunmaları veriyorduk" şeklinde konuştu. 1998-1999 yıllarında baskının daha da çok arttığını belirten Adnan Mazak, "Kaymakam, Garnizon Komutanı ve Milli Eğitim Müdürü beraber imza atınca sizi görevden alabiliyordu. Bir gün okulda eşimle nöbetçiydik. O akşam öğrencilerin yanında bize o üçlü koalisyon geldi. O akşam Allah’tan eşim rahatsızlandı. Çok rahatsızdı, o yüzden hastaneye gitmişti. Doktorda hasta olduğu için rapor vermiş. Geldiklerinde ’hoca rahatsız’ dedim. Milli Eğitim Müdürü, Kaymakam ve Garnizon Komutanının beraber gelmesindeki sebep hocayı el ayak çektirme meselesiydi ama Allah yardım etti, hocayı bulamadılar. Baskın şeklinde teftişler gördük. Adamlar bizi, okulu teftişe değil de kapalı öğretmen çalışıyor mu diye geliyorlardı" dedi. ’Dini kitapları gömmek zorunda kaldık’ 28 Şubat döneminde toplumsal baskıyla da karşı karşıya kaldıklarını belirten Adnan Mazak, "Bir çile çektik. Evimizde legal olan dini kitaplar, Kur’an-ı Kerim, tefsirler gibi kitaplar vardı. Korkumuzdan onları bile gömmek zorunda kaldık. Korktuk. Öyle bir baskı var ki üzerimizde, ’bu terörist, bu yazıyı yazan her şeyi yapar gibi’ düşünüyorlardı. Halkı da öyle bir sindirmişler ki bana selam veren selam vermez oldu. Kahveye gittiğimde selam veren yok öğretmenlerden selam veren yok" diye konuştu.
Malatya Başkan Geçit "Çözüm odaklı çalışıyoruz, sürekli sahadayız" "Vatandaş Soruyor, Başkan Cevaplıyor" buluşmaları kapsamında Dilek Uğrak Mahallesi sakinleriyle bir araya gelip talep ve önerileri dinleyen Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, Yeşilyurt’u topyekûn ayağa kaldırmak için çıktıkları hizmet yolunda şeffaf, hesap verebilir ve çözüm odaklı bir belediyecilik anlayışı benimsediklerini vurguladı. Sürekli sahada olduklarını ifade eden Başkan Geçit, vatandaşlarla birebir iletişim kurarak sorunları yerinde tespit ettiklerini ve en kısa sürede çözüme kavuşturmak için ekiplerle birlikte yoğun mesai harcadıklarını belirtti. Vatandaşlar talep ve ihtiyaçlarını paylaştılar Yeşilyurt Belediyesi Muhtarlık İşler Müdürlüğü tarafından Dilek Uğrak Mahallesi’nde, Hilanlılar Dernek Binası’nda düzenlenen "Vatandaş Soruyor, Başkan Cevaplıyor" toplantısına mahalle sakinleri yoğun ilgi gösterdi. Toplantıda ilk olarak söz alan Hilanlılar Dernek Başkanı Turan Ortaç ile Dilek Mahalle Muhtarı Osman Karaavcı, mahallenin su, kanalizasyon, içme suyu, yol ve doğalgaz başta olmak üzere öncelikli ihtiyaç ve taleplerini dile getirdi. Toplantıya katılan Malatya Büyükşehir Belediyesi MASKİ Genel Müdürlüğü yetkilileri ise, Dilek bölgesindeki alt yapı yatırımları üzerine mahalle sakinlerine bilgiler paylaştılar. Yaylacı "Sorunları yakından takip ediyoruz" AK Parti Yeşilyurt İlçe Başkanı Ramazan Yaylacı ise, 6 Şubat depremlerinin ağır hasarlar bıraktığı 11 kentte olduğu gibi Malatya’nın dört bir tarafında yeni yatırım hamlelerinin tek tek hizmete girdiğini, milletçe el ele vererek deprem yaralarını hep birlikte sardıklarını söyledi. Yeşilyurt’un merkez ve kırsal yaşam alanlarındaki sıkıntıların teker teker çözüme kavuştuğunu hatırlatan Yaylacı, güçlü bir devlete sahip olmalarından dolayı hayal gibi gözüken çok sayıda yatırımın Malatyalılarla buluştuğunu hatırlattığı konuşmasında, "Mahallelerimizin sorunlarını yakından takip ediyoruz, çözüme kavuşması için her türlü gayreti gösteriyoruz" şeklinde konuştu. "Taleplerin çözümü için kararlı adımlar atılıyor" Yeşilyurt Belediyesi Belediye Başkanı İlhan Geçit, Yeşilyurt’un her mahallesine eşit ve adil hizmet götürmek için çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini belirtti. Haftanın 7 günü, günün 24 saati hemşehrilerinin hizmetinde olduklarını ifade eden Başkan Geçit, mahalle toplantılarında iletilen talepleri titizlikle takip ettiklerini ve bu taleplerin çözüme kavuşması için kararlı adımlar attıklarını söyledi. Çözüm odaklı, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla hareket ettiklerini vurgulayan Başkan Geçit, mahalle toplantılarının hizmet planlamasında önemli bir rehber olduğunu dile getirdi. Belediyecilik anlayışlarının masa başında değil, sahada yürütülen bir anlayış olduğunu kaydeden Geçit, vatandaşlarla sürekli iç içe olmaya büyük önem verdiklerini ifade etti. Vatandaşların taleplerinin kendileri için son derece kıymetli olduğunu belirten Başkan Geçit, "7’den 70’e tüm hemşehrilerimizin ilettiği talep ve ihtiyaçları tek tek not alıyor, sorunların çözüme kavuşması için gereken adımları kararlılıkla atıyoruz. Dilek bölgemize bugüne kadar dokuz ziyaret gerçekleştirdik. Bölgenin tüm talep ve beklentilerine hâkimiz. İçme suyu, kanalizasyon, yol ve doğalgaz gibi temel altyapı sorunlarının kalıcı çözüme kavuşması için gerekli planlamalar yapıldı. Etaplar halinde bu sorunları çözüme ulaştıracağız" dedi. Belediyeyi ilgilendiren konuların yanı sıra diğer kurumların sorumluluğundaki talepleri de yakından takip ettiklerini belirten Geçit, ilgili birimlere gerekli talimatların verildiğini, planlamaların tamamlandığını ve uygulama sürecinin kararlılıkla sürdürüldüğünü sözlerine ekledi.
Balıkesir Sındırgı’da Geleneksel Çocuk İftarı gerçekleşti Sındırgı’da minik yürekler aynı sofrada buluştu. Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde Ramazan ayının manevi atmosferi, çocukların neşesiyle birleşti. İlim Yayma Cemiyeti Sındırgı Şubesi öncülüğünde; Türk Kızılay, Sındırgı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Sıdırgı İlçe Müftülüğü desteğiyle düzenlenen program, Milli Eğitim Bakanlığının "Maarif’in Kalbinde Ramazan" etkinlikleri kapsamında gerçekleştirildi. Bu yıl 16.’sı gerçekleştirilen Geleneksel Çocuk İftarı Sındırgı İmam Hatip Ortaokulu ev sahipliğinde yapıldı. Okul bahçesinde kurulan iftar sofrasında öğrenciler bir araya gelirken, ortaya samimi ve renkli görüntüler çıktı. Geceye Doğukan Koyuncu da katılarak öğrencilerle aynı sofrada orucunu açtı. Çocukların heyecanı ve mutluluğu objektiflere yansırken, birlik ve beraberlik mesajları verildi. İftar sonrası sahne alan öğrenciler, seslendirdikleri ilahilerle büyük beğeni topladı. Geleneksel Ramazan etkinlikleriyle program adeta şenlik havasına dönüştü. İlçe Milli Eğitim Müdürü Muzaffer Çakır, ilçede 16 yıldır düzenlenen geleneksel çocuk iftarının bu yıl da coşkuyla gerçekleştirildiğini belirterek, "Öğrencilerimizin tuttukları oruçları Allah kabul etsin inşallah" dedi. Sındırgı’da düzenlenen program, Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ruhunu bir kez daha gözler önüne serdi.